10. bölüm · KARANLIĞIN VARİSLERİ
10. Bölüm — Eski Hastanenin Sırrı
Gece yarısına birkaç saat vardı.
Giray, çalışma odasının penceresinden dışarı bakıyordu.
Konağın önündeki bahçe karanlığa gömülmüştü. Güvenlik ışıkları yanıyordu ama Giray'ın gözü hiçbirini görmüyordu.
Masasının üzerinde duran telefonun ekranı hâlâ açıktı.
"Eski hastane. Yalnız gel."
Mesajın altında tek bir isim vardı.
Yaman arven.
Giray telefonu eline aldı.
Mesajı tekrar okudu.
Sonra ekranı kapattı.
Arkasından kapının sesi geldi.
“Girmeden önce kapıyı çalmayı öğrenmedin mi?”
Serhat içeri girdi.
“Uyumadığını biliyordum.”
Giray ona dönmedi.
“Yarın gece eski hastaneye gidiyorum.”
Serhat'ın yüzü bir anda değişti.
“Hayır.”
Giray:
“Bu bir soru değildi.”
“Oraya gitmeyeceksin.”
“Bana emir verme.”
“Giray.”
“Yıllardır bana bazı şeyleri saklıyorsun.”
Serhat sustu.
“Şimdi ilk defa cevap alabileceğim bir yer karşıma çıktı. Sen de bana gitme diyorsun.”
Serhat:
“Çünkü orası güvenli değil.”
Giray döndü.
“Yaman Arven beni çağırıyor.”
Serhat'ın yüzündeki sertlik kayboldu.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Mesaj attı.”
“Mesajı bana göster.”
Giray telefonu uzattı.
Serhat okudu.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra telefonu geri verdi.
“Bu Yaman'ın yazdığına dair kanıt değil.”
“Sen yazım tarzını nereden biliyorsun?”
“Çünkü onu tanıyorum.”
Giray:
“Ne kadar iyi?”
Serhat'ın cevabı gecikti.
“Sandığından daha iyi.”
Giray:
“Öyleyse bana anlat.”
“Şimdi değil.”
“Yine mi?”
“Giray…”
“Her seferinde aynı şeyi söylüyorsun.”
Giray'ın sesi yükseldi.
“Ne zaman zamanı gelecek?”
Serhat ona baktı.
“Bazen bazı gerçekleri öğrenmek için doğru zamanı beklemek gerekir.”
“Ben yıllardır bekliyorum.”
“Biliyorum.”
“Hayır. Bilmiyorsun.”
Giray bir adım yaklaştı.
“Sayra'nın annesini yıllarca başka biri gibi anlatmak zorunda kaldım. Kızım büyüdü, annesinin kim olduğunu kendi öğrendi. Şimdi de Yaman Arven diye biri çıkıyor.”
Serhat:
“Çünkü geçmiş geri döndü.”
“Ben geçmişten kaçmıyorum.”
Giray'ın gözleri sertleşti.
“Ben geçmişin peşinden gidiyorum.”
Serhat başını eğdi.
“İşte bundan korkuyorum.”
---
Ertesi sabah
Sayra uyandığında odasının kapısının önünde bir kutu gördü.
Kutuyu daha önce hiç görmemişti.
Üzerinde adı yazıyordu.
Sayra Gece Çeviker.
Sayra birkaç saniye kutuya baktı.
Sonra eğilip aldı.
İçeri girdi.
Kutuyu yatağın üzerine bıraktı.
Kapağını açtığında içinde eski bir kolye, birkaç fotoğraf ve küçük bir not vardı.
Notta yalnızca şu yazıyordu:
“Annen bunu sana vermek istedi.”
Sayra'nın nefesi kesildi.
Kolyeyi eline aldı.
İnce, gümüş renkli bir zincirin ucunda küçük bir ay figürü vardı.
Sayra aynada kendisine baktı.
Kolye ona tanıdık geliyordu.
Ama nereden?
Fotoğrafları tek tek çevirdi.
Birinde Selen vardı.
Çok gençti.
Kucağında küçük bir çocuk taşıyordu.
Sayra fotoğrafı kendine yaklaştırdı.
Çocuk kendisiydi.
Fotoğrafın arkasında tarih vardı.
2009.
Sayra'nın gözleri doldu.
“Beni gerçekten bırakmak istemediysen…”
Sesi titredi.
“Neden gittin?”
Kapı açıldı.
Giray içeri girdi.
Sayra hemen fotoğrafları kapatmaya çalıştı.
Ama Giray gördü.
“Bunlar nereden çıktı?”
“Bilmiyorum.”
Giray kutuya baktı.
“Bunu kim gönderdi?”
“Kapımın önündeydi.”
Giray kutuyu eline aldı.
İçindeki kolyeyi gördüğünde yüzü değişti.
Sayra bunu fark etti.
“Bunu tanıyorsun.”
Giray:
“Evet.”
“Annemin mi?”
“Evet.”
“Bana mı ait?”
Giray başını salladı.
“Annen bunu doğduğun gün almıştı.”
Sayra:
“Peki neden bende değildi?”
Giray cevap vermedi.
Sayra:
“Baba.”
Giray derin bir nefes aldı.
“Çünkü Selen senden uzaklaştırıldı.”
“Kim tarafından?”
Giray'ın gözleri Sayra'nın gözlerine çevrildi.
“Arvenler.”
Sayra'nın eli kolyenin üzerinde kaldı.
“Yaman mı?”
Giray sustu.
“Yaman Arven mi?”
“Bilmiyorum.”
Sayra:
“Biliyorsun.”
Giray:
“Yaman'ın ne yaptığını tam olarak bilmiyorum.”
Sayra:
“Peki annem neden ondan korkuyor?”
Giray bir süre sustu.
“Çünkü Yaman, Selen'in ailesinin en tehlikeli insanlarından biriydi.”
Sayra:
“Ve şimdi geri dönüyor.”
Giray cevap vermedi.
Sayra:
“Sen bugün onunla görüşeceksin.”
Giray şaşırdı.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Dün gece seni duydum.”
Giray:
“Sayra, sen gelmeyeceksin.”
“Ben de geliyorum.”
“Hayır.”
“Bu benim hayatım.”
“Bu yüzden gelmeyeceksin.”
Sayra:
“Benim hayatım hakkında karar vermeyi bırak.”
Giray'ın sesi yumuşadı.
“Sen benim kızımsın.”
“Biliyorum.”
“Ve seni kaybetmekten korkuyorum.”
Sayra'nın yüzündeki öfke bir anlığına kayboldu.
“Ben de seni kaybetmekten korkuyorum.”
İkisi de sustu.
Giray kızına yaklaşarak alnına hafifçe dokundu.
“Bu gece burada kal.”
Sayra:
“Ya sen?”
“Ben döneceğim.”
“Emin misin?”
Giray birkaç saniye ona baktı.
“Eminim.”
Ama ikisi de bunun bir söz değil, bir dilek olduğunu bilmiyordu.
---
Öğle vakti
Lâl, şehir merkezindeki küçük bir kitapçıda oturuyordu.
Masasında açık bir kitap vardı ama sayfayı çevirmiyordu.
Çünkü karşısında oturan kişi bütün dikkatini dağıtmıştı.
Selen.
“Beni neden çağırdın?”
Selen:
“Sayra'ya giden kutuyu sen göndermedin.”
Lâl'in yüzü değişti.
“Hayır.”
“Giray da göndermedi.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü kutuyu kimin gönderdiğini biliyorum.”
Lâl öne doğru eğildi.
“Kim?”
Selen:
“Arvenlerden biri.”
“Yaman mı?”
Selen başını salladı.
“Hayır.”
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
Lâl:
“Bu nasıl mümkün olabilir?”
Selen:
“Çünkü Arven ailesi sandığından çok daha büyük.”
Lâl:
“Sayra'nın peşinde neden bu kadar insan var?”
Selen gözlerini kapattı.
“Çünkü Sayra sadece benim kızım değil.”
Lâl:
“Başka ne?”
Selen ona baktı.
“Çeviker ve Arven aileleri arasındaki eski anlaşmanın son parçası.”
Lâl'in yüzü gerildi.
“Ne anlaşması?”
“Bunu sana anlatamam.”
“Yine aynı şey.”
Selen:
“Lâl.”
“Hayır.”
Lâl ayağa kalktı.
“Giray'a her şeyi anlatmak zorunda değilsin. Ama Sayra'nın hayatı söz konusu.”
Selen:
“Biliyorum.”
“Biliyorsan neden hâlâ susuyorsun?”
Selen'in gözleri doldu.
“Çünkü bazı gerçekler ortaya çıktığında Sayra'yı koruyacak kimse kalmayacak.”
Lâl:
“Ben varım.”
Selen:
“Sen de tehlikeye girersin.”
Lâl:
“Umurumda değil.”
Selen ona baktı.
“Giray'a karşı bir şey hissediyorsun.”
Lâl dondu.
“Bu konuyla ne ilgisi var?”
“Çok ilgisi var.”
Lâl:
“Hayır.”
Selen hafifçe gülümsedi.
“İnsan sevdiği kişinin çocuğunu korurken bunu sadece görev olarak görmez.”
Lâl'in yüzü kızardı.
“Ben Sayra'yı seviyorum.”
“Biliyorum.”
“Giray'ı da…”
Lâl sustu.
Selen:
“Devam et.”
Lâl başını eğdi.
“Bilmiyorum.”
Selen ayağa kalktı.
“İşte en tehlikeli cevap bu.”
---
Aynı saatlerde
Karmen, Eren'le buluşmak için bir restorana gitti.
Eren çoktan gelmişti.
Karmen karşısına oturdu.
“Seninle konuşmam lazım.”
Eren:
“Ben de.”
Karmen şaşırdı.
“Sen başla.”
Eren birkaç saniye sustu.
“Benden şüpheleniyorsun.”
Karmen'in yüzü değişti.
“Ne?”
“Son zamanlarda bana farklı bakıyorsun.”
“Çünkü farklı davranıyorsun.”
“Nasıl?”
“Benden bir şey saklıyorsun.”
Eren:
“Hayır.”
Karmen:
“Yalan söyleme.”
Eren'in yüzü sertleşti.
“Bana güvenmiyorsun.”
“Güvenmem için bana bir sebep ver.”
Eren sustu.
Karmen çantasından bir belge çıkardı.
Masaya koydu.
“Bu ne?”
Eren belgeye baktı.
“Bilmiyorum.”
“Üzerinde senin imzan var.”
“Benim değil.”
Karmen:
“Demir buldu.”
Eren'in gözleri sertleşti.
“Demir mi?”
“Evet.”
“Demir sana benim hakkımda ne söyledi?”
“Bunun önemli olduğunu düşünmüyorum.”
“Ben düşünüyorum.”
Eren öfkelendi.
Karmen:
“Bana bağırma.”
Eren birkaç saniye sustu.
“Özür dilerim.”
Karmen gözlerini kapattı.
“Bana gerçeği söyle.”
Eren ona baktı.
“Gerçek şu.”
Bir süre sustu.
“Ben seni kaybetmek istemiyorum.”
Karmen'in gözleri doldu.
“Öyleyse neden benden sürekli uzaklaşıyorsun?”
Eren cevap veremedi.
Çünkü Karmen'e söyleyemeyeceği bir şey vardı.
Son haftalarda başka insanlarla görüşüyor, Giray'ın çevresindeki hareketleri birilerine bildiriyordu.
Ve bunun karşılığında para almıyordu.
Koruma sözü alıyordu.
Ama kimin koruması altında olduğunu Karmen'e söylemeyecekti.
---
Akşamüstü
Aslı konağın bahçesinde yürürken arkasından bir araba durdu.
Aslı dönüp baktı.
Arabanın içinden bir adam indi.
Uzun boylu, siyah giyinmişti.
Aslı adamı tanımıyordu.
Adam ona doğru yürüdü.
“Sen Aslı'sın.”
Aslı:
“Sen kimsin?”
“Alaz'ın selamı var.”
Aslı'nın yüzü değişti.
“Alaz kim?”
Adam gülümsedi.
“Yakında öğrenirsin.”
Aslı bir adım geri çekildi.
“Beni tehdit mi ediyorsun?”
“Hayır.”
Adam cebinden küçük bir kutu çıkarıp yere bıraktı.
“Bu bir hediye.”
Aslı kutuya baktı.
Adam arabasına binip uzaklaştı.
Aslı kutuyu açmadı.
Yaman Kartal birkaç saniye sonra bahçeye çıktı.
“Aslı.”
Aslı:
“Bunu sen gördün mü?”
Yaman kutuya baktı.
“Dokunma.”
“Alaz gönderdi.”
Yaman'ın yüzü değişti.
“Evet.”
“Beni nereden tanıyor?”
“Uzun hikâye.”
“Anlat.”
Yaman:
“Alaz seni daha önce gördü.”
“Ne zaman?”
“Sen fark etmeden.”
Aslı'nın yüzü sertleşti.
“Beni takip mi etti?”
“Evet.”
Aslı kutuya baktı.
“İçinde ne var?”
Yaman:
“Bilmiyorum.”
Aslı:
“Öyleyse açacağım.”
Yaman elini tuttu.
“Hayır.”
Aslı ona baktı.
“Benden korkmamı mı istiyorsun?”
“Hayır.”
“Öyleyse bırak.”
Yaman elini çekti.
Aslı kutuyu açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Aslı vardı.
Ama fotoğraf yeni değildi.
Aslı yaklaşık on altı yaşındaydı.
Arkasında ise bir tarih yazıyordu.
“Seni ilk gördüğüm gün.”
Aslı'nın yüzü bembeyaz oldu.
Yaman fotoğrafı elinden aldı.
“Artık anladın.”
Aslı:
“Bu adam hasta.”
Yaman:
“Evet.”
Aslı:
“Ve benden ne istiyor?”
Yaman:
“Bilmiyorum.”
Aslı:
“Bunu öğreneceğim.”
Yaman:
“İşte bundan korkuyorum.”
---
Gece — Eski Hastane
Saat 23.47.
Giray aracını hastanenin önünde durdurdu.
Bina yıllardır kullanılmıyordu.
Camların çoğu kırıktı.
Kapının üzerinde eski tabelanın harflerinden bazıları düşmüştü.
Giray araçtan indi.
Silahını kontrol etti.
Sonra binaya girdi.
Koridorlar karanlıktı.
Ayak sesleri duvarlarda yankılanıyordu.
Giray birkaç adım attı.
Bir kapının üzerinde numara gördü.
17.
Kapıyı açtı.
İçeride kimse yoktu.
Masanın üzerinde bir dosya vardı.
Giray dosyayı açtı.
İlk sayfada kendi adı yazıyordu.
Giray Pusat Çeviker
Altında Selen'in adı.
Sonra Sayra'nın.
Giray'ın yüzü sertleşti.
Sayfaları çevirdi.
Bir belgede doğum tarihi vardı.
Sayra Gece Çeviker
Başka bir belgede ise bir isim:
Yaman Arven
Giray arkasından gelen sesi duydu.
“Bunca yıl sonra hâlâ aynı şekilde araştırıyorsun.”
Giray yavaşça döndü.
Koridorun sonunda bir adam duruyordu.
Giray'ın gözleri kısıldı.
“Yaman.”
Adam birkaç adım attı.
“Beni hatırladın.”
Giray:
“Unutulacak biri değilsin.”
Yaman hafifçe gülümsedi.
“Sen de değişmemişsin.”
“Sayra'dan uzak dur.”
Yaman:
“İlk söylediğin şey bu oldu.”
“İkinci kez söylemeyeceğim.”
Yaman:
“Ben Sayra'ya zarar vermek istemiyorum.”
Giray:
“Buna inanmıyorum.”
“İnanmak zorunda değilsin.”
Giray ona yaklaştı.
“Yıllar önce Selen'i tehdit ettin.”
Yaman:
“Hayır.”
“Sayra'yı kullandın.”
“Hayır.”
“Onları benden ayırdın.”
Yaman başını iki yana salladı.
“Sen yanlış kişiyi suçluyorsun.”
Giray durdu.
“Ne demek istiyorsun?”
Yaman:
“Selen senden kendi isteğiyle ayrılmadı.”
Giray:
“Biliyorum.”
“Hayır, bilmiyorsun.”
Yaman bir adım yaklaştı.
“Çünkü Selen'i tehdit eden ben değildim.”
Giray'ın yüzü değişti.
“Kimdi?”
Yaman:
“Arven ailesinin başındaki kişi.”
“Kim?”
Yaman cevap vermedi.
Giray:
“Kim?”
Yaman:
“Bunu öğrenmek istiyorsan önce bana güvenmen gerekiyor.”
Giray acı bir şekilde güldü.
“Sana mı?”
“Hayır.”
Yaman dosyayı gösterdi.
“Gerçeğe.”
Giray:
“Ne istiyorsun?”
Yaman:
“Sayra'yı değil.”
“Ne?”
“Senin yardımını.”
Giray'ın yüzü sertleşti.
“Niye?”
Yaman:
“Çünkü Arvenlerin içinde biri var.”
“Kim?”
Yaman:
“Beni öldürmek isteyen biri.”
Giray:
“Kim?”
Yaman'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Alaz.”
Giray sustu.
Yaman:
“Alaz sadece Aslı'nın peşinde değil.”
Giray:
“Ne demek istiyorsun?”
“Senin aileni de izliyor.”
Giray:
“Sayra'yı mı?”
“Sayra'yı.”
Giray'ın eli yumruk oldu.
“Eğer Sayra'ya yaklaşırsa…”
Yaman:
“Biliyorum.”
Giray:
“Onu bulurum.”
Yaman:
“Bulamayabilirsin.”
Giray ona doğru yürüdü.
“Bana meydan okuma.”
“Bu meydan okuma değil.”
Yaman cebinden bir fotoğraf çıkardı.
Giray fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta Sayra vardı.
Tek başına yürüyordu.
Fotoğraf birkaç gün önce çekilmişti.
Giray'ın yüzü değişti.
“Bunu nereden aldın?”
“Ben çekmedim.”
“Kim çekti?”
Yaman:
“Alaz'ın adamları.”
Giray'ın gözleri karardı.
“Bana neden gösteriyorsun?”
“Çünkü Sayra'yı korumak istiyorsan…”
Yaman birkaç saniye sustu.
“…önce kimin düşmanın olduğunu öğrenmelisin.”
Giray:
“Peki sen?”
Yaman ona baktı.
“Ben mi?”
“Sen benim neyimsin?”
Yaman:
“Şimdilik düşmanın.”
Giray:
“Şimdilik?”
“Belki yarın değil.”
Tam o anda hastanenin dışından bir ses geldi.
Yaman'ın yüzü değişti.
“Git.”
Giray:
“Ne?”
“Şimdi.”
Koridordan ayak sesleri geliyordu.
Birden ışıklar kapandı.
Giray silahını çıkardı.
Yaman duvarın arkasına geçti.
Dışarıdan birkaç kişi binaya girdi.
Giray:
“Kaç kişi?”
Yaman:
“Altı.”
“Sen nereden biliyorsun?”
“Çünkü beni öldürmeye geldiler.”
Giray ona baktı.
“Bu gece burada ölmeyeceksin.”
Yaman:
“Bundan emin misin?”
Giray:
“Hayır.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Yaman hafifçe gülümsedi.
“İşte seni bunun için seviyorum.”
Giray:
“Ne?”
“Ne olursa olsun geri adım atmıyorsun.”
Koridordan sesler yaklaşırken Yaman başka bir kapıyı açtı.
“Buradan.”
Giray onun peşinden gitti.
İkisi dar bir koridordan ilerledi.
Arkadaki kapı sertçe açıldı.
Birileri onları fark etmişti.
Giray:
“Çıkış nerede?”
Yaman:
“Sağda.”
“Sen önden git.”
Yaman:
“Bana güvenmeye başladın mı?”
“Hayır.”
“Güzel.”
İkisi birlikte binadan çıktı.
Giray aracına bindi.
Yaman diğer tarafa geçti.
Giray ona baktı.
“Sen de mi geliyorsun?”
Yaman:
“Artık aynı düşmana sahibiz.”
Giray motoru çalıştırdı.
“Bu ortaklık değil.”
Yaman:
“Biliyorum.”
Araç uzaklaşırken hastanenin çatısında bir adam onları izliyordu.
Telefonunu çıkardı.
Bir numarayı aradı.
“Yaman çıktı.”
Karşıdaki ses:
“Giray?”
“Onunla birlikte.”
Kısa bir sessizlik.
Sonra karşıdaki kişi tek bir cümle söyledi.
"O zaman zaman plan değişti."
---
Aynı gece — Konağın içinde
Sayra salonda yalnız oturuyordu.
Saat 02.13 olmuştu.
Giray hâlâ dönmemişti.
Lâl yanına geldi.
“Uyumadın mı?”
Sayra başını kaldırdı.
“Babam nerede?”
Lâl sustu.
“Bilmiyorum.”
Sayra:
“Sen biliyorsun.”
“Hayır.”
Sayra ayağa kalktı.
“Lâl.”
“Efendim?”
“Bana bir söz ver.”
Lâl ona baktı.
“Ne?”
“Babam geri dönmezse…”
Sayra'nın sesi titredi.
“…beni yalnız bırakma.”
Lâl'in gözleri doldu.
“Giray geri dönecek.”
“Ya dönmezse?”
Lâl Sayra'nın yanına oturdu.
“Bazen insanlar geri dönmek için düşündüğümüzden daha uzun süreye ihtiyaç duyar.”
Sayra:
“Sen ona güveniyorsun.”
“Evet.”
“Neden?”
Lâl birkaç saniye sustu.
“Çünkü o, sevdiği insanları yarı yolda bırakmaz.”
Sayra:
“Peki ya kendisini?”
Lâl'in yüzü düştü.
“Onu bilmiyorum.”
---
Sabahın ilk saatleri
Giray sonunda konağın önüne geldi.
Araçtan indi.
Kapıya doğru yürüdü.
Ama içeri girmeden önce yanında duran Yaman'a baktı.
“Buradan sonrası ayrı.”
Yaman başını salladı.
“Şimdilik.”
Giray:
“Sayra'yı sana emanet etmiyorum.”
“Biliyorum.”
“Ve sana güvenmiyorum.”
“Bunu da biliyorum.”
Giray:
“Peki neden hâlâ buradasın?”
Yaman:
“Çünkü sana söylemediğim bir şey var.”
Giray durdu.
“Ne?”
Yaman:
“Alaz'ın Sayra'yı neden istediğini biliyorum.”
Giray'ın yüzü değişti.
“Niye?”
Yaman cevap vermedi.
Sadece Giray'ın eline küçük bir zarf verdi.
“Bunu Sayra'ya sen vermelisin.”
Giray zarfı aldı.
“Ne var içinde?”
Yaman:
“Doğduğu geceye ait bir kayıt.”
Giray zarfı sıkıca tuttu.
“Sen nereden biliyorsun?”
Yaman ona baktı.
“Çünkü o gece hastanedeydim.”
Giray'ın yüzündeki bütün ifade kayboldu.
“Ne?”
Yaman arkasını döndü.
“Gerçeği öğrenmek istiyorsan…”
Bir an durdu.
“…bu kez Selen'e değil, Serhat'a sor.”
Yaman uzaklaştı.
Giray birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra konağa girdi.
Salonun ortasında Sayra onu bekliyordu.
Sayra ayağa kalktı.
“Geldin.”
Giray başını salladı.
“Geldim.”
Sayra ona yaklaştı.
“Yaman'ı gördün mü?”
Giray sustu.
Sayra'nın yüzü değişti.
“Gördün.”
“Evet.”
“Ne söyledi?”
Giray elindeki zarfa baktı.
Sonra kızına.
“Bana çok fazla şey söyledi.”
Sayra:
“Bana anlatacak mısın?”
Giray bir süre düşündü.
“Bu sefer…”
Zarfı Sayra'ya uzattı.
“…birlikte öğreneceğiz.”
Sayra zarfı aldı.
Ama açmadan önce Giray'ın yüzüne baktı.
“Baba.”
“Ne?”
“Bundan sonra bana yalan söyleme.”
Giray gözlerini kızından ayırmadı.
“Vermeyeceğim.”
Sayra zarfı açtı.
İçinden küçük bir ses kayıt cihazı çıktı.
Üzerinde tek bir tarih vardı:
Sayra'nın doğduğu gece
Sayra cihazı eline aldı.
Giray'ın yüzü sertleşti.
İkisi de henüz bilmiyordu.
O kayıt yalnızca Selen'in neden gittiğini değil…
Serhat'ın yıllardır sakladığı en büyük sırrı da ortaya çıkaracaktı.
