13. bölüm · Kanla Yazılan Söz

13.BÖLÜM-İNTİKAMIM ALINACAK ATEŞ BOZKURT..

Nehir Yıldız

“Eğer bu fotoğrafı gördüyseniz, Ateş Bozkurt’a asla güvenmeyin.” Ateş’e gerçekten çok güveniyordum.Eylül’i daha ilk dakikadan sevmemiştim ama daha tanışalı 1 hafta olan bir adama bu kadar güvenmek ve yeraltının en acımasız adamı olduğunu bilmek kalbimi çok acıtıyordu.Zaten ben kime güvendiysem sırtımdan hançer yemiştim..Biz nota şok olurken arkadan bir koruma biz çağırmadan gelip “Ateş Bey.”
“Konuş!” Dedi şokun etkisiyle.
“Eylül Hanım’ı hastaneye ben götürebilirim.” Ateş şaşkın gözlerle adını bilmediğin korumaya bakıyordu. “Seni işe alalı kaç gün oldu Sarp?”
“Bugün 2. Haftam efendim.”
“Eylül’ü 2 haftada tanıyacağını sanmıyorum neden onu götürmek istiyorsun?”
“İnsanlara yardım etmeyi seviyorum Ateş Bey.Sizi kesmek gibi olmasın ama biraz daha Eylül Hanım’ı götürmezsem bir şey olabilir.”
“İyi tamam Recep’i al çık!”
“Peki efendim!” Deyip Eylül’ü kucağına almıştı.
“Recep peşine takıl.”
“Tabii Ateş Bey.” Deyip çıkmıştı.Ateş sadece bana bakıyordu “Eylül’de uzun zamandır bir şey var.” Ben sadece yere bakıyordum.”Melek.” Demişti fakat duymamazlıktan gelmiştim.”Melek!” Demişti “Hıı?” Bana sarılmıştı..İlk defa,”Meleğim bana güven diye seni zorlayamam ama bana güvenebileceğin konusunda ve senin güvenini sarsmayacağıma yemin edebilirim.” Başımı sallamıştım “Biliyorum.” Benden ayrılıp bana gülmüştü.”Ama Ateş senden bir şey istiyorum.” Tebessüm etti “Ne istersen gülüm ne istersen.” Bende ona tebessüm etmiştim.”Ben..Yaman’ı istiyorum.” Kaşları çatıldı “Karımın isteyeceği kadar kendini sevdiren o Yaman şerefsizi kim lan!” Yanağını okşadım “Ateş,Yaman benim korumam,annem,babam,arkadaşım.Ben çocukluğumdan beri onunlaydım ama ne telefonlarını açıyor artık ne de düğünüme geldi.Onu bük lütfen!” Ateş bu samimiyetimin nedenini anladığında “Buluruz bi’tanem.” Ateş “Serkan!” Diye seslenince odaya uzun boylu ve cüsseli bir koruma gelmişti “Buyurun efendim!”Ateş bana bir kez daha baktıktan sonra Serkan’a döndü.“Melek’in bahsettiği Yaman’ı bulacaksın.”“Emredersiniz efendim.”“Yaşıyor mu, nerede, neden ortadan kayboldu… Her şeyi öğreneceğim.”“Bugün araştırmaya başlarız.”Serkan çıkarken Ateş arkasından seslendi.“Ve Serkan…”“Efendim?”“Bu iş benim için önemli.”Serkan başını eğdi.“Anlaşıldı.”Kapı kapandığında Ateş derin bir nefes verdi.“Bulacağız onu.”İstemsizce gülümsedim.“Teşekkür ederim.”Yanağımdan bir tutam saçı çekip kulağımın arkasına sıkıştırdı.“Sen üzülme yeter.”O sırada Ateş’in telefonu çaldı.Arayan Recep’ti.Ateş telefonu açar açmaz yüzündeki ifade değişti.“Konuş.”“Efendim, Eylül Hanım hastanede kendine geldi.”Ateş’in kaşları çatıldı.“İyi mi?”“Fiziksel olarak evet ama sürekli aynı şeyi sayıklıyor.”“Neyi?”“İntikam…”Odanın içinde kısa bir sessizlik oldu.“Ne dediğini tam anlayamadık efendim.”Ateş telefonu kapattı.İçimde tarif edemediğim bir huzursuzluk oluşmuştu.Aynı dakikalarda hastanede…Sarp kapıyı kilitledikten sonra Eylül’ün yatağının yanına oturdu.Eylül gözlerini açtı.“Kimse şüphelendi mi?”“Hayır.”“Peki fotoğraf?”“Tam istediğin gibi oldu.”Eylül dudaklarını belli belirsiz kıvırdı.“Güzel.”“Emin misin?” dedi Sarp. “Bu tehlikeli bir oyun.”Eylül gözlerini tavana dikti.“Babamı öldüren adamın evinde yıllardır kalıyorum Sarp. Tehlike çoktan başlamıştı.”Sarp sustu.Eylül yavaşça yastığın altından eski bir fotoğraf çıkardı.Fotoğrafta genç bir adam ve küçük bir kız çocuğu vardı.Kız çocuğu kendisiydi.Yanındaki ise babası…Emir Karakurt.Eylül fotoğrafa bakarken fısıldadı:“Az kaldı baba…”
İKİ GÜN SONRA..
Ateş çalışma odasında evraklarla uğraşırken içeri bir koruma girdi.“Efendim.”“Konuş.”“Eylül Hanım’ın eşyalarını getirdik.”“Odasına koyun.”Koruma tereddüt etti.“Ama efendim… Bir şey bulduk.”Ateş başını kaldırdı.“Neymiş?”Koruma elindeki siyah dosyayı uzattı.“Valizin gizli bölmesinden çıktı.”Ateş dosyayı açtı.İlk sayfada yıllar önce öldürdüğü düşmanının fotoğrafı vardı.Emir Karakurt.Ateş’in yüzündeki ifade dondu.Fotoğrafın altında büyük ve kalın harflerle tek bir cümle yazıyordu:“İNTİKAMIM ALINACAK ATEŞ BOZKURT.”Ateş yavaşça ayağa kalktı.Sayfaları çevirmeye devam etti.Dosyanın içinde onunla ilgili bilgiler, eski gazete kupürleri ve notlar vardı.Son sayfaya geldiğinde gözleri bir fotoğrafa takıldı.Küçük bir kız çocuğu…Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:“Emir Karakurt’un emaneti.”Ateş’in yumrukları sıkıldı.“Bu kız kim?”Tam o sırada kapı açıldı.İçeri giren kişi Serkan’dı.“Efendim, Yaman hakkında bilgi bulduk.”Ateş gözlerini dosyadan ayırmadan konuştu.“Önce şunu söyle.”“Efendim?”“Emir Karakurt’un bir kızı olduğunu biliyor muydun?”Serkan’ın yüzü aniden gerildi.“…Evet.” “Ne zamandır?”
“Yıllardır.”
Ateş öfkeyle ayağa kalktı.
“Ve bunu bana söylemedin?”
“Çünkü kim olduğunu bilmiyordum efendim. Emir onu herkesten saklıyordu.”
Ateş birkaç saniye sustu.
Sonra dosyadaki fotoğrafa tekrar baktı.
İçinde ilk kez huzursuzluk oluşmuştu.
Ya o kız sandığından çok daha yakınındaysa?
Ya intikam çoktan başlamışsa?
“Ne zamandır?”
“Yıllardır.”
Ateş öfkeyle ayağa kalktı.
“Ve bunu bana söylemedin?”
“Çünkü kim olduğunu bilmiyordum efendim. Emir onu herkesten saklıyordu.”
Ateş birkaç saniye sustu.
Sonra dosyadaki fotoğrafa tekrar baktı.
İçinde ilk kez huzursuzluk oluşmuştu.
Ya o kız sandığından çok daha yakınındaysa?
Ya intikam çoktan başlamışsa?
Kimdi bu kız gerçekten?
Yaşıyor muydu?
Tam bu sorular Ateş’in aklında dönerken bir telefon çaldı.Arayan Sarp’dı.
“Patron,Eylül Hanım öldü..”
Eylül ölmüştü.
Bu kadar çabuk olamazdı…