24. bölüm · Kanla Mühürlenen Sessizlik

Bölüm 23 — Karanlığın Yaklaştığı Gece

Ayshe Daisy

Malikanenin üzerine çöken gece, sıradan bir karanlık değildi. Rhys’ın soyunun, Aurellian Klanı uzaktan, henüz görünmeden bile hissedilen baskın, soğuk titreşimleri Fractura Malikanesi’nin duvarlarını ince bir sis gibi dolduruyordu. Sanki eski taşlar bile yaklaşan fırtınayı tanıyor, ses çıkarmadan titriyordu.

Ama içeride…

Tüm bunların ortasında…

Altılı, kaderlerinin en karmaşık düğümlerinden birini yaşıyordu.

Rhys, salondaki geniş pencereden dışarı bakarken nefesi kesik kesikti. Bastırmaya çalıştığı kan titreşimi, damarlarında ateş gibi geziniyor, kontrolünü parmak uçlarından çekip almaya çalışıyordu.

Elara, Zephyr, Rois, Ilyra ve Caspian onun arkasında toplanmıştı.

Rois, bir adım öne çıktı.

“Onlar mı geliyor?”

Rhys yavaşça kımıldadı, yüzündeki gölge ağırlaşmıştı.

“Evet… Klanım. Benim yüzümden değil, bizim bağımız yüzünden geliyorlar. Onları çekiyorum.”

Rois’in gözbebekleri karardı.
İlk kez, bu kadar açık bir korku ve öfke karışımı Rhys’a yönelmişti. Ama aynı anda Rhys’in göğsündeki karanlık çekirdek, onun ismini fısıldar gibi sarsıldı.

Elara, Rhys’ın açıklamasını dinlerken istemsizce Zephyr’in biraz daha yakınına sokulduğunu fark etti. Zephyr, başını çok hafif bir şekilde ona çevirdi, gözlerinin içinde bir uyarı değil, bir sahiplenme kıvılcımı vardı.

Elara ise bu bakıştan kaçmadı. Kaçmak istemediğini fark ettiği anda da kalbi hızlandı. Zephyr, yalnızca ona duyabileceği bir sesle mırıldandı:
“Yakın dur. Klan ritimleri beden kimyasını çarpıtır. Etkilenmeni istemem.”

Ama sözlerindeki klinik tonun altında, kesinlikle daha sıcak, daha kişisel bir tını vardı.

Elara alçak bir gülümseme ile karşılık verdi. “Beni mi koruyorsun, Zephyr?”

Zephyr bir an durdu. Tamamen gerçek bir dürüstlükle: “Koruma içgüdüsü değil bu.”
Gözleri Elara’nın dudaklarına kaydı.
“Refleks.”

Bu tek kelime, Elara’nın zihninde çok daha büyük anlamlara bölündü.

▪️

Rhys’ın sesi karanlık bir çatlak gibi salona yayıldı: “Rois… seni alacaklar.”

Rois sertçe döndü. “Beni onlar yaratmadı. Kaderimi de onlar yazmadı.”

Rhys yüzündeki acı çekişi hemen saklayamadı ve; “Ben… yazdım. Farkında olmadan. İlk anda sana dokunduğumda seni kendi soyuma bağladım.”
dedi.

Bu söz, odanın tüm havasını değiştirdi.

Rois’in kalbi bir an durdu. “Yani… benim üzerimdeki güç halkası…”

“Benim yüzümden açıldı.”
Rhys’ın sesi titredi. “Ve klanım seni sahiplenmeye geldi. Seni onlara bırakmam.”

Rois sessizce ona yürüdü. Rhys geri adım atmadı ama nefes alışı hızlandı. Rois elini Rhys’in göğsüne koydu.
“Ben senin yüzünden doğmadım.”
Bir nefes daha yaklaştı. “Seninle tamamlandım.”

Rhys’ın gözlerinde bin yıllık yalnızlığın kabuğu ilk kez çatladı.

▪️

Ilyra, olanları endişeyle izlerken Caspian sessizce yanına söküldü. Ilyra bunu fark edip uzaklaşacaktı ki Caspian hafifçe bileğini tuttu. “Gitme,” dedi. “Sen gidince alan sessizleşiyor.”

Ilyra başını kaldırdı. “Ama ben hiçbir şey söylemedim ki.”

“İşte o.” Caspian’ın sesi daha sıcak, daha dürüsttü. “Sessizliğini seviyorum.”

Ilyra’nın yanakları kızardı ki bu onun için bile nadirdi.

Tam o anda Zephyr’in Elara’yı korumak için araya girmesini izleyen Caspian’ın yüzü hafifçe buruştu.

“Kendini bu kadar kolay herkese açmıyorsun, değil mi?”
Bakışları istemsizce kıskançlıkla koyulaştı.

Ilyra gülümsedi. “Herkese değil.”

Caspian durdu. “Bana mı?”

Ilyra, yüzyıllardır kullanılmamış bir saflıkla mırıldandı:

“Belki sana.”

Caspian’ın yüzündeki gurur ve sevinç dalgası saklanamadı.

▪️

Rhys’ın sesi karanlığı yardı:

“Dinleyin… Klanım geliyor. Beni almaya değil, Rois’i ve paktı yok etmeye. Üçüncü yaratıcı uyandıktan sonra herkesin dengesi bozuldu.”

Elara öne çıktı. “Onlara karşı birleşmek zorundayız.”

Zephyr, alnındaki damar titreşirken: “Bir Aurellian ordusuna karşı altımız… ancak pakt ritimlerini doğru senkronize edersek şans bulur.”

Caspian kılıcını omzuna aştı. “Bu kez kaçmıyoruz.”

Ilyra gözlerini kapattı, hafıza yankıları titreşti. “Yol zaten seçildi. Karanlık geliyor.”

Rois ise kararlı bir adım atıp Rhys’ın yanında durdu.

“Ve biz birlikte duracağız.”

Rhys ona baktı. İlk kez korkusu değil, bağlılığı ağır bastı.

Altılı, yaklaşan adımların uğultusu altında ilk kez tamamen aynı nefeste birleşti.

Aşk, kader ve savaş…

Hepsi aynı çizgide ilerliyordu.

Ve Rhys’ın klanı artık gerçekten sahneye çıkmak üzereydi.