12. bölüm · KANATLARIN LANETİ

12. Bölüm- Çığlık Kayaları

Hiranur Öcal

Kendim olmak istiyordum. Bazen de benim bile tanıyamayacağım birine dönüşmek… her şeye en baştan başlamak. Bazen yakıp yıkmak. Bazen de her şeyi iyileştirmek… tek bildiğim şey… olduğum kişiden nefret etmem. Kendimi bir hata olarak görmem. Ben bir hataydım. Bu evren hata yapmıştı. Beni seçmemeliydi. Beni hayvanlar bile seçmemeliydi. Zarardım. Kimseye değil. Kendime. En büyük zararı hep kendime vermiştim.
Gözlerim bile artık açılmak istemiyordu. Bugün üstümde hiç taşıyamayacağım bir yük varmış gibi hissediyordum. Halsizdim ve güneşe rağmen üşüyordum. Huzursuz mırıltılar çıkararak açtım gözlerimi. Etrafa baktım. Algılarım bile kapanmış gibiydi.
Çizmelerimi ayağıma geçirdim. Gümüş kabzalı hançerimi de alıp kamaramdan çıktım. Herkes güvertede toplanmış Nehir’e bakıyordu gözlerimi ovuşturarak güverteye yaklaştım. Hiçbir şey yoktu. Bu durumu ne kadar garip bulsam da sesimi çıkarmadan işlerimi hallettim. Güverteyi parlat, mutfağı düzenle, çürük erzakları boşalt. Hepsi bitmişti. En sonunda güverteye gittim. Belki bizimkileri görürüm diye.
Başıma şiddetli bir ağrı girdi ama bu ağrı normal değildi. Başımdan başlayıp tüm vücuduma yayıldı. Elimi şakaklarıma bastırdım. Dayanılmazdı! Dişlerimi sıktım. Derin derin nefesler alarak güvertenin arka kısmına geçtim. Burada kimse yoktu. Kendimi yere attım. Canım çok yanıyordu. Bu ağrı ağrı değildi. Ağrı yorardı. Ama benim şu an deli gibi canım yanıyordu! Gözlerimi kapattım. Uyursam geçerdi. Uyursam her zaman geçerdi, ama bu sefer geçmeyecekti.
***
Gözlerim aralandığında kendimi suda buldum. Suyun içindeydim ama nefes alabiliyordum. Ağrım ve acım geçmişti. Nehrin içinde olmalıydım. Yüzmeye başladım. Sağımdan solumdan balıklar geçiyordu. Yüzümde ister istemez bir gülümseme oluştu. Masallarda gibiydim. Balıklardan biri yanımdan geçtiğinde omzuma bilerek çarptı. Onu avcuma aldığımda minik yüzgeçleriyle bana arkamı gösterdi. Arkamı döndüm. Ne demeye çalışıyordu bu balık?
Kaşlarımı çatarak ona baktığımda yüzmeye başladı. Bunun takip et anlamına geldiğini anlamıştım. Onu takip ederken ilerledikçe gözüme ışık çarpmaya başladı. Beni kör edebilecek kadar güçlü ve parlaktı. Gözlerimi kısarak durdum. Gözlerimi kapattım. Karanlığı bile özlemiştim.
Balık beni dürtünce oflayarak gözlerimi açıp ilerlemeye devam ettim. Bu balığın derdi neydi?! İlerlerken kızgın bir sesle bağırdım. ‘’Hey! Senin derdin ne?’’ biraz daha ilerledikten sonra ışık kesildi. Ama etrafım ışıl ışıldı. Sanki… ışığın kaynağına girmiştim. Anlamlandıramayan gözlerle etrafıma baktım. Her yerde inciler vardı. Bir de pullar. Bir saniye! Pullar mı? Yutkundum ve ilerlemeye başladım. Bu deniz kızlarının yaşadığı anlamına geliyordu. Ama yolda her şey karardı. Üzerime kara bir sis bulutu gelmeye başladı. Kaçmaya çalıştığımda bileğimden yakaladı ve beni yere vurdu. Ayağa geri kalkmaya çalıştığımda göğsümden kara sis geçti. Gözlerim orada kapandı. Bedenim kumların arasında yok oldu.
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Laira gözlerini nehirde açtığında balıklar bile hissetmişti kurtuluşlarını ama hiçbiri Laira’ya yaklaşmaya cesaret edemedi. Kurtarıcıdan çekindiler. Ancak içlerinden biri… başka bir çare olmadığını çok iyi biliyordu. Eğer Laira’ya yardım etmezse nehire olacakları biliyordu.
Laira tam her şeyi anlayacağı sırada karanlık sis onu da atmıştı buradan. Karanlık sis cadıların sudaki hakimiyetiydi. Nehrin ve bütün suların karanlığıydı ve git gide büyüyordu. Balık bunu gördüğü an soluğu büyük deniz kabuğunun yanında buldu. Balık normal bir balık değildi. O sahibinden kalan görevi yapmaya çalışıyordu. Bir insan gibi zeki ve güçlüydü. Onu normal bir balık tanmak hayatınızın hatası olabilirdi. Onun sözü nehirde dinlenirdi çünkü o deniz kızlarıyla bağ kurabilen tek nehir canlısıydı. Mercanlar dışında.
Balığın bir adı da vardı. Awa. Bu sahibinin isminin kısaltmasıydı. Sahibi olacakları çok önceden hissetmiş ve nehri koruma görevini küçük balığa vermişti. O küçük balık zamanla büyümüştü. Artık el boyundaydı. Acaba sahibi onu bu halde görseydi ne olurdu? Gururlanır mıydı? Kesinlikle evet.
Cadıların sisi onu şu anlık engellemiş olabilirdi ama Awa hissediyordu. Başaracaktı. Başaracaktı ama bedeli ne olacaktı? Hiçbir başarı hemen kazanılmazdı. Bazı bedelleri olurdu ve bazen bu bedeller can alırdı.
Awa vaz geçmezdi. Sahibi de öyleydi. Öyle kalmaya devam da edecekti.
***
Bütün ekip Laira’yı arıyordu. Onu ilk gören Dylan oldu. Suda bir tahta parçasının üstünde halsizce yatıyordu. Saçları ve vücudu sırılsıklamdı. Dylan hiç düşünmeden suya atladı. Neden düşünecekti ki?
Dylan hemen ona ulaştı ve nefesini kontrol etti. Nefes alışları düzenliydi. Dylan neler olduğunu anlamıyordu. Laira neden sudaydı? O deniz kızı dediği şeyin peşine düştüğünü düşündü Dylan. İster istemez sinirlenmişti çünkü Laira’ya inanmıyordu. Laira bu saçmalığın peşini bırakmalıydı. Yoksa ya Dylan ile bozuşacak ya da kafayı sıyırıp kendine zarar verecekti.
LAİRA
Gözlerimi açtığımda yatağımdaydım. Ağrılarım yine başladı. Oysa ki biraz önce suda bir şey yoktu. Rüya olduğunu düşünmüyordum çünkü saçlarım nemliydi ve o sisin baskısı sanki hala üzerimdeydi. Ürperdim. Elim ister istemez göğsüme gitti. Yaram yoktu ama ağrım ve acım vardı.
Neydi o sis? Benden ne istiyordu? Balık.. bana ne anlatmaya çalışıyordu? Ve ben… Neyi anlamamıştım?
Kamaranın kapısı sakince açıldığında içeri Dylan girdi. Kaşları çatıktı ve sinirliydi. Elleri iki yanında yumruk olmuş durumdaydı. ‘’Düşünmeden hareket etmeyi bırak Laira.’’ Bağırmıyordu. Sesi yalvarır gibiydi ama sertti. Elimi şakaklarıma götürdüm. ‘’Neyden bahsettiğini anlamıyorum Dylan. Eğer bana işini yap herkesin işini engelliyorsun falan diyeceksen dışarı çık çünkü hiç havamda değilim.’’ Hem başım çok fena ağrıyordu ve sudayken yaşananları sindirmem gerekiyordu.
Dylan beni hiç duymamış gibi bana bakmaya devam etti. ‘’Ne işin vardı senin o suda?’’ kaşlarımıçattım. Su mu? Ne suyundan bahsediyordu bu?! Bıkın bir nefes verdim. ‘’Bak ne dediğini gerçekten hiç anlamıyorum ama artık saçmalamayı kes!’’ sesimi yükseltmiştim çünkü başımdaki ağrı yine bana acı veriyordu. Elimi şakaklarıma bastırdım. Dylan hızla yanıma geldi. ‘’Laira… özür dilerim iyi misin? Su getireyim mi?’’ beni o kadar sıkıştırıp sorguladıktan sonra akloı başına gelmişti. Ellerini itmeye çalıştım ama direnecek gücüm kalmadı. O sırada Navil içeri girdi. ‘’Ne oldu ona?’’ sesinde endişe vardı. Dylan hızla konuştu. ‘’Bilmiyorum! Bir şeyler yap!’’ o sırada gözlerimi kapattım. Navik elini alnıma bastırdı. 22Belki tamamen acıyı almaz ama dindirir.’’ O an şakaklarımdan vücuduma ilerleyen ağrı dinmeye başladı. Bu gücü hemen tanımıştım. O gün ormanda cadıların sesini duyduğumuz ilk an zihnimi koruyan enerji de buydu. Yeni fark ediyordum. Navil beni aylar önce kurtarmıştı. O da hissetmişti varlığımı.Zihnim ağırlaştı. Zihnim yine karanlıkta kayboldu. Etrafımdaki hiçbir şeyi hissetmiyordum ama beynimde bir ses vardı.
‘’Bizi kurtar… Tek umudumuzsunuz…’’ Umudumuzsun değil, umudumuzsunuz diyorlardı. ‘’Yardım edin… Nehir iyi değil… Dikkatli olun…’’ sesler koro halinde hep bir ağızdan çıkıyor gibi görünüyordu ama hipnoz edici bir yanı vardı. Ses en başta hzur veriyordu ama git gide bu sesler çığlığa dönüşüyorlardı. Çığlıklardan rahatsız olduğum için gözlerimi öfkeyle araladım. Dylan ve Navil’e laf edecektim ki etrafıma bakınca kamaramda olmadığımı gördüm. Yine başlıyorduk. Biraz önceki nehir olayına benziyordu ama bu sefer ortam hiç de huzurlu değildi. Sanki kayalıklar çığlık atıyordu.
Bulunduğum yer bir kıyıydı. Dalgalar kayalara kızgınmış gibi sertçe kayalara vuruyor kayalar her dalgada adeta çığlık atıyorlardı. Ben de kıyıda bir karada oturuyordum. Su birden yükseldi ve yanıma geldi. Bu hiç normal değildi. O günkü anahtar karşıma çıkınca garipsedim. Diğerleri boş şeyler peşinde koştuğumu söylediği için anahtara anlam yüklemeyi bırakmıştım ama… sanki anahtar onu kullanmamı istiyor gibiydi. Evet çok saçmaydı ama olabilirdi. Biraz önceki nehir olayı, şimdi bu yardım feryatları ve bu anahtar…
Evet. Anahtar boş bir kapıyı açmıyordu. Anahtarın açtığı kapı özgürlüğe atılan ilk adımın kapısıydı.

Bu bölüm de böyle oldu iyi okumak dilerim
Uzun zamandır bölüm gelmiyordu çünkü eski bölümleri düzenlemekle meşguldüm. Hâlâ düzenliyorum ama artık yeni bölüm de gelecek:)))