9. bölüm · Kan borcu
8. Bölüm – GEÇMİŞİN GÖLGESİ
Kurşun sesi köy meydanında yankılandı.
Leyla korkuyla eğilirken Baran onu arabanın arkasına çekti.
"Başını kaldırma!" diye bağırdı.
Karşı taraftaki duvarın ardından üç adam çıkmıştı. Ellerindeki silahları doğrultmuşlardı.
Baran hızla siper aldı.
Köy meydanı artık tam bir savaş alanına dönmüştü.
Kuzgun ise muhtarlık binasının merdivenlerinde durmuş, olanları sakin bir şekilde izliyordu.
Sanki her şey planladığı gibi gidiyordu.
"Baran!" diye seslendi.
"Yıllardır seni bekliyorum."
Baran dişlerini sıktı.
"Benimle derdin ne?"
Kuzgun güldü.
"Benim derdim sen değilsin."
Sonra bakışlarını Leyla'ya çevirdi.
"Benim derdim o."
Leyla şaşkınlıkla ona baktı.
"Ben mi?"
Baran'ın yüzü gerildi.
İşte korktuğu şey buydu.
Kuzgun ağır adımlarla merdivenlerden indi.
"Gerçeği söylemedin değil mi Baran?"
Leyla ikisinin arasında bakışlarını gezdirdi.
"Neyi söylemedi?"
Baran sessiz kaldı.
Kuzgun'un gülümsemesi büyüdü.
"Senin baban..."
Leyla'nın kalbi hızlandı.
"...bu örgütün kurucularından biriydi."
Dünya bir anlığına durmuş gibiydi.
"Yalan söylüyorsun."
"Keşke öyle olsa."
Leyla birkaç adım geri çekildi.
Babası yıllar önce ölmüştü.
Ona hep dürüst, iyi bir insan olduğu anlatılmıştı.
Baran gözlerini kapattı.
Çünkü Kuzgun doğruyu söylüyordu.
Ama gerçeğin tamamını değil.
"Onun anlattığı kadar basit değil."
Kuzgun kahkaha attı.
"Öyle mi?"
Cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta dört kişi vardı.
Bunlardan biri Leyla'nın babasıydı.
Diğeri ise...
Baran'ın babası.
Leyla fotoğrafı görünce nefesi kesildi.
"Bu imkânsız..."
Baran başını eğdi.
Yıllardır sakladığı sır ortaya çıkmıştı.
Babaları bir zamanlar aynı taraftaydı.
Ve bu yüzden bugün herkes tehlikedeydi.
Tam o sırada meydanın diğer ucundan motor sesleri yükseldi.
Birden fazla araç köye giriyordu.
Kuzgun'un yüzündeki ifade değişti.
"Bu da ne?"
Baran dikkat kesildi.
Siyah araçlar hızla meydana yaklaşıyordu.
Kapılar açıldı.
İçlerinden silahlı adamlar çıktı.
Ama bunlar Kuzgun'un adamları değildi.
En öndeki kişi yavaşça aracından indi.
Yüzü karanlıkta seçilmiyordu.
Adam tek bir cümle kurdu:
"Kimse hareket etmesin."
Kuzgun'un yüzündeki renk kayboldu.
Çünkü o sesi tanıyordu.
Ve yıllar önce öldüğünü sandığı kişi...
Karşısında duruyordu.
