5. bölüm · Kan borcu

4.BÖLÜM – KANLI BASKIN

NHR BOOKS

İstanbul sabaha karşı en tehlikeli halini alırdı.
Çünkü o saatlerde ne gece tamamen biterdi, ne de gündüz başlardı.
O saatlerde… kan akardı.
LİMAN – SABAH 04:17
Soğuk rüzgâr konteynerlerin arasından geçiyor, denizin kokusunu şehre taşıyordu.
Baran’ın adamları limanın içinde sessizce dolaşıyordu. Her şey normal görünüyordu.
Ama Baran’ın içi rahatsızdı.
Bir şey olacaktı.
Baran konteynerlerin arasında yürürken Efe yanına geldi.
— Abi… Karahan’ın malları hâlâ burada. Bizimkileri çıkarmamıza izin vermiyorlar.
Baran gözlerini kıstı.
— Mahir nerede?
Efe cevap verdi.
— Adamlarıyla birlikte limanın dış tarafında.
Baran dişlerini sıktı.
Rıza Karahan, sadece tehdit etmiyordu.
Sınır çiziyordu.
Baran durdu.
Bir konteynerin kenarına yaslandı.
— Efe…
— Abi?
— Bu gece bir şey kokuyor.
Efe çevreye baktı.
— Polis mi?
Baran başını hafifçe salladı.
— Polis değil… daha kötü.
Efe’nin yüzü gerildi.
— Ne?
Baran bir süre sustu.
Sonra sakin ama sert bir şekilde söyledi:
— İhanet.
Efe bir an dondu.
Baran gözlerini Efe’ye çevirdi.
— Şu an herkesin kim olduğunu bilmiyorum. Ama yakında öğreneceğim.
Efe boğazını temizledi.
— Abi… ben senin yanındayım.
Baran cevap vermedi.
Sadece yürümeye devam etti.
SAVCILIK – AYNI SAATLER
Leyla Demir, dosyaların arasında sabahı etmişti.
Gözlerinin altı morarmıştı ama uykusu yoktu.
Çünkü içindeki öfke onu ayakta tutuyordu.
Masasının üstünde bir harita vardı.
Limanın haritası.
Kırmızı kalemle işaretlenmiş bölgeler.
Kapı açıldı. İçeri polis müdürü girdi.
— Savcım… ekipler hazır.
Leyla gözlerini kaldırdı.
— Kaç kişi?
— Otuz polis. Özel harekât da var.
Leyla sertçe konuştu.
— Az bile.
Müdür tereddüt etti.
— Savcım… bu adamlar silahlı. Çatışma çıkarsa—
Leyla masaya vurdu.
— Çıkacak zaten.
Müdür susmak zorunda kaldı.
Leyla ayağa kalktı.
Ceketini giydi.
Dosyayı kapattı.
— Bu gece Baran Kaya’yı alacağız.
Müdür bir an durdu.
— Savcım… ya Baran Kaya kaçarsa?
Leyla gözlerini kıstı.
— Kaçamaz. Çünkü her insanın bir zayıf noktası vardır.
Müdür merakla sordu:
— Onun zayıf noktası ne?
Leyla fısıldadı:
— Babası.
LİMAN – SABAH 04:42
Baran limanın ortasında adamlarıyla birlikteydi.
Efe, Serhat ve birkaç adam daha.
Serhat hâlâ solgundu.
Baran bir anda durdu.
Kulağına uzak bir ses geldi.
Helikopter sesi.
Baran başını kaldırdı.
Gökyüzünde karanlığın içinden bir helikopter beliriyordu.
Sonra bir tane daha…
Ve bir tane daha.
Efe’nin gözleri büyüdü.
— Abi…
Baran sessiz kaldı.
Ardından siren sesi duyuldu.
Limanın girişine onlarca polis aracı girdi.
Mavi-kırmızı ışıklar geceyi yırttı.
Bir megafon sesi yankılandı:
— BURASI EMNİYET! HERKES YERE YATSIN! TESLİM OLUN!
Efe küfretti.
— Lanet olsun!
Serhat korkuyla geri çekildi.
— Abi… polis…
Baran soğukkanlıydı.
— Bu baskını biri haber verdi.
Efe Baran’a baktı.
— Abi kaçalım!
Baran sakince silahını çıkardı.
— Kaçmak mı?
Baran’ın sesi ağırdı.
— Bu şehirde kaçan adamın adı bir daha anılmaz.
Efe’nin nefesi hızlandı.
— Abi, burada ölürüz!
Baran gözlerini kıstı.
— O zaman ölürüz.
Baran elini kaldırdı.
— Herkes mevzi alsın!
Adamlar konteynerlerin arkasına dağıldı.
Bir anda ilk silah sesi patladı.
BANG!
Bir polis yere düştü.
Sonra diğer taraftan cevap geldi.
BANG BANG BANG!
Kurşunlar konteynerlere çarpıyor, kıvılcımlar çıkarıyordu.
Liman savaş alanına dönmüştü.
Efe Baran’ın yanına çöktü.
— Abi… bunlar bizi sıkıştırıyor!
Baran başını kaldırdı.
Helikopterlerden halatlar sarkıyordu.
Özel harekât iniyordu.
Baran dişlerini sıktı.
— Çok planlı gelmişler.
Efe bağırdı:
— Abi bunlar bizi alacak!
Baran bir an düşündü.
Sonra gözleri bir konteynere takıldı.
Üstünde yazıyordu:
“YANICI MADDE”
Baran’ın gözleri karardı.
— Efe… adamları topla.
Efe şaşkınlıkla sordu:
— Ne yapacaksın?
Baran silahını doldurdu.
— Limanı yakacağım.
Efe dondu.
— Abi çıldırdın mı?!
Baran sertçe baktı.
— Ya biz burada ölürüz… ya da onlar.
Efe yutkundu.
— Ama orada patlayıcı var!
Baran’ın sesi soğuktu.
— O yüzden.
LEYLA – LİMAN GİRİŞİ
Leyla, kurşun geçirmez yelek giymişti.
Yanında polis müdürü vardı.
Çatışma sesi gökyüzünü dolduruyordu.
Müdür bağırdı:
— Savcım geri durun!
Leyla silahını çıkardı.
— Hayır.
Müdür şaşkınlıkla baktı.
— Siz savcısınız!
Leyla sertçe konuştu.
— Bugün ben sadece savcı değilim. Bugün ben bu şehrin vicdanıyım.
Leyla koşarak konteynerlerin arasına girdi.
Polisler bağırıyordu.
— İLERLE! İLERLE!
Leyla ilerlerken bir polis yere düştü.
Kan akıyordu.
Leyla bir an durdu.
Ama gözleri sertleşti.
Baran Kaya’nın adamları ateş ediyordu.
Leyla megafonu aldı.
— BARAN KAYA! TESLİM OL!
Ses limanda yankılandı.
Baran duydu.
Konteynerin arkasından başını çıkardı.
Gözleri Leyla’yı gördü.
Leyla da onu gördü.
İlk kez yüz yüze…
Baran’ın bakışları soğuktu ama garip bir şey vardı.
Sanki bu adam, suçlu değil de…
bir savaşçıydı.
Leyla bağırdı:
— Teslim olursan sağ kalırsın!
Baran gülümsedi.
— Sağ kalmak mı?
Baran silahını kaldırdı.
Ama Leyla’ya değil…
Havaya ateş etti.
Sonra bağırdı:
— Ben teslim olmam!
Leyla dişlerini sıktı.
— O zaman burada biteceksin!
KONTEYNERLERİN ARASI
Efe, Baran’ın yanına geldi.
— Abi… adamlar hazır.
Baran başını salladı.
— Serhat nerede?
Efe gözlerini kaçırdı.
— Serhat… kayboldu.
Baran’ın gözleri büyüdü.
— Ne demek kayboldu?
Efe hızlı konuştu.
— Çatışma sırasında ayrıldı abi!
Baran küfretti.
— O herif bizi sattı!
Efe hemen cevap verdi:
— Abi o korkaktı zaten!
Baran gözlerini kıstı.
— Korkak değil… hain.
Baran ayağa kalktı.
Kurşunlar vızıldıyordu.
Baran koşarak “yanıcı madde” konteynerine doğru gitti.
Efe bağırdı:
— Abi dur!
Baran konteynerin kapısını açtı.
İçeride variller vardı.
Benzin.
Baran cebinden çakmak çıkardı.
Efe korkuyla bağırdı:
— Abi yapma!
Baran gözlerini Efe’ye çevirdi.
— Bu şehir beni yakmak istedi.
Baran çakmağı yaktı.
— Ben de bu şehri yakacağım.
Ve çakmağı varillerin üstüne attı.
Bir saniyelik sessizlik oldu.
Sonra…
BOOOOM!
Patlama limanı salladı.
Alevler gökyüzüne yükseldi.
Polisler yere düştü.
Helikopter geri çekildi.
Duman her yeri kapladı.
Leyla şok olmuştu.
— Ne yaptı bu?!
Müdür bağırdı:
— GERİ ÇEKİLİN!
Alevlerin içinde Baran bir gölge gibi yürüyordu.
Efe ve adamlar onu takip etti.
Kaosun içinde kaçış yolu açılmıştı.
KAÇIŞ
Baran ve Efe limanın arka tarafındaki eski bir kapıya doğru koştu.
Kurşun sesleri hâlâ geliyordu.
Efe nefes nefese:
— Abi çıkıyoruz!
Baran durdu.
Gözleri tekrar Leyla’ya takıldı.
Leyla da onu görmüştü.
Dumanın arasından.
Baran’ın gözleri bir an Leyla’nın gözlerine kilitlendi.
İkisi de silahlarını kaldırdı.
Leyla tetiğe basacaktı.
Ama bir an durdu.
Çünkü Baran’ın yüzünde bir şey gördü.
Öfke değil…
acı.
Baran konuşmadı.
Sadece dudakları kıpırdadı.
Sanki tek bir kelime dedi:
“Babam.”
Leyla’nın eli titredi.
Ve o an Baran arkasını dönüp kayboldu.
GİZLİ YER – SABAH 06:13
Baran ve adamları şehrin dışında terk edilmiş bir fabrikaya girmişti.
Efe yere çöktü.
— Abi… kurtulduk.
Baran duvara yaslandı.
Yüzü is içindeydi.
Ama gözleri hâlâ yanıyordu.
Baran cebinden telefonu çıkardı.
Ekranda yeni bir mesaj vardı.
Numara gizliydi.
Mesaj şuydu:
“Aferin oğlum. İstanbul’u yakmayı öğrendin.”
Baran’ın kanı dondu.
Efe merakla sordu:
— Abi… kim yazdı?
Baran mesajı okumaya devam etti.
Altında ikinci bir cümle vardı:
“Ben seni izliyorum.”
Baran’ın gözleri karardı.
Telefon elinde titremedi.
Ama içi titredi.
Çünkü bu mesajı yazabilecek tek bir kişi vardı.
Baran fısıldadı:
— Baba…
Efe şaşkınlıkla baktı.
— Abi… baban mı?
Baran telefonu kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Ve tek bir şey söyledi:
— O yaşıyor.
SAVCILIK – SABAH 07:00
Leyla ofisine geri döndüğünde herkes sessizdi.
Çünkü baskın başarısız olmuştu.
Liman yanmıştı.
Baran kaçmıştı.
Başsavcı Leyla’nın yanına geldi.
— Leyla… bu operasyon felaket oldu.
Leyla gözlerini kaldırdı.
— Hayır.
Başsavcı şaşırdı.
— Ne demek hayır?
Leyla dosyayı masaya koydu.
— Bugün bir şey öğrendim.
Başsavcı kaşlarını çattı.
— Ne öğrendin?
Leyla yavaşça konuştu:
— Baran Kaya korkmuyor.
Başsavcı iç çekti.
Leyla devam etti:
— Korkmayan adam ya delidir…
Leyla’nın gözleri sertleşti.
— Ya da arkasında daha büyük bir canavar vardır.
Başsavcı sessiz kaldı.
Leyla dosyaya baktı.
Ve fısıldadı:
— Cemil Kaya…
BÖLÜM SONU