14. bölüm · Kan borcu

13.BÖLÜM-KALBİNİN SESİ

NHR BOOKS

Ekip, haritadaki noktaya sabaha karşı ulaştı.
Eski bir dağ evi...
Feniks'in gizli toplantı noktalarından biri olduğu düşünülüyordu.
Herkes hazırlık yaparken Baran ve Leyla binanın arkasındaki tepede nöbet tutuyordu.
Güneş yeni doğuyordu.
Gökyüzü turuncu ve pembe renklere bürünmüştü.
Leyla manzaraya bakarken gülümsedi.
"Ne kadar güzel..."
Baran gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
"Evet."
Leyla dönüp baktığında Baran'ın manzaraya değil, ona baktığını fark etti.
Bir an ikisi de sustu.
Sonra Baran gözlerini kaçırdı.
İlk kez utanmış gibi görünüyordu.
Leyla'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Yakalandın."
Baran kaşlarını kaldırdı.
"Neye?"
"Bana baktığına."
Baran hafifçe güldü.
"Belki."
"Belki mi?"
"Tamam. Bakıyordum."
Leyla'nın kalbi hızlandı.
Bu kadar açık konuşmasını beklemiyordu.
Rüzgâr saçlarını hafifçe savurdu.
Baran istemsizce elini uzatıp yüzüne gelen bir tutam saçı kulağının arkasına bıraktı.
İkisi de bir an donup kaldı.
O hareket çok doğal olmuştu.
Ama aynı zamanda ikisinin de kalbini hızlandırmıştı.
Leyla sessizce gülümsedi.
"Baran."
"Hm?"
"Ben değiştim galiba."
"Nasıl?"
"Eskiden senin yanında bu kadar rahat hissedemezdim."
Baran birkaç saniye sustu.
Sonra dürüstçe konuştu.
"Ben de değiştim."
Leyla merakla baktı.
Baran devam etti:
"Eskiden birine bu kadar değer vermekten korkardım."
Leyla'nın nefesi kesildi.
Bu sözlerin ne anlama geldiğini ikisi de biliyordu.
Ama tam o anda...
Telsizden Demir'in sesi geldi.
"Baran! İçeride hareket var!"
İkisi de istemeden gerçeğe döndü.
Baran ayağa kalktı.
Leyla da peşinden yürüdü.
Tam binaya yaklaşırken içeriden silah sesleri yükseldi.
Görev yeniden başlamıştı.
Ama bu kez farklıydı.
Çünkü artık ikisi de yalnızca görev için savaşmıyordu.
Birbirlerini kaybetmek istemdikleri için savaşıyorlardı.