KALP ATIŞI... kitap kapağı

8. bölüm / 10

KOBRA’NIN GÖLGESİ VE TELSİZDEKİ ŞEYTAN

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: KOBRA’NIN GÖLGESİ VE TELSİZDEKİ ŞEYTAN

BÖLÜM 8:
Orman, gece yarısı yağan yağmurun ve helikopter pervanelerinin yarattığı rüzgarla uğulduyordu. Karan’ın sırtı benim zırhım, elimdeki silah ise artık uzuvlarımdan biriydi. Annemin ölümünün bir kaza olmadığını, o "asil" babamın ellerinde annemin kanı olduğunu öğrendiğim o an; içimdeki Arya sonsuza dek sustu. Şimdi sadece intikamın o soğuk, adım adım ilerleyen ritmi vardı.
Karan, yamaçtaki bir kayanın dibine çömeldi ve sırt çantasından küçük bir cihaz çıkardı. "Bu, babanın timinin kullandığı frekansa sızmanı sağlar," dedi, cihazın kulaklığını bana uzatırken. "Onlarla konuşmak istiyor musun, yoksa sadece sessizce mi bitirelim?"
"Onunla konuşacağım," dedim. Sesimdeki buz, etraftaki gece karasından daha koyuydu. "Onun o sahte imparatorluğunu, üzerine kurduğu o kanlı temellerle birlikte başına yıkmadan ölmesine izin vermeyeceğim."
Ormandaki Av: Sessiz İnfazlar
Telsiz hattına girmeden önce, ormanın derinliklerinden gelen ayak seslerini duyduk. Beş kişilik bir grup, termal kameralarla bizi arıyordu. Karan bana bir işaret çaktı ve karanlığın içinde bir hayalet gibi kayboldu. Ben de diğer yöne, bir ağacın devasa gövdesinin arkasına sığındım.
İlk adam menzilime girdiğinde, Karan’ın öğrettiği o "mavi sessizlik" taktiğini uyguladım. Nefesimi tuttum, kalbimdeki ritmi dış dünyadan kopardım. Adam tam önümden geçerken, silahımı değil; Karan’ın hediye ettiği o keskin, safir kabzalı bıçağı kullandım. Tek bir hamle... Adamın yere düşüşü, rüzgarın yapraklar arasındaki hışırtısından daha sessizdi.
Karan diğer tarafta üç kişiyi aynı hızla etkisiz hale getirmişti. Son adam, ne olduğunu anlayamadan telsizine sarıldı: "Efendim, temas kayboldu! Bir şeyler ters gidiy—"
Sözü, Karan’ın kurşunuyla yarım kaldı. Şimdi telsiz boştu. Sadece hışırtılı bir frekans sesi vardı.
Telsizdeki Şeytan: Baba ve Kızın Yüzleşmesi
Telsiz cihazını aldım. Mandalı indirdim ve derin bir nefes aldım. Sesim, bir kız evladın sesi değil; bir celladın ilamı gibiydi.
"Selim Soykan," dedim. "Duyuyor musun beni?"
Hattın öbür ucunda bir sessizlik oldu. Ardından babamın, o her zaman otoriter olan ama şimdi içinde gizli bir titreme barındıran sesini duydum. "Arya? Kızım... Neredesin? O adamın yanından ayrıl, o seni zehirliyor. Gel bana, her şeyi düzelteceğiz."
"Düzeltemezsin baba," dedim, acı bir gülümsemeyle. "Annemi geri getiremezsin. O kazayı, o frenlerin neden tutmadığını, annemin neden öldüğünü biliyorum. Karan bana her şeyi anlattı. Hayır... Karan sadece perdeyi çekti, ben ise o karanlığın içine baktım."
"O yalan söylüyor Arya! Seni benden koparmak için—"
"Kes sesini!" diye kükredim. Ormandaki kuşlar havalandı. "Senin asalet dediğin şey, masumların kanı üzerine kurulu bir yalanmış. Tolga’yı öldürürken kalbim adım adım atıyordu, biliyor musun? Çünkü o sadece senin küçük bir kopyandı. Ama senin için... Senin için kalbim artık hiç atmıyor Selim Soykan. Ben senin yetiştirdiğin o porselen bebek değilim. Ben, senin kendi ellerinle yarattığın, senin sonunu getirecek olan Kara Kobra'yım."
"Arya, yapma... Ben senin babanım."
"Sen sadece annemin katilisin," dedim, telsizin mandalını kapatmadan önce. "Şu an etrafına gönderdiğin o korkakların cesetlerinin üzerinden geçiyoruz. Karan ve ben, senin o güvenli kalesine geliyoruz. Kapılarını kilitle baba, çünkü bu gece o mavi sessizlik senin evinde yankılanacak."
Kaosun Zirvesi: Büyük Patlama
Telsizi yere atıp topuğumla ezdim. Karan yanıma geldi, elini omzuma koydu. "Hazır mısın?" diye sordu.
"Hazırım," dedim. "Bu gece bu iş bitecek."
Tam o sırada, helikopter bizi fark etti. Dev spot ışığı üzerimize vurduğunda, orman bir anlığına gündüz gibi aydınlandı. "Ateş açın!" komutu havada yankılandı. Ama Karan’ın bir planı daha vardı. Önceden yerleştirdiği patlayıcıların kumandasını çıkardı.
"Hoşça kal baba," diye mırıldandım.
Karan düğmeye bastı. Ormanın girişindeki o büyük köprü ve mühimmat yüklü araçlar devasa bir alev topuna dönüştü. Patlamanın şiddetiyle yer sarsıldı, helikopter sarsıntıdan dolayı dengesini kaybedip ormanın diğer ucuna doğru yalpaladı.
Alevlerin gökyüzüne yükselen o turuncu ışığı altında, Karan ile birbirimize baktık. Yüzümüz is ve kan içindeydi ama gözlerimizdeki o kararlılık hiç bu kadar net olmamıştı.
"Ritm şimdi başlıyor," dedi Karan, elimi tutarak.
"Hayır," dedim, ona doğru bir adım atıp. "Şimdi ritim bitiyor Karan. Şimdi sadece biz varız."
Kaosun ortasında, alevlerin ve mermilerin gölgesinde; babamın imparatorluğuna doğru yürümeye başladık.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…