9. bölüm · Kalbin arkası
Bölüm9; hayde horona
Üstümü son birkez daha kontrol ettim.
Sade giyinmiştim altıma koyu kot rengi mikro şort giyinmiş üstüme ise siyah body.
Gümüş detaylı kemer ve siyah topuklu botlarım uyumlu olmuştu.
Çantamıda koluma taktığımda son birkez kendime baktım.
Kalçam büyük olduğu için bu tür şeyler giyinmekten çekinirdim ama Elif bana bolca motivasyon verdiği için giyinmiştim.
Kapı çaldığında son bir kez kendime baktım kalın dalga yaptığım saçlarıma ellerimi daldırıp kabarttım.
“Geliyorum”
Yeni temizlik yapmış olmam umrumda değildi evde topuklu ile gezinip kapıyı açtım.
“Hazırmısı-“ bana bakan Yaman bir an duraksadı.
Beni süzdükten sonra yeniden gözlerime baktı.
“Evet biliyorum çok güzelim” dedim ve kapıyı çekip kapadım.
Bir adım önümde olduğu için çok yakındık.
“Ona ne şüphe” dedikten sonra geriye çekildi.
“Çok güzel olmuşsun”
“Teşekkür ederim”
Arkasına dönüp kendi dairesine baktı.
“Deniz hadi abicim”
“Bekle abi fırlıyorum” dediğinde kıkırdadım.
“Çocuksu ruhu beni benden alıyor aynı Elif gibi”
“Çünkü o hâlâ bir çocuk” dedi bana dönerek.
“O bir asker”
“Bende öyle” dedi.
“Çocuk olduğunu düşünüyorsan bu düşünceden vazgeç komutan ben böyle bir çocuk hiç görmedim”
“Nasıl bir çocuk görmemişsin acaba doktor?”
Parmağımı yanağıma koyup bir adım geriye çekildim. Sanki düşünüyormuş gibi onu süzdüm.
Uzundu hemde yeterince. Omuzları genişti ve kaslıydı.
“Yunan tanrısı gibi bir çocuk görmediğime kesinlikle eminim şayet olsaydı oda benim çocuğum olurdu” dedim kendimden emin bir şekilde.
“Çok teşekkür ederim doktor hanım demek beni Yunan tanrısı kadar yakışıklı buluyorsunuz”
“Senden çok bahs ettik benim güzelliğim ile kapışırısın belki” dediğimde güldü.
“Geldim” elinde ayakabısının tekini tutuyordu.
“E hani Bilge abla?” Dediğinde Yamanın kolumdan destek alarak kafamı yana doğru çıkardım.
“Dev abinden görünmüyorumki” dediğimde güldü.
“Sen kısasın abla abim napsın”
“Kısamıyım? Siz abi kardeş devsiniz ben ne yapayim?”
“Devmi? İltifat olarak algılarım” kapıyı kapadığında görüş alanımdan çıktığı için bende Yamanın kolunu bıraktım.
Yaman kafasını eğmiş bana bakıyordu.
Bende kafamı kaldırmış ona bakıyordum. Okadar kısamıydım ya.
“Kısamıyım ben”
“Yok canım biz titanız o yüzden yoksa senin boyun ideal”
“Gıcıksınız” dedim gülerek gözdevirdim.
“Asansör geldi aşk kuşları”
“Ben asansöre binmem, hem aşk kuşları?”
“Abicim o çenen yerinde kalsın istiyorsan sus ve merdivenden in”
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar zaten”
“Deniz!” İkimiz aynı anda yükseldiğimizde koşarak merdivenden inmeye başladı.
Arkasından bizde inip otoparka geçtik.
Arabaya yerleştiğimizde ben öne Deniz arkaya ben öne binmiştim.
“Şarkı yokmu ya” dedi Deniz arkadan.
“Açarsak var abicim” radyoya uzanıp açtı.
“Yine başım döniyor garip hâllerde”
Müziğin sesi arabayı doldurdu.
Deniz ortadan uzanıp şarkının sesini iyice açtı ve şarkıya bağıra bağıra eşlik etmeye başladı.
“Neden koşarsın hâlâ boş hayallerde?
Anladım bir şey eksik bulamadım nerde?
Sorma hiçbirşey sorma, aklım başka yerde” onun bu haline gülüp bende aynı şekilde katıldım.
“Adımız çıkmışsa elalemin dilinde
Eskibir hikaye bu kimin umrunda
Sarılmışız biz bize keyfimiz yerinde
Dünya duysa bile kimin umrunda“ gülerek şarkıya eşlik etmeye devam ettik.
“Sevdik sevdalandık
Kördüğümle bağlandık
Böyle ayrı gayrı olmaz, olmaz
Duysa âlem duysa
Dert etme derdin buysa
Artık ayrı gayrı olmaz, olmaz”
Camı açıp içeriye biraz hava girmesini sağladım.
Şarkıyı bitiridiğimizde mekana gelmiştik.
İçeriye giridiğimizde Necip amcayı gördüm.
Onu önceden arayıp masa ayırtmıştım.
“Necip amca” elinden tutup öptüm.
Benim için baba gibi biriydi.
“Hoşgelmuşsun kizum” dedi babacan bir tavırla.
“Hoşbuldum Necip amca” gözleri arka tarafımı bulunca gülümsemesi arttı.
“Sende hoşgelmuşsun Yaman oğlum”
Yaman yanımda belirip Necip amcanın elini öpüp anlına koydu.
“Eyvallah Necip bey”
“Amca de da bey nedur?” Dedi kızarak.
“Pekala Necip amca”
Arkamı dönüp Denizi gösterdim “Yamanın kardeşi Deniz. Deniz Necip amca “
“Merhabalar efendim” selamlaştıkdan sonra masaya geçtik
Oturduğumuz sırada Duru, Can, Berk ve Elif gelmişti.
“Selam enişte bey” Elif Denizin yanına oturdu.
Ben Yamanın yanında Elif ise benle Denizin ortasına oturdu.
Kolunu tutup cimcikledim “bir kere daha enişte dersen yemin ediyorum seni gebertirim canım arkadaşım”
Herkes masaya yerleşti ve ardından Yamanın ekip geldi.
“Herkesin geliceğimden haberim yoktu” dedi Yaman kulağıma doğru.
“Ayıp olurdu dayanamadım herkesi çağırdım” dedim.
“Hoşgeldiniz” dedim kocaman gülerek.
Yavuzla Furkan bana trip atarak benden en uzak köşeye oturdular.
“Pekte nazlılar” dediğimde masadakiler güldü.
“Hoşbulduk Bilge hanım” dedi Kumsal.
“Bilge. Bilge desen yeter” dediğimde samimi bir gülüş atıp yerine oturdu.
Dışardan sert bir kadına benziyordu ama gülüşleri samimiydi.
Herkes masaya yerleştiğinde Elifin bakışları Kumsala takıldı.
Koluma dokunup “karşıda aynamı var lan yoksa ben klonlandımmı” dediğinde güldüm.
“Yamanın timinden Kumsal o”
“Kayıp ikizim varmış” elini hızla uzatıp “Elif ben kayıp ikizim”
Kumsal bir an duraksayıp Elife baktı “Kumsal”
Ellerini birleştirip kafasını koydu.
“Kayıp ikiz hikayesi baya cazip geliyor şuan nereliydin?”
“Adana”
“Yok yok Rize” dedi Elif.
“Kızım zorlamasana” Dedi Deniz.
“Sanane ya kara böcük”
“Karaböcük?” Dedi Deniz şaşırmış bir şekilde.
Duru “aklıma gelen her lakabı söylemek gibi huyu var, o an onun için herşey olabilirsin” dedi.
Elifi tanıyan herkes kafasını olumlu şekilde salladı.
“Sende sarı çiyan ol o zaman” saçlarına atıfta bulunarak laf attı.
“Hiç uğraşmak istemiyorum denizde dalga seninle açım şuan”
“Necip amca menüyü alabirmiyiz” herkes tercihini yaptıkdan bir süre sonra yemekler geldi.
“Karadeniz yemekleri bu kadar lezzetlimiydi ya” dedi Deniz.
“İnsanları pek gaddar” dedi Furkan.
“Ve acımasız” dedi ardından Yavuz.
Elimdeki çatalla onları işaret ettim.
“Siz ikinizi alan yemin ediyorum iki güne kapıya bırakır. ne kadar nazlısınız benim ne yapmam lazım gönlünüzü almam için”
“Bi düşünelim” ikiside düşünürmüş gibi rolenmelere girince masadakiler güldü.
“Bilge hanım bence siz ağazınızla kuş tutsanız bile bu ikiliye yaranamazsınız” dedi Berk.
“Nokta koyuyorum kardeşim” dedi Can.
“Noktanı kabul ediyorum kardeşim” ardından beşlik çaktıklar.
“Gerizekalılar” diyerek göz devirdi Duru.
“Sizlere katılıyorum ağazında kuş tut öyle afedelim “ dedi Yavuz.
“Höst lan” Yamanın yükselmesi ile Yavuzla Furkanın eli ayağına dolaştı.
“Abartmayın” dedi yeniden Yaman.
“Komutanım hadi Bilge hanı-“ lafını kesip “Bilge demen yeterli” dedim.
“Komutanım hadi Bilge hırçın karadeniz kızı ama siz. Siz yıllardır tanıdığınız beni bizi sevgili komşunuzun bir sözü ile pert ettiniz”
“İlkmi sanki” dedi Kenan.
“Haklı” dedi Kumsal.
“Viedonuz çok komik ama” dedi Elif.
“Viedo’mu?” İkili dehşet içinde bana baktı.
Hızla ayağa kalktım.
“Hayde horona” Elifinde elini tutup ayaklandım.
Çalgıcı ekibine dönüp “çalın abi çalın”
“E hayde o zaman” kemençe sesi mekanı doldurmaya başlayınca birkaç kişide ayağa kalktı.
Benim ekip cıvık olduğu için hemen ayak uydurup yanımıza geldi.
Üçlü kombo Yavuz Furki ve Denizde geldi yanımıza.
“Hayde uşağum vur yere ayağunu!
Oy oy oy Ha uşak ha!” Diye seslendi yaşlı amca.
Horondan çıkıp masaya döndüm.
“Haydi gelin sizde”
“Ben beceremem siz oynayın” dedi Kumsal.
“Yaman hadii” koluna yapıştım.
“Ben almayım” dedi.
“Ne olur benim için ya”
Bir an horon çeken ekibe sonra tuttuğum kola baktı ve ayaklandı.
Ayaklanırken Kenanında kolunu tuttu.
“Beni karıştırma Tekin”
“Sensiz yapmam Demir”
İkisine güldüm Kenanda ayağa kalktığında ortaya geçtik.
“Vur yere haydee!”
Elifin elini tutup horona girdim diğer elime ise Yaman girdi.
Parmak ucumda yükseldim “Ayak uydur yüzbaşı”
Kemençe ve tulum sesinin arasına kahkalar birbirine karıitı.
***
Yaman Tekin
“Ne olur benim için ya” dedi Bilge koluma yapışmış bir şekilde.
Arkadaki horon çeken ekibe birde koluma yağışan eline baktım.
Ayağa kalktığımda gülüşü arttı ama kendi peşimden Kenanıda sürükledim.
Onu Kumsalla beraber bırakmamak için çektim.
“Beni karıştırma Tekin”
“Sensiz yapmam Demir” bir kere daha kolundan çektiğimde kalktı.
Kenanla Kumsal’ın farklı bir geçmişi vardı.
Şiddetli geçimsizlik diye kısaca tanımlaya bilirim. Kumsal ne kadar sert görünsede narin bir kadındı. Ama sinirli ve kırılmış hali pek iyi değildi.
Kenan ise kısakesen bir adamdı.
Bilge kolumu bırakmadan Elifin koluna girdi bende diğer koluna giridim.
Parmak ucunda yükselip “ayak uydur yüzbaşı” dedikten sonra bana gösterek oynaöaya başladı.
Ben doğu çocuğuydum. O ise Kuzeyin kızı.
Kenanda karadenizli olduğu için horona tam olmasada hakimdim.
“Haydee!
Vur ha vur!
Ha uşak ha!!”
Bilgenin gülümsemesi arttı.
“Biliyorsun demek yüzbaşı”
“On elimizde on marifettir doktor hanım” dediğimde sesli güldü.
“Ha desene seni alan yaşadı”
“Öyle herkese gitmem”
“Pekte nazlı” dediğinde bende güldüm.
Horon bittiğinde yeniden masaya oturduk.
“Ha valla ben yerimde duramıyorum” Furkan masaya oturmuş hâlâ götünü başını oynatıyordu.
“Kudurdu yine” Yavuzun dediğiyle masadakiler güldü.
Arkadan müzik yavaş bir şekilde çalmaya devam ediyordu.
Volkan konaktan Mimoza çiçeğim şarkısı başladı.
“Canına yoluna koydum
Mimoza çiçeğimsin
Kanatlanıp göğe uçma
Uçma, sevdiceğim”
Bakışlarım Bilgeyi buldu. Ama gözlerim yanağına düşen bir damlada durdu.
***
Bilge Aksoy
Yeniden masaya kurulmuştuk herkes sohpet edip gülüşüyordu.
Onların bu haline bakıp bende dudaklarıma yerleşen tebessüme engel olamadım.
Benim ekiple üçlü kombo ve Elif çok iyi anlaşmış. Kenan’la Kumsal tarafında ise havalar soğuktu.
Birbirlerine arada attıkları bakışları yakalamıştım ama biraz farklılardı.
Ortama giren şarkı ile dona kaldım.
“Canına yoluna koydum
Mimoza çiçeğimsin
Kanatlanıp göğe uçma
Uçma, sevdiceğim”
Anılara daldım…
“Abisinin çiçeği hadi uyu artık” dedi abimin huzur dolu sesi.
“Abisinin doktoru olucak abi” dedim
Abimin gülüşünü işittim “pekala abisinin doktor hanımı. Bu doktorun uyuması için ne lazım”
“Hmm” “şarkı abi hadi şarkıı”
“Uyacaksım ama”
“Doktor sözü” dediğimde yeniden güldü.
“Canınmı yoluna koydum
Mimoza çiçeğimsin
Kanatlanıp göğe uçma
Uçma, sevdiceğim” bir yandan saçımı okşuyordu.
“Avcın değilimki senin
Kaçma, sevdiğim
Yıktın dağlarımı, yıktın”
“Abi ben senin dağını yıkttımı?” Diye sordum.
“Sen benim dağımdaki tek çiçeksin. Mimoza çiçeğim” kafama bir öpücük kondurup şarkısına devam etti…
***
“Bilge” Yamanın sesini duyduğumda ânâ geri döndüm.
Gözlerim onu buldu.
“İyimisin ne oldu”
Parmakları yanağımı buldu.
Gözümden düşen damlayı sildi.
“Ben ben bir tuvalete gideyim” hızla ayağakalktığımda Yamanda benle birlikte kalktı.
Arkamdan geldiğini bilidiğim halde bakmadan lavaboya yöneldim.
“Bilge” lavabonun kapısını açtıp içeri geçtim ama bir anda kapıyı tuttu.
“Ne oldu”
“Lavaboya girceğim”
“Ağlıyorsun Bilge” o diyene kadar fark etmemiştim.
Kadın erkek ayrı olmayan tekli tuvalleti.
Oda içeriye geçip kapıyı kapadı.
“Neden bir amda ağladın” dedi sorgulayan sesle.
“Sanane” iki taraflı olduğu için kendimi klozet tarafına kitledim.
“Gitsene”
Kapıyı tıktıladı.
“Bilge bıraya tuvalete gelmediğini biliyorum aç kapıyı”
Klozetin kapağını kapayım üstüne oturdum.
“Açmak istemiyorum” elim yine künyeme gitmişti.
“Bilge açarmısın şu kapıyı”
“Gidermisin” dedim kısık çıkan sesimle.
“Gidemem”
“Neden?” Diye sordum.
“Sen burdasın” gülümsedim.
“Sen farklısın” dedim.
“Nasıl yani”
“Abim gibisin biliyormusun”
“Nasıl biri?”
Derin bir iç çektim. “O kadar iyi biriydiki hayatımda gördüğüm en mert adamdı” geçmiş eki ile bahsetmek bile koyuyordu.
“Adı neydi?”
Burnumu çektim “Kenan…Kenandı” anlatmayı bırakıp ayaklandım.
Peçete alıp kapıyı açtım.
Duvara yaslanmış bana bakıyordu.
Tipimi düzeltip ona döndüm.
“Gidelim”
Bir amda kolumdan tutup beni kendine çekti.
Kolları bir anda bedenimi sarınca şaşırdım.
Benim kollarım havada kalmıştı. Aynadaki yansımamıza baktım.
Buruk bir gülümseme dudaklarımda belirdi.
“Bu sevgi patlamasna neye borçluyuz” dedim alaycı bir sesle.
Bende kollarımı ona sardım.
Geriye çekildiğinde ben hariç her yere bakıyordu.
“Utandınmı kız sen” yanağından bir makas aldım.
“Saçmalma istersen” kapıyı açıp çıktı.
Ardından bende çıktığımda adımlarım durmak zorunda kaldı.
Karşımda gördüğüm ikili ilk önce Yamana“Komutanım” sonra ise “Bilge hanım” bana baktı.
Yavuzla Furkanın nutku tutulmuş gibi ikimizin aynı anda çıktığı kapıya bakıyordu.
“Ağazınınızı açmayın” ikiside ayaklarını götüne vuravura koşmayı başladırlar.
“Aboooo Kalkın lan düğünümüz vaaar” diye bağırdı Furkan.
Elimle anlıma vurdum “asalaklar”
“Katılıyorum” bizde arkalarından gittik.
“Gelinle damadımızda geldi e hayde çalın bi damadımızın yöresinden Antebin hamamları haydeee” Canına susamış Yavuz mikrefonu bırakıp dansa başladı.
Ortaya atlayıp ikisi karşılıklı oynamaya başladı.
“Antebin hamamları
Sallanır külhanları
Hoşgör mahallesinin dip
Dibedir damları”
İkimizde kalkaldık. Ne oluyordu şuan burda?
“Çiğ köfetenin adına
baklavanın tadına
Yer derler muradına”
“Ne oluyor şuan” dedim anlamaz bir şekilde.
“Canlarına susuyorlar”
Masada yine Kumsal ve Kenan harici herkes kalkmıştı.
“Hele hele hele anteplim gel
Yanıma bir dadlım
Çifte telli çalıyor
Kalkında oynayalım”
“Allah Allah Bilge hanıım hayırlı olsuun” kıvırtarak Canla Berke yanıma geldi.
Elimi Berkenin omzuma atıp tırnaklarımı geçirdim.
“Ne saçmalıyorsunuz lan siz” dedim sinirime hakim olmaya çalışarak.
“Müziği kesin” diye bağırdığımda müzik bir anda durdu.
Parmaklarımı kaldırıp iki salağı gösterdim.
“Kanserli hücreler geçin yerinize oturun”
“Valla kusura bakma Bilgecim sen bizim komutanımız değilsin” dedi Furkan.
“Oturun lan!” Yaman yükseldiğinde koşarak yerlerini oturdular.
Ondan korkup benim ekip bile yerine oturmuştu.
Gözler bize döndüğümde insanlardan özür dileyip yerimize oturduk.
“Furkan Yavuz”
“Emredersiniz komutanım”
“Anlatın bakalım bu içinizdeki heyecanın sebebini” dedi sert bir sesle.
“Komutanım…”
“Efendim”
Ben stres olduğum için araya girdim.
“Tamam” dedim bir an yükselip.
“Bir yanlış anlaşılma oldu” gözlerimi ayaktaki ikiliye diktim.
“Uzatmaya gerek yok” dedikten sonra herkese tek tek baktım.
“Tatlı?”
Ayağa kalkıp necip amcanın yanına doğru gittim.
Bana olan bakışlarımı anlayıp “sende başlama Necip amca ya”
“Pekala”
“Senin güzel sütlacınlaeınka masayı şenlendirmemiz gerekiyor”
Mutfağa doğru yöneldiğinde peşinden gittim.
Dolaptan sayımıza göre sütlaclarımızı ve bir kase fındık koyduğu tepsinin birini ben birini o aldıktan sonra masaya doğru yürümeye başladık.
“Bilge hanımın olmadığı dal yok”
“Gel Furki” elime aldığım sütlacın üstüne kaseden üstüne fındık doldurdum.
Kaşığa aldığım kocaman sütlacı Furkana doğruluttum.
“Aç bakalım” ağazını açtığında üst üste iki üç kaşık ağazına doldurdum.
Garip sesler çıkardıkça masadakiler seslice gülmeye başladılar.
Yuttuğunda masadaki suyu kafasına dikti.
“Bu yemini unutuyormusun sen can yakmaman adam öldürmemen lazım kızım senin”
“Afiyet olsun” dedim aksine gülerek.
Yeniden yerime oturdum.
Yaman kulağıma doğru “ İyimisin” dedi.
Kafamı olumlu anlamda salladım.
Cevabımı beğenmemiş olacakki çenemden tutup beni kendine çevirdi.
Gözlerimin içine bakıp “iyimisin” diye yeniden sordu.
“İyim” dedim bu sefer.
Kafamı öne doğru çevirip bi yudum su içtim.
Herkes sohpet ettiği için bu anı fark etmemişlerdi.
***
“Kalkalım o zaman” herkes yavaştan ayaklanmıştı.
Bende kasaya geçip hesabı ödemek için cüzdanımı çıkardım.
“Burdan al amca” kafamı arkaya çeviridim.
Arkamdaki Yamandı.
“Saçmalama ben sizi davet ettim”
“Olabilir”
Yemiden Necip amcaya döndüm.
“Burdan alınacak” dedim inatla.
“Hayır bu-“ post cihazına kartı okuttuğumda cümlesi yarım kaldı.
Ona dönüp gülerek “afiyet olsun komşum” yanından geçerek kapıya çıktım.
“Çok güzel bir akşamdı geldiğiniz için teşekkürler” dedim kağıdaki ekibe.
“Kesenize bereket Bilge hanım”
“Afiyet olsun” dedim gülerek.
“Pştt sarışın” sesin geldiği yöne baktım.
“Numaranı alabilirmiyim” bir adam Kumsalın yanına geldi.
Bir diğer adamda yanında belirip bana döndü.
“Seninkide lazım güzelim. Güzel şortmuş”
“Gel vereyim ben sana numarayı ” Kenan bir anda Kumsal için gelen adamın üstüne atladı.
“Güzel olcak farklı birşey daha biliyorum ben orospu çocuğu” Yamanda bir anda adamın üstüne atlayınca ortalık karıştı…
Slmslmslm umarim beğenirsiniz yorumlarinizi bekliyormmm
