2. bölüm · Kalbin arkası
Bölüm2; çatlak
Yaman Tekin
Eli ile beni işaret eden kadına hayertle bakıyordum, yüzünü ne göremediğim için ışığı açıp balkon duvarına dahada yaklaştım.
“Seni pislik” diyerek üzerime atladığında yanındaki adam tuttu.
“Tamam tamam geçelim içeri” bu yanındaki herif bana biryerden tanıdık geliyordu ama yüzünü net göremiyordum.
Sıkıntı ile oflayıp “biraz sesiz olun uyuyacağım”
“Kusura bakma kardeşim” dediğinde başımla onayladım ve içeri girmeye niyetliydimki “kusura ben bak-“ diyen kafadan çatlak kadına döndüm, adam elini kadının azına kapattı.
Gerçekten sinir bozucu takık bir kadındı, gözlerimle omu süzmeye başladım.
Sim siyah saçlı büyük yeşil gözlü bir kadındı, dolgundu ama kilolu değildi.
“Sesiz olacağız iyi geceler” dediğinde kadından gözlerimi çekip içeri girdim.
İçeri girdiğimde duştan yeni çıkan Denizi gördüm.
“Sıhhatler olsun abicim”
“Sağol abim” içeri geçtiğinde bende kendimi odama attım.
Pek uyuya bilen biri değildim ama her gece yatağa girdiğimde dört dönüp uyumanın bir yolunu arıyordum…
***
Bilge Aksoy
Sanırım kafama ok saplanmış yada tencere ile vurulmuştu çünkü felaket başım ağrıyordu.
Elimi başıma attığımda acı ile inledim. Bir daha içmeyecektim, yatağa nasıl geldiğimi bile hatırlamıyordum.
Yatakda toparlanmaya çalışıp ayağa kalktım, dengemi kayıp eder gibi olduğumda duvara tutundum.
Bir adım attığımda ayağıma takılan şey ile yere yapıştım demek çok isterdim ama düştüğüm şey bir bedendi.
Çığlık atarak toparlanmayı denediğimde altımdaki beden hareketlendi “hırsız hemde sapık bir hırsız yardım edin “ bağırdığım.
Çığlık atmayı bırakmadığım için bay sapık hırsız elini azıma koydu.
Şaşkınlıkla kafamı kaldırdım “Benim Bilge sakin ol benim Çağıl” dediğinde durup sakince nefes aldım.
Elimi göğüsüme koyup soluklandım.
“Ne işin var yatak odamda” dediğimde hiç konuşmadan baka bakıyordu.
Benim gibi oda derin nefes alıp “dün gece çok içtiğin için seni odana getirdim ama gitme burda yat diye tuturrdun o yüzden yerde yatmak zorunda kaldım oldumu” dediğinde mahçupca baktım.
“Ay kusura bakma iyimisin” kafasını olumlu şekilde sallayarak güldü.
Sinirlerim bozulduğu için bende güldüm.
“Kalkmayı planlıyormusun acaba üstümden” dediğimde pozisyonumuza baktım.
Karnın üzerinde oturduğumu fark ettim, acele ile kalktım “özür dilerim” diyerek elimi uzattım kalkması için elimi tutuğunda kapı çaldı.
Elini bırakıp “kapıya bakim” dedim ve içeri geçtim.
Kapıyı açtığımda taksideki adamı gördüm “sen ” “senin ne işin var burada” dedim.
“İyimisin çığlık attığını duydum” beş dakika önceki çığlığa yardım olarak gelmesi garipti ve ne işi vardı burada.
“Sağol yanlış anlaşılma bir sorun yok”
“Sapık hırsız dedin eminmisin sorun olmadığına?”
“Birazdan sapık komutan diye bağırırım görürsün be adam yok dedim ya hem senin ne işin var burda?”
“İyilikte yaramıyor ,hem ne demek ne işin var ben karşı komşunum ya hani, dün gece ne kadar içtin acaba?” Dedi kınayarak.
Hayretler içinde baktığımda karşı dairden dün adının deniz olduğunu söyleyen çocuk kafayı çıkardı.
“Oha” dedi hayretle uzaylımıydım acaba ben oha neydi.
“Yani merhaba Bilge abla “ dediğinde gülümsedim bu çocuğa kanım ısınmıştı ama bu hödüğe asla.
Karşımdakinin gözleri arkaya kayınca arkama döndüm, Çağıl gelmişti yanıma.
“Çağıl?” Dediğinde yeniden önüme döndüm.
“Sendemi burda oturuyordun Yaman” adının yaman olduğunu öğrendim öğrendiğim adama söndüm yeniden.
“Dün fark etmemişim sen olduğunu bu baş belası ile uğraşıyordum” dediğimde kaşlarımı çattım ama birşey demedim.
“Sıkıntı yok çığlık atınca bir bakayım dedim” arkasını dönüp evine girdi.
Kapıyı kapamadan önce birkaç saniye bana bakıp kapadı.
Bende kapıyı kapatım arkama döndüm “dün gece ne oldu hiç hatırlamıyorum desem “ dediğimde sırıttı.
“Boşver hadi hazırlan atayım seni karagaha”
“Ah doğru iş saat kaç”
Kolunu kaldırıp saate baktığında “daha saat yedi içipte nasıl erkenden kalka biliyorsun?”
“Dakik biriyim bedenimde öyle o yüzdendir” dedim sırıtarak.
“Kahvaltı?” Dedi çok yanlış kişinin evindeydi.
“Dışarda yesek benim elimden birşey yeme bence sağlık görevlisi olarak bir can almak istemem”
“Pekala sen hazırlan ben bekliyorum salonda”
“Hemen” duşa koştum alkol kokusunu üstümden atmalıydım.
***
“Bu kiloda nasıl çok yediğini anlamıyorum” diyen Çağıla güldüm.
“Allah vergisi lütfen maşallah’de nazar değmesin”
“Maşallah canım maşallah” dedi oda gülerek.
“Ee işin varmı senin bugün”
“Görev raporunu vermem gerek sonra yok”
“Anladim” çayı dudaklarıma götürerek yudumladım.
“Aa günaydın Çağıl komutanım” yanımıza gelen Denizdi.
“Günaydın”
“Sizede günaydın Bilge abla” diyen Denize döndüm
“O kadar yaşlımı gösteriyorum” yalandan takılarak ikisine bir sağ bir sol kafamı çevirdim.
“Yok yani benden büyüksünüz ya o yüzden kusura bakmayın o anlamda demek istemedim” dediğinde güldüm.
“Şaka canım şaka sorun olmaz” dediğimde oda güldü.
“Size afiyet olsun” hafifçe eğildi ve gitti.
Çayımı yudumlarken açmadan kopartıp ağızıma attım.
“Tatlı çocuk “ dedim gözlerim onu takip ederek.
Siyah bir arabaya binip gitmişti.
“Yüzbaşı Yaman Tekin’in kardeşi yani atanan Tim’in komutanıda karşı komşun Yaman” dediğinde ona döndüm.
“Anlamsız bir sinir yükleniyor o adamı gördüğümde borçlu kalmaktan nefrent ediyorum zaten” dedim göz devirerek.
“Birde karşı komşum olmuş” sinirle açmayı ısırdım.
“Sinirlenince çok tatlı oluyorsun” diyen Çağıla baktım.
“Umarım dedikoducu değildir o velet sonra Çağıl komutanımla doktor hanım sevgiliymiş demesinler” bunada sinirlenip büyük bir ısırık daha aldım açmadan.
“Kim ne derse desin hem sana karışamazlar öyle birşey olursa”
Lokmamı hızla yutup “Adımın seninle anılmasına gerek yok kimsenin karıştığı felanda yok kendi halimde iyiyim ben” ayağa kaşktığımda benle birlikte oda kalktı.
Kasaya geçip hesabı ödemeye meyilliydim ama önüme duvar gibi duran ve bu duvara toslayan ben nasıl ödeyecekti acaba?
“Benim olduğum yerde ödetmem hesap felan sana”
“Mafya felan mısın sen dün okadar uğraşmışsın benim sarhoş halimle bırak ödeyim” ileri atıldığımda yine beni tuttu.
“Lütfen arabaya geçermisin”
“Aynısından rica ediyorum bırak ödeyim sonra karşı komşum gibi sanada çatmayım” dememin bir etkisi olmamıştı.
“Borçlu kalmayı sevmiyorum lütfen” dediğimde bir kaç saniye bakıp çekilmişti.
Erkekler harbiden garipti ya.
***
“Dünkü olayı unutamayacğım adamı resmen hayata yeniden döndürdünüz” diyen Berk’e güldüm
“Görevimiz bu Berk bu yüzden varız ya burda”
“Görevinizi yapsanız iyi olur o zaman doktor hanım” diyen ses’e doğru döndüm.
Gelen karşı komşum Yamandı , bu herif gerçekten gıcıktı.
“Hasta gelsin elimizden geleni yaparız” dediğimde kolunu gösterdi.
“Yan odaya geç” dedim.
“Eldiven verebilirmisin yan odada kalmamıştıda” dediğimde Berk hemen bir çift eldiven verdi.
Odaya geçtiğimde sedyenin üstünde oturmuş etrafa bakıyordu.
Geldiğimi hemen fark edip bana baktı, eldivenleri ellerime takarken bende ona baktım.
Dolaptan malzemeleri çıkartırken “soyun” dedim.
Malzemeleri tepsiye koyup arkamı döndüğümde hâlâ üstü ile oturuyordu.
“Üstünüzü çıkartırmısınız “ dedim, bu herif gerçekten gıcıktı.
“Soyun demeniz pek olmuyorda böyle söylemeniz daha doğrudur” üniformasının üst kısmını çıkartırken konuşuyordu.
“Size meraklı değilim zaten komutan bey” dediğimde güldü.
İki haftadır görevde olmalılarki evden hiç ses gelmemiş yada karşılaşmamıştık.
“Sevgiliniz varken zaten birilerine meraklı olmayın” dediğinde elimdeki batikonla kalakaldım.
“Sevgili?” Şaşırmış bir şekilde söylediğim için bana garip bakıyordu.
“Çağıl komutanla çıkmıyormusunuz?” Dediğinde ağazına pamuk tıkmak istedim.
“Ne, ne saçmalıyorsun sen o benim arkadaşım sadece” sinirden kekelemiştim.
“Size sahip çıkınca birde evinizde kalınca öyle sandım kusura bakmayın”
“Sahip çıkmakmı? Birinin bana sahip çıkmasına gerek yok ve lütfen siz birdaha birşey sanmayın” sinirle pamuğa batikon döktüm.
“Şey ben döke-“ sinirle hareket ettiğimi görünce ellini uzattı ama kolumu çekip yalandan güldüm.
“Yerinizde doğru düzgün durun lütfen” dediğimde gözlerini önüne dikti.
Yarayı temizlemek için ilaçlı pamuğu sürdüğümde kolu hafif hareket etti , kafamı ona çevirdiğimde dümdüz bakıyordu.
“İşinizi yapacakmısınız?” Dediğinde gülerek göz devirdim , sinirden gülmeydi bu ama birşey diyemedim.
Yarayı temizlemeye devam etmek için önüme döndüm, en az beş altı dikiş isteyen bir kurşun yarasıydı.
“Kurşun içerdemi çıktımı?”
“İçerde” dediğinde pamuğu yanlışlıkla çok bastırdığım için kolunu hareket ettirmişti.
“Çok yanıyormu” soruma hemen cevap vermedi “sorun değil” dediğinde kafamı ona çevirdim.
“Kasmana gerek yok yüzbaşı” dediğimde gülerek bana döndü.
“Vatan için canımı vermeyi kabullenmişim ben ,bir kurşun yakmaz canımı.”
Omzuna doğru olduğum için yakınındaydım.
Sözleri abimi aklıma getirmişti, alklıma abim geldiğinde üzerime hüzün çöküyordu. Bana olan bakışlarından kurtulup önüme döndüm.
Pamuğu sürerken üflüyordumki daha çok yanmasın diye.
Kurşunuda çıkartıp dikişleri atmaya geçmiştim.
Bakışlarını üzerimde hissediyordum ama bakmıyordum. Bana abimi hatırlatan birşeyler vardı onda ama çözemiyordum.
“Bir sorunmu var” dediğinde başımı iki yana salladım.
“Bir anda birşey oldu sanki”
“Yok birşey Yüzbaşı”
“Eminmisin doktor hanım” dediğinde gözlerim onu buldu.
Doktor hanım nasılsınız ,geleceğin doktoru , doktor hanım bakarmısınız diyen abim gözlerimin önüne geldi.
Neden onu hatırlatıryordu bana gözlerime akın eden yaşlar yüzündem önüme döndüm.
“İyimisin?” Konuşursam ağlarımışım gibi hissettiğim için kafamı olumlu anlamda salladım.
Dikişleri bittiğinde geriye çekildim.
Boğazımı temizleyip “ haftaya gel dikişlerini alalım yazacağım kremleride kullan” not kağıdı ararken kolumdan tuttu.
“Ciddili soruyorum iyimisin” gözlerini gözlerime kilitlemişti.
“İyim kremleri yazayım” kolumu çektip kağıda kremleri yazdım.
“Hafataya gel unutma tamamı” dediğimde bu sefer o başını olumlu anlamda salladı.
Kapıdan dışarı çıkar çıkmaz daha fazla kendimi tutamadan ağlamaya başladım.
Elim abimin künyesine gittiğinde çıkartıp öptüm. Abim öleli yıllar olmuş olabilir ama ben unutamıyordum o küçük Bilge unutamıyordu kadın olan Bilge abisini unutamıyordu, unutmakda istemiyordu.
Elimdeki kümyeye bakarken kapıdan biri girdi, hemen göz yaşlarımı silmeye çalıştım.
Ama gelen Yamandı, abimi hatırlatan o adam yine gelmişti.
“Telef-“ beni gördüğünde susup kalmıştı.
“Ne oldu neden ağlıyorsun” yanıma geldiğinde elimdeki künye’ye baktı.
“Yok birşey neden geldin” dedim toparlanmaya çalışarak.
“Nasıl yok ağlıyorsun “ gözyaşımı silmek için giden elimi tuttu.
“Bırak aksın sonra içine akıyor” gözlerini gözlerime kilitlemişti yine.
Dayanamayıp gözlerimi kaçırdım.
“Telefonum diyordun sedyenin üstünde “ dediğimde göz temasını kesmedi.
“boşver telefonu bir sorunmu var”
“Yanlız kalmak istiyorum lütfen telefonunu alıp çıkarmısın” dediğimde diretmeden çıktı.
Göz yaşlarımı silip yüzümü yıkadım, bizimkilerin yanına geçmek için yüzüme yalandan gülümsememi ekleyip topuklularım üstünde ekbin yanına geçtim.
“Benim mesai buraya kadar Can ve Durucum size iyi nöbetler” dediğimde ikisi ile vedalaşıp karagahtan çıktım…
Bölümü beğendiyseniz takibinizi alırmmm🌝🌝
