12. bölüm · Kalbin arkası
Bölüm 12; barış(+14)
Elini tutup yürümeye başladım.
Sesizce otoparka gelmiş arabasına binmiştik.
İkimizde oturduğumuzda aramızda sesizlik hakimdi.
Derin bir nefes alıp başını direksiyona koydu.
“Çok korktum” dediğinde elimi omzuna koydum.
“Korkma” dedim.
“Bilge, Deniz benim herşeyim tüm ailem sana ne kadar teşekkür etsem az” omzundaki elimi tutup öptü.
“Görevim” dedim.
Arabayı çalıştırdığında elimi hâlâ bırakmamıştı.
Tek eli ile arabayı kullanıyor diğeri eli ise benim elimi tutup okuşuyordu.
Sesizce otoparka girdik ve arabayı park etti.
Arabadan inince göz göze geldik.
Geçen geceki yere park etmişti yine.
Sesizce merdivene yönelip çıkmaya başladık.
Kapının önüne geldiğimizde konuşmaya başladım.
“Özür dilerim” dedim. Hayat kısaydı bu yüzden artık mesleği felan zerre umrumda değildi.
“Geçen seni bırakıp gittiğim için özür dilerim Yaman.”
“Sorun değil” dedi.
“Hayır sorun çünkü seni seviyorum” dedim bir anda.
“Seni seviyorum ve her şeyinle kabul etmeye hazırım kaderde ne olacaksa olsun içinde sen varsan ben hazırım” dedim.
Konuşurken ona doğru yürüp yakınlaşmıştım.
“Seni her zerremle seviyorum” sözlerimin ardından onu öpmeye başladım hiç sorgulamadan karşılık verdi.
Yavaş değildik hoyratça hızlı bir şekilde öpüşüyorduk.
Beni kalçalarımdan destekleyince bacaklarımı beline sardım. Kollarımı boynuna dolamıştım.
Sırtımın duvara çarpması ile inledim.
Soluksuz öpüşüyorduk.
Nefes almak için geri çekildiğimizde ikimizinde hızla göğüsü havalanıp kalkıyordu.
İkimizde gözlerimizi birbirimize kitlemiştik.
“Kıyametimsin” dedi sertçe nefes alıp verirken.
“Sen” dedim nefes nefese “sen seversen kıyametinde olurum” yeniden dudaklarımız birleşti.
Hoyratca öpüşmeye devam ettik.
Alt dudağımı dişlediğinde inledim.
Nefesiz kaldığımızda dudaklarımız ayrıldı. Bacaklarımı serbest bırakıp yere bastım.
Sırtım hâlâ duvara yaslıydı.
Hızla nefes alıp veriyordum.
“Şu göğüslerin aklımı başımdan alıyor” dediğinde bakışlarımı kaldırıp ona baktım.
“Görmeden böyle düşünüyorsun demek?” Dedim nefesim hâlâ düzensizdi.
“Görmek çok isterdim” dediğinde hafifçe kokuna vurdum.
“Git hazırlan bekliyorum” dedim. Evin anahtarını çıkartıp kapıya soktu.
“Tek kalmak istemediğimi söylemiştim” kolumdan tutup beni kendi ile beraber içeri soktu.
“Sen keyfine bak ben duş alıp geliyorum” içeri geçti.
Nefes alıp verişim hâlâ düzensizdi.
Telefonumu çıkatıp baktığımda şarjım bitmişti.
Etrafıma baktım ama şarj aleti bulamayınca Yamanın odasına gittim.
Yatağın yanındaki komidine geçtim.
Telefonumu şarja takıp komidinin üstüne koydum telefonumu.
Çıkacakken gözüme birşey takıldı. Benim ceketim yatağın üstünde duruyordu.
Başımı kaldırdığımda kapının önündeki Yamanı gördüm.
Çok pardon Yunan heykeli gördüm.
Yaman duştan yeni çıkmış bir şekilde karşımda duruyordu.
Alt böylesine havlu sarmış ama üstü çıplaktı.
Yavaşça onu süzmeye başladım.
Bu adam hayatı boyunca spormu yapmıştı? Sekiz tane baklavayı görünce yutkundum.
Geniş omuzlarından süzülen su damlaları kaslı damarlı kollarına süzülüyordu.
“Ben çıkayım” ayaklanıp kapıya yürüdüm.
Normal şartlarda olsaydık daha farklı olabilirdi ama Deniz hastanede olduğu için hızlıca giyinmişti.
Siyah tişört siyah eşofman sade giyinmiş Denizede bir çanta hazırlamıştı.
Ayaklanıp kapıya yürüdüm.
“Üşümezmisin sen böyle birşey alalım üstüne” dedi.
Üstümde beyaz askılı altımda siyah eşofman vardı.
“Çıkarken unutmuştum alayım” eve girip üstüme penye gri renkte crop hırkamı üstüme geçirdim.
Merdivenle indiğimi bildiğinden beri sorgulamadan bana uyuyordu ve ben yanındayken hep merdivenle iniyordu.
***
Gece yarısı olmak üzereydi. Kenan eve gidip duş alıp yeniden hastaneye gelmişti.
Yoğun bakım ünitesinin önünde oturan ikiliye baktı.
Daha doğrusu uyuklayan. Bilgeyle Yaman yan yana oturmuş uyuyorlardı.
Bilgenin başı Yamanın omzuna yaslamış Yamanda Bilgenin kafasına yaslamış uyuyorlardı.
Kenan bu hallerine bakıp tebessüm edip Denizi kontrol etmiş ve bir kaç koltuk öteye oturmuştu.
Lavabodan çıkan kişi ile bakışları takıldı.
Kumsalı Kenanı görünce arkasını döndü ama duvara çarptı.
Kenan ayağa kalkıp hızla Kumsalın yanına gitti.
“İyimisin” kolundan tutup kendine çevirdi.
“Bırak” elini anlına atıp ovuşturdu.
“Buz alayım bekle” dedi Kenan.
“İstemez” kolundan itekleyip sandalyeye oturdu.
“Kumsal”
Gökyüzü mavisi gözleri Kenan hariç heryere bakıyordu.
Kenan onun bu haline alıştığı için aşağıya inip buz alıp yeniden yoğun bakım katına çıktı.
Buz kalıbını Kumsala uzattı.
Gözlerini yavaşça kaldırıp ilk önce buz kalıbına sonra Kenana baktı.
“İstemiyorum Kenan” dedi solgun bir sesle.
“Sen birşey yemedinmi rengin solmuş” çenesinden tutup kaçırdığı bakışlarını kendine çevirdi.
“Kenan bırak” inatla ayakladığında sendeledi.
“Kumsal” Elini beline koyarak düşmesini engelledi.
“Otur şuraya”
“Bırak dedim sana” dengesini kayıp edip gözleri karardığında yere serilmemesi için Kenan tuttu.
“Kumsal” bağırması ile Yaman uyanmıştı.
“Doktor yokmu lan”
Yaman Bilgeye dikkat edip Kenanın yanına geldi.
“Ne oluyor ya” Bilgede uyanıp Yamanın peşinden gitmişti.
“Bilge. Bilge bak birşey oldu Kumsala iyimi”
Yanlarına gelen Bilge nabzını kontrol edip ayaklarını havaya kaldırtırdı.
“Tansıyonu düşmüş olamalı heralde”
Doktorlarda geldiğinde bir oda açıp serum takmışlardı.
“Kenan” Kumsalın sayıklamasıyla Kenan oturduğu yerden kalktı.
“Canım” Kenan kumsalın elini tuttu.
***
Bilge Aksoy
Birkaç gündür hastanede yatıp kalkıyordum.
İşten çıkıp Yamanın yanına gelip hastanede duruyordum. Beraber olmasak aklım onlarda kaldığı için uyuyamıyordum bu yüzden onala beraber uyuyup uyanıp eve geçiyorduk. İşlerimizi halledip o beni askeriyeye bırakıyor sonra hastaneye geçiyordu.
Döngü sonunda bitmiş Deniz eve çıkmıştı.
“Abi novayıda alalım” dedi arka koltukdaki Deniz.
“Nova?” Dedim sorarcasına.
“Köpeğimiz havlama sesleri gelmiyormu?”
“Kenanın köpeği sanmıştım daha önce gelmemişti hiç” dedim gergin bir tavırla.
Hayvanları çok severdim ama korkardım. Sebebi yoktu ama korkuyordum işte.
“Korkuyorsun” dedi Yaman arabayı kullanmayı devam ederken.
Ben söylemeden anlamıştı hemen.
“Çok belli oluyormu ya”
“Ben anlarım”
“Görevdeyken kim bakıyor?” Dedim gerginliğimi atmak için.
“Köpek oteline bırakıyoruz ama istanbuldan geldiğimizde biraz hastaydı görmemen çok normal”
“Ee alıyormuyuz şimdi” dedi arkadaki sabırsız Deniz.
“Sizi eve bırakayım ben döner alırım”
“Benim için sorun yok rahatsızlık ve-“
“Saçmalma yavrum”
Deniz arkadan garip sesler çıkarmaya başladı.
“Wow wow”
“Yavrum demek ha aşk kuşları havada sevda kokusu var” dedi otuz iki diş sırıtarak.
“Cıvıma” dedik Yamanla aynı anda.
“Çok katı bir çift” dedi mızızlanarak.
***
Yaman Denizle beni eve bırakmış bende Denizi tek bırakmamak için yanında oturuyordum.
“Elif bugünde geliyormu?” Dedi uzandığı yerden Deniz.
“Bugün dinlenmelisin” dedim.
“Elif varkende dinlene bilirim Bilge abla”
“Sonra gelir Denizcik. Birşey istiyormusun” dedim.
“Hayır sağol Bilge abla” dedi tebessüm ederek.
Tam o sırada kapı açıldı ve ve bir köpek havlama sesi duyuldu.
Ben çekingen bir şekilde koltuğun ucunda oturuyordum.
“Şşt sakin ol kızım” Yaman içeri girip kapıyı kapadı ama köpeğin tasmasını bırakmıyordu.
Köpek heyecanla Denize bakıp havlayıp kuyruk sallıyordu.
“Bilge” Yaman eli ile beni çağırdı.
“Tırsıyorum biraz ben almayayım” dedim.
“Gelirmisin” elini uzatmış bana bakıyordu.
Çekinerek yanına gittim. Çok tatlı bir köpekti Yamanın yanına geçtiğim için bana bakıp dilini çıkardı.
“Otur kızım” komutu ile Nova yere oturdu dilini çıkarmış heyecanlı bir şekilde nefes alıyordu.
Çok tatlıydı ama tırsıyordum. Kendimi Yamana daha çok soktum geriledim.
“Korkmana gerek yok güzelim” elimi tuttup Novanın burnuna götürdü.
Ona güvendiğim için elimi geri çekmedim o benim güvenli alanımdı.
Elimi yalamaya başlayınca Yaman kafasına koydu. Başını okşamaya başladığımda mayışıp yere yattı.
“Çok tatlı” dedim gülerken.
Anı bozan kamera sesi oldu. “Bencede çok tatlısınız” dedi Deniz. Elinde telefonla bizi çekmiş sırıtıyordu.
“Onu gruba atarsan seni pişman ederim” dedi Yaman.
Köpek yerden kalkıp Denizin yanına koştu.
“Oyy benim tüylerinde yok olduğum özledinmi sen beni bakayım”
Gerçekten Elifle aynıdılar.
***
“Ben çok sevdim bu hastalanma işini herkez etrafımda pervane” diyen Denize güldüm. Nova Denizin yanından ayrılmıyordu. Dünkü tanışmamızdan sonra ona az çok alışabilmiştim sayılır.
“Sen bir daha o kurşunun önüne atla bak dünya kaç bucak” dedi Yaman sinirle.
“Bu konudan bahs etmesek” dedim ikisinin arasına girerek.
Yaman önüne döndü.
Denizse getirdiğim portakal suyunu içiyordu.
“Ellerine sağlık Bilge abla ya”
“Marketten aldım ama yinede afiyet olsun canım”
“Olsun sonuçta elin değmişmi değmiş” dediğinde güldüm.
“Ben eve geçeyim bir kaç işim vardı” Yaman benle beraber ayaklandı.
“Akşam flimmi izlesek?” Dedi Deniz.
“Bana fark etmez” dedim omzumu silkerek.
“Siz ne isterseniz” Yaman biz ikimize her koşulda uyuyordu.
Kapıyı açıp çıktım.
Başımın üstüne öpücük kondurduğunda gözlerim kapandı.
Huzurun vücut bulmuş haliydi.
“Şu son bir hafta o kadar çok yoruldumki” dediğinde bakışlarımı kaldırıp ona baktım.
“Dinlenmen için burdayım” dediğimde bir kere daha öptü.
Şuan sevgiliydik yani heralde öyleydik.
“Seni bana gönderen Allaha kurban” dediğinde güldüm.
“Kusura bakma senide günlendir süründürdüm hastanelerde”
“Saçmalama Yaman süründürmek ne demek?” Kaşlarım çatıldı.
“Geç kalmadan gel yemek yiyelim”
“Şimdiden diyeyim berbart yemek yaparım” dedim.
“Karşında koskoca Yaman Tekin duruyor on elinde yüz marifet olan bir sevgilin var”
“Sevgilim ha?” Dedim gülerek.
“Daha fazlası olucağını garantileyebilirim” saçımdan bir tutam kulağımın arkasına sıkıştırdı.
“Öyle kolay biri değilim ben komutan” dedim cilvenelerek.
“Abi! Su getirirmisin” Denizin sesi ile yumruğunu sıkıp gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.
“Sen Denize bak istersen”
“İşini halletikden sonra gel tamamı yavrum” dediğinde başımı olumlu anlamda salladım.
***
“Öleceksin lan ses çıkarmasana” filmdeki adam yüzünden sinir krizi geçirecektim.
Yamanlarda flim izliyorduk. Denize koltuğun bir tarafına yatak oluşturmuştuk Novayla beraber uzanmışlardı. Yamanla bende bir battaneye sarılmış yan yana flim izliyorduk.
Yaman mısırı uzattığında dikkatimi flimden çekmeden uzattığı mısırı yedim.
Sesiz bir yer adlı gerilim korku flimini izliyorduk.
Ekran sim siyah olmuş karanlık bir koridor görünmüştü.
“Geliyor yine bir şey” dedi Deniz uzandığı yerden
“Susarsan izleyeceğiz” dedi Yaman.
“Bak yarama kramplar girdi ge-“
Bir anda ekrandan gelen yüksek sesle bağırdı.
“LAN!” Bağırması ile Nova havlamaya başladı.
İkimiz onun bu haline gülüp önümüze döndük.
“Ben uyuyorum ya acım başıma korkum başka yerlerime vurdu”
“Abart” dedim ona bakmadan.
Yaman flimi dalmış bir şekilde ağazıma mısır tıkayıp duruyordu.
“Aşkım boğulayım istiyorsun heralde mısırdan”
“Aşkım diyorsun” dedi bakışlarını bana çevirerek.
Kokunun altına daha çok girdim.
“Sevmediysen söylemeyelim yüzbaşı” dedim flime dönerek.
“Senin ağazından çıkan bir kelimeyi sevmeme ihtimalim sıfır” şimdi ben bu adama nasıl erimeyecektimki?
Yeniden flime odaklandık.
Odağımızı bozan araya giren horlama sesiydi.
Deniz sesizce horlayıp uyuyordu.
Yaman kalkıp dikkatlice üstünü örtüp yeniden yanıma oturdu.
Onun bu halini izlerken gülmeden edemedim. Çok tatlıydılar.
Odağım tamamen flimden kaymıştı.
“Yaman” bakışlarımı kaldırıp ona baktım.
“Efendim yavrum” bakışlarını çevirip bana baktı.
“Yok birşey” yeniden önüme döndüm.
Ama onun bakışlarını hâlâ üstümde hissediyorum.
Yanağımı avucuna alıp sıktı.
“Senin bu yanaklarını her seferinde sıkmamak için zor duruyorum” dediğinde sesli güldüm.
İki yanağımı birden sıkarak oynamaya başladı.
Yanaklarımı bıraktığında gülmeye devam ettim.
“Manyakmısın ya”
“Manyağım ya” dedi beni taklit ederek.
Yanaklarıma öpücük kondurdu.
“Pek sevgi doluyuz”
Baş parmağı ile yanağımı okşamaya başladı.
“Bilge sen o gece gittiğinde ben hayatımda ikinci defa çok korktum” dedi.
“Geri dönmeyeceksin diye o kadar korktumki anlatamam zamana ihtiyacı var dedim ama o zaman hiç bitmezse diye korktum” gözlerim doldu ama akmadı.
“Ama döndün iyikide döndün” yanağına bir öpücük kondurdum.
“Özür dilerim”
“Dileme Bilge’m” yanağıma bir öpücük daha kondurdu.
“Senin yüzün hep gülsün. hep gül” bir öpücük daha.
“Aşıksın galiba?” Sorumla güldü.
“Sanırım ama pek emin değilim” kollarımı boynuna doladım.
“Emindeğilsin demek?”
“Bilemiyorum” belimden tutup beni kucağına yerleştirdi.
“Hâlâ emin değilmisin?” Burnumu burnuma değdirdim.
“Yüzde elli yüzde elli” dediğinde dudaklarımızın arasında mesafe bırakmadan yaklaştım.
Birbirine değiyorlardı ama öpmemiştim.
“Emin değilim diyorsun” konuşurken dudaklarımız birine değiyordu.
Daha fazla beklemeden öpmeye başladım.
Yavaşça öpüşmeye başladık.
İçimdeki yangınlarda deniz gibi dalgalanıyordu.
Seviyordum ya bu adamı ne ara olmuştu bilmiyorum ama seviyordum.
Öpüşü arsızlaşıp dili ağazımın içine girdi.
Elleri ile sertçe kalçamı sıktığında ağazına inledim.
Kalçalarımı her öpüşmemizde sıkıyordu sanırım huy edinmişti.
Kendimi sertçe ona bastırdığımda altımda sertlik hissettim.
Nefessiz kaldığımızda ayrıldık.
Hızla nefes alış verişlerimiz odada yankılandı.
“Deniz uyanacak” dedim nefes nefese.
Ayaklandığında bacaklarımı beline sardım.
Yatak odasına gelmiştik.
Hiç pozumuzu bozmadan bu sefer yatağa oturduk ve yeniden öpüşöeye başladık.
Yarınlar yokmuşcasına öpüşmeye devam ettik…
***
Gözlerim yavaşça açılmaya göğüsüm ferah koyula dolmaya başlamıştı.
Yamanla olan öpüşmemiz bittikden sonra yatıp uyumuştuk.
Ben kollarımı Yamana sarmıştım o ise ahtapot gibi her bir yanımı sarıp sarmalamıştı. Bir bacağımı kendi bacakları arasına alıp sıkıştırmış kolları ilede bedeni sarmalamıştı.
İçime onun ferah kokusunu bir kere daha çektim.
Ayağa kalkmak isityordum ama şahsi ahtapotum yüzünden bırak ayağa kalkmayı haraket bile edemiyordum.
“Yaman” güzelce seslendim.
“Aşkım hadi uyan”
“Bilge” sayıkladığında güldüm.
“Bilge sana kurban olsun hadi kalk” dedim tatlı bir sesle.
“Bilge” yeniden sayıkladı.
“Aşkım hadi. hadi kalk bak daraldım” dedim yine sakin bir sesle.
Cevap vermeyince ellerinden kurtulmaya çalıştım.
“Ha bir daha sende uyarsam ula, bu nedir da” dedim sinirle.
“Yavrum sabah sabah neye sinirlendin” uyku mahrumu sesi kalın çıkmıştı. İstifini hiç bozmadan burnunu saçlarıma gömdü.
“Kalksana be adam ahtapot gibi sarmışsın her yanımı nefes yok burda” kollarını çekip bana yer açtı.
“Nefesini aldıysan hadi uyumaya devam edelim” dedi.
“Yok hadi kalk” yatakda dikeldim.
“Ya Bilge” mızmızlandığında kırkırdadım.
“Çok uyumak istiyorsen sen uyu komutan”
“Uyuyamıyorum ben” oda arkamdan ayaklandı.
Lavaboya girip elimi yüzümü yıkadım.
Kapıyı açtığımda kapıda dikilmiş çıkmamı bekleyen uyku mahmuru şahsi ayımla karşılaştım.
“Ayrı bir güzel oluyorsun böylede” dedi ve lavaboya girdi.
Salona geçip Denize baktım. Hâlâ uyuyordu.
Dünden beri sütyenle durduğum için daralmıştım o yüzden bir an önce kendi evime geçmek istiyordum.
Sütyen giymekten nefret ediyordum.
Yeniden Yamanın odasına geçip telefonumu aldım ve yatağa oturdum.
Elime aldığım gibi çalmaya başladı Elif arıyordu.
“Güno güno güno “ dedi sevinçle.
“Günaydın”
“Nasıl oldu bizim Denizcik” günlerdir pda Denizi hastanede tek bırakmamış hergün gelmişti.
“İyi işte kullanıyor bizi köle gibi”
“Sizi demek”
“Yamanla beni işte” dedim omuz silkerek.
“Gözümden kaçtı sanma herşeyi anlat dökül hemen”
“Bilge bu ilaçlar tokmu açmı içilir” duyduğum sesle arkama döndüm.
Yaman kapıda dikilmiş iki kutu ilaç gösteriyordu.
“Yamanla berabermi uyudunuz. Azgın kadın ne-“
“Konuşuruz bay bay” diyerek yüzüne kapadım.
“Getir bakayım” dedim kapıda dikilen Yamana.
“İkiside tok karnına yemek yedikten sonra ver” Denizin ilaçlarındandı.
Telefonumu eşofmanımın cebine atıp ayağa kalktım.
“Ben gideyim artık”
“Kahvaltı?”
“Aparatif birşeyler hazırlarım ben sizde yorgunsunuz zaten dinlenin abi kardeş” yanına gittim karşısında durdum.
“Saçmalama Bilge zaten çok zayıfladın”
Bu aramıza giren buz dağı gibi olan üç haftalık süreçte pek birşey yememiştim ama çokta zayıflamış sayılmazdım.
***
Yaman tabağımı doldurmayı devam ediyordu.
“Hayatım tamam artık” dedim.
Kahvaltıya zorlamıştı ve tabağımı doldurup duruyordu.
“Ben bu tatsız şeyleri yemek istemiyorum kusucam birazdan” dedi.
Yaman ona özel tabak hazırlamıştı ve bu ürünler tutsuzdu çünkü tansıyonu çok kolay çıkabilirdi.
“Bilge abla şurdan çikolatalı ekmek verirmisin”
“Olmaz çok şekerli” dedim.
“Yengeciğim lütfenn” dedi tatlı olmaya çalışarak.
Yenge kelimesi garip geliyordu.
“Olmaz Denizcim” dedim aynı şekilde.
***
“Yaman eniştemin arkasında olduğumu söylemiştim” dedi Elif coşkuyla.
Bende oturmuş kahve içiyorduk ve ona nasıl barıştığımızı anlatmıştım.
Ben sadece oturmuş sırıtıyordum.
“Bak bak nasıl gülüyor”
“Susarmısın” saçımı kulağımın arkasına sokuşturdum.
Herkes sevgili olduğumuzu bilmiyordu ama hastanedeyken birçok kişi anlamıştı.
Kahvemden bir yudum aldım.
“Allahım ne kadar güzel kahve içiyor darısı istemeye” kahve boğazımda kaldı.
Boğazıma kaçan kahveyle öksürmeye başladım.
“Helal kız helal” sırtıma vurmaya başladı.
“Tamam tamam”
“Daha bismiallah” dedim.
“Elbet birgün aslan kardeşim” dediğinde güldüm.
“Ergenmisin ya”
Ellerini semaya açıp “Allahım çok ama çok teşekkür ederim bu arkadaşıma çok doğru bir kısmet verdiğin için” diyerek şükür etti.
Onun bu haline kıkırdadım.
“Senin aşk hayatın durgun sanki bu aralar” dedim ona takılarak.
“Bilemiyorum pastamdaki çikolatam” bu hitap şekilleri gittikçe garipleşiyordu.
“Deniz nasıl oldu”
“Çok şükür iyi geçen oda seni sormuştu”
“Ne diye soruyor o böcek beni“ saçlarının siyahlığına itafen hep kara böcek veya böcek diyordu çocuğa.
“Ziyaret edecekmisin diye” bir yudum daha aldım kahvemden.
“Hayır etmeyeceğim çünkü Çağtay Ulusoya laf etti” dediğinde güldüm.
“Çok haklı bir nedenmiş cidden”
“Öyle deme Bilge’m Çağtay Ulusoy hepimizin kalbinde zirve yapan biridir”
İmalı bir şekilde “tabi sende işler öyle değil” dediğinde güldüm.
“Bozulcak diye korkuyorum ne ara oldu bilmiyorum ama seviyorum” dedim tedirgin bir şekilde.
“Allah korusun onun izni ile bozulmayacak sen sıkma güzel canını” tebbesüm etmekle yetindim.
Telefonum çalmaya başlayınca elimi cebima attım.
Ekranda gördüğüm isimle göz devirdim.
Telefonu kapayıpkoltuğa bıraktım.
“Birşeymi oldu” hızla yüzümü taradığında anlayabiliyordu.
“Çağıl arıyor” dedim bezgin bir şekilde.
“Gelsin bir güzel dayak yesin eniştemden”
“Saçmalma Elif Allah korusun” dedim hızla.
Telefonum bir kere daha çalmaya başladı ve yeniden kapadım.
“Allahın hakkı üçtür biliyorsun dimi canım arkadaşım”
“Aramaz heralde daha” dedim.
Bir kere daha çalmaya başlayınca bu sefer açtım. Telefonu hoparlöre alıp konuşmaya başladım.
“Efendim Çağıl”
“Bilge” sarhoş sesi ağlamaklı çıkıyordu.
“Sarhoşmusun sen?”
“Bilge sana aşı-“ Elif telefonu kapayıp yastığın altına koydu.
“Manyakmı bu lan”
“Sarhoştu” dedim.
“Laftan anlamıyor seni askeriyede sıkıştırmıyor değilmi?”
“Yani bayadır görmüyorum görevdeydi veya biz denk gelmiyorduk” dedim omzumu silkerek.
“Bilge!” Dışardan suyduğum sesle dondum.
Nasıl denilirdi. Sıçtın Çağıl.
Hızla ayağa kalkıp balkona çıktık.
“Bilge gel be kızım” bağıra bağıra konuşuyor saehoş adımlarla sendeliyordu.
“Çağıl!”
“Bilge. Bilge’m” sahiplik eki kullanması beni rahatsız etmişti.
“Ne yapıyorsun Çağıl git burdan”
“Ne oluyor burda?” Duyduğum sesi ilk defa duymak istemiyordum.
Başımı yavaşça yan balkona çeviridim.
“Gidemem Bilge’m gidemem seni özledim be kızım” bağırması ile Yamanın kaşları öyle bir çatıldıki.
Başını balkondan çıkartıp aşağı bakınca sinirle soludu.
“Lan Yaman şerefsizi sen ne bakıyorsun”
“Evveliyatını siktiğimin ne işin var lan senin burda”
“Yaman sinirlenme” dedim sakin bir sesle.
“Gel lan Bilgeyi benden alamazsın” Çağıl çok efedersin ama yandan yandan bir siktir git kardeşim ya.
Yaman sinirle balkondan çıktığında bende fırlayıp çıktım.
Askılıkdaki hırkayı hızla elime kapıp terliklerimi giydim.
Yaman asansör beklemeden merdivenle inmeye başlamıştı.
“Yaman” bacak boyu benden uzun okduğu için o önden indi bende arkasından motor takmış gibi iniyordum.
“Senin aklın başına gelmiyormu lan” Yaman öoktan Çağılın yakasına yapışmıştı.
“Yaman adam sarhoş bırak” koluna yapıştım.
Çağıl Yamanı umursamadan başını bana çevirdi.
“Bilg-“ cümlesi yarım kaldı çünkü Yaman kafasını Çağılın suratına geçirdi.
Millet cama çıkmış izliyordu.
“Yaman!” Bağırdım. Kolumu tutup geriye çektim. Çağıl zaten sarhoştu yere serilmişti çoktan.
“Ne yapıyorsun sen adam zaten sarhoş”
“Bilgem diyor sana ben bunu şimdi gebertirim” sinirle soludu.
Kolumdan tutup iyice geriye çektim.
“Sarhoş diyorum sağırmısın!”
“Bilge çekil!!” Duyduğum sesle kafamı yukarı kaldırdım.
Yaman bir anda beni kendine çekip sarıp sarmalamıştı.
Elif kafamızdan aşağı bir kova su dökmüştü. BİR KOVA SU.
Kafamı çekip Elife baktım. “Ayrıldılarmı” YAMANLA ÇAĞILI AYIRMAK İÇİN BİR KOVA SU DÖKENKÜÇÜK ZEKALI BİR ARKADAŞIM VARDI.
“Senin elinin ayarına” ağazımda mırıldandım.
Gözlerimiz buluşunca eli ile ağazını kapadı.
“Çok pardon enişte” Yaman bana siper olduğu için çok ıslammamıştım ama o sırıl sıklam olmuştu.
Yüzüne çarpan su ile Çağılda ayılmıştı.
“Ya kalk siktir git şurdan belanı arama lan benden akşam akşam”
Esnaf amcalar yardımcı olumuş onu taksiye bindirmişti.
Yaman sinirle yeniden binaya girdi.
“Yaman!”
“Eve çıkalım” dedi sabırlı bir sinirle.
Bu neye sinirleniyordu ben varken Allah aşkına?
Daha fazla rezil olmamak için eve çıkmayı bekledim.
Elif kapı açık bir şekilde bizd bakıyordu.
“Kusura bakma enişte”
“Ateşini söndürdün ne kusuru” dedim sinirle.
“Ne yapsaydım herif gelmiş benim sevgilime, seni seviyorum dediğim kadına Aşkını sergiliyor hele bir yarın gelsin onu ben ne yapıyorum”
“Ne yapıyormuşsun. Salak saçma konuşma Yaman ben sana daha öncede dedim kendimi savuna bilecek bir kadınım kavga etmek ne demek!” İkimizde bağırmaktan çekinmiyorduk.
Evlerimiz karşılıklıydı ve bu katta tek biz vardık ama sesimizin yukarı taştığına emindim.
“Herif gelmiş Bilge’m diyor nasıl bir şey yapmayayım ben? gel sen söyle benim yerimde olsan ne yapardın?”
“Yaman git sakinleş Allah aşkına ya” drdim iyice büyüyen sinirimle.
“Yaman sakinleşsin. kolaysa sakinleşsin”
“Birazdan ben bir sinirleneceğim göreceksin kavga olaylarını istemiyorum dedim sana dimi?”
“Git üstünü değiştir hasta olacaksın” dedi.
“Sen değiştir asıl ıslanan sensin” dedim aynı tavırla.
Dayanamayıp yanına yaklaşıp dudağının yanına buse kondurdum.
“Hasta olacaksın git” dedim ve arkamı dönüp eve girdim.
HELLLOOOOOO YORUMLARİNİZİİ BEKLİYORUM YAZIM YANLIŞI VARSA ÇOK PARDON ÖPÜLDÜNİZ BAYYYYYYYYYY
