Ölümüm

Vaveyla Yazarı: Gizem Özel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: Ölümüm

Merhabaaa
Bu bölümü karışık duygularla yazdım.
Umarım beğenirsinizz
Keyifli okumalarr
Okurken "SALVATORE" ve "RENEGADE" dinleyebilirsiniz.

Ayaklarımı sürüye sürüye giderken bir yerden bir çocuk çığlık atıyordu. Benim sesimi duyan olmamıştı belki ama ben onu duymuştum. Sesin geldiği yönü çözmeye çalışırken ağlama sesleri geliyordu. Yavaş ama bir o kadar hızlı adımlarla yalnız olmadığımı bildiğim bir ara sokağa girdim. Işık bile yoktu. Sadece dolunay vardı. Ay ışığı biraz olsun önümü görmemi sağlıyordu. Biraz daha yürüyünce yerde kanlar içinde yatan minik kız çocuğunu gördüm.

Bir çöpün kenarında, minicik cesedi çürümeye mahkum edilmişti. Göz yaşları taze olan minik yavrunun her tarafı kandı. Korkuya kapıldım. Kim ne istedi bu küçük çocuktan?

Göz yaşlarıma hakim olamadım. Oturmuş hüngür hüngür ağlıyordum. "Yardım edin! Kimse yok mu?!" Kimse yoktu. Ben yine yalnızdım. Her zaman ki gibi...

Ağlamaya devam ederken boynumda sert bir ip hissettim. Nefes alamıyordum. Ölecektim. Yerde oturur pozisyonda ve kırıldığından bile emin olamadığım bir boynum olduğu için hareket edemiyordum.

Burada tek başıma ölüme mahkum edilmiştim.

Nefes alamıyordum ve bu lanet olası ipten kurtulamıyordum. Son bir güçle şansımı denedim. "Yardım edin!" Artık dayanacak gücüm yoktu. İp artık boynumu kesmeye başlamıştı. Çantamla arkama doğru vurmaya başladım. Hiçbir işe yaramıyordu.

Bir alkış sesi geldi. "Benim yerime bunu öldürmen çok güzel bir hediye." dedi.

Batu.

"Y-Yardı-"

"Neden yardım edeyim ki? Bu benim için bir fırsat."

Alçak.

Çantamın fermuarını açmaya çalıştım, zar zor son nefeslerimle dayanmaya çalışırken çantamı açtım ve içinden biber gazımı çıkarıp arkama doğru rastgele sıktım. İşe yaramış olacak ki boynumda ki ip gevşedi. Bunu fırsat bilip iple adamın arasında sıkışmış olan bedenimi kurtardım. Adam gözünü ovalarken nefes almaya çalışıyordum. Kan ve ter içinde yerde otururken karşımda rahatça dikilen adama baktım. Nefretle. Öfkeyle.

"Tüh." dedi pis bir sırıtışla. "Ölmene çok az kalmıştı."

Sinirden ağlamak üzereydim. Boynuma dokununca elime bir miktar kan geldi. Bunu şuan için önemseyecek vaktim yoktu bu yüzden biraz yalpalayarak ayağa kalktım. Önce bu adamı kimin gönderdiğini öğrenmeliydim. Biber gazını adama doğru defalarca sıktım. Adam öksürmeye başlamıştı. Bunu fırsat bilip suratının tam ortasına bir tekme attım. Savunmasız olan adam, bu hamleyi eminim ki beklemiyordu. Beni sırf kadınım diye kolayca öldürebileceğini zannediyor olmalıydı. Fakat bilmediği bir şey vardı, kadınların en savunmasız anında en güçlü benlikleri çıkardı. Yere yıktığım adam hâlâ gözlerini ovuşturuyordu. "Kim gönderdi seni." diye sordum alamayacağım cevabı bilerekten. Konuşmadı. Birkaç kere daha vurdum fakat adam tek kelime bile etmedi. "Kim gönderdi seni!" Konuşmamaya yemin etmiş gibiydi. Adamı yerde yatar halde bıraktım ve beni izleyen Batu'ya döndüm.

"Beni mi takip ediyordun?" Omuz silkti. "Sesini duydum."

"Senden nefret ediyorum."

"Ölmeni istiyorum. Başımda bunca dert varken birde seninle evlenmek..." İç çekti. "Bundan hiçbir çıkarım olmayacak."

"Şirkette pozisyon veririm oldu mu?" Sinirle söylemiştim fakat o bundan hoşnutluk duydu. "Sen zengin misin? Şirketin mi vardı?"

"Bugünü asla unutmayacağım. Adi herif." Çantamı aldım ve o sokaktan ayrıldım.

Buraya arabayla geldiğimi unutmuştum. Arabamı park ettiğim yerden alıp hastaneye gittim. Gerekli tedavileri olduktan sonra eve gittim. Gecenin bir yarısı tüm aile salonda oturmuş film izliyordu. Bu evden ayrılmama izinde verilmiyordu. Bir keresinde Leman'a evden ayrılacağımı ve tek başıma yaşayacağımı söylediğimde bana söylemediği küfürü bırakmamıştı. Karşılık verince ise bana tokat atmıştı. Buradan ayrılamıyordum ama bir gün bunların hepsini başaracaktım. Gereken tek şey zaman ve güçtü.

Salonda kahkahalarla film izleyen aile üyelerinin önüne geçtim. "Yarın öğlen nikahım var. Gecesinde ise düğünüm. Davetlisiniz." dedim yarım ağız sırıtarak. Leman hızla ayağa kalktı. "Delirdin mi sen!?" dedi sinirle. "Evlenebileceğini kim söyledi sana!?" dedi bağırarak. "Ben yarın evleniyorum gelip gelmemek size kalmış." dedim. Bu sefer de annem atıldı. "Belen! İyice abarttın!" "Abartmadım. İzin verirseniz yaralarımı temizlemek için odama çıkacağım ve hazırlık yapmam gerekiyor." Arkamı döndüm bir kaç odaya daha girdikten sonra bu kocaman malikanenin büyük merdivenlerinden odama geçtim.

Üstümdeki pis kıyafetleri çıkarıp kırmızı şortumu ve beyaz tişörtümü giydim. Çalışma masama geçtim ve yarın için yapılacakları listelemekle başladım. Kapım çaldı. İçeriye Mahir geldi. Yanıma bir sandalye çektikten sonra yüzüme bakıyordu. Sanki bir şey diyecekti fakat cesareti yoktu. "Neden geldin?" dedim sıkıntıyla. "Gerçekten evleniyor musun?" diye sordu. "Evet." dedim kısaca. Cevabımı işitince yüzü düşmüştü. Eliyle boynumu işaret etti. "Ne oldu?"
"Niye bu kadar umurunda?" dedim merakla. "Belen." dedi endişeli bir ses tonuyla. "Benim Miraç gibi olmadığımı bilmeni istiyorum. Seni önemsiyorum." Mahir'e bir şeyler olmuş olmalıydı. Çünkü bu benim tanıdığım Mahir değildi. Geçen günde beni Leman'a karşı savunmuştu. Konuyu dağıtmak için "Sana gönderdiğim maili gördün mü?" dedim. "Evet. Kim olduğunu bulacağız." dedi. Niye bu kadar üzülmüştü ki. "Bu arada" dedi ayağa kalkarken "Boynundaki bandajları değiştirmeme izin ver." Tam itiraz edecekken "En azından senin için bunu yapayım." dedi. Odamdaki ilk yardım çantasını aldı ve saçlarımı toplamam için bekledi. Bileğimdeki tokayla saçlarımı topladım. Mahir boynuma pansuman yaptı, yara bantlarını yapıştırdı.

"Teşekkür ederim. Senden beklenmeyecek şeyler yapıyorsun." dedim.

"Yapmam gerekeni yaptım o kadar. Neyse ben seni rahatsız etmeyeyim. İyi geceler." dedi ve odamdan çıktı. Ne ima ediyordu ki. Acaba bir amacı falan mı vardı?

İşime bakmalıyım. Listeme devam ettim.

🫀

Alarmım bir yerde çalıyordu. Boynum tutulmuş olmalıydı. Yerimden kalkamıyordum. Masamda uyuya kalmıştım. Gece üstüme battaniye falan mı örtmüştüm. Çünkü üstümde bir battaniye vardı. Bundan önce alarmımı kapatmalıydım! Alarm sesinden nefret ediyorum. Hızla kalktım ve yatağımda duran telefonumdan alarmı kapattım. Bir dakika telefonum kırılmıştı! Kim tamir ettirdi ki? Hızla Mahir'in odasına gittim. Aklıma ilk gelen kişi o. Kapıyı bile çalmadan içeri dalınca korktu. Panikleyerek "İyi misin?" diye sordu. "Telefonumu sen mi yaptırdın?" dedim sinirle "Battaniyeyi sen mi örttün üzerime?"

"Ne oldu ki telefonuna?" dedi bilmezlikten gelerek. "Benden izinsiz odama girme." dedim ve arkamı döner dönmez sert bir bedene çarptım. "Ben yaptırdım, dün akşam düşürdüğünü görünce sabah erkenden geldim fakat sevgili karım masasında uyuya kalmış." dedi melodi ses. Kafamı kaldırınca Batu'yla göz göze geldim. Gözleri bir okyanus kadar derindi. Anlamlıydı.

Bana imalı imalı bakıyordu. "Annenlerle de tanıştım." dedi. "Hadi hazırlan, elbise bakmaya gidelim." dedi samimiyetsiz bir sevecenlikle. Bu adam dün ben ölürken gülmüyor muydu?

"Kusura bakma Mahir." dedim ve Batu'nun kolundan tutarak odama sürükledim. Kapıyı kapattım. "Derdin ne senin? Hem evimi nasıl buldun?"

"Sevgili karımı dün geceden beri takip ediyorum. Ben olmadan ölür diye içim sızlıyor."
Allah'ım yardım et.

🫀

Duşumu almış, tüm hazırlıkları yapmış. Gediz ve Batu'yla arabaya binmiş tuttuğumuz salona gidiyorduk. Gediz yol boyunca hiç susmamış sürekli konuşmuştu.

Nihayet nikah başlamıştı. Nikah şahidi olarak kimseyi bulamadığım için mecburen asistanım Kumru'dan rica etmiştim. Batu'nun şahidi ise Gediz'di.

Nikah Memuru konuşmaya başladı. "Sayın Belen Kızılsoy hiçbir baskı altında kalmadan, kendi hür iradenizle Sayın Alkım Saraç ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?" Batu'ya baktım. "Evet!" diye bağırdım. "Sayın Alkım Saraç hiçbir baskı altında kalmadan, kendi hür iradenizle Belen Kızılsoy ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?" Bana baktı. Fısıldayarak "Ediyor muyum?" dedi. Göz kırpınca "Ediyorum." dedi.

🫀

Düğünde mecburen çok dans etmiştim. Batu ise sadece çiftlerin dansında zorlamam ile benimle dans etmiş ve sonra oturmuştu. Leman ve diğer aile üyelerimse gelen konuklarla sohbet ediyordu. Bir salon kiralamıştık. Çok büyüktü. Adeta Disney Şatoları gibiydi. Makyajımı tazelemek için pistten indim ve Batu'nun yanındaki çantamı aldım. "Yoksa kaçıyor musun?" dedi sırıtarak. Aynı sırıtmayla karşılık verdim. "Seni duyamıyorum. Müziğin sesi çok yüksek." dedim ve çantamı aldım.

Lavaboya girdim ve aynada garip bir şeyler yazıyordu. İçerisi kanın o metalik kokusuyla dolmuştu. Yavaşça aynaya yaklaştım. Kanla yazılmıştı.

"Yanlış kişi=Doğru Ölüm"

Bu bölümde bitti.
Düşüncelerinizi çok merak ediyorumm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

49okunma 15beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18