8. bölüm · Kalbimin Karanlığı
Acıyan Can, Ölümü İster
Merhabalarrr
Kitabımı beğenip yorum yaparsanız çok mutlu olurumm
Şimdiden iyi okumalar dilerimm
Okurken dinleyebileceğiniz şarkılar:
RUSH
STAR BOY
LESS
WITH YOU
İLK GÜN
Sesleri duyuyordum fakat görmüyordum. Neredeydim ben? Kaç gündür baygındım?
Kalbim hızla çarpıyordu. Korkum muydu bunun sebebi? İçinde bulunduğum karanlık mıydı? Bıçak mı saplıyorlardı kalbime? "KİMSİNİZ ŞEREFSİZLER!" diye bağırdım.
Bir ses yanıt verdi. "Ege Talu. Kendimi tanıtmama gerek var mı?" Ege mi?
"Yoksa sen zaten beni tanıyor musun?"
Ege Talu... Batu'nun düşmanı...
Yoksa onunla evlendiğim için miydi?
Mantıken bakınca düşmanının karısıydım.
Ellerim bağlı değildi. İpleri hissetmiyordum. Garip bir şekilde sandalyede de değildim. Hiçbir şey görmüyordum fakat gözlerimde de bir engel yoktu. Beni bağlamamışlardı.
"Gözlerime ne yaptın şerefsiz!" dedim sinirle. Anlamayarak sordu. "Gözlerin mi? Gözlerini açmadığının farkında mısın?" Gözlerimi açamıyordum ki!
"Ne yaptın gözlerime?!"
"Gözlerinle ilgilensem onları satardım." diye karşılık verdi.
"Yoksa..." Yanıma yaklaştığını hissettim. Yüzümde nefesini hissediyordum. "Göremiyor musun?" diye sordu merakla. Onunla konuşup ona cevap verme taraftarı değildim.
"Sessizliğini 'evet' olarak kabul ediyorum."
"Ne istiyorsun benden?"
"Belli değil mi? Kaçırdım seni." Gözlerim olmadan ne yapacaktım ki?
"Bunu bende biliyorum. Beni bağlamamışsın falan?" Sussam iyi olacak... "Bağlanmayı tercih ediyorsan bağlarız." Lanet olası varlık...
🫀
12 SAAT SONRA
Artık gördüklerim karanlıktan ibaret değildi. Az da olsa bulanık görmeye başlamıştım. Maalesef gözlerim olmadan şuan bir şeyler yapamazdım. Etrafımı bile tanıyamıyorken buradan kurtulamazdım. Mecburen beklemekti tek çarem. Tek umudumdu gözlerimin açılması.
Siyahlar içine bürünmüş birkaç kişi girmişti. Ellerine bir şeyler taşıyorlardı. Onlar içeri girer girmez odayı mercimek çorbası kokusu sarmıştı. Yan taraftaki duran masaya koydular. "Haydi, yemek zamanı!" diye seslendi. Sesi duyan herkes aç kediler gibi masada toplandı. Yanıma biri geldi. Bir kadına benziyordu. "Yemek zamanı duymadın mı?"
"Yemeyeceğim." Kadını net göremesem bile yüzüne baktım.
"Yemezsen yeme, ısrar edecek değilim." dedi ve o da diğerlerine katıldı.
🫀
Gece olmuştu. Etraf çok karanlık olduğu için gözlerim görüyor mu görmüyor mu anlayamıyordum. Sabahtan beri sadece olduğum yerde oturuyordum. Gözlerimde tam görmeyecek zamanı bulmuştu.
Ayak sesleri -daha doğrusu topuklu sesleri- gelmeye başlamıştı. Umarım akşam ki kadın değildir. Bir daha onunla uğraşmak istemiyorum. "Ege seni görmek istiyor. Beni takip et."
"Ege beni görmek istiyorsa yanıma gelsin görsün. Aynen bu şekilde ilet ona." dedim sinirle.
Sanki dediklerimi dinlememiş gibi "Beni takip et. Seninle uğraşacak zamanım yok."
"Benim sanki sizinle uğraşacak zamanım varda..."
"Acele et."
Şimdilik takip edecektim. Kadınla birlikte benim bulunduğum odadan çıktık. Aydınlık bir yere gelince gözlerimde görmeye başlamıştı. Sonunda... Burası en az malikane kadar büyük olmalıydı. Önümdeki kadında bir o kadar güzeldi. Platin sarısı kısacık saçları vardı. Yemyeşil gözleri ve keskin yüz hatlarına sahipti. Garip bir tarzı vardı fakat bu ona yakışmıştı. Giydiği siyah eşofman ve cropla, siyah bir topuklu giymişti. Kadın o kadar uzundu ki!
Merdivenlere çıka çıka en sonunda, sona ulaşmıştık. Kadın devasa siyah demir kapıları açtı. İçeride bizi bekleyen, benim gibi simsiyah saçlara ve koyu kahve gözlere sahip olan Ege olmalıydı. İçeri girer girmez kadın arkamdan kapıları kapattı. "Ne istiyorsun yine?" diye sordum bıkkınlıkla. Sırıttı. "Biraz eğlence, biraz kan."
Onunla uzun uzun konuşmak gibi bir niyetim yoktu. Arkama dönecektim ki boynumun hizasında bir tekme geldi. Tekmeyi hızla savuşturdum fakat manyak kadın hızla havada dönüp karnıma bir yumruk attı. Tekmeyi durduracağımı tahmin etmiş olmalıydı. Bu yüzden tüm gücünü yumruğunda toplamıştı. Yediğim darbeyle eğilmek zorunda kaldım. Yumruğu çok güçlüydü, savuramamıştım bile. Yediğim darbeyi fırsat bilen kadın bu seferde tekmesini karnıma doğrultmuştu. Bunu da savuramamıştım. Bu kadın çok hızlıydı... Karnıma yediğim ikinci darbe yüzünden ağzıma kanın metalik tadı gelmeye başlamıştı. Kadın yumruğunu yüzüme vuracakken bileğini havada yakaladım ve ters bir şekilde çevirdim. Bileğinle birlikte kendi etrafında dönen kadın bana arkasını döndü. Tersten tekme atacakken diğer elimle de bacağını yakaladım ve yukarı doğru sertçe kaldırdım. Dengesini kaybeden kadın yere düştü. Bileği elimin arasından kurtuldu. Kıpkırmızı olmuş.
Bense bacağını yukarı kaldırmaya devam ediyordum. O bacağı yırtacağım!
Yerde yatan kadın ellerini yere sabitledi ve bana doğru dönerek topuklarımı kırdı. Topuklu giydiğimde başıma böyle olaylar gelmek zorunda mı? Topuklarım kırılınca yüzüstü yere düştüm. Kadın üzerime çıktı ve saçımı geriye doğru çekmeye başladı. Canım acıyordu...
Boynumda bir iğne hissettim. Gerisi ise bulanıklaşmıştı.
🫀
Canım çok acıyordu. Kollarım ve bacaklarım sanki yırtılacaktı.
Bu psikopatlar kollarımı iki yana ayırmış ve zincirlerle bağlamışlardı. Zinciri biraz daha sıksalardı kollarım kopacaktı! Bacaklarım içinde durum farklı değildi.
"Çok sıkılmıştım." Arkamdan Ege'nin sesi geldi. "Sonunda biraz eğlenebileceğim.
"Karşıma geç de konuş. Beni bağlamadan ve ayıltmadan bir halt yapamıyor musunuz?"
Tam karşımda durdu. "Hayır hayır. Böylesi daha eğlenceli."
Az önceki kadın elinde bir çakmak ve demir boruyla gelmişti. Elindekileri Ege'ye verdikten sonra karşımda duran tripot ve telefonu ayarladı. Ege yanıma yaklaştı. "Senden güzel bir performans bekliyorum." Göz kırptı. Kadın eliyle işaret verince Ege kameraya döndü. "Batu Alkım. İyi izle." dedi ve elindeki çakmakla demir boru kıpkırmızı olasıya kadar ısıttı. Sonra bana doğru geldi.
Yavaşça...
Elinde tuttuğu boruyu kalbime doğru yaklaştırmaya başladı. Dişlerimi sıkarak "Yapma..." dedim. Yalvarmaktan nefret ederdim. Mecburiyetten. Zorunluluktan.
Kötü bir şekilde gülümsedi. "Yapma." dedim son kez. Sırıttı.
Yavaşça yaklaştırdı kalbimin üstüne. Önce derime iğneler battı. Milyonlarca iğne... Derim kül oldu. Sonra etime geldi sıra. Yanık kokusu geliyordu. Yanıyordum. Etime değdi boru. Yavaşça gezdirdi. Acele etmeden. Canım çok acıyordu. Neredesin baba?
Solumdan bir ses geldi.
Buradayım kızım.
Neden beni bıraktın baba?
Korkma kızım. Sen güçlüsün.
Canım çok yanıyor baba.
Yardım et.
Tek başına kurtulacaksın.
Kurtulamıyorum. Baba beni yanında götür. Yalnız bırakma beni. Baba.
Babam toz bulutu gibi dağılmıştı.
Göz yaşlarım dindirememişti acımı.
Çığlıklarım durduramamıştı kimseyi.
Kimse duymamıştı sesimi. Duymayacaktı.
Beni kurtaracak kimse yok. Acımı dindirecek kimse yok.
Yardım edecek kimse yok. Çığlıklarımı duyan kimse yok.
Kimse yok hayatımda.
Bu bölümde burada bitti.
Yorumlarınızı çok merak ediyorummm.
Lütfen destek olunnn.
Gelecek bölümlerde görüşmek üzere.
