2. bölüm / 13
Kalbimin KaranlığıMelodi Sesli Adam
Bölümler 13Şu an: Melodi Sesli Adam
- 1 Kırık Aile1.739 kelime
- 2 Melodi Sesli Adam1.132 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Öldür Beni886 kelime
- 4 Anlaşma1.014 kelime
- 5 Ölümüm1.168 kelime
- 6 Karanlığımın Işığı1.137 kelime
- 7 Kırılan Ayna1.157 kelime
- 8 Acıyan Can, Ölümü İster907 kelime
- 9 Neredesin?869 kelime
- 10 Beklenmedik Kurtarıcı868 kelime
- 11 Babamdan Kalan Miras421 kelime
- 12 Acımasız Dünya1.035 kelime
- 13 Gizli Misafir926 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhabalarr 🤍
Bu bölümü büyük bir heyecanla yazıyorum.
Beğenmeyi ve yorum yazmayı unutmayınn.
Okurken "THE WALLS -CHESE ATLANTIC " ve "DANGEROUS -LAROSA" dinleyebilirsiniz.
İyi okumalarrr🤍
Masada ki herkes gülüyordu. Dün ne yaşadığım kimsenin umurunda değildi. Madem böyle oynuyorlardı bende onların huzurunu yerle bir edecektim. "Dün gece saldırıya uğradım." Huzuru bölen bıçak gibi cümlemle herkes bana odaklanmıştı.
Miraç karşılık verdi. "Hiçbir şeyin yok abartma."
"Abartmak mı! İki adam bana saldırdı!" Sesim istemsizce yükselmişti. Leman elini masaya vurdu. "Saygısızlığa lüzum yok Belen!"
Pekala bu ailenin içinden geçme vakti gelmiş ve geçiyordu.
Gerçi aile demek bile bin kanıt isterdi.
Mahir araya girdi. "Baba sakin ol lütfen. Belen saygısızlık yapmadı."
Leman adeta kükredi. "Sen bir saygısızı mı savunuyorsun bana!"
"Hayır baba. Lütfen sakin ol."
Leman derin bir nefes verdi. Masanın altından yumruk yaptığım ellerim gevşemedi.
"Saygısızlık yapan tek kişi sizlersiniz." Sakin bir şekilde söyledim ama içim hiç de sakin değildi.
"Hâlâ konuşuyor musun?!" Bu adamdan nefret ediyorum.
Annem lafa atladı. "Belen babana saygısızlık yapmayı bırak ve işinin başına dön."
"Baba mı?" İşte şimdi patlamak için kendimi tutmama gerek yoktu.
"Benim babam yıllar önce öldü!" Hızla masadan kalktım ve malikaneden dışarı çıktım. Bu ev beni bunaltıyordu.
Şoförüm Tufan benim bu halimi görünce hemen arabanın yanına geldi. "Günaydın Belen Hanım. İyi misiniz efendim?"
"İyi olmaya çalışıyorum. Bugün tek gideceğim." Elimi uzattım. "Arabanın anahtarını verir misin?"
"Emin misiniz? Dünkü saldırıdan sonra..."
"Evet bir şey olmaz."
"Pekala."
Arabanın anahtarını aldıktan sonra fark ettim, siyah Mercedes'im sapasağlam buradaydı.
Arabayı çalıştırdım ve şirkete doğru sürdüm.
Arabamı park ettim ve ofisime gittim. Bugün ufak tefek işlerim vardı, o yüzden gece yürüyüşe çıkmak istiyordum. Ofisimde kafamda planlamalar yaparken kapım tıklatıldı.
"Girin."
Asistanım Kumru gelmişti. "Günaydın Belen Hanım. Bugünkü yapılacak işleriniz." diyerekten elindeki ipadi masama koydu. İpadi alarak işlerimi incelemeye koyuldum. Bugünün programının yoğun olmadığını biliyordum fakat gerçekten çok kolay ve az işim vardı. "Ayrıca Şevket Bey yeni ürün için sizinle görüşmek istiyormuş."
"Tek derdi yeni ürün mü?" diye bıkkınca sordum. Şevket şirketimizin önemli bir yatırımcısıydı fakat bir o kadar kaba ve pislik birisiydi. O adamdan nefret ediyordum.
"Başka bir bilgi alamadım."
Elimdeki ipadi Kumru'ya uzatarak "Akşam altıya iki kişilik rezervasyon yap."
"Peki Belen Hanım." Kumru ofisimden çıktı.
Bilgisayarımı açtım ve anlık finansal raporları kontrol etmeye başladım. Para açığımız vardı! +Şirketten birileri kasadan para alıyordu ve bu sadece bir kişi olamazdı çünkü bana gelen raporlarla çalışanların verdiği raporlar uyuşmuyordu. Birileri arkadan işler çeviriyor olmalıydı. Bu işi CEO'lardan birine mecburen anlatmalıydım. Hiçbirinin yüzünü görmek istemediğim için mail atacaktım. Bakalım şanslı CEO'muz kimmiş?
Mahir Erge.
Bu işin arkasındakini bulmalıydım.
Mahir'e bir mail gönderdikten sonra birkaç raporu daha kontrol ettim. Saat çoktan dört olmuştu ve benim şirkette ki tüm işlerim bitmişti. Sırada Şevket'le bir görüşmem vardı.
Ofisimde makyajımı tazeledikten sonra işe giydiğim kıyafetleri bir daha giymek istemediğim için malikaneye döndüm.
Odam çok büyüktü. Odamın içinde hem giyinme odası hem de kendine ait bir banyosu vardı. Bunlar bile çok büyüktü. Giyinme odamdan kırmızı topuklularımı, siyah bel dekolteli elbisemi yanına da kırmızı çantamı aldım. Saçlarımın dalgalarını düzelttikten sonra kırmızı rujumu bir kez daha sürdüm ve açelya kokulu parfümümden sıktım.
Artık hazırdım. Arabama bindim ve Kumru'nun attığı konumdan restorana doğru sürdüm. Restoranın kendine ait otoparkı yoktu bu yüzden yol kenarına park etmiştim.
Tam restorana doğru yürürken karşımdaki ara sokaktan ufak bir çığlık sesi duydum. Bir kadın çığlığı olmalıydı.
Pekala kadının yanına gideceğim.
Ara sokağa doğru koştum. Haklıydım, siyahlara bürünmüş iki adam zavallı kadını bayıltmış ve bir yere götürüyordu. Hızlıca ve sessizce çantamdan telefonumu çıkartarak adamların fotoğrafını çektim ve takip etmeye devam ettim.
Eski, büyük ve harabe bir eve girdiler. Buradan sonrası çok tehlikeliydi fakat zavallı kadını o halde bırakamazdım. Adamlar içeri girdikten bir dakika sonra bende telefonumdan video kaydını başlatarak eve girdim. Garip bir şekilde çok sessizdi. Harabe evin yalnızca bir odasının ışığı yanıyordu dikkatlice kapının dibine kadar geldim. Sessizce çantamdan elektroşok tabancamı çıkardım ve kapıyı dinlemeye koyuldum. Sol elimde telefonum ve sağ elimde tabancamla kapı dinliyordum.
Kalın sesli bir adam başladı konuşmaya. "Efendim istediğiniz kadını getirdik."
"Neden bayılttınız?" Bu adamın sesi çok tanıdık geliyordu. Ve sesi melodi gibiydi.
Tok sesli adam "Çok bağırdı, mecbur kaldık." dedi ürkekçe.
Birisi derin bir nefes aldı. Melodi sesli adam "Uyanmasını bekleyeceğiz ama ondan önce fareleri temizlemeliyiz."
Burada ne oluyor lan!
"Saklandığın yerden çık minik fare."
Beni nasıl fark etti ki? Ses bile çıkarmadım!
Kendimden emin bir şekilde saklandığım yerden çıktım. İçten içe korksam bile onlara bunu yansıtmayacaktım. Zeminde yankılanan topuklu sesleriyle birlikte yürüdüm.
Diğer kadını da bir sandalyeye bağlamışlardı ve zavallı kadın hâlâ baygındı.
Adamın tam karşısına geçtim.
Bu adam niye çok tanıdık geliyordu?
"Fare kapana kısıldı." dedi melodi sesli adam.
Elimdeki telefonu ve silahı sımsıkı tutuyordum. Başım olabildiğince yukarıdaydı. Aman Allah'ım bu adam niye bu kadar uzun ki!
"Kapana kısılan siz olmayasınız alçaklar! Bir kadını nasıl olurda kaçırırsınız!" diye bağırdım. Adam sırıttı. Evet, pişkin pişkin karşımda sırıtıyordu. O kadar rahat görünüyordu ki simsiyah bir gömlek ve pantolon giymişti. Elleri pantolonunun cebinde duran bu kaslı ve maalesef ki yakışıklı adam, aynı zamanda altın sarısı saçlara ve masmavi gözlere sahipti.
Bu adam çok tanıdık geliyor...
"Borcunu ödemeyenin sonuna ben karar veririm. Yeraltı dünyasının kuralları böyledir." dedi bir anda ciddileşerek.
"O zaman kendi sonuna hazırlan Sayın Şerefsiz Bey!" dedim ki arkamda duran iki adam beni kollarımdan yakaladı. İşte bunu beklemiyordum. Bir anlık şokla elimde ki telefonumu ve elektroşok tabancamı yere düşürdüm. İşte şimdi sıçtım.
Telefonumdan en son video çektiğim için sarışın adam yerden telefonumu aldı ve çektiğim videoyu görmüş oldu. Hızla telefonumu duvara doğru fırlattı. Telefonum tuzla buz olmuştu.
Adam şimdiyse karşımda sırıtıyordu.
Önce şu adamlardan kurtulmalıydım. Kendimi tüm gücümle geriye doğru çektim. Adamlar ne yaptığımı anlamamıştı. Sonra tüm gücümle zıpladım ve sağ kolumdaki adam kolumu bırakmak zorunda kalmıştı. Sağ tarafımdaki adam büyük ihtimalle sağlak veya salaktı. İkinci şık tercihimdir.
Sarışın olan adam ise sadece keyifle beni izliyordu.
Bu anı fırsat bilip sol kolumdaki adamın bacak arasına tekme attım. Bu gerçekten çok eğlenceli. Adam yere yığıldı. Boşta duran adam hızla bana doğru atılsa da hemen eğildim ve yerde duran elektroşok tabancamı alıp adamın arkasından onu da etkisiz hale getirdim. Böylelikle yerde kıvrılan iki adam olmuştu. İkisine de ikişer yumruk attıktan sonra sarışın olanla baş başa kaldım.
"Beklentimin de ötesinde bir performanstı." dedi alay edercesine.
BİR DAKİKA BU ADAMIN KİM OLDUĞUNU BULDUM!
"Sen polis değil misin?" Küçük bir kahkaha attıktan sonra "Polis burada mafyacılık oynuyor." dedim aşağılayıcı bir sesle. Ama aklım almıyor, bir polis nasıl mafya olabilirdi ki?
Acaba kimliğini gizleme ihtiyacı mı duyuyordu?
Adam onu tanıdığıma şaşırmış olmalıydı ki surat ifadesi iki saniyeliğine değişti ve geri eski haline döndü. "Merak etme sana da bu oyunda bir rol vereceğim. Ölen figüran sen olacaksın." dedi ve hızla bana doğru atıldı.
Topuklularıma ve şu elbiseye şuan lanet okuyabilirim. Geriye kaçmaya çalışırken ayağımı burktum ve topuğum kırıldı. Bunu fırsat bilen adam yumruk yaptığı eliyle sertçe enseme vurdu. Yere doğru süzülürken gözlerim kararmaya başladı ve gördüğüm son şey dibimde dimdik duran adamın pis sırıtışı oldu.
2.Bölümde bitti.
Yorumlarınızı bekliyorumm.
Görüşmek üzeree🩷
Bölüm etkileşimi
