2. bölüm · Kalbe Dokunan Bir Yazgı
2. Bölüm
Onun gidişi ile tekrar azat' a döndüm tebessüm ile bana bakıyordu; "kusura bakma beklettim seni" tebessüm etti; "önemli değil, öğrencilerinle hep böyle samimi misin" "evet büyükler biraz yoruyor ama dokuzlarla güzel anlaşıyoruz" yanımıza on ikinci sınıflardan kanları deli akan çocuklardan birkaçı geldi, baran; "o hocam hayırlı işler" tebessüm ettim; "nasılsın barancım" "sizden birde notlardan iyi olmasın iyiyiz hocam" kerem; "hocam bizim bu sınavlar neden bu kadar ağlıyor" "ağlatan sensin oğlum, benlik bir şey yok" sadık; "hocam nasıl yok notu veren kim" "ben aldığınız notu veriyorum sadık, çalışırsan yaparsın"
Baran keyif ile güldü; "lan sizce şu tabloda kötü notlardan daha ilgi çekici birşey yokmu" kerem; "harbi lan, hocam bu bey abi kim" baran; "hocam sizde mekkeliler gibi geziniyordunuz ne oldu aklınızımı çeldiler" alay ederek güldüler, azat gerildi konuşacakken durdurdum; "kalbi temiz olanın imanıda sahih olur oğlum" "hocam edebiyat yapma bize itiraf edin zor bu din mevzuları" "allah sevdiği kullarını imtihan eder baran bunu untma" bir anda gerildi, bana doğru bir adım attı.
O anda azat önüme geçip onu tuttu; "benim helalime bir adım daha at anneni sana verdiği emek için pişman ederim" korku ile yaklaştım; "azat bırak çocuğu" bıraktı; "uslu dur müdürle uğraştırma beni" yanımızdan gittiler.
Azat bana döndü, biraz kızarak konuştum; "sen ne yapıyorsun" "kusura bakma seni üzdüm fakat yaptıklarına daha fazla tahamül edemedim" "tamam anlıyorum senide ama bunu yapmamalıydın, ben onların o söylediklerine aldırış etmiyorumki, onlar daha çocuk, sadece kanları deli akıyor" "üstüne yürüdü ama" "azat islamı sende biliyorsun, peygamder efendimizden örnek al ona o kadar işkence ettiler o bir kere bile ona diken uzatanlara gül vermekten vazgeçmedi, biz onun ümmeti isek onu örnek alacağız" derin bir nefes aldı ve sakinleşti; "hakkı konuşuyorsun fakat ben ne kuyudaki yusufum, sonradan mısıra sultan olan, nede hazreti muhammedim, küçük yaşta acılara dayanan, sadece azatım ben sana gönül bağlayan ve üzülmeni istemeyen" şaşkınlıkla baktım.
İki dakikada şiirmi yazdı o, hemde sana gönül bağladım dedi, ondan öncede helalim demişti tebessüm ettim; "sen" "evet ben sana ilk görüşümde gönül bağladım sahra" zil çaldı; "benim gitmem gerkiyor allaha emanet ol" "sende" koşar adım ilerleyerek okula girdim, daha öğretmenler zili çalmamışken lavaboya girdim elimi yüzümü yığkayıp sakinleştim, ve dersim olan dokuzuncu sınıflara girdim, buğün baya az kişi vardı.
Çocuklarda oturunca yerime geçip defteri doldurdum, daha derse başlamadan kapı çaldı; "gelin" içeriye müdür yardımcısı ve bizim ufak çete girdi ayağa kalktım; "buyrun hocam" "sahra hocam böldüm kusura bakmayın bildiğiniz üzere gezi var ve bunlar gitmiyorlarmış size katıla bilirlermi" tebessüm ettim; "elbette hocam, geçin boş yerlere oturun çocuklar" müdür yardımcısı halis hoca; "sağ olun hocam" "rica ederim" üçlü yerine geçince halis hoca gitti.
Tekrar çocuklara dönüp derse başladım, ders bitince üçü hariç herkez çıktı, tam bende çıkıyordum ki önümü kestiler, bu sırada sınıfa azat girdi; "sahra" hesap sorar gözlerle yanımdakilere baktı; "efendim azat, sen gitmedinmi" "daha vaktim vardı, bunlar neden burdalar" "derse katıldılar nedenki" "hiç" "sen neden gelmiştin" "telefonun ve kitabın, bahçede unuttun getirmek istedim" tabi ya bir eksiklik var diyorum; "teşekkürler" diyerek kitabımı ve telefonumu aldım.
Hala yanımızda duran çocuklara döndüm; "birşeymi soracaksınız çocuklar" baran; "yok hocam" "peki" sınıftan çıkmak için bir adım attım ama ayağım bir şeye takıldı, düşecek gibi oldum fakat azat kolumdan tutu ve düşmedim.
Ne bir dakika o bana dokundumu, hayır sakin kızarma sahra lütfen; "iyimisin" "evet" hızlıca kolumu elinden aldım, daha fazla konuşmadan sınıftan çıktık azat; "ben çıkıyorum" "bende çıkacağım dersim bitti" arabamın yanına geldim tesadüfen arabalarımız yan yanaydı; "ailene selam söyle" "aleyküm selam, sende selam söyle" "aleyküm selam" arabama bindim.
Besmele ile çalıştırdım ve evime doğru yola çıktım, bu adam benimi takip ediyor ama neden, azat beni neden takip etsinki. Allahım ne olur onun hakkında yanılmış olmayım. Eve gelince arabayı park edip indim azat da indi, binanın önünde durduk; "senin burda ne işin var ve neden beni yol boyu takip ettin" "seni takip etmedimki evime geldim ben" şok içinde baktım; "sen bu binadamı oturuyorsun" "evet yoksa sendemi" "evet bende burda oturuyorum" güldü.
İkimizde şok içinde binaya girdik, bana bir şok daha geliyor benim karşı komşum azatmı, ikimizde aynı anda; "yok artık" dedik, istemsiz gülmeye başladık, bu şokuda atlatıp bu sefer gerçekten vedalaşıp eve girdim.
Bu bana kurulmuş bir akıl oyunumu, ben bunca zamandır evleneceğim adamla aynı çatı altındamıydım, bir söz daha yerini buldu benim için, birşey nasibinde değilse onu ruhun duymaz, birşey nasibinde var ise, seni dünyanın öbür ucundada olsa bulur.
Eşyalarımı bırakıp, abdestimi tazeledim ve ikindi namazını eda ettim namazın ardından bu gün olanlara şükür için şükür namazınıda kıldım. Yorulmuştum ve karnımda acıkmıştı, kendime en hızlı ne yapabilirsem onu yapıp, besmele ile yedim.
Yemeğin ardından kapı çaldı, hızlıca feracemi ve yemenimi alıp kapıyı açtım.
Bölüm sonu.
