10. bölüm · KAFESTEKİ KÜREKÇİ: BEYAZ VEDA
EŞİKTEKİLER VE SİLAH SESLERİ
10. Bölüm: Eşiktekiler ve Silah Sesleri
Küçük evin içindeki o sıcak, gözü yaşlı abi-kardeş sarılması, kapının adeta kırılacakmış gibi yumruklanmasıyla bıçak gibi kesildi. Murat, Asya’yı yavaşça arkasına alırken yüzündeki o şefkat anında silindi, yerini kor gibi yanan bir öfkeye bıraktı. Gözlerini kapıya dikti; o vuruşun, o kibirli ve sabırsız gücün kime ait olduğunu ikisi de çok iyi biliyordu.
"Boran..." diye fısıldadı Asya, dişlerinin arasından.
Murat, belindeki silahın varlığını kontrol ederek kapıya doğru yürüdü. Asya, abisinin kolunu tutmak istedi ama Murat onu hafifçe kenara iterek kapıyı sertçe açtı.
Eşikte Boran duruyordu. Üzerindeki siyah ceketi rüzgarda savruluyor, yağmur damlaları o sert çehresinden aşağı süzülüyordu. Gözleri doğrudan Murat’ın omzunun üzerinden arkadaki Asya’yı buldu. Asya’nın ağlamış olduğunu, abisine sığındığını görmek içindeki o saplantılı kıskançlığı iyice harlamıştı.
"Asya," dedi Boran, sesini kontrol etmeye çalışarak ama içindeki fırtınayı ele veren bir tonla. "Evine dönüyoruz. Korumaları çiğneyip buraya gelmene göz yumdum ama bitti. Yürü."
Murat bir adım öne çıkıp Boran’ın görüş açısını tamamen kapattı. "Sen hangi hakla benim kapıma dayanıp benim kardeşimle böyle konuşursun?!" diye kükredi Murat. "O konak senin olabilir Boran Ağa ama bu ev benim! Benim evimin eşiğinden içeri senin o karanlık gölgen bile giremez! Kardeşim hiçbir yere gelmiyor. O gece beni vurmakla tehdit ederek aldığın o hakkın bitti. Defol git buradan!"
Boran, Murat’ın bu sert çıkışı karşısında sinsi, karanlık bir gülüş attı. Gözlerini Murat’ın gözlerine dikti. "Murat... Sana o depoda bir şans verdim. Kardeşinin rızasıyla, sözüyle seni sağ bıraktım. Benim sabrımla oynama. Asya artık resmen benim karım. Onun yeri benim dizimin dibi."
"Karın falan değil!" diye bağırdı Asya arkadan öne fırlayarak. Abisinin yanına dikildi, Boran’ın o takıntılı gözlerinin içine nefretle baktı. "Sana söyledim Boran, o imza benim için sadece bir kağıt parçası. Ben abimin yanındayım. Sen o sinsi yalanlara inanıp benim gururumu çiğnerken kocalık hakkını tamamen kaybettin!"
Boran, Asya’nın bu sözleriyle tamamen çileden çıktı. Elini masumca Asya’nın koluna doğru uzatmak istedi ama Murat anında Boran’ın bileğini yakaladı. İki güçlü adam kapının eşiğinde, yağmurun altında burun buruna geldi.
"Kardeşime... dokunma..." dedi Murat, dişlerinin arasından tıslayarak.
O anda Boran’ın arkasındaki lüks arabalardan inen silahlı adamlar hareketlendi. Murat da belindeki silahı çekip doğrudan Boran’ın göğsüne dayadı! Boran’ın adamları da silahlarını Murat’a doğrulttu. Sokak bir anda barut fıçısına döndü. Havada sadece yağmurun ve kurşun namlularının soğuk sesi vardı.
Asya, abisinin önüne geçmek için hamle yaptı: "Abi yapma! Boran, adamlarını geri çek!" diye haykırdı.
Boran, göğsüne dayalı silaha zerre aldırış etmeden Murat’ın gözlerine baktı. "Vuracaksan vur Murat," dedi buz gibi bir sesle. "Ama vuramazsan, bu gece o konağa Asya’yla birlikte senin de cenazen gelir."
Tam o sırada, sokağın başından büyük bir gürültüyle başka bir araba yanaştı. İçinden çıkan kişi, o sinsi planları elinde patlayan kötü babalarıydı! Baba, Boran’ın gücünü kaybetmekten korktuğu için hemen araya atıldı: "Murat indir o silahı! Boran ağa, kusura bakma bu çocuk delirdi!" diyerek Murat’ın üzerine yürüdü.
Sokaktaki o büyük kargaşada, kimin elinin tetikte olduğu belli değilken birden keskin bir SİLAH SESİ yankılandı!
Kurşun havayı yırtıp geçti. Asya çığlık atarken, birinin bedeninden sızan sıcak kan yağmur sularına karışmaya başladı...
