20. bölüm · Kaderin gölgesi
Kendi gölgesinin peşinde
Bölüm 21: Kendi Gölgesinin Peşinde (Ilgın’ın gözünden):
---
Annesi gözlerinin içine bakarak "Zaman ver," demişti. Ama hangi zaman, hangi cevapları getirmişti ki bugüne dek?
Ilgın o gece uyuyamadı. Tavana bakarak saatlerce düşündü. Gözlerini her kapattığında, Pars’ın sesi çınlıyordu:
> “Bazı insanlar tanımadan tanıdığın gibidir, Ilgın.”
Bu ne demekti? Neden kendini onun yanında bu kadar… tanıdık, bu kadar tamamlanmış hissediyordu?
Sabah olduğunda gözleri şişti, yüzünde uykusuzluk ve kafasında binlerce cevaplanmamış soru vardı. Evin içi sessizdi. Ne babası ne annesi görünüyordu. O an ev, ona ait olmayan bir yer gibi geldi. Adımları bile yabancıydı.
Köyün sokaklarına çıktı. İnsanlar her zamanki gibi gündelik işlerine gömülmüştü. Ama Ilgın artık hiçbir şeyin sıradan olmadığını hissediyordu.
Kafasında sürekli aynı döngü dönüp duruyordu:
> “Ben kimim? Annem kim? Babam gerçekten babam mı? Ve Pars... O nereden biliyor beni?”
Bir anda aklına geldi. Yıllardır annesinin yatak odasında sakladığı o eski sandık. Hiç açmasına izin verilmemişti. Her defasında annesi “Toz içinde, eski ıvır zıvırlar,” demişti. Ama şimdi biliyordu; orada cevaplar vardı.
Koşar adım eve döndü. Odalar boştu. Annesi komşudaydı muhtemelen. Babası tarlada. Sessizlik sanki davet gibiydi.
Sandığın başına geçti. Parmakları titreyerek açtı eski, ağır kapağı.
Üstte eski danteller, bir bebek yeleği, sararmış mektuplar… Sonra, kalın bir dosya gözüne çarptı. Üzerinde sadece tek bir kelime yazıyordu:
“Ilgın.”
