25. bölüm · Kaderin gölgesi

Kalbin birligi

Tuğba Aydın

Bölüm 26: Kalbin Bildiği

Geceydi. Gökyüzü yıldızsız, rüzgar kesik kesikti. Ilgın, elinde mektupla Pars’ın dağ evine yürüyordu. Ayakları üşümüş, yüreği karma karışıktı ama artık kaçmak istemiyordu. Bir şeyler içinden ona, “Sadece Pars seni susturamaz.” diyordu.

Kapıyı çaldı. Pars açtığında şaşkındı. Ilgın’ın gözleri kıpkırmızı, elleri buz gibiydi.

— “Konuşmamız gerek.” dedi Ilgın.

Pars sessizce çekildi, Ilgın içeri girdi. Evin içindeki şömine yanıyordu ama ortam hâlâ soğuktu, çünkü aralarında açılmamış bir gerçek vardı. Ilgın zarfı uzattı.

— “Buldum. Annemin bana yazdığı mektubu. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi değil.”

Pars mektuba bakmadı. Gözlerini Ilgın’a dikti.

— “Ben de bir şey öğrendim. Ama söyleyemedim. Çünkü seni kaybetmekten korktum.”

Ilgın bir adım geri çekildi. Kalbi sızladı.

— “Neyden korktun Pars? Gerçeği söylemekten mi? Ben gerçeğe hazırım. Artık yalanlar içinde yaşayamam.”

Pars başını eğdi. Sesini zor duyulur bir tonla yükseltti.

— “Sen… babamın kardeşinin kızıymışsın Ilgın. Biz… kan bağı taşıyoruz.”

Ilgın’ın göz bebekleri büyüdü. Dudakları aralandı ama ses çıkmadı.

— “Ama seni ilk gördüğüm andan beri… o bağın ötesinde bir şey hissettim.” dedi Pars. “Ne anne ne kardeş… başka bir şey. Kalpten bir şey. Ve bu, benim için günah mı, kader mi, bilmiyorum.”

Ilgın’ın içinden bir fırtına koptu. Gözyaşları süzüldü ama çığlık atmadı, kaçmadı da. Sessizce konuştu:

— “Ben de aynı şeyi hissettim. Ve şimdi bu hissin adı ‘yasak’ mı oldu?”

Pars yaklaşmadı. Onun bu sessiz çöküşü karşısında ellerini bile kaldırmadı. Sadece mırıldandı:

— “Eğer bu seni yıkarsa… ben çekilirim. Ama saklamam. Sen ne istersen o olur.”

Ilgın gözlerini Pars’a kaldırdı. Gözlerinde hem acı hem bir parıltı vardı:

— “Bana sadece bir söz ver… Gerçeğin tamamını öğrenmeden gitme. Ne bizden, ne benden. Her şey ortaya dökülsün. Sonra yargılar beni. Kalbim mi, kader mi, sen mi… bilmiyorum. Ama eksik bırakma.”

Pars başını eğdi. Gözleri yanıyordu.

— “Söz.”