10. bölüm · Kaderin gölgesi

Gerçeğin izinde

Tuğba Aydın

Bölüm 11: Gerçeğin İzinde

Gece yine sessizdi. Dağ evinde sadece duvar saati tıkırdıyor, arada şöminedeki çıtırtılar bu sessizliğe eşlik ediyordu. Ama Pars’ın içindeki fırtına dinmemişti. Ilgın gitmişti, ama gözleri hâlâ gözlerinin önündeydi.

Defteri masaya kapattı, ayağa kalktı ve pencereye yöneldi. Uzakta köyün ışıkları soluk birer yıldız gibi parlıyordu.

“Bu his… sadece merak değil. Bu bağ, bu tanışıklık duygusu… Ilgın’la aramdaki şey sadece tesadüf olamaz. Onunla kaderim arasında bir çizgi var. Belki geçmişte kesişen, ama unutulan bir çizgi…”

Sonra kendi kendine mırıldandı:
“Ilgın’ın ailesi… bu köyde hep sessiz, hep kendi halinde insanlar. Ama onların da geçmişi var. Ve o geçmiş, belki de benimkine dokunuyor.”

Pars, ağır adımlarla evin arkasındaki küçük odasına geçti. Bu oda, onun araştırma arşiviydi. Dosyalar, gazete kupürleri, eski mektuplar, fotoğraflar… Annesi öldükten sonra kalan her şey burada toplanmıştı. Ama bu sefer gözleri başka bir şeyi arıyordu: Ilgın’ın ailesine dair bir iz, bir ipucu, bir bağ…

Küçük bir kutunun içinde yıllar önce çekilmiş köy fotoğraflarına göz attı. Biri dikkatini çekti.

Soluk bir fotoğraf: Bir bayram kalabalığı… insanlar sırayla dizilmiş, arka planda tanıdık bir yüz: Ilgın’ın annesi.
Yanında duran adam – Pars’ın annesinin yanında…

Pars’ın kalbi sıkıştı. O adam, onun babasıydı. Gözleriyle taradı… birden annesinin genç hâli ve Ilgın’ın annesinin birbirine bakan yüzleri takıldı gözüne.

“Beni hep annemin geçmişinden korumaya çalıştılar. Babamla ilgili yarım kalan şeyler vardı. Ya Ilgın’ın ailesi de bu sırların bir parçasıysa?”

O an kararını verdi.

Ilgın’ın ailesini araştıracaktı.
Sadece Ilgın’ı anlamak için değil, kendi geçmişini de çözebilmek için. Belki bu köyde saklanan sırlar sadece kendisine değil, Ilgın’a da ağır bir yük bırakmıştı.