Kader Bağları kitap kapağı

3. bölüm / 6

Kader Bağları

Bölüm 3: Kuzey Yıldızının Dileği

Vaveyla Yazarı: Mavi_kelebeğim Kelebek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 3: Kuzey Yıldızının Dileği

Noran'dan:

Sabah güneşi gözlerimi alırken üzerimdeki tatlı yorgunluk geçmişti. Gelen aramayı açtığımda kankam kulağımın dibinde bağırdı. "SANA BİR HABERİM VAR!" dediğinde yüzümü buruşturup telefon ile kulağım arasında mesafe bıraktım.

"Relax kanka, bu kadar heyecanlı ne olduğunu merak ediyorum doğrusu." dediğimde kolumu bazanın başına yasladım.

"Alınıyorum ama öyle denir mi?" dedi üzgünmüş gibi sesini değiştirerek. Yatağımdan kalkıp odamda volta atmaya başladım. "Kıyamam, kanka." dedim kahkaha atarken.

"Okula yeni bir kız gelmiş! Astroloji bölümünden ve asıl olay bu kız Cole'un eski sevgilisi!" dediğinde merakıma yenik düştüm.

"Ooo, Cole da fena değilmiş!" dedim şaşkınlıkla. Kahkaha attı ve devam etti.

"Voleybol sporunda il birincisi resmen kız. Ayrıca kendisinin melez olduğunu duydum Cole bir ara konuşurken." dedi heyecanın ritmine kapılarak.

"Kız çok başarılı demek ki, ayrıca sen Cole'u mu dinledin?" dedim sesim kalınlaşırken."Yanlışlıkla duymuştum, boşver kanka." dedi mahçup olduğu sesinden belli olurken.

Adımlarım durduğunda bugün okul olmadığı aklıma geldi. Bugün okul yok mu, dedim şaşkınlıkla içimden. "Bugün okul yok, basketbol oynayalım mı öğle vakti?" dedi samimi ses tonunu kullanarak.

"Zihnimi okuyorsun bence, yoksa yasaklanan bir büyü gücün mü var?" dedim fısıltıyla. Ciddi sesi söylediklerim karşısında kahkahaya dönüştü.

"Yok, kanka. Seni manipüle ederek ele geçiriyorum." dedi sesindeki eğlenen bir ifadeyle. "Kanka, annem kahvaltıya çağırıyor. Kapatmalıyım." dedi annesinin sesi uzaktan duyulurken.

"Tamam, kanka. Görüşürüz." dedim yüzümdeki gülümseme huzurun melodisini hissederken. Kırgın çiçeklerin yaprakları dökülür gibiydi sessizlik.

"Noran, kahvaltı hazır annecim!" dedi yakından gelen sesiyle. Gülümsemem şefkatin kollarını hissetmişti. Odamdan çıkıp yemek salonuna geçtiğimde mis gibi kokular geldi.

"Annecim, döktürmüşsün." dedim yanaklarını nazikçe sıkarak. Gülümseyerek alnıma öpücük kondurdu. "Teşekkür ederim, canım oğlum." dedi kıkırdarken.

Tabağıma biraz peynir, zeytin, pankek alarak yemeye başladım. Enfes bir tadı vardı ve yemek ustası annemin emeği vardı.

Bir süre sonra tabaktakiler bitince gülümseyerek anneme seslendim. "Kahvaltı için teşekkür ederim, sultanım. Enfes olmuş." dedim şefkatli bir ses tonuyla.

Azıcık eğilip onun boyuna geldiğimde inci tanesini incitmek istememek gibi kollarımı beline sardım. Başımı omzuna yasladığımda neşeli bir ses tonuyla seslendi.

"Rica ederim, oğlum. Sen iste her zaman hazırlarım." dedi kıkırdayarak. Kollarını belime sardığında bir süre böyle kalıp ayrıldık. "Basketbol oynamaya gideceğim arkadaşımla. Bir şey olursa beni aramaktan çekinme, sultanım." dedim parıltılı gözlerine bakarken.

Lika:

"Him and I." şarkı sonlandığında kulaklığımı çıkarıp beyaz rengindeki çantamın ön tarafına koydum. Telefonumu siyah pantolonumun cebinden alıp Instagram'a girdim.

Popüler gönderilerden birinde onun yüzünü görünce nedenini bilmediğim nefret ortaya çıktı. 'Gönderisine kalp atalım, lütfen,' dedi içimdeki ses.

Diğer tarafım gözlerini devirip nefretle karşıya baktı. 'Olmaz! Ondan uzak durmalıyız.' dediğinde bilinmezlikle onu sorguladım.

İç hesaplaşmamı yaşarken telefonumun zil sesi çalmaya başladı. Instagram'dan çıkıp aceleyle telefonu yanıtladım.
"Alo, ay ışığım. Nasılsın?" dedi meraklı bir kız çocuğu gibi. Sesindeki mutluluk gülümsememi sağladı.
"İyiyim, sen nasılsın kiraz çiçeğim?" dedim belimi banka yaslayarak. "Bende iyiyim, ay ışığım. Gezmeye gidelim mi, hem badminton oynarız." dediğinde keyifle kıkırdadım.

"Olur, zaten dışarıdayım. Nerede buluşalım?" dediğimde sessizlik doğanın ritmine eşlik etti. "Badminton and Squash Center'a gidelim mi?" dedi mutluluğu sesine yansıtırken.

"Olur, meydanda buluşalım o zaman kiraz çiceğim. Sonra görüşmek üzere!" dediğimde neşeli kahkahası telefonun hoparlörüne yansıdı. "Tamam, bebeğim. Sonra görüşürüz!" dedi ve telefonu kapattı.

Gülümseyerek etrafa bakındıktan sonra otobüs durağına ilerleyip gelen otobüse bindim. "Anne, acıktım." diyen küçük çocuk mızmızlanırken ayakta kalan yaşlı teyze çaresizce etrafa bakıyordu.

Teyze sendelediğinde nazikçe kolunu tuttum ve oturduğum yerden kalkıp şefkatle ona gülümsedim. "Teyzecim, buraya oturabilirsiniz." dediğimde itiraz edecek oldu ama kararlı ifademi görünce vazgeçti.

"Teşekkürler, Tanrı seni kutsasın." dedi teyze ve spor salonunun önünde indim. Ayaklarımı belli bir ritimle yere vurarken tekrardan taktığım mor kulaklığımın teki omzuma düştü.

Omzuma düşen kulaklığın tekini geri takarken karamel rengi saçları hafif esintiyle dans etti. Doğal ışık saçlarının renginin sarı gibi görünmesine neden oldu.

Bakışları keyifli bir ifadeyle bana bakarken ılık bir esinti gibi kalbim ritme ayak uydurdu. "Selam." dediğinde bakışlarımı bakışlarından çektim ve umursamaz bir tavır edindim. "Selam." dediğimde gülümseyerek bana baktı.

"Badminton oynamaya mı geldin, Kuzey Yıldızı?" dedi göz kırparak. Bu tavrına karşılık olarak göz devirsem de içten içe yaz gecesindeki ateş böcekleri gibi hissettim.

'Yakışıklı Güney Prensi de buradaymış, yoksa Kral Noran mı demeliyim?' dedi haylaz tarafımdaki iç ses. Haylaz tarafıma göz devirdiğimde kıkırdadı.

Ciddi iç sesim devreye girdiğinde 'Aynı bir çocuk gibi, sen ona yüz vermemelisin.' dediğinde sorgularcasına baktım. "Bunu niye merak ediyorsun, Güney Prensi?" dedim gözlerimi kısarak yüzüne bakarken.

Gülümsemesi yüzünde genişlediğinde kumral saçlarımı karıştırmasını beklemiyordum. "Hey! Orada dur, bunun için izin vermedim." dediğimde kahkaha attı. Kollarımı birbirine doladığımda keyifle beni izlemeye devam etti.

"Özür dilerim, birdahakine bunun için izin alırım, Kuzey Yıldızı!" dedi alayla gözlerimin içine bakarken. "Göreceğiz, izin verecek miyim yoksa izin vermeyecek miyim?" dediğimde keyifle bakmaya devam etti.

"Sonra görüşmek üzere, Kuzey Yıldızı. Yıldızlar seni merak etti." dediğinde şaşkınlıkla yüzüne baktım. Aval aval bakışımı gördüğünde kıkırdadı ve içeriye doğru gitti. Arkasından arkadaşı da giderken şaşkınlığımı yeni yenmiştim.

"Dünyadan Ay Işığı'na! Heykel gibi dikilmişsin, noldu kız?" dedi tanıdık bir ses. Kıkırdadığında ölümcül bakışlarımı attım. "Hey, kaptan! Teslim oluyorum. Noran mı bir şey dedi yoksa." dedi kolunu omzuma atarak.

"Belasını arıyor, yok bir şey." dedim yüzümde sıcaklık hissederken. "Öyle mi dersin? Kızarmışsın sanki, neden acaba?" dedi yanaklarımı sıkarken. "Helvanda ne olmasını istersin Runa?" dediğimde yanaklarımı bırakıp önüne döndü.

İçeri girdiğimizde badminton raketleriyle topunu alıp kenara geçtik. Top kaçtığında orta alana gidip aldım. Yarım saatin ardından nefes nefese kalmıştım. "Yoruldum!" dedi Runa isyan edercesine.

"Soğuk kahve alacağım, sende ister misin kiraz çiçeğim?" dediğimde gülümseyerek başını salladı. "Her zamankinden olsun, bekliyorum!" dedi ben giderken ardımdan seslenerek.

"Hemen geleceğim." dedim ve alnımdaki teri elimin tersiyle silerek içecek bölümünde durdum. Bir lirayı makineye atıp karamel ve iced latte alıp giderken kas yığınına çarptım.

'O kaya kütlesi değil miydi?' dedi haylaz yanım. Ciddi yanım onun omzundaki elini çekerek öldürücü bakışlar attı. 'Akıllanmazsın, hem onunla muhattap olmak yok demiştim sana.' dediğinde iç dünyamdan zorla çıkıp gerçek hayata döndüm.

"Sen miydin?" dedim şaşkınlıkla. Yanaklarım domates gibi kızarırken umursamaz gibi baktım. "Sürekli denk geliyoruz, kader sanki bizi birbirimize seçiyor gibi. Sence öyle değil mi?" dedi sakin bir huzurla bakarken.

"Kadere inanmıyorum, hem bilerek yapıyorsun bence." dediğimde kahkülümü kulağımın arkasına yerleştirdi. "Belki öyle belki de öyle değil." dedi büyülenmiş bir kuğu gibi. "Çekilir misin, arkadaşımın yanına gideceğim." dedim buz gibi bir sesle.

"Tabii ki, savaşçı prenses." dedi önümden çekilirken. Makinenin kenarına yaslanmış beni izlerken arkama bakmamaya çalışarak Runa'nın yanına gittim.

Kral, yeri düşen kasenin parçalara ayrılmasıyla sinirlense de kızın bakışlarını görünce yumuşak bir ifadeye büründü. "Özür dilerim, efendim. Hemen toplayacağım." dediğinde kızın ellerini inci gibi tuttu. "Ben hallederim, sorun değil savaşçı prenses." dedi kuğu gibi sakin bir sesle.

Runa'nın karamel aromalı kahvesini uzattım. Kendi kahvemi açarken bakışlarını fark ettim. "Yine mi sıcaktan kızarmışım?" dediğimde kahvesini yudumlarken bakmaya devam etti. "Sıcaktan mı yoksa aşk kokusundan mı merak ettim." dedi çapkınca sırıtarak.

"Öyle değil, sıcaktan." dedim kızaran yanaklarımı umursamamaya çalışarak. Basketbol topu tam önüme geldiğinde şaşkınlıkla bakakaldım.

"Selam, topu atabilir misin?" dedi Daniel elini boynuna götürürken. "Tabii ki, arkadaşına söyle bir daha topu buraya bilerek atmasın." dedim sakin bir ses tonuyla. "Tabii, iletirim." dedi ve gidecekken yere eğildi ve siyah tokayı uzattı. "Bu kimin?" dediğinde Runa atıldı.

"Benim." dedi Runa ceylan gibi zarif bir sesle. Ona doğru gülümsediğinde gülmemeye çalışarak ikisine birden baktım. "Yere düşmüş, daha dikkatli ol." dedi Daniel tokayı uzatırken.

"Teşekkürler, Daniel." dedi Runa gülümsemesi yüzünde genişlerken. Aslında olsalar çok yakışırlar ama zaman belirler, dedim içimden.
Arkasını dönüp giden Runa, Daniel'a bakmaya devam etti. "Oo, kanka. Siz ne iş?" dediğimde yanakları havuçtan daha fazla kızardı.
"Sadece arkadaşız, biliyorsun." dedi badminton raketini eline alırken. "Devam edelim oyuna." dediğinde başımı sallayarak onayladım.
Saat akşam yediye yaklaşırken spor salonundan çıkmış otobüsle evin olduğu durağa gidiyorduk. "Annenden izin alsak da bizde kalsan olur mu kiraz çiçeğim?" dedim sırıtarak.
"Olur, hatta pijama partisi yapalım mı?" dedi kıkırdayarak. "Olur." dedim gülümseyerek. Durağa geldiğimizde düğmeye bastık ve otobüsten indik.
"Alo, anne. Lika'da kalabilir miyim bugün?" dedi cevap bekleyerek. "Tamam, anne. Dikkatli olacağız, söz." dedi telefonu kapatırken. Meraklı bir ifadeyle ona döndüm.
"Olur diyor." mutlu bir çocuk gibi ona sarıldım. O da kollarını belime sardı ve kısa sürede ayrıldık. Yan yana mutlu bir şekilde eve doğru yürüdük. Eve vardığımızda kapıyı tıklattım. "Kim o?" dedi annemin sıcak sesi.
"Anne, benim. Arkadaşımla geldik." dememle kapıyı açması bir oldu. Runa'yı gördüğünde kollarını beline sardı. Runa da karşılık verdi ve ayrıldılar. "Hoşgeldin, kızım. Annenin haberi var mı?" dedi onu içeriye götürürken.
Ben de içeriye girdim ve kapıyı kapattım. Salona geçtiğimizde büyük bir oda bizi karşıladı, gri koltuklar beyaz fayanslarla zıt uyum sağlıyordu. Koltuklara oturduğumuzda annem Runa ile sohbete başladı.
"Annemin haberi var, bugün burada kalacağım." dedi ceylan gibi gülümseyerek. "Kek yapmıştım, getireyim." dedi annem gözlerini kısarak gülümserken.
Keklerimiz gelene kadar Netflix'i açıp Lovely Runner'da kaldığımız bölümü açtım. "Sen olmadan tekrar izlemem demiştim." sevimli yavru köpek gibi baktı. "Sen bir tanesin, bebeğim!" dedi yanaklarımı sıkarken.
"Sun-jae ölmese keşke." dedi gözlerinden bir yaş akarken. "Karakter ölmüyor, hatta sonunda evlenme teklifi ediyor ya kanka!" dedim hatırlatma ihtiyacı duyarken. "Im Sol çok çaba veriyor." dediğinde başımla onayladım.
Kekler geldi ve dizi izleyerek kekleri yedik. "Her zaman ki gibi mükemmel olmuş, Vanessa Teyze." dediğinde annem kıkırdadı. "Afiyet olsun, kızım." dedi yumuşak bir ses tonuyla.
Saatler geçerken Runa karakterlerin olaylarına ağlarken peçete alıp geldim. Peçeteden alıp burnunu silmeye başladı.
"Spoiler vermeseydin keşke." dedi titreyen sesiyle. "Uçurumdan düştü, bıçakladı şerefsiz Kim Young Soo!" dedi ben ona sarılırken.
"Sun-jae! Yaşıyor ol lütfen!" dedi ben kıkırdarken. "Gülmesene!" dedi gözlerinden yaşlar akarken. "Tamam, gülmeyeceğim." dedim nefes almaya çalışırken.
"Bunu yapma demiştim!" mutfaktan yükselen seslerle merakla oraya gittim. "O kadınla eğlendin mi? Ben burada senin için emek verirken!" dediğinde şaşkınlıkla gözlerim açıldı.
"Ben, hayatım yanlış anladın." dedi babam belli etmemeye çalışarak. "Yanlış falan anlamadım! Bitti, boşanalım." Dedi annem gözlerinden yaşlar süzülürken.
"Anne?" dedim mutfaktan içeri girerken. "Ciddi misin?" belki de bunun olmasından korkuyordum.
Adalet terazisinin dengesini kaybetmeyi göze aldığı bir dönemdi, hayatım eğlence gibiydi bu ana kadar. Hayat, bizim iplerimizi kesmek istemişti.

Bölüm sonu! Bölüm nasıldı?

Gecikme için özür dilerim. B1'e geçiş sınavı için çalışıyordum bu yüzden birkaç hafta gecikti.

Bölümleri haftasonu atacağım, bazen gecikme yaşanabilir. Bunun için özür dilerim.

Dizi izleme sahnesini beğendiniz mi?

Peki spor salonunda karşılaşmaları tesadüf müydü?

Noran ve annesinin ilişkisindeki o sıcaklığı sevdiniz mi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 6beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18