1. bölüm / 6
Kader BağlarıBölüm 1: Basketbol Maçının Ilık Rüzgarı
Bölümler 6Şu an: Bölüm 1: Basketbol Maçının Ilık Rüzgarı
- 1 Bölüm 1: Basketbol Maçının Ilık Rüzgarı871 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 BÖLÜM 2: KİRAZ MEVSİMİ ÇİÇEKLERİ1.164 kelime
- 3 Bölüm 3: Kuzey Yıldızının Dileği1.638 kelime
- 4 4. Bölüm: Yıldızların Gecesi1.591 kelime
- 5 5. Bölüm: Efsanenin Ritmi1.485 kelime
- 6 6. Bölüm: Kırgın Çiçeklerin Yıldızı2.349 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lika’dan:
Edebiyat kitabının kapağını kapatıp beyaz uçlu kalemi elimde çevirdim. ‘Yoruldum ama pes etmemeliydim, şimdi dinlenme vakti.’ diye söyledim içimden. “Selam, ay ışığım!” ince sesi dünyamı aydınlattı.
Ela gözleri neşeyle parıldadı. “Selam, kiraz çiçeğim.” şefkatli sesim kıkırdamasını sağladı. Kollarımı beline sıkıca sardığımda sarılışıma karşılık verdi. Kolları güvenin esintisini andırdı. “Gözlerinden yorgunluk akıyor, ay ışığım.” dedi merhametli sesiyle.
“Saatlerce ödev yaptım, başım ağrıyor.” dediğimde merhametli bakışlarla baktı. Gülümsedi ve gözleri neşeyle parladı. “O zaman, basketbol maçını izlemeye gidelim mi? Yorgunluğunu atarsın.” göz kırparak konuştu.
“Olur, kiraz çiçeğim.” naif tonum heyecanını arttırdı. Bebek mavisi saçları rüzgârın etkisiyle dalgalandı. Kitaplarımı ve defterlerimi mavi çantamın içine koyup fermuarını çektim.
Büyük çantamı sırtıma taktım. Küllü kumral ve uzun olan saçlarım rüzgarın esintisiyle dalgalandı. Kollarını omzuma atıp bana göz kırptı. “Hadi gidelim Ay’a!” neşesi enerjime yansıdı.
Huzuru nefes gibi içime çektim. Kütüphanenin büyük kapısından koridora adım attık. “Yine mi yolculuğa çıkıyoruz, kiraz çiçeğim?” kıkırdayarak konuştum. Gülümsemesi büyüdü ve omzumdaki kolunu çekti ve amfiden çıktık.
Güneş, ışığıyla gözlerime çarptı. “Hadi yarışalım! Sona kalan çürük yumurta!” gözlerindeki mutlulukla bağırdı. “1,2,3 başla!” dediğinde koşmaya başladık. Rüzgar, dalgalı saçlarımı savurmaya devam etti. Hızım beni ele geçirdi ve spor alanına vardım. Elimi turuncu demire yaslayıp nefesimi düzeltmek için bekledim.
“Bu haksızlık! Beni hep yeniyorsun ay ışığım.” Tatlı bir kızın istediği oyuncağı eline vermemenin tanımı gibiydi sesi. Ela renk gözleri sarıyla turuncunun karışımına dönüştü. Bebek mavisi saçları hafif esintinin etkisine girdi. Omuz hizasında olan kıvırcık saçları aydınlık havaya göz kırptı.
Nefesimiz düzene girdiğinde koluna girdim. “Maçın güzel geçeceğini hissediyorum.” merakla söyledim içimden geçenleri . Meraklı bakışlarım etrafı süzdü. Turuncu numaralı formaları olan basketbol oyuncuları kahkaha atarak ilerlediler. “Bence hayatımız değişecek.” dedi fikrini belirterek. Runa’nın meraklı bakışları gözlerimle buluştu.
“Aslanım, bu maçı kazanacağız. Kendine inanman ve gayret göstermen yeterli.” dedi tanıdık ve tok gelen ses. Karamel saçları rüzgârın esintisine kapıldı. Gülüşü içimi ısıtıyor ama bu yanlış, böyle hissetmemeliydim. Rakibim bana çekici gelmemeli, peki niye böyleydim?
Orantılı yüzü yakışıklılığını ortaya çıkardı. Bakışları beni bulurken eli dalgalı, karamel tonunda saçlarında kaldı. Gözlerimi çekmek istedim ama ipler bizi bağladı.
“Burada ne işin var, Lika? Hiç buralara uğramazdın.” göz kırparak karizmasını sergiledi. ‘Beni etkileyemezsin, Noran. Buna izin vermem.’ dedim içimden kendime söyleyerek.
“Badminton oynamaya gelmiştim, seninle alakası yok.” dedim gözlerimi bakışlarına sabitleyerek.
Tok sesiyle kıkırdadı ve zihnim ona teslim olmak üzere. “Gelmişken beni de izlemeyi unutma, güzellik.” dedi haylaz ses tonuyla. Dalgalı saçını arkaya doğru attı ve omzunun üzerinden bana baktı. Benimle dalga geçiyor ukala, dedim içimden.
Grup arkadaşlarına göz gezdirdikten sonra spor salonuna doğru ilerledi. Adımları hazır ve kararlı bir tınıya dönüştü. Arkasından baktığımı hisseder gibi başını çevirince bakışlarımı kaçırdım.
Daniel, Noran ile konuşurken az önceki olayın etkisi zihnimi ele geçirmişti. "Çok yakışıklı." etkilenen ama kısık bir melodinin senfonisi gibi bir ses geldi. Bakışlarım sesin kaynağına merakla döndüğünde Runa'yı gördüm.
Kız, rengarenk dünyasına düşen karizmayı reddetmek istese de kader buna izin vermedi, dedi içimdeki ses.
"Kanka, o kadar samimi bakıyor ki! Ne diyeceğimi bilemiyorum, bize ne oluyor?" dedi duraksayarak. Şoku saniyelik de olsa atlatan çiçeğim, tekrardan koluma girerek neşesini geri kazandı.
İçeri giren basketbol takımının ardından içeriye doğru yürüdük. Spor salonuna girdiğimizde aklımdaki düşünceler kaderin düğümünden kurtulup zihnimi ele geçirdi.
Zamanın kadim krallıklarından biri olan Fenistha Krallığı'nın kralı yakın zamanda kaybolmuş, kralın adı Noran'mış, dedi zihnimdeki yazarlık perilerinin fısıltısı.
"Sence krallık sistemi bu zamanda tekrar kurulsa nasıl olurdu ve insanların güçleri olsa?" diye sordum meraklı sesimle. Runa, kaşlarını çatarak düşünmeye başladı.
"Bence zalim bir hükümdar bu evreni ele geçirir ve seni de kraliçesi yapardı. Zihinlerimize hapsederdin bizi." dedi kıkırdayarak. Gülmesini durdurmaya çalışırken nefessizlikten kıpkırmızı olmuştu.
Gülümsemesi yüzünde belirirken yüzünün rengi de düzelmişti. "Sana kıyamazdım, kiraz çiçeğim." dedim şaka yaptığımı belli eden ses tonumla.
"Biliyorum bana kıyamayacağını, şapşal. Ben kraliçenin yardımcısıyım." dedi kendini göstererek. Tezahürat sesleri kendini belli ederken Noran ve takımı basketbol sahasına çıktı.
Kalbimde kıpır kıpır eden heyecan esintisi iplere sıkı sıkı bağlanmıştı. "Alone takımının kaptanı Noran topu atıyor ve basket!" sunucu heyecanla bağırdı.
"Evist takımının başarılı oyuncularından biri olan Cole topu potadan alıyor ve Zake'e atacakken topu Ninar kapıyor!" nefesimi tuttuğumu fark edince kendimi serbest
bıraktım.
Kral, eline sıcak su dökülen kızın elini sarmaya başlamış ve kız da ona gülümsemiş, kız ona şefkatle gülümseyince kralın kalbi hızlanmış, dedi iç sesim.
"Evist takımından olan Karina topu Noran'dan kaptı ve basket!" skor sayısı 3-2 gösterirken tezahüratlar devam etti. "Noran çok sakin ay kızı, sayı kaybetmelerine rağmen karizmasını kaybetmedi." dedi sinsice sırıtarak.
"Benim tipim değil, kiraz çiçeğim." dedim gülümseyerek. Runa inanamayan bakışlarıyla bana baktı. "Emin misin, ay ışığım?" dedi hipnoz edici sesiyle.
"Eminim, kiraz çiçeğim." dedim yanağını sıkarken. Yanağını sıkmamla sahte bir sinirle bana baktı. "Kanka, hani bir daha yanağımı sıkmak yoktu." dedi sahte bir sinirle.
"Buna söz veremem, kiraz çiçeğim." dedim o kahkaha atarken. Kahkahasıyla rahatlayarak ben de karşılık verdim. "Şaka yapmıştım zaten, ay ışığım." dedi kolunu omzuma dolayarak.
Ben de kolunu onun omzuna doladım ve maçı izlemeye döndük. "NORAN!" tezahüratları sebepsiz nefretimi körükledi.
"4-3 ilerleyen maçın son puanı kazananı belirleyecek, Evist takımından Karina'dan top kapılıyor ve Daniel potaya topu atıyor! Sayı Alone takımına gidiyor!" heyecanın esintisi ruhumu okşadı.
Noran, ellerini saçlarına götürerek saçını düzeltti. Bakışları Daniel'a döndüğünde onunla konuşmaya başladı. Onu izlemek istemiyordum ama neden bana karizmatik geliyordu?
BÖLÜM SONU!
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?
Maç sahnesini beğendiniz mi?
Lika ile Runa'nın enerjisi sizce nasıldı?
İç seslerin gizemi ayrı ama sürpriz! Sizleri seviyorum, görüşmek üzere sonraki bölümde!
Bölüm etkileşimi
