2. bölüm · İyi Geceler Sevgilim

Yeni Yüzler

Emre Shnoglu

Sabah uyandığımda ilk işim yüzümü yıkayıp bakım yapmak oldu. Cildimin pürüzsüz olmasına bayılırdım. Mutfağa gidip kahvaltımı ve bir filtre kahve yaptım, ardından afiyetle yedim. Sonra okula gitmek için üstümü giyindim.

Dışarı çıktığımda havanın ne kadar keskin ve soğuk olduğunu fark ettim. Sanki biri beni izliyordu; arkamdan sürekli ayak sesleri geliyordu. Hayır, bu benim ayak sesim değildi.

Rahatlamak için yakındaki bir markete girdim, kendime tuzlu kraker aldım ve yol boyunca yedim. Okula vardığımda sınıfa çıktım ve sırama oturdum. Telefonla oynarken aniden üç esmer, montlu öğrenci içeri girdi.

“Barış burada mı?” diye sordular.
Barış sınıfın en aşağılık öğrencisiydi; zorbaydı ve sadece onun gibi olanlar tarafından kabul edilirdi. Ben telefonumla oynamaya devam ettim.

O sırada Leyla geldi ve yanıma oturdu.

“Eee, nereden geliyorsun? Görüşüne göre zenginsin,” dedi.

“Ben zengin değilim. Olsam bile bu seni ilgilendirmez. Sen makyajını yapsana,” dedim.

“Ben makyaj bağımlısı birisi değilim ama sen ayı herifin tekisin,” diye karşılık verdi.

“İltifatların için teşekkür ederim. Bugünlerde aldığım en güzel iltifat bu,” dedim, hafif bir gülümsemeyle.

Herkes sınıfa girdiğinde Leyla, arkadaşlarıyla bir köşeye çekildi. Ardından yanıma, saçları uzun ve gözlüklü bir öğrenci geldi. Elini uzattı:
“Merhaba, ben Yavuz,” dedi.

Elini sıktım ve sohbet etmeye başladık.

“Leyla, okulun en güzel kızlarından biri. Neden ona bir şans vermiyorsun?” diye sordu.

“Sen neden ona yazılmıyorsun? Bu kadar güzel buluyorsan, ben ona baktığımda sadece para avcısından başka bir şey görmüyorum,” dedim.

“Yakışıklı çocuksun, elbet bir sevgilin olur,” dedi, gülümseyerek.

Konuşmamız yarıda kesildi; öğretmen sınıfa girdi ve derse başladık. İlk ders felsefeydi. O kadar sıkıldım ki gözlerim kapanıyor, uykum geliyordu.

Ders bittiğinde teneffüse çıktım ve “Gizli Dedektif” adlı kitabıma zaman ayırdım. Dedektif romanları okumayı çok severdim. Leyla yanıma geldi.

“Vayy, güzel kitap. Ama bunun ikincisi çıktı,” dedi.

“Biliyorum, ama onu hiç bir yerde bulamadım,” dedim.

Leyla kitabı bana gösterdi:

“Bundan mı bahsediyorsun?”

“Vay canına, göründüğü gibi biri değilsin. Koleksiyon mu yapıyorsun?”

Leyla gülümsedi ve kitabı bana uzattı:
“Al, bu artık senin olsun. Ama bir şartım var.”

“Ne istiyorsun?” diye sordum.
“Bana meyveli küçük pastalardan al,” dedi.

Şaşkın bir şekilde Leyla’ya baktım ama kabul ettim. Leyla bana hafif bir gülümseme attı; o gülümseme, bir şeylerin başladığını hissettirdi.