16. bölüm · İyi Geceler Sevgilim

Hainin Doğuşu

Emre Shnoglu

Kaan yerde yüz üstü düşmüş, Leyla’yı gördüğünde içinde bir burkulma olur. İçini çekerek konuşur:

Kaan: Neden, Leyla… Neden yaptın bunu?

Leyla durgun bir şekilde Kaana bakar.

Leyla: Kaan… Özür dilerim. Yapmak zorundaydım.

Bir an duraksar, gözleri Kaana takılır.

Leyla: Sen değiştin… Seni tanıyamıyorum artık.

Tolga bir eliyle silahı Kaana doğrultur, diğer eliyle kelepçeye yaklaşır.

Tolga: Bitti Kaan. Ellerini uzat.

Kaan Tolga’ya gergin bir ifadeyle bakar.

Kaan: Umarım mutlusundur Komiser… Ama bil ki benim için gelecekler.

Tolga şaşkın bir ifadeyle duraksar.

Tolga: Sen gerçekten Suat’ın senin için geleceğini mi sanıyorsun? Sadece bir çalışansın, senin bir önemin yok.

Kaan sorgulayıcı bakışlarla cevap verir.

Kaan: Yanılıyorsun. Bana para verdi… Değer veriyor. Beni oğlu gibi görüyor.

Tolga hafifçe güler.

Tolga: Sen onun uşağısın, Kaan. Önemin yok. Peki neden Cemil’i öldürmeye çalıştı sanıyorsun?

Kaan bir an durup düşünür.

Tolga Kaana yaklaşırken Kaan ani bir hareketle Tolga’yı düşürür ve oradan kaçar.

Tolga ayağa kalkar, yere düşen silahını alır ve Leyla’ya seslenir:

Tolga: Arabada bekle.

Kaan hızla kaçarken Tolga arkasından bağırır:

Tolga: Kaan! İşimizi zorlaştırma, teslim ol!

Kaan bir apartmanın çatısına çıkan merdiveni görür ve yukarı çıkar. Tolga peşinden gelir.

Tolga: Kaan… Ateş etmek istemiyorum, teslim ol!

Kaan çatıda sıkışır, gidecek yol bulamaz. Tolga, nefes nefese, Kaan’a nişan alır.

Tolga: Bunu yaparak başkalarının hayatını tehlikeye atıyorsun. Kim bilir Suat kaç kişiyi öldürüyor?

Kaan kafasını Tolga’ya çevirir.

Kaan: Ben zorunda mıyım sanıyorsun Komiser? Arkadaşım, sevgilim… Hepsinin hayatı Suat’ın elinde. Bırak, gitmeme izin ver!

Tolga iç çeker.

Tolga: Kaan… Sevgilini, arkadaşını kurtaracağız. Ama teslim ol.

Kaan ellerini yavaşça kaldırır ve Tolga’ya doğru yürür.

Tolga: Aferin, Kaan…

Kaan bir anda Tolga’nın üstüne atlar, onu yere düşürür. Tolga’nın silahı yanına savrulur. Kaan Tolga’yı yumruklamaya başlar.

Kaan: Bırak beni, Komiser!

Tolga karın boşluğuna sert bir yumruk atarak Kaan’ın nefesini keser. Ölümüne boğuşurken Tolga, Kaan’ın yüzüne sert bir yumruk daha vurur ve ters kelepçe takar. Kaşı kanamaktadır.

Tolga, Kaan’la birlikte aşağı iner ve arabaya götürür. Kaan’ın yüzü morarmış, kanlıdır. Arabaya kelepçeledikten sonra Tolga sürücülüğe geçer. Ön koltukta Leyla, Kaana bakar:

Leyla: Kaan… İyi olacak mı?

Tolga gergin bir şekilde iç çeker.

Tolga: Artık tutuklu… Sağlığı iyi, ama hapse girecek.

Leyla durgun ve bitkin bir şekilde yere bakar, göz yaşlarını siler.

Bir süre sonra Kaan kafasını kaldırır, Tolga’ya bakar.

Kaan: Neredeyim? Nereye götürüyorsun beni?

Tolga dikiz aynasından Kaana bakar.

Tolga: Tutuklusun Kaan. Sana sadece birkaç soru soracağım, cevaplayacaksın.

Kaan dışarıya bakar, sessizce iç çeker.

Tolga: Neden sen? Neden başka biri değil?

Kaan derin bir nefes alır.

Kaan: Çünkü hayatımda bir kadın var, Komiser… Ve o kadına dokunan bir adamı öldürdüm.

Tolga arabayı kenara çeker, Leyla’ya bakar.

Tolga: Ne saçmalıyor bu?

Leyla panik içinde konuşur:

Leyla: Baba, açıklayabilirim!

Kaan kafasını aniden kaldırır ve Tolga’ya bakar.

Kaan: Bir saniye… Sana az önce “baba” mı dedi?

Tolga iç çeker.

Tolga: O benim kızım… Ve bu seni ilgilendirmez.

Kaan hafifçe gülümser.

Kaan: Kayınpeder, sizi görmek güzel… Ama böyle tanışmayı beklemiyordum.

Tolga aniden silahını çeker ve Kaan’ın boğazına doğrultur.

Tolga: Kapa çeneni… Yoksa beynini dağıtırım.

Kaan: Peki baba… Sakin ol.

Tolga silahını geri koyar.

Tolga: Bana bu öldürdüğün çocuktan bahset.

Kaan: Adı Barış. Leyla’ya işkence eden bir pislikti. Tuncay’ın garajında bulduğumuzda öldürdüm.

Tolga başını hafifçe sallar.

Tolga: Aferin… Söylesene, öldürmeden önce çok ağladı mı?

Kaan kaşlarını kaldırır.

Kaan: Orasını söyleyemem.

Tolga cebinden bir sigara çıkarır, yakar.

Tolga: Seni hapse attırmam… Ama bir şartım var.

Dumanı üfler.

Tolga: Bana Suat’ın yerini söyleyeceksin… Yoksa özgürlüğü unut.

Kaan gözlerini hafifçe kaldırıp dışarıya bakar.

Kaan: Orman yolunda bir malikane. Suat’ın birçok serveti var: evler, restoranlar, boks salonları…

Tolga başını sallar.

Tolga: Güzel… Ama sen de bizimle geleceksin.

Kaan kafasını hızlıca çevirir, bakar.

Kaan: Beni mi kullanacaksınız… Yem olarak mı?

Tolga sigarasını camdan atar, hafifçe gülümser.

Tolga: Hayır. Silah kullanmayı biliyorsun. Artık bir polissin. Senden aldığın parayı, arabayı, üstündeki takım elbiseyi… Hepsini bize vereceksin.

Leyla Tolga’ya bakar:

Leyla: Baba! Kaan’ı bu işe karıştırma!

Tolga: Sen karışma.

Leyla sinirle Tolga’ya bakar.

Tolga: Seni emniyete götürene kadar böyle kalacaksın. Orada kelepçeni çıkarırım.

Tolga arabayı çalıştırmadan önce dikiz aynasından Kaana bakar.

Tolga: Ha bir de… Kızıma yanlış bir şey yaparsan seni polislere bırakmam.

Bir an duraksar.

Tolga: Ben öldürürüm.

Kaan yutkunur.

Kaan: Peki babacım.

Tolga arabayı çalıştırır ve iç çeker.

Tolga: Baba demeyi kes… Ben senin baban değilim.

Emniyete vardıklarında Tolga Kaan’ın kelepçelerini çıkarır ve kendi ofisindeki koltuğa oturtur.

Tolga: Şimdi… Bu malikane nerede? Nasıl gireceğiz? Her şeyi anlat.

Kaan: Orman tarafında… Büyük, beyaz bir malikane. Arabalar etrafında duruyor, genelde siyah Mercedesler. Mafya üyeleri dışında kimse bilmiyor.

Tolga bilgisayarından koordinatları ve resimleri alır, Kaan’ı polislerin toplantı odasına götürür.

Kaan masaya oturur, Tolga tüm birimleri çağırır.

Tolga: Millet… Bu Suat’ın malikânesi. Onu bulmamız için Kaan Taner bizimle ortaklık edecek.

Polisler şaşkın ve sorgulayıcı bakışlarla birbirlerine bakar.

Polis: Bu çocuk mafya üyesi… Bize neden yardım etsin?

Tolga: Artık mafya üyesi değil. Bir polis. Çenenizi kapatın ve dediklerimi uygulayın.

Tolga özel birimleri işaret eder.

Tolga: Ağır silahlarınızı alın. Bu gece uzun olacak. Helikopterleri devreye sokun, keskin nişancılar hazır olsun.

Kaan bir anda ayağa kalkar, Tolga konuşacakken eliyle dur işareti yapar.

Kaan: Sevdiğim kadının yaşamı Suat’ın ellerinde… Beni kötü biri olarak görüyorsunuz ama suçum bu değil. Onları kurtarmanız için size fırsat veriyorum. Eğer bunu yaparsanız minnettar olacağım.