15. bölüm · İyi Geceler Sevgilim

Adı Konulmayan Hedef

Emre Shnoglu

Kaan hazırlanıp takım elbisesini giydikten sonra ilk görevi için Suat’ın yanına gider. Merdivenlerden indiğinde Selim’i koltukta rahat bir şekilde otururken görür. Ona kısa ama sert, ciddi bir bakış atar ve yoluna devam eder.

Suat ofisinde oturmuş, sigarasını içmektedir. Kaan içeri girer.

Kaan: Beni çağırdın. Şimdi söyle, ilk görevim ne?

Suat sigarasını küllüğe bırakır. Çekmecesini açar, içinden bir fotoğraf çıkarır ve Kaan’ın önüne koyar.

Suat: Hedefin bu. İşini bitir.

Ardından çekmeceden bir deste para çıkarır ve masaya bırakır.

Suat: Bu da 100 bin.

Kaan fotoğrafı eline alır, dikkatlice inceler.

Kaan: Kim bu? Neden bunu istiyorsun?

Suat ciddi bir ifadeyle Kaan’a bakar.

Suat: Bu konuları öğrenmek için yenisin evlat. Sorgulama. İşini yap ve paranı al.

Kaan başını hafifçe eğer. Tam odadan çıkacakken durur, Suat’a tekrar bakar.

Kaan: Bundan önce… başka birinin işini bitirmek istiyorum. Benim için önemli biri.

Suat gözlerini kısar.

Suat: Başıma dert açmayacaksan git bitir. Kaçmaya çalışırsan ne olacağını biliyorsun. Kapıda sana bir motor bırakıldı, onu kullan.

Anahtarı Kaan’a uzatır. Kaan alır, başını sallar ve odadan çıkar.

Kaan motorla oradan uzaklaşır. Daha önce işini yaptığı Onur’un bulunduğu sokağa girer. Onur yine arkadaşlarıyla birlikte oturmaktadır.

Kaan yaklaşırken arkadaşlardan biri konuşur:

Arkadaş: Bir şey mi lazım?

Kaan hiç konuşmadan belindeki silahı çıkarır ve arkadaşlara doğrultur. Panikle hızla uzaklaşırlar.

Onur kaçmaya yeltenir. Kaan hızlıca bacağına ateş eder. Onur yere düşer, acıyla bacağını tutar.

Kaan yaklaşır ve silahı doğrultur.

Onur: Sende kimsin! Bırak beni!

Kaan sessiz kalır.

Onur: Para mı istiyorsun? Hepsi senin! Lütfen bırak!

Kaan iç çeker.

Kaan: Bir zamanlar sana yardım eden… sonra polislere yakalanan bir çocuk vardı. Hatırlıyor musun?

Onur’un yüzü değişir, panikler.

Onur: Kaan… sen misin? Bak geçmişte kaldı! Lütfen beni bağışla!

Kaan silahını Onur’un kafasına doğrultur.

Kaan: Geçmiş geçmişte kaldı… ama kadınıma bulaşmayacaktın.

Tetiği çeker.

Kaan motoruna binip uzaklaşır. Suat’ın verdiği fotoğraftaki hedefi bulmak için konumu kontrol eder ve yola çıkar.

Akşam olur. Kaan hedefin bulunduğu restorana yakınlaşır. İçeri girmeden önce bir mağazaya girer; fötr şapka, takım elbise ceket ve kaban alır. Amacı ortama uyum sağlamaktır.

Motorunu ara sokağa park eder ve restorana girer.

Garson yaklaşır.

Garson: Hoş geldiniz efendim.

Elini uzatır.

Garson: Ceketinizi alayım.

Kaan hafif bir gülümsemeyle garsonun cebine para sıkıştırır.

Kaan: Ceketime iyi bak. Yeni sayılır.

Garson teşekkür eder.

Kaan hedefin çaprazına oturur. Menüye bakarken garsonu çağırır.

Kaan: Hangisi en pahalı?

Kısa bir kahkaha atar.

Garson gülümseyerek bir yemeği işaret eder.

Garson: Kalamar öneririm efendim. Yanına özel 90’lar şarabı da sunabiliriz.

Kaan: Tamam. Şarabı hemen gönder.

Kaan’ın telefonu titreşir. Suat mesaj atmıştır:

Suat: Hedefin mide rahatsızlığı yaşıyor. Tuvalete sık gidecek. O anı bekle.

Kaan mesajı okur, telefonu cebine koyar.

Bir süre sonra içkisi gelir. Kaan yudumlarken hedefi inceler. Orta yaşlı, kirli sakallı, mavi takım elbiseli bir adamdır. Sürekli not alıyor ve telefonla konuşuyordur.

Adam yemeğini yerken aniden karnını tutar ve tuvalete gider. Kaan bunu fark eder.

Silahını hazırlayıp peçeteyle son kez kontrol eder ve hedefi takip eder.

Tuvalet kapısında iki koruma vardır.

Kaan içeri girmek ister, korumalardan biri önünü keser.

Koruma: Nereye?

Kaan: Tuvalete.

Koruma: Üstünüzü arayacağız.

Kaan ellerini kaldırır. Arama yapılır, silah bulunamaz.

Koruma: Prosedür.

Kaan içeri girer.

Tuvalette aynaya bakarken hedef içeri girer.

Kaan: Zor bir gün, değil mi?

Hedef: Yaşlılık…

Adam elini yıkarken Kaan arkasına geçer, ani bir hamleyle boğazını koluyla sıkarken diğer eliyle ağzını kapatır ve bayıltır.

Sonra dışarı çıkarak bağırır:

Kaan: Yardım edin!

Korumalar içeri girince Kaan hızlıca ikisini de etkisiz hale getirir. Hedefi sırtına alır, yangın alarmını çalıştırır ve panik ortamında arka kapıdan kaçar.

Bir arabayı çalar, bagaja hedefi koyar ve Suat’ın malikanesine doğru yola çıkar.

Yolda hedef konuşmaya başlar.

Hedef: Ben bir şey yapmadım! Lütfen bırak!

Kaan: Herkes öyle diyor.

Hedef: Ben sadece muhasebeciyim!

Kaan sigarasını yakar.

Kaan: Onu seni isteyene anlat.

Hedef: Suat mı? Kartallar Kulübü’nün sahibi mi?

Kaan aynadan bakar.

Kaan: Evet. Demek borcun büyümüş.

Hedef: Arabayı durdur, konuşalım!

Kaan kısa bir duraksamadan sonra arabayı kenara çeker.

Hedefi bagajdan indirir.

Kaan: Adın ne?

Hedef: Cemil… Cemil Aksoy.

Cemil telefonu çıkarır.

Cemil: Al… her şey burada.

Kaan telefonu alır ve mesajlaşmaları inceler:

Suat: “İş bitti mi? Aile konusunu hallet.”

Cemil: “Beni bırakın, karışmayacağım.”

Suat: “Konuşursan aileni de sustururuz.”

Kaan mesajları okudukça yüzü değişir. Gerçek ortaya çıkmıştır.

Cemil devam eder:

Cemil: Karım ve kızım… Suat yüzünden öldü.

Kaan telefonu geri verir.

Kaan: Beni görmedin. Polise gidersen… seni ben bulurum.

Cemil hızla uzaklaşır.

Kaan yere çöker, düşüncelere dalar.

Kaan (içinden): Ben sadece para için çalışıyorum… Ama aynı şey benim de başıma gelebilirdi… Leyla’nın da…

O sırada uzaktan bir motor sesi yaklaşır. Kaan refleksle hareket eder ama bir kadına çarpar.

Karşısında siyah 1966 model bir Chevrolet durur.

Kapı açılır.

Başkomiser Tolga Erten silahını doğrultur.

Tolga: Kaan! Bu iş bitti. Ellerini kaldır!

Aracın içinden bir kadın iner.

Kaan’a doğru yaklaşır.

Kadın görünür olur.

Leyla’dır.

Leyla: Çok üzgünüm Kaan…