7. bölüm · İyi Geceler Sevgilim
Kartallar ve Güvercinler
Kaan ve Tuncay, garajda sessizce duruyorlardı. Barış’ı sorguya çekmek… artık geri dönüşü olmayan bir yoldu.
Kaan telefonu eline aldı ve Tuncay’ın okula yakın bir sokakta oturduğunu tespit etti.
Kaan: “Barış sadece bir köpek ama köpekler dönüp dolaşıp sahibine geri döner.”
Tuncay: “Haklısın… dişe diş, kana kan artık.”
Kaan hoodiesinin kapşonunu geçirdi. Gözleri karanlığa odaklandı.
Kaan: “Bu iş bittikten sonra birbirimizi tanımayacağız.
Önceden nasıl belaya girmişti, tekrar yaşamak istemiyorum.”
Tuncay: “Merak etme… yine ortalıktan kaybolacağım.”
Akşam çöktü. Arabaya bindiler. Sokak lambaları az, ara sokaklar neredeyse karanlıktı. Kaan, Barış’ın oturduğu 8 katlı apartmanın önüne arabayı sessizce park etti. Balkonları izledi.
Bir süre sonra Barış dışarı çıktı. Tek başına sokağa doğru yürüyordu.
Kaan: “Tamam… ben uzaktan takip edeceğim. Sen etrafından dolaşıp kıstıracaksın.”
Kaan arabadan tam ineceği sırada Tuncay kolunu tuttu.
Tuncay: “Torpidoyu aç.”
Kaan açtı. Tuncay bir kutudan keskin bir bıçak çıkardı ve Kaan’a uzattı.
Tuncay: “Bu sadece korunmak için.”
Kaan bıçağı aldı, gözleri karanlığa odaklandı. Sokakta sessizlik vardı. Barış sokağa girdi. Kaan arkadan tereddüt etmeden takip etti.
Bir anda Barış arkadan saldırdı. Kaan refleksle savundu, saldırıyı önledi.
Barış: “Şimdi de ölmeye mi geldin, küçük fare?”
Kaan: “Bir zorbaya göre fazla eziksin. Kardeşin olsa böyle yapmazdı.”
Barış tekrar saldırmaya çalıştı. Tuncay sessizce arkasından yaklaştı ve sert bir odunla kafasına vurdu. Barış bayıldı. Kaan hızlıca onu sırtına aldı, kimseye görünmeden arabaya taşıdı. Tuncay bagajı kapatıp bağladı. Arabaya bindiler.
Tuncay: “Arabanın plakasını söküp yenisiyle değiştirmem lazım. Kameralar gördüyse yandık, görmediyse işimiz rahat.”
Kaan: “İşin bitince sen de gel.”
Garaja geldiklerinde Kaan, Barış’ı sandalyeye oturttu ve bantı çıkardı. İki tokat sallayarak uyanmasını sağladı.
Kaan: “Umarım bu son uykundan uyanışın olur. Yaptıklarından utanmalısın.”
Barış: “Yaptıklarımı bilerek yaptım mı sanıyorsun? Telefonumu aldığınızı fark etmiştim. Ama ha sen öldürmüş olsan ha tefeciler… her türlü öleceğim.”
Kaan: “Hayır… ölmek yok. Ama seni cezalandıracağım. Sevdiğim kadına yaptığın her şeyi sana geri yaşatacağım.”
Kaan Tuncay’ın masasındaki malzemelere göz gezdirdi. İlk olarak eline kerpeten geçti.
Barış’ın sol elinin bir parmağını kırdı. Barış acı içinde bağırdı.
Kaan: “Bu sadece ilk seviye… beni durdurmak için önemli bir şeylerin olmalı.”
Kerpeteni bıraktı, eline 12’lik bir İngiliz anahtarı aldı. Barış onu kışkırttı:
Barış: “Sana bakınca sadece bir hiç görüyorum.”
Kaan öfkeyle vurdu, sandalyeyle birlikte Barış’ı yere düşürdü.
Kaan nefesini kontrol etmeye çalıştı. Gözleri hâlâ kinle yanıyordu. Barış yeniden ayağa kalkmak istedi.
Kaan bıçağı eline aldı. Sessizlik. Barış’ın gözleri korkuyla büyüdü.
Kaan (soğuk ve kararlı): “Bundan sonrası senin seçimlerinle alakalı değil.”
Bir saniye sonra bıçak, Barış’ın boğazına saplandı. Sessizlik çöktü. Barış’ın gözleri dehşetle büyüdü, kısa bir titreme… sonra her şey durdu. Hayat durdu, geriye sadece karanlık ve sessizlik kaldı.
Tuncay sessizce içeri girdi.
Tuncay: “Ne yaptın sen!? Sana bu bıçağı korunmak için vermiştim!”
Kaan: Soğuk bir bakışla: “Kullandım… Leyla’yı korumak için.”
Barış’ın cansız bedeni sandalyede duruyordu. Tuncay sessizce başını salladı.
Kaan derin bir nefes aldı, gözleri hâlâ karanlıkta parlıyordu. Bu işin sadece bir başlangıç olduğunu biliyordu.
Sonra Barış’ın cebinden bir telefon düştü. Ekranı açıldığında bir mesaj belirdi:
“Barış. İş bitti mi?”
Gönderen: Suat
Kaan’ın omuzlarında bir ağırlık hissetti. Suat artık sadece bir isim değildi; bu, gelecek için büyük bir tehdit, karanlık bir gölgeydi.
