9. bölüm / 9
İTHAM9.BÖLÜM
Bölümler 9Şu an: 9.BÖLÜM
9.BÖLÜM:
Kafamı daha çok dizime yasladığımda koşan ayak sesleri duydum.” Burçin!” Bu Hilalin sesiydi. Hilal yanıma koşarak geldi, önümde diz çöktü.” Burçin iyi misin? Biri sana Bir şey mi yaptı?” Alelacele kelimeleri sıralıyordu ama benden tek kelime çıkmıyor. “ Burçin yalvarırım birşey söyle. Biri sana Bir şey mi yaptı?” Diye sordu endişelenmişti. Benim için endişelenmişti.
“ Hilal gitti.” Tek kelime ağzımdan sadece tek kelime çıkabildi. “ Kim gitti? Kafanı kaldırır mısın yüzüne birşey mi oldu?” Ben kafamı kaldırmadan Hilal kafamı kaldırıp kendine çevirdi. “ Kim için bu kadar ağlıyorsun? Gözlerin kıpkırmızı olmuş.”
Hilal beni kendine doğru çekip sarıldı. Omzuna kafamı koyduğumda ağlamam daha da şiddetlendi. “ Ağla dök içini rahatla. “ Hilal eliyle kafamı okşadıkça ağlamam artıyor. Gözyaşlarım kıyafetini ıslatlasa umrunda değilmiş gibiydi sadece umrunda olan tek şey benmişim.
Yaklaşık yarım saat ağladıktan sonra ağlamaktan yoruldum göz kapaklarım ağrıyor, gözüm yanıyordu. “ Daha iyi misin?” Diye sorduğunda hafifçe kafamı salladım.
Yanımıza başkaları da geldiğini gördüğümde kafamı Hilalin boynuna doğru çevirdim. Kafamı çevirmem ile onun kokusu ile karşılaştım.
Onun kokusu…
Hilal ve onun kokusu çok benziyordu hatta tıpatıp aynısıydı. “ Hilal o iyi mi?” Diye sordu içlerinden biri. Kim olduklarını bilmiyorum. “ İyi olacak. Kim yaptı ne yaptı bilmiyorum ama öğreneceğim.” dedi. Bir süre daha yerde oturduktan sonra Hilal kendisiyle beraber benimde yerden kaldırdı. Hilalin koluna girerek o ara sokaktan çıktık.
Tanımadığım kişilerde Hilalin arkadaşlarıydı. İçlerinden iki kız yanına geldiler. Sarışın olan elini omzuma koydu.” Çok geçmiş olsun sevdiğinden mi ayrıldın da bu kadar ağladın?”
“ Beril!” Hilal önümdeki sarışın kızı uyarmıştı.” Ne var Hilal ya sadece soru sordum.” Diyerek kendini savundu Beril. “ Soru sorma görmüyor musun ne kadar kötü olduğunu.”
“ Tamam sakin olun kızlar!” İki erkekler’den bir tanesi demişti. “ Hilal sen onu evine götür. “ Dedi aynı erkek. Hilal iyi akşamlar diyerek yanlarından ayrıldık. Kendimi çok garip hissediyorum. Neden onun için saatlerce ağlamıştım ki. Aramızda hiçbir şey yoktu. Apartmana girip bizim kata çıktık sessizce. Benim eve ilerlediğimizde Hilal cebimdeki anahtarı alarak kapıyı açtı.
Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girdiğimizde ardımızdan kalan kapıyı kapattı. Beraber odama ilerledik, Hilal beni yatağa oturtup dolabımdan temiz pijamalar çıkardı. Hilalin yardımıyla üzerimdekileri çıkarıp pijamamı giyindim. Yorganı açıp beni yatırdı, üzerime yorganı çektikten sonra başıma bir öpücük kondurdu. “ Hadi biraz da olsa dinlen.” Diyerek kapıyı çekip çıktı.
Uyumak istiyorum ama bir türlü uyuyamıyorum. Sağa dönüyorum olmuyor, sola dönüyorum olmuyor, yüz üstü yatıyorum yine olmuyor; ne yaparsam yapayım uykum gelmiyor. Yorganı üzerimden atıp ayağa kalktım. Pencereye ilerleyip perdeyi çektim. Dışarısı güzel, düzenli ama benim içim ne güzel ne de düzenli darmadağın…
İçeriden Hilalin sessizce konuşmasını duyuyorum. Bu saatte kiminle konuşuyor olabilir ki? Kapıya doğru ilerleyerek kapıyı yavaş ve sessizce açtım. Koridor sessiz kısık konuşan Hilalin sesi geliyordu. Sesin geldiği yere doğru ilerlediğimde Gece koltukta uyuyordu. Hilal balkonda telefon ile konuşuyordu. Balkon’un kapısına yaklaşıp açtım. Hilal bana doğru döndü. “ Tamam görüşürüz.” Diyerek telefonu kapattı. Kapatıp yanıma geldi.” Neden uyumadın?” Diye sordu.
“ Uyku tutmadı. Sen kiminle konuşuyordun?” Mırıldandım. “ Abim ile konuşuyordum. Ne zaman eve gelecek diye sordum.” Kafamı sallayıp balkonda olan sandalyelerden bir tanesine oturdum. “ Sen iyi misin Burçin?” Hilal yanıma gelip oturdu. Hilale bakmak yerine karşıya bakıyorum.” Bilmem.” Dedim.
“ Biriyle kavga mı ettin de ağladın?” Daha fazla Doruğun adını bile duymak istemiyorum. Sanki onca lafı sen söylememişsin gibi davranma Burçin. Doğru herşeyi sayan ben, kendisi hiçbir şey demeden çekip gitti… Ne demesini bekliyorsun Burçin? Doruğa herşeyi söyleyen sendin, senden uzak durmasını isteyen sendin, sen ne istiyorsun Burçin?
“ Onun hakkında konuşmak istemiyorum.” Hilal beni anlar gibi kafasını salladı.” Kahve yapayım mı sıcak sıcak? İyi gelir sanada.” Kafamı salladığımda Hilal ayağa kalkıp mutfağa gitti. Balkonda düşüncelerimle tek kaldım.
Gerçekten gidecek mi? Benim yüzümden tayinini başka yere mi alacaktı? O çok sevdiği, doğup büyüdüğü memleketinden benim yüzümden mi gidecek? Keşke bunların hiçbiri olmasaydı. Keşke buraya gelmeseydim de Doruk memleketinden gitmezdi.
Hilal iki kahve kupa ile yanıma geldi, bir tanesini elinden aldım, Hilal yanıma tekrardan oturdu. İkimizde sessizce kahvelerimizi içerek sessizliği dinledik. Aşağı tarafta Park olduğu için çocukların sesleri geliyordu. Büyük ihtimalle futbol oynuyorlar ki ondan dolayı bağırıyorlardı. Kahveler bitti bitmesine ama sessizlik, çaresizlik bitmiyor, kafamın içinde çivi ile monteleniyordu.
Saat ona yaklaşıyordu yarın okul vardı. Bu halim ile okula gidebilecek mıydım bilmiyorum ama Doruğun dediği gibi elime mesleğimi almam gerekiyordu ne de olsa ben buraya orospuluk değil okumaya gelmiştim aynı öyle demiştim Doruğa’da.
“ Saat geç oldu uyuyalım, sabah okul var.” Ayağa kalktım içeri gittiğimde Hilalde peşimden geliyordu. Geceyi kucağıma aldığımda gözlerini aralamıştı. “ Sanada misafir odasını hazırlayayım.” Tam gidecekken Hilal beni durdurması ile gidemedim. “ Ne oldu Hilal?” Diye sordum.
“ Yarın okula gelme istersen. Ne yaşadın bilmiyorum ama iyi görünmüyorsun.” diye önerdi. “ Yok canım derslerden geri kalamam. Zaten bu aralar hep aksattım olmaz öyle sınavlardan da yüksek not almam gerekiyor.” Diye açıkladım.
“ İyi sen bilirsin.” Mırıldandı. Hilal misafir odasına bende gece ile birlikte benim odama geçip yattık. Uyumak için kendimi zorlasamda sonunda uyuyabildin.
⋆⋅☆⋅⋆
“ Burçin hadi kalk okula geç kalıyoruz.” Hilalin sesini duymam ile gözlerimi araladım. Odanın içine güneş vuruyordu. “ Saat kaç?” Sordum. Hilal kolundaki saate baktı.” Saat on bir saat sonra ders başlıyor.” Diyerek sorunu cevapladı. Üzerimdeki yorganı kenara attım, yataktan kalkıp banyoya ilerledim.” Elini yüzünü yıka bende kahvaltıyı hazırlayayım.” Seslendi. “ Tamam.” Dedim.
Banyoya girdiğimde ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra bol köpükle ellerimi yıkadım, avucuna su doldurup yüzümü yıkadım. Aynadan kendime baktığımda gözlerimin kızarıklığı gitmişti ama hâlâ orada duruyordu.
Banyodan çıktıktan sonra Gecenin mama ve suyunu koymayı unutmadım. Birazcık Geceyi sevmiş bulundum her zamanki gibi yüzünü elime sürtmüştü. “ Hadi gel Burçin kahvaltı hazır.” Diye bana seslendi Hilal. “ Geliyorum.” Dedim. Ayağa kalkıp masaya geçtiğimde herşeyden vardı. Patates kızartmasından tut, yumurtasından, salatalık, domates, peynir zeytin vs vardı.
“ Oo, Hilal Hanım bunları ne ara hazırladınız ya?” yemek programlarındaki içses gibi konuştum. “ Siz oyalanırken hazırlamış oldum içses “ dediğinde ikimizde de kahkaha koptu.” Ay Allah iyiliğini versin Burçin ya. “ Gülerek konuştu Hilal.
“ Hadi kahvaltı yapıp da gidelim geç kalmadan.” Birşey demeden masaya oturdum. Hilal ile sohbet ederek kahvaltımızı yaptık. Birlikte masayı topladıktan sonra benim odama geçerek benim dolaptan giyeceklerimizi seçtik.
Üzerime beyaz tek omuz, uzun kollu crop bir bluz giydim. Omzu düşük duruyor, çok rahattı. Altına açık mavi, yüksek bel bol paça bir jean giydim. Paçaları biraz eskitmeli olduğu için çok seviyorum. Kombinimi kahverengi kemerle tamamladım, toka kısmı gold detaylı. Omzuma da kahverengi süet çantamı aldım.
Takı olarak ince gold kolyelerimi taktım. Ayakkabı olarak da beyaz spor ayakkabılarımı giydim, hem rahat hem kombine uyuyordu.
Hilal üzerine beyaz askılı crop atletimi giymiş, üstüne lacivert gömleğimi almıştı. Altına da açık renk bol paça jeanimi geçirmişti. Krem büyük çantamı, boynuna küçük gold kolyemi takmıştı.
Hafif makyaj yaparak evden çıktık. Apartmandan çıkmış, benim arabaya ilerleyecekken Hilal birine seslenmesi ile durdum. “ Aa, abi niye bu kadar erken geldin?” Anlaşıldığı üzere Doruk gelmişti. Hem gitmeyecek miydi? Yoksa eşyalarını almaya mı gelmişti ama öyle olsaydı Şengül abla ve Hilalin haberi olurdu.
Kafamı kaldırıp ona baktığımda bana bakmıyordu. Zaten sen böyle istemiyor muydun Burçin? Sende üzerime gelme nolursun. “ Görev erken bitti Hilal ben ne yapabilirim. Sen nereye?” Beni görmezden geliyordu aynı benim ona yaptığım gibi. Sen yaptığında o nasıl hissettiyse sende aynısını hissediyorsun Burçin. Önceden ikimizide sorardı, şimdi öyle değildi.
“ Okula gidiyoruz.” Diye cevapladı Hilal. “ Eve mi gidiyorsun abi yoksa işe mi gideceksin?” Ben neden durup ikisini dinlediğimin farkında değilim. Abi kardeş konuşmaları gerektiğini düşünerek arabaya ilerledim. Arabaya binerken Doruğun bakışları bir saniye olsada bana değmişti.
Bakışını aldırmadan arabaya bindim. Hilal abisiyle birkaç şey daha konuştuktan sonra arabaya bindi. Arabayı çalıştırıp Doruğun yanından geçip gittim. Hilal ikimizin arasında bir olay olduğunu anladı ama sormuyordu.
Okula vardığımızda arabayı park edip indik. İnmem ile biri ile çarpışmam bir oldu. Çarpıştığım kişi ben düşmeyeyim diye belimden tutup kendine doğru çekti. Çarpıştırdığım kişi ile göz göze geldim. “ Çok pardon sizi görmemişim.” Diyerek konuştum. Bir dakika bana bir yerden tanıdık geliyor ama nereden. Elini belimden çekti.” Sorun değil. Sanki sizi bir yerden tanıyor gibiyim.”
Hilal ikimize bakarak olayı anlamaya çalışıyordu.” Bende sizi bir yerden tanıyor gibiyim.” Dedim. Çocuk bana bir süre baktıktan sonra beni nereden tanıdığını hatırladı.” Burçin sen değil misin?”
“ Evette sen kimsin?” Diye sordum.” Furkan ben hatırlamadın mı? Ortaokulda aynı sınıftaydık. “
İnanmıyorum çocukluk aşkımız ile karşılaştık şuan oha. Furkanı nasıl unutabilirdim ki.
“Hatırladım Furkan görmeyeli ne kadar değişmişsin.” Dedim. “ Asıl sen kendine bak sen çok değişmişsin. Çok güzeldin daha da güzel olmuşsun. “ Bakışları kahküllerime değindi.” Ah bu kahkülleri nasıl unutabilirim ki o zamandan beri hâla kahkül mü kullanıyorsun?” Diye sordu.
“ Evet uzun zamandır kahkül kullanıyorum. Senin burada ne işin var?” Diye ekledim. “ Burada okuyorum.” Oha ama cidden bu nasıl iştir. “ Aa, öyle mi? Ama okullar açılalı bir iki ay oldu. Seni nasıl görmedim.” Dedim.
“ Ailevi sebeplerden dolayı okula gelemedim ama artık geleceğim.” tam konuşacakken Hilal araya girdi.” Bir dakika bir dakika siz nereden tanışıyorsunuz?” Diye sordu. Hilale döndüm bir elimle Furkanı gösterdim.” Furkan benim ortaokuldan arkadaşım.” İlk aşkımız.
Hilal elini Furkan uzattı.” Öyle mi? Memnun oldum tanıştığımıza bende Hilal Burçin'in arkadaşıyım.” Furkan Hilal'in elini tuttu.” Bende çok memnun oldum.”
“ Hadi gidelim birazdan ders başlayacak.” Dedim. Üçümüz konuşa konuşa fakülteye girdik. Uzun zaman sonra Furkanı görmek çok garipti. Furkan ile konuştuğumda aynı sınıfta olduğumuzu öğrendik. Üçümüz orta sıralardan üçüne oturduk. Furkan ile karşılıklı telefon numaralarımızı aldık. Tuttuğum ders notlarımı Furkana attım. Ders başladığında dersin nasıl geçtiğini bile anlamadık.
Tüm derslerimize girdikten sonra fakülteden çıktık. “ Bir gün görüşelim Burçin.” Dedi Furkan. “ Olur görüşelim uzun zamandır görmedim seni. “ Dedim.
“ Alt tarafı on üç yıldır görüşmüyoruz. Böyle deyince de baya zaman geçtiğini fark ettim.” Dedi Furkan. Furkan ile vedalaşıp arabaya bindik. Mahalleye geldiğimizde arabayı park edip indik. Apartmana girerken karşımıza Elif çıktı. “ Vay vay vay, kimleri görüyorum burada.” Diyen Elif.
“ Ne var yine Elif rahat bırak beni.” Dedim. “ Sana birşey yaptığım yok ki Burçin ama sen herkesi kandırabilecek kadar kurnazın tekisin.” Mahalledeki herkesin bakışları her zamanki gibi üzerimizdeydi. “ Sen ne saçmalıyorsun?” Dedi Hilal.
“ Ben bir şey saçmalamıyorum. Arkadaşın seni, hepimizi kandırdı.” Bağırarak herkesin duymasını sağlıyordu. “ Ne diyorsun sen ya?”
“ Diyorum ki ara sokaklarda Doruk ile fingirdeşmeyi, yiyişmeyi biliyorsun ama.”
Ne?
“ Ne diyorsun sen? Saçını başını yolarım senin.” Elif'in üzerine yürüyecekken Hilal beni tuttu. Mahalledeki kadınların cıkcıklama sesini duyuyorum. “ Terbiyesiz bizde bunu ahlaklı zannederdik meğersem Doruğu baştan çıkarmak içinmiş.” Teyzelerden bir tanesi böyle dediğini duydum.
“ Orospu ama ben demiştim geldiği günden beri mahallemize bela getirmişti.” Diyen başka teyze. Hayır ben öyle değilim hem kanıtıda yok. “ Kanıtın bile yokken iftira atamazsın.” Dedi Hilal.
“ Hemen göstereyim kanıtı.” Elindeki telefondan birşey yaptı.” Alın bakın masum sandığınız kız nasıl biri olduğunu.” Elindeki telefonu herkese gösterdi. “ Bakın savunduğunuz kızı.” Elif'in gösterdiği fotoğrafta Doruk beni duvara yapıştırmış öpüşüyorduk. Ben ise Doruğun ensesinden tutup kendime çekiyordum.
“ Sen ne hakla benim sevgilimle arama karışırsın Elif!”
Bölüm etkileşimi
