7. bölüm / 9
İTHAM7.BÖLÜM
Bölümler 9Şu an: 7.BÖLÜM
7.BÖLÜM:
Abimin yanıma gelmesini çok sevinmiştim ama annem pek sevinmemişti. Hemen sizi on dakika önceye alayım: Sabahın köründe abimin telefonu çalmıştı odalar yan yana olduğu için hemen duyabiliyordum. Benimde uykum hafif olduğu için uyanmıştım. Abim çalan telefonu ile mutfağa geçmişti sabah sabah kim aradı diye merak ettiğim için mutfak kapısının önünde durdum.
Abim aramayı açmış, telefonu kulağına götürdü. “ Alo sabahın köründe neden arıyorsun anne?” Dedi abim. Telefondan gür bir bağırma sesi geldi.” Sen neredesin! Şirketten hemen çıkıp gitmişsin. Nereye gittin!” Annemi ilk defa bu kadar sinirli duyuyordum. Babam ile kavga ettiğimde bile bu kadar bağırmamıştı.” Burçin'in yanına geldim anne. Hem senin nereden haberin var?” Abim böyle şeyleri anneme babama söylemezdi.
“ Senin orada ne işin var!? Senin işin gücün varken seni oraya mı çağırdı?!” Annemin sesini duyabiliyorum. Abim benim duymamam için sessiz konuşmaya çalışıyordu ama annem daha çok bağırıyordu. “ Anne o beni çağırmadı ben gittim. Hem o benim kardeşim uzun zamandır da görmüyorum.” annemin sinir krizi geçirdiğine eminim. Abimin benim yanıma gelmesini, benim ile görüşmesini istemiyordu. Abimin benimle olduğunu düşündükçe deliriyordu. “ Görmezsen ölmezsin Erdem? Senin işin gücün var!”
Abim konuşacakken annem onu kesti.” Yirmi dört saat içinde İstanbul'a geldin geldin yoksa sana sütümü helal etmiyorum. Ona da söyle beni arayıp durmasın.” Annem benden neden bu kadar nefret ediyordu? Ona hiçbir şey yapmamıştım. Üstelik beni istemediğini ilk kez duymuyordum ama her seferinde aynı soruyla başbaşa kalıyordum: Neden?
Abimin ve annemin konuşmasını daha fazla dinlememek için odama gittim. Hiçbir Şey olmamış gibi yatağımı topladım. Perdeyi çekerek camı açtım, içeri temiz hava girmeliydi.
Mutfağa ilerlediğimde abim su içiyordu. Beni görünce gülümsedi.” Günaydın Burçin.” diye mırıldandı. “ Günaydın abi” gülümseyerek mırıldandım.” Abi sen ekmek al bende kahvaltıyı hazırlayayım.” diyerek rica ettim. “ Baş üstünüze Hanımefendi.” Elini alnına koyup selam verdi. Bana yaklaştı, yüzündeki ifade asıldı. “ Benim bu akşam İstanbul'a geri dönmem gerek. İşler birikti,bende senin yanına geldim.” diyerek açıkladı.
Sanki neden gideceğini bilmiyormuşum da şaşırmış gibi yaptım. “ Aa, öyle mi bende işinden ettim seni abi.” Sahte bir şaşkınlıkla karşılık verdim. Abim elini omzuma koydu.” Hiçte bile ama biliyorsun bizim şirket yoğun olduğu için yoksa yanında kalırdım.” diye açıkladı. Sadece kafamı salladım “Ne zaman gideceksin?” diye sordum. “Akşam üzeri. Uçağa yetişmem gerek.” Başımı salladım. Söyleyecek çok şeyim vardı ama hiçbirini dile getiremedim. “Üzülme kızım, yine geleceğim.” Gülümsedim. “Üzülmedim ki abi.” dedim gülümsemeye çalışarak. Yalan söylüyordum. Hem de kendime bile itiraf edemeyeceğim kadar büyük bir yalan.
“ Hadi git ekmek al artık. Açlıktan ölücem.” diye konuyu değiştirdim. Abim bana gülerek kapıya ilerledi. Abim kapıdan çıkar çıkmaz yüzümdeki gülümseme soldu. Duyduklarımı düşünmek istemiyordum. Gecenin mamasını ve suyunu koyduktan sonra kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Elim bir işle meşgul olsa da aklım hâlâ annemin söylediklerindeydi. Abimin gitmesini ne kadar istemesem de o sözler kulağımda yankılanıp duruyordu. Kafamı başka konularla dağıtmak için dün yaşadığım şeyi düşündüm. Çok iyiydi ama Burçin o görüntü gözümün önünden gitmiyor. Uf sende sanki hayatında hiç çıplak erkek görmedin. Ama baklavası, bicepsi vardı. Bicepsi de sushi yemek istiyorum istek değil ihtiyaç.
“Allah'ın sapığı adamı ilk kez öyle gördün diye neden düşünüyorsun?”kendi kendime konuştum. Patates kızartmalarına baktığım sırada abimin sesini duymayı beklemiyordum.” Hangi adamı çıplak gördün Burçin?” İrkilmem ile arkama dönmem bir oldu. Baş parmağım ile üst damağıma vurdum.” Ay abi aklımı aldın ya. Öyle sessiz gelinir mi?”
“Sana soru sordum Burçin. Hangi adamı çıplak gördün, yoksa Doruk denen adamı mı gördün?” Elimdeki spatulayı tezgâha bırakıp abime döndüm. “Abi, sen neden hemen Doruk'u düşünüyorsun?” konuyu değiştirmeye çalıştım ama abim hemen anlamıştı. “Çünkü az önce kendi kendine bir adamın baklavalarından ve bicepslerin den bahsediyordun. Evde senden başka kimse yoktu. Ben de merak ettim.” Yüzümün alev alev yandığını hissediyordum. Keşke yer yarılsa da içine girsem! “Ya abi, yanlış anladın!” diye bağırdım. Abim kollarını göğsünde bağlamış, bana bakıyordu. “Öyle mi? O zaman doğru anlayacağım şekilde anlat bakalım kardeşim.” hadi kızım hemen bir yalan uydur. Yaparsın sen güveniyorum sana. “ Dün bir film izlemiştim onda vardı adam.” Dedim. Abim kollarını göğsünde birleştirerek bana baktı.” Hangi filmmiş o ya çok merak ettim.” Dedi abim.
“ Abicim sende amma azıttın yani.” Diye güldüm ama abim gülmeyince gülümsemem soldu. “Burçin, bir ben senin abinim. Bana yalan söyleyemezsin. İki konuyu değiştirme. ” adam beni biliyorda konuşuyor daha ne yapsın. “Yalan söylemiyorum ki!”
“Peki, o zaman neden yüzün domates gibi oldu?” Elimi yüzüme götürdüm. Allah'ım, bu adam neden bu kadar dikkatliydi? “Çünkü ocağın başında duruyorum abi! Sıcaktan kızarmışımdır!” Abim kahkahayı patlattı. “Tabii canım, kesin ocaktandır.” of ya sıcak basıyor beni. Doruğu düşündüğün içindir tatlım. “ Aman neyse hadi kahvaltımızı yapalım.” dedim. Abim daha fazla birşey demedi. Birlikte masaya geçtik. Karşılıklı oturuyorduk, tabağıma biraz patates kızartması, domates ve salatalık aldım. Abim ile sohbet ede ede kahvaltımızı yaptık. Ben masayı topluyordum abim de Gece ile oyun oynuyordu.
Acaba gerçektende Kaan ve Doğukanı şikayet edecek miydik? Konusunu bile açmamıştı, neden bilmiyorum ama hiç şikayet etmek istemediğini fark ettim. Ceza aldıklarında belki okuldanda atılabilirlerdi? Mutfağı topladığımda oturma odasına geçtim. Abim Gecenin karnını öpüyordu.” Oh ne bu hanımefendi ‘de özlemişim.” dedi abim. Abimin yanına geçip oturdum. Sabah ki konuyu açsam mı açmasam mı bilmiyorum.” Abi.” diye seslendim. “ Efendim abim.” Dedi abim.
“ Sabah annem ile konuştuğunu biliyorum.” Pat diye konuya gitmemi abimde, bende beklemiyordum inanırmısınız Gecede beklemiyordu. Abimin sessiz olması garipti.” Abi birşey demeyecek misin?” Diye sordum. “ Ne diyeyim Burçin. Annem kardeşimin yanına gelmemi istemiyor, bana sütümü helal etmem diyor ne daha ne diyeyim Burçin?” dedi abim. Abimin de dolduğunu hissediyorum ama bu kadar dolduğunu fark etmemiştim.
“Abi haklısın ama o bizim annemiz. Ne kadar beni sevmesemde o benim annem.” diye ekledim. Abimin bakışları üzerimdeydi ama abime bakmadım. “ Yirmi yaşındayım beni neden sevmediğini anlayamıyorum. Sence neden abi beni sevmiyor?” Diye sordum. Bu yaşıma kadar çok kez düşündüm bir türlü cevap bulamadım. Cevap veremedi o da bilmiyordu annemin benden bu kadar nefret ettiğini.
Ağladığımı sonradan fark ettim, yanağımdan aşğı doğru akan yaşı avucum ile sildim. “ Neyse gereksiz konu açtım yine. Gitmeden önce birşeyler yapalım mı abi kardeş?” Reddecek diye korktum ama abim yüzüme gülümseyerek baktı.” Yapalım kırk yılın başı kardeşim birşey istemiş yapmaz mıyım?” dediğinde istemsizce güldüm. Odama ilerledim hava güneşliydi. Buranın havasını bir türlü anlamıyorum dün soğuk kış ayındaydık bugün ise sıcak yaz ayındayız. Üzerime kot şort ve bol beyaz tişörtümü geçirdim. Saçımı taradım, at kuyruğu yaptım kahküllerimi de düzeltmeyi unutmadım. Salona girdiğinde abim beni hazır bir şekilde bekliyordu. Abim ile birlikte aşağı indik. Apartmanın önünde Doruğu gördüm yüzümün yandığını hissettim.
Bizi gördüğünde bize doğru ilerledi.” Günaydın.” Dedi Doruk. “ Günaydın nasılsın?” Diye sordu abim. “ İyiyim sen nasılsın Erdem?” Dedi Doruk. Doruk ve abim kaynaşmış, arkadaş gibiydiler. “ İyi bizdende. Bizde öyle gezmeye gidiyoruz bu akşam gideceğim son kez birşeyler yapalım dedik.” Diye açıklama yaptı abim. Doruk kafasını salladı.” Güzel güzel.” Doruğun bakışları bendeydi ama ona bakmıyordum dünkü olandan dolayı bakamıyordum. Abime benim arabanın anahtarını verdim parktan çıkaracaktı. Abim yanımızdan uzaklaşması ile Doruk bana döndü.
“Yüzüme neden bakmıyorsun?” Diye sordu sonra aklına birsey gelmesi ile sırıttı.” He şimdi anladım dünkü şeyden dolayı bakamıyorsun.” Dünkü şeyi hatırlatmıştı .” Ne alakası var ya.” Diye yalan söyledim “Niye bakmıyorsun o zaman?” Diye sordu Doruk. “ İlla sana bakmak mı gerekiyor Doruk abi “ abi kelimesini altını çizerek söyledim. Her zamanki gibi abi dememe kaşlarını çattı. Sonra ne düşündüyse kaşları düzeldi. ” Abi deme lazım olur.” Ney? Ne dedi o ne dedi? Gerçekten söyledigi şeyde ciddi miydi? Yüzüne baktım gayette ciddiydi. Bizimle mi olmak istiyor yoksa ben mi yanlış anladım.
“ Burçin gelsene.” Abim bana seslenmişti. Allah razı olsun abi senden “ Tamam abi geliyorum.” Diye seslendim. “ Görüşürüz Doruk abi.” Dedim. Yanından geçtiğimde fısıltıyla” bir gün bana abi demeyecek ama ne zaman.” Demişti. Arabanın kapısını açarak bindim. Abim ile ilk önce Atatürk köşküne gittik. Bahçesi, evin içi o kadar güzeldi ki hayran kaldım. Atatürkün çalışma masası, yatağı derken kendimden geçtim. Burayı gördükçe o dönemi düşündüm acaba o dönem nasıldı?
Atatürk köşkünden sonra Sümela manastırına gittik. Orası da gerçekten güzeldi. İçerisinde ana kaya kilisesi, şapeller, ögrenci odaları gibi farklı farklı odalar bulunuyordu. Her yerin fotoğrafını çekmiş, abimi bana fotoğraf çekmesi için birazcık zorlamış olabilirdim. Baya bir yer gezdikten sonra yemek yemek için bir restoranta geldik. Abim ile ikimiz balık sipariş etmiştik. Balıklarımız geldiğinde çok güzel görünüyordu. Balıktan yediğimde hayatımda ilk defa bu kadar güzel balık yemiştim. Tadı enfesti. Abim ile yemeklerimizi yedikten sonra birkaç yer daha gezdik, hava kararmıştı, abim ile havaalanına gittik.
“ Seni çok özleyeceğim abi.” Dedim. Abimin gitmesini istemiyorum yine yalnız başıma burada olacaktım.” Bende seni çok özleyecegim Burçin.” Abim ile sarılma faslı yapıldıktan sonra anons yapılmıştı.” Görüşürüz abi varınca mesaj atarsın.” Dedim. Abime el salladım o da bana sarılmıştı. Şimdiden özledim. Abim uçağa bindiğinde daha fazla burada durmam sacmalık olabilirdi. Havaalanından çıktım, arabama doğru ilerledim. Evin konumuna bakarak arabayı eve sürdüm.
Mahalleye geldiğimde arabayı park ettim. Arabadan indiğimde karşımda Melisa ve Elifi görmeyi beklemiyordum. Melisa bana kollarını bağlamış bakıyordu. Yüzünde sahte gülümseme vardı. Elif ise beni baştan aşağı süzüyordu. “ Oo, Burçin Hanım gelmiş sefalar getirmiş.” Melisanın dedi alaycıydı. Yine bunlarla karşılaşmak beni geriyordu. “ Ne var? Benden ne istiyorsunuz?” Diye çıkıştım. Elif bana şaşırarak baktı.” Melisa duyuyor musun küçük çirkin güvercin bize hesap soruyor.” Ona gözümü devirmistim kendilerini o kadar küçük düşürüyorlar ki.
“ Duyuyorum Elif Ee, Doruk onun yanında ya kendini birşey zannediyor.” Dedi Melisa. Sakin ol Burçin bugün senin en güzel günün sakin ol. “Bir kez daha soruyorum benden ne istiyorsunuz?” Bakıslarım ikisinin arasında mekik okuyordu. Elif bana doğru bir adım attı.” Senden ne mi istiyoruz? Doruktan uzak duracaksın.” Diye ekledi Elif. Bende ona doğru bir adım attım.” Durmazsam ne yapabilirsiniz ki? Hem sizene Doruktan sizin sevgiliniz mi Doruk?” Dedim. Bu sefer bana Melisa bir adım attı “ Ben sevgilisinin var mı bir diyeceğin?” diyerek karşılık verdi. Dediğinde kısa bir kahkaha attım. İkiside şok ile bana bakıyorlardı. “ Öyle mi? Peki bu durumdan Doruğun haberi var mı?” bakışlarım Melisada ayrılmıyordu. Elif omzundan beni geriye doğru itti.” Sanane kızım! Doruktan uzak diyoruz sana gerisi seni ilgilendirmez!” diye uyardı.
“Asıl sizene Doruktan! Siz niye Doruğun hayatına karışıyorsunuz!” Diye sesimi yükselttim. Bir onlar bana doğru adımlıyor birde ben adım atıyorum. “ Bak kızım seni son kez uyarıyorum Doruktan uzak dur! Yoksa seni çok pis döverim!” Diye tehdit etti Elif beni.” Allah Allah durmuyorum uzak ne yapabilirsin?! Sen Melisanın köpeği misinde herşeye karışıyorsun?” diye bağırdım. Bizim sesimizi duyan herkes camlara çıkmış, seyrediyorlardı. Elif ile burun buruna idik.
“ Seni mahvederim!” Diye bağırdı Elif. Elif elini saçıma götürecekken kolumdan tutup ben onun saçına yapıştım. Saçını çekmem ile çığlığı bastı.” Sen kimsin de beni döveceksin! “ İki elim ile saçına yapıştım. Melisa beni Eliften ayırmaya çalışıyordu ama izin vermedim. “ Bırak saçımı!” Diye cırladı. “ Siz kimsiniz de bana racon kesiyorsunuz!” Daha sıkı saçını çektim. “ Burçin bırak Elif'in saçını!” Belimden beni geriye doğru çekmeye çalıştı Melisa.
Elif'in saçını çekmeye devam ettiğim sırada geriye doğru güçlükle itildim. İtilmem ile yere yapıştım, kafamı taşa çarpmıştım. Şakağımdan aşağı sıcak birşeyin aktığını farkettim. Elimi şakağıma götürdüğümde kan akıyordu. Hafif hafif başımın dönüyordu. Kollarıma baktığımda kollarımın her yeri çizik içinde, diz kapağımda kanıyordu. Başımızda bir süre insanlar olduğunu fark ettim ama bir kişi bile bana yardım etmiyordu. Melisa, Elif'in saçlarını düzeltiyordu. Karşımda Elif vardı, bana bakıyordu.
O kargaşayı sağa sola iterek bize doğru gelen kişi Doruktu. Doruğun bakışları ilk önce bende durdu sonra Elif ve Melisaya döndü.” Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz!” Diye bağırdı. Dedi mahallede yankılanmıştı. Yanıma birileri gelmişi.” Burçin iyi misin?” Hilalin telaşlı sesini duydum. Ağzımı açarak konuşmaya çalıştım ama olmadı. Doruk Melisa ve Elife birseyler söyledikten sonra bana doğru gelerek önümde diz çöktü.” İyi misin?” diye sordu. Kafamı aşağı yukarı salladım.
“ Hastaneye gidelim oradan sonra karakola gidip sorgu alalım.” dedi Doruk. Melisa ve Elifi iki polis kollarından tutarak götürüyorlardı. Doruk bir elini belime koydu diğer eli ile elimi tutarak ayağa kaldırdı. Doruk bana destek vererek arabaya ilerledi. Arabanın arka koltuğunu açıp oturttu, yanıma Hilal, öne Şengül abla ve Doruk oturmuştu. On dakika da bir hastaneye geldik. Doruk arabadan inip arka koltuğun kapısını açarak yavaşça indirdi beni. Hep beraber acile ilerledik.
Hemşire Hanım beni sedyeye oturttu. Doruklara döndü.” Siz dışarda durun.” Diyerek perdeyi çekti. Hemşire kadın bana ilerledi. Hemşire kadın eline steril bir gazlı bezle kaşımın üzerine birkaç dakika boyunca basınç uygulayarak kanamayı kontrol altına almaya çalıştı. Kanama kontrol altına alındıktan sonra, kaşımın çevresindeki kanı antiseptik solüsyonlarla nazikçe temizledi.
“ Yarık derin değil Allahtan yoksa dikiş atmak zorunda kalırdım ve kaşında iz kalırdı.” Diyerek açıklama yaptı Hemşire. Hemşire kadın steri-strip denen özel yapışkan bant yapıştırdı. Sıra dizime geçmişti. Hemşire, enfeksiyon riskini önlemek için dizimdeki yarayı bol steril serum fizyolojikle yıkayarak kir ve kalıntıları temizledi. Temiz bir gazlı bezle bası uygulayarak sızıntı şeklindeki kanamayı durdurdu. Diz kapağıma antibiyotikli merhem sürdü yaramın esnek kalmasını sağlamak ve yapışmayan özel yağlı gazlı bez yerleştirerek üzerini sargı beziyle rulo şeklinde sararak sabitledi.
Kollatımdaki çizikler derin olmadığı için üzerlerine yara bandı yapıştırdı. Başka şeylere baktıktan sonra geri çekilerek eldivenlerini çıkardı. “ Geçmiş olsun size kim yaptıysa çok kötü değillerdi ama siz yinede kaşınızdaki yaraya dikkat edin, ara sıra ağrı yapabilir ağrı kesici aldığınızda ağrısı geçer. Size bir reçete yazacağım kremi her gün düzenli şekilde uygulamanız gerekiyor. Yarayı düzenli ve güzel şekilde bakmanız gerekiyor.” Diye açıklama yaptı Hemşire. Sedyeden kaltım.” Teşekkür ederim dediklerinizi yapacağım.” Dedim. Perdeyi çekip dışarı çıktığımda Doruk, Hilal ve Şengül abla beni bekliyorlardı. Beni gördüklerinde yanıma geldiler.
“ İyi mısın kızım?” Diye sordu Şengül abla.” İyim Şengül abla.” Dedim. “ Hemşire ne dedi?” Diye sordu Hilal. Hemşire kadın bana ne dediyse hepsini anlattım.” Allahlatından bulsun o Elif'in ya senden ne istiyorlar ikide bir. Bir Allahın kuluda sizi ayırmıyorlar.” Diyerek sitem etti Şengül abla.
“ Tamam anne. Karakoal gidip sorgu vermesi gerekiyor. Karakoldan çıktıktan sonra eczaneye uğrar ilacını alırız.” Dedi Doruk. Ona sadece kafamı salladım. Hilal koluma girerek acilden çıktık. Karakola geldiğimizde Melisa ve Elif sorguya alınmış, bir tek ben kalmıştım. Doruk beni bir odaya ilerletti, birlikte odaya girdik. Odada sadece masa, karşılıklı sandalyeler ve içeriyi aydınlatmak için bir ışık vardı. Sandalyelerden bir tanesine geçip oturdum, Doruk kapıyı kapatarak karşıma oturdu. Masanın üzerindeki ellerini birleştirdi.
“ En başından bana ne olduğunu anlat Burçin. Onlar mı sana saldırdı yoksa sen mi?” Diye sordu Doruk. Ellerimi masanın üzerine koydum.” İlk önce ben saldırdım sonra ne olduysa bir anda kendimi yerde buldum.” Diye mırıldandım. “ Kimin yaptığını gördün mü?” O anı hatırlamaya çalıştım. “ Ben yere düştüğümde kafamı kaldırıp baktığımda karşımda Elif vardı. O mu itti Melisa mı itti görmedim.” Dedim. Doruk elindeki kağıda birşeyler yazdı.
“ Elif ve Melisanın soruşturmasını duymak ister misin?” Diye sordu. Kafamı aşağı yukarı doğru salladım. Mavi dosyanın kapağını açtı.” Melisa sorgusunda demişki; ‘Bize Burçin bulaştı Elife ve bana hakaret söylediği için üzerine doğru yürüdük bize nasıl der diye. Bir anda Elif'in saçın yapıştı bende Elif'i kurtarmak isterken Burçini itmiş oldum.’ demiş.” duyduklarıma inanamıyorum ya bu nasıl yalan söylemek ya. Resmen yalanın içinden geçti.
“ Doruk öyle birşey yok. Ben onlara hakaret bile etmedim.” Kendimi açıklamaya çalıstım bana inanmalıydı.” Sakin ol. Elif'in sorgusunuda okuyayım öyle karar verelim sende olayı baştan sona anlatır, kamera görüntülerine bakar öyle karar veririz.” Dedi Doruk. Kafamı sallayarak arkama yaslandım. “ Elifde demiş ki; ‘Burçin Doruğa yanık oldugunu anlamıştık Melisa ile sadece onu uyarmaya gitmiştik ama kendisi bize laf söz attığı için kavgaya kurulduk, sonra bir anda saçıma yapıştı Melisa benden Burçini çekmek için itti ama nereden bilsin ki Burçin yere yapışmıştı.’ demiş. Fark ettim mi ikiside farklı şekillerde olayı anlattı. Biz hangisine inanalım ki.” Dedi Doruk.
“ Olayın başından sonuna kadar anlatayım.” Dedim. Doruk kafasını salladı. Olayın başından sonuna kadar anlattım Doruk kafasını sallayarak beni dinledi. Doruk son şeyleri eklediğinde ayağa kalktı. O kalkması ile bende kalktım. Birlikte odadan çıktık, emniyet amirinin odasına ilerledik. Doruk kapıyı çaldığında ilk önce ben sonra Doruk içeri girdi. Masanın başında yaşlı ama siyah saçlarında beyaz aklarda vardı. Masanın önündeki sandalyede Şengül abla, Hilal oturuyordu. Ayakta Melisa ve Elif duruyordu. Biz içeri girmemizle bakıslar bize döndü.
“ Gel Doruk gel.” Dedi amir. Melisanın yanında durdum ama aramızda mesafe vardı. “ Amirim Burçinin sorgusunu aldım burada yazıyor herşey.” Doruk elindeki dosyayı Amire uzattı. Amir dosyayı aldı, içindekilerini inceleyerek masaya koydu. “ Sorgulara ve görüntülere bakıldığı üzerine kavgayı siz ikiniz başlatmışsınız.” Dedi amir.
“ Amirim.” Elif bir şey diyecekken amir sözünü kesti. “ Daha ne söyleyeceksin! Hem kızın üzerine iftira atıyorsunuz hemde kavgayı siz başlatıyorsunuz!” Dedi Amir. İkisi daha konuşamadı. Amirin bakışları bana döndü.” Burçin ikisini şikayet edecek misin?” Demesi ile bakıslar üzerimdeydi.
Onları şikayet etmeli miyim yoksa etmemeli miyim?” Hilale döndüm bana kafasını salladı. Doruğa döndüğümde bana sadece bakıyordu. “ Amirim ikisindende de şikayetçi değilim ama benden uzak dursunlar yeter.” İkisindede uzaklaştırma verilmişti. Karakoldan çıktık, Doruk arabayü nöbetçi eczaneye sürdü. Ne kadar ben yarın alırım desem de dinlemedi. Eczaneden ilaclarımı alıp geldi. Mahalleye geldiğimizde hiç kimseye birşey demeden eve girdik. Doruklara iyi akşamlar diyerek kendi evime girdim.
Bölüm etkileşimi
