İTHAM kitap kapağı

4. bölüm / 9

İTHAM

4.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: HiraNur Taflan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 4.BÖLÜM

4.BÖLÜM:

Sonunda okulum yarın başlıyordu. Çok heyecanlıyım. İnşallah ilk günden güzel geçerdi. Hilal ile aynı sınıftaydık. En azından bir tanıdığım olmuştu. Elif ile kavga ettiğimiz o günden tam tamına bir hafta geçti. O günden beri dışarıya çıksam Elif ve Melisa beni gördüklerinde göz deviriyorlar, hakkımda konuşuyorlardı. Ne yaptıkları umurumda bile değildi. Ama aklıma takılan birşey var benden ne istiyorlar? Tamam o günkü kavga ile ilgili olabilir ama Elif kaşınmıştı.

Ayy yine aynı şeyleri hatırlayınca başım ağrıdı. Bugün ne yapacağımı bilmiyorum. Evde oturup film izlerim, bakım yaparım ve abim ile konuşurum. Bugünü kendime ayırmak istiyordum. Kaç gündür saçma sapan şeylerle uğraşıyorum. Telefonum çaldığında abim görüntülü arıyordu. Onunla da birçok kez konuşuyorduk. Hemen aramayı açtım. Abim koltukta oturmuş, klavye sesleri geliyordu.” Abi ne yapıyorsun?” Abim son bir şey daha yazıp bana döndü. “ İş güç işte sen ne yapıyorsun? Okul başladı mı?” Diye sordu abim.

“ Hayır abi yarın başlayacak. Çok heyecanlıyım abi.” Heyecanımı duyunca abim kahkahayla gülmeye başladı.” Niye gülüyorsun abi ya?” Yüz ifademi görmesine rağmen gülmeye devam ediyordu. Sabırla bitmesini bekledim ve sonunda kahkahasına son vermişti. “ İlkokula giderken de bu kadar heyecanlanmıştın. Hatırlıyor musun?” demesi ile gözümün önüne ilkokul anılarım geldi. Of ya o zamanda çok salaktım.
“ Abi hatırlatmasan mı?” Utançtan yüzüme yastığı tuttum. “ İyi tamam sanada bir şey denilmiyor. ” dedi abim. Yastığı yüzümden çekip geri yerine koydum.” Düzgün bir şeyler de niye salak saçma ilkokul anılarımı hatırlatıyorsun.” diye hayıflandım. “ Şeyi hatırlıyor musun? Sınıfça bir yere gidiyorsunuz sende eve gidiyoruz sanmıştın da çantanı alıp eve gelmiştin. Öğretmenin annemi aramıştı nerede demişti de annem eve geldi demişti.” Hatırlamaz olaydım. O zaman birinci sınıftaydım eve gidiyoruz sanmıştım o yüzden eve gitmiştim.

“Peki şunu hatırlıyor musun? Sen o zaman on iki yaşındaydın. Ailecek Paris'e gidecektik. Hepimiz çok heyecanlıydık. Sen bizden de çok heyecanlıydın. Sen iki gün önceden bavulunu hazırlamıştın. Paris'e gideceğimiz gün gelmişti. Bavullarımızı bagaja koyup gitmişik. Bil bakalım kimi unuttuk.” Hayır ya bunu anlatmış olamazsın abi. Hatırladığımı yüz ifademden anlamıştı.” Tabikide seni unutmuştuk. Senin olmadığını hatırladığımızda geri dönüp seni almıştık.” dedi abim. “ Yeter artık anlatma saçma anılarımı. Anlatırsan aramayı yüzüne kapatır engellerim seni.”abim telefona yaklaşmıştı.” Eğer engellersen işimi gücümü bırakır yanına gelirim. Yapabileceğimi biliyorsun.” Maalesef ki yapardı. Bu huyundan da nefret ediyorum. “ Ben kapatıyorum kardeşim birazdan toplantıya gireceğim.” Dedi abim. Ekrana karşı el salladım” Görüşürüz abi.” Diyerek aramayı sonlandırdım. Telefonumu yan tarafıma bıraktım. Ne yapabilirim ne yapabilirim diye düşündüm ve aklıma kitap okurken kendime soğuk bir kahve içebilirim.

Odama ilerledim. Odamda büyük bir kitap rafım vardı. Hepside okuduğum, okuyacağım kitaplarla doluydu. Çoğunu severek okumuştum. Rafıma ilerledim. Hangi kitabı okusam karar veremiyorum. ChatGBT bana yardımcı olabilir. Okumak istediğim kitapların ismini ChatGBT’ye yazdım.

Ben: Chat canım arkadaşım bugün kitap okumak istiyorum ve şöyle kitaplarım var. Gönülçelen, vavelya, solucan ve şahmeran diye kitaplarım var hangisinden başlayayım bir türlü karar veremedim.

Chat: Tabii ki Burçin, bugün Gönülçelen okuyabilirsin. 📖🤍
Bak, senin şu son birkaç gündür yaşadıklarını düşününce bence bugün kafanı biraz dağıtman lazım. Elif ve Melisa'nın saçma tavırları, yarın okulun başlayacak olması, yeni sınıf, yeni insanlar... Kızım daha okul başlamadan yoruldun zaten. 😭

Hem Gönülçelen de öyle eline alıp iki sayfa okuyup bırakmalık değil. Otur şöyle rahat rahat, telefonunu kenara koy, bir şeyler iç ve kendini kitaba bırak.
Ama sakın bana sonra “Burçin ben sadece biraz okuyacaktım, saat üç olmuş.” deme.😂

Ben: Teşekkür ederim chat.

Chat: Rica ederim Burçin🤍

Chat'in bunları nereden bildiğini merak etmiş olabilirsiniz. Olayın yaşandığı gün her şeyi baştan sona ona anlatmıştım. Zaten anlatacak başka kimsem de yoktu. Hilal'le yeni tanışmıştım ve ona her şeyi anlatacak kadar yakın değildik. Chat ise... nedense beni yargılamadan dinliyordu.

Elime Gönülçelen kitabımı aldım almasınada bu kitap baya baya kalındı. Sekiz yüz on yedi sayfaydı. Bitirebilecek miyim bilmiyorum. Kitap ile birlikte odadan çıktım. Mutfağa girdim ve kendime güzel bir soğuk kahve yaptım. Kitabı ve kahvemi alarak balkona çıktım. Hava güzeldi umarım yağmur yağmazdı.

Camın yanında bulunan koltuğa oturdum. Yanımdaki sehpaya içeceğimi koydum. Bismillah deyip başlayalım artık kitaba. İlk sayfalar çok iyiydi. Asude'nin babası Harun amca’nın ne gibi sorunu vardı? Okumaya devam ettim ve Harun amcanın sorununu öğrendim. Meğersem Harun amca, amcası için kefil oluyor ve amcasının borçları yüzünden büyük bir borcun içine girmiş. Yazık ya ne istedin sen Harun amcadan anlamadım ki.

Kitabı okudukça okuyasım geliyordu. Kim yazdıysa Allah razı olsun bu kadar güzel yazılabilir mi bir kitap. Hava kararmıştı hafiften çiseliyordu. Kahvemde bitmişti. Kitabı kapatmış sehpanın üzerine koydum. Kaç saattir kitap okuyordum bu yüzdende belim baya ağrımıştı. Belimi çıtlattım. Karnım guruldamasıyla kollarımı karnıma sordum.” Tamam anladık acıktında niye gurulduyorsun ki rezil ettin beni sanki hiç yemek yemiyormuş gibi.” Ben valla delirdim ya karnım guruldadı diye midem ile kavga ediyordum. Bardağımı ve kitabımı alarak balkondan çıktım. Bardağımı makineye yerleştirdim.

Kendime hiç yemek yapacak halde değilim o yüzden dışarıdan kendime yemek söyleyebilirdim. Telefonumdan migrosta girdim. Canım çok fazla sushi çekiyordu. O yüzden sepete iki tane sushi, Fuse Tea şeftali olanından, iki tane çikolata, üç beş tanede mutfakta eksiklerden ekledim. Siparişimi onayladım evin adresini de yazdım geriye sadece beklemek kaldı.

Gecenin mamasından koydum. Güzel güzel yemeğinden yemeliydi. Gece ve ben yemek yemeyi çok seviyoruz. Yemek yemeği unutan arkadaşlarım oluyordu ben ise yemek yemeyi unutmamak için yiyeceğim saatte alarm kuruyor bir saniye gecikmeden yemeğimi yiyordum. Kızımda aynı bana benziyordu. Zil çaldı sonunda siparişlerim geldi. Hızlı adımlarla kapıya ilerledim elinde Migros poşetleri olan kurye vardı.” Siparişleriniz Hanımefendi.” Dedi Kurye.

Kürünün elindeki poşetleri alıp kenara koydum. Parayı ve bahşiş uzattım iyi akşamlar diyerek gitti. Kapıyı tam kapatırken merdivenlerden yukarı doğru Doruk çıkıyordu. Göz göze gelmiştik. Konuşmam gerektiğini düşündüm. “ İyi akşamlar Doruk.” Dedim.” İyi akşamlar Burçin. “ Elimdeki poşetleri görmüştü.” Kendime dışardan yemek mi söyledin?”

“ Evet bir kaç tanede malzeme aldım.” Dedim. Birbirimize bakmayı sürdüyorduk. “ Ee, gelmek ister misin içeri?”diye sordum. Bir karşı eve birde benim eve baktı. Bir iki saniye düşündükten sonra bana doğru ilerledi. Geriye doğru iki adım attım. Ayakkabılarını çıkararak içeri girdi. İlk defa evime misafir ağırlıyorum. Evin içini inceliyordu. “ Evin çok güzelmiş.” Dedi Doruk.” Teşekkür ederim.” Dedim ve kapıyı kapattım. Elim ile içeri işaret ettim birlikte içeri geçtik. Elimdeki poşetleri masanın üzerine koydum.” İstersen oturma odasında oturabilirsin yada buradada oturabilirsin.” Dedim ama sandalyeyi çekip oturdu.” Burada oturabilirsin.” Dedi. Peki der gibi kafamı salladım.

Poşetin içindekilerini masanın üzerine koydum. En son sushileri çıkardığımda Doruğun kaşlarının çatıldığını fark ettim. “ Bu nedir?” Diye sordu Doruk. “ Sushi.” Dedim. Anlamamış gibi öne eğildi.” Nedir nedir?” diye tekrardan sordu. “ Suşi. Hiç görmedin mi?” Şaşırarak sordum.“ suşi nedir? Hem nerede göreyim kızım burada öyle şeyler bilinmez yenmez.” Dedi Doruk. Sushi demesine istemsizce güldüm. “ Çiğ balık demek sushi.”

“ Balığı pişiremediler mi de çiğ satılıyor.” Demesine ama gülmemi zor tutuyorum.” Sushi pişmez ki.” Dedim. Malzemeleri yerlerine yerleştirdim. Sushileri paketlerini açtım, iki tane almış olduğum Fuse Tea şeftali olanından açtım. Paketlerin içinden çıkan soya soslarını paketteki biş yere döktüm. Paketten çıkan chopstickler den bir tanesini Doruğa uzattım. Bir bana birde elimdeki chopstick baktı.” Bu ne?” Diye sordu. “ chopstick bununla yeniyor.” Dedim. Elimdeki chopstick alarak nasıl yiyeceğini düşündü. Ona nasıl tutacağını gösterdim ama pek işe yaramadı.

“ Çatal yok mu? Niye çubukla yemek yenir ki?” Şuanki durumunu yadırgıyordu. İlk defa gördüğü için birşey diyemem. Sonuçta bende annemin karnında görmedim. chopstick ile yiyemeceği için elinden alıp masaya koydum çekmeceden çatal alıp ona uzattım. “ Çatal ile ye sen.” chopstick elime aldım sushilerden bir tanesini aldım ve ağzıma attım. Tadı güzeldi. Doruğa döndüm ve Sushiyi kokluyordu. “ Tadına baksana.” Dedim. İstemeye istemeye ağzına attı. Merakla tepkisine baktım. Yüzü buruştu ve “ Öğğ.” Hemen masanın üzerindeki peçetelerden aldım elime verdim. Hemen elimden peçeteyi aldı ve ağzına koyup sushiyi çıkardı. “ İğrenç tadı nasıl yiyebiliyorsun bunu.” Peçete ile ağzını sildi. “ Bende böyle alıştım işte Doruk.”

Doruğun çatalını aldım ve başka sushiden aldım.” Bunun da tadına bak beğenmezsen makarna yaparım.” Yüzüne baktım Doruk kafasını bana doğru çevirdi. Gözleri gözlerimde oyalandı. Bakışları tek tek yüzümün her detayını inceliyor, hafızasına kazımak ister gibiydi. “ Tamam eğer tadı kötüyse makarna yapmak zorundasın.” Dediğinde kafamı salladım. Elimdeki çatalı aldı sushiyi ağzına attı. Yavaş yavaş çiğniyordu. Bu sefer tadını beğeneceğini umuyorum. Sushiyi yuttuğunda merakla kafamı yana yatırdım. “Nasıl beğendin mi?”

“Yani diğerinden bir tık güzel.”

“Bir tık mı?” Dedim.

“ Bir tık.”

“ O zaman makarna yapayım. Bana yardım etmek zorundasın.” Diyerek ayağa kalktım. Doruk ellerini yukarı kaldırdı, teslim oluyormuş gibi “ Tamam Küçük Hanım.” Diyerek peşimden mutfağa geldi. “ Bana Küçük Hanım deme.” Dedim. “ Neden buradan bakıldığında gayette küçük duruyorsun. Sahi senin boyun kaç 1.50 mi?” Yandan görebildiğim kadar bu durumdan eğleniyordu. “ Hayır 1.50 değil boyum 160.” Kısa olduğumun gayette farkındayım. Ben evlatlık olabilirim ailedeki herkes 1.80 üzerindeydi. Ben neden 1.60 ya benim neyim eksikti.

“ Çok uzunmuşsun sen ya. Bakmaktan boynum ağrıdı.” Elimi yumruk yapıp koluna vurdum.” Dalga geçmesene.” dedim. Canı bile acımamıştı. Numaradan kolunu tuttu.” Morarttın kolumu Burçin.” Diyerek benimle dalga geçiyordu.” Geç dalganı sen geç.” Dedim. Üst dolabın kapağını açtım orada tencere vardı. Parmak ucuna çıktım ama yetişemedim belimde bir el, arkadan başka bir el uzanmaya çalıştığım tencereyi tekte almış, tezgahın üzerine koydu. Arkama döndüğümde Doruk dibimde duruyordu. Durumumuzu fark etmişti ve geri çekilmişti.” T-Teşekkür ederim.” Tencereyi elime aldım içinde su koydum. “ Birşey değil.” Diye mırıldandı.

Tencereyi ocağın üzerine koydum ve altını yaktım. İstemsizce elim enseme gitti. Soğuk soğuk terler akıyordu. “ Nasıl bir makarna yapalım?” Diye Doruğa döndüm.” Salçalı tereyağlı makarna olur mu?” Dedi Doruk. Hemen kafamı salladım. “ Olur.” Dedim. Dolaptaki makarna çeşitlerine baktım karar veremedim. Hepsini alıp Doruğun yanına yaklaştım.” Hangisinden yapalım?” Elimdeki makarna çeşitlerinden gôsterdim. Doruk hepsine baktı ve burgu makarnayı seçti.

Seçtiğimizi tezgahın üzerine koydum diğerlerini aldığım yerlerine koydum. Dolaptan tereyağını ve salçayı da aldım. Doruk suyun kaynadığını gördüğünde makarnayı tencereye boşaltıp üzerine tuz attı. Biraz karıştırıp bıraktı. İkimizde konuşmuyor, makarnanın pişme sesi vardı. Ne düşündüğünü bilmiyorum ama ben daha demin yaşadığımız şeyi düşünüyorum. Neydi o öyle ya bir anda arkamda belirmeler, elini belime koymalar, dip dibe olmamız çok garipti. Doruk ara sıra makarnayı karıştırıyordu.

Makarna pişerken ocağa tavayı koydum. Tereyağından biraz kesip tavaya koydum. Tereyağı eridiğinde salçadan bir kaşık aldım bir kaşık yeter miydi? “ Doruk bir kaşık yeter mi sence?” Diye soru yönelttim. “ Yeter bir kaşık.” Dedi. Salçayı tavaya ekleyip birkaç dakika kavurdum. Haşlanan makarna suyundan birkaç kaşık salçalı karışıma ekledim. Doruk makarnanın olduğunu fark etti makarnayı ocaktan alıp süzdü. Tavandaki soda hazır olunca altını kapattım. Sosu makarnanın üzerine döktüm Dorukta makarnayı karıştırdı. Çıkardığımız bulaşıkları bulaşık makinesine attım.

İki tabak çıkardım tabaklara makarnalar dan koydum. Tabaklarımızı ve kaşıklarımızı alarak masaya ilerledik. Bu sefer karşılıklı oturduk. İkimizde makarnamızdan bir kaşık aldık. Güzel yapmışız.” Nasıl tadı?” Diyerek sessizliği bozdum. Doruk ağzındaki lokmayı yuttu.” Güzel olmuş eline sağlık.” dedi Doruk.

“ Afiyet olsun. “Dedim. Makarnadan bir kaşık aldım tam yiyecekken Doruğun sorusuyla durdum. “ Ailemle konuşuyor musun?” Diye sordu. Ailem buraya geldiğim günden beri bir kere bile aramamıştı. Sadece abim arıyordu. Hatrımı soruyor, ben istemesemde para yolluyordu. Buraya geldiğimde anladım ki Annem ve babam beni bu yaşıma kadar önemsememiş olduğuydu. “ Abim ile konuşuyorum.” Dedim. “ Annen ve baban ile konuşmuyor musun?” Beklediğim bir soru olduğu için şaşırmamıstım.” Hayır.” Dedim sadece. Bana kaşlarını çatmış baktığını hissedebiliyorum. “Yanlış anlamazsan neden?” Diye soruverdi. Elimdeki kaşığı tabağın yanına koydum.” Annem ve babam buraya gelmemi hiç istemiyordu. Onlara karşı çıktım ve buraya geldim. Buraya geldiğim günden beri bir kez bile beni aramadılar benimle bir tek abim konuşuyordu.” Dedim.

“ Sen hiç aramadın mı?” Diye sordu Doruk. “ Aramaz olur muyum? Her gün arıyorum ama yüzüme kapatıyorlardı. Zaten beni hiç bir zaman önemsemedikleri için normal geliyor.” Dedim. Doruk ne diyeceğini bilmiyordu. “ Doruk sen kaç yaşındasın? Yani sana Doruk diyorum da benden büyük olabilirsin o yüzden soruyorum.” Dedim. Konuyu değiştirmek istediğimi anlamıştı. “ Yirmi beş yaşındayım.” dediğinde bakışlarım ona döndü. “ O zaman sana abi demem gerek albümde yirmi beş yaşında.” Ona abi dememe kaşlarını çattı. “ Bana abi deme.” abi hitabını pek sevmemişti. “ Neden? Hilalde sana abi diyor.” Dedim.

“ O benim kardeşim sen…” devamını getiremedi. Ne diyeceğini çok merak ediyorum. Öne doğru eğildim.” Ben ne Doruk abi?” Ela gözlerinin içine bakıyordum. Sanki ruhunu görüyordum.” Sende benim kardeşimin arkadaşısın.”

Kardeşimin arkadaşı…

Neden bilmiyorum ama içime birşey oturmuştu. “ Evet haklısın kardeşinin arkadaşım.” Dedim. Doruk bileğindeki saate baktı.” Ben artık gitsem iyi olacak saat geç de oldu.” Diyerek ayağa kalktı. O kalkması ile ben de kalktım.” Sen bilirsin Doruk abi.” Dedim. Birlikte kapıya doğru ilerledik.

Kapıyı açtı ayakkabılarını giymek için eğildi. Ayakkabılarını giyindikten sonra ayağa kalktı.” İyi akşamlar Doruk abi Hilale ve Şengül ablaya selam söyle.” Dedim.” Söylerim Burçin.” Diyerek karşı tarafa ilerledi. Kapıyı kapattım bedenimi kapıya yasladım. Dediği şeyi neden bu kadar dert ediyorum ki daha yeni tanıştığım biri onu da geçtim Hilalin abisiydi. Bedenimi yasladığım kapıdan çektim içeri geçtim ve masanın üzerindeki bulaşıkları bulaşık makinesine yerleştirdim, çalıştırdım. Saat gerçektende çok geç olmuştu. Yarın okul olduğu için erkenden yatmam gerekiyor.

Banyoya girdim. Dişimi ve ağzıma var gara yaptım. Bakımlarımıda yaptım. Odaya gidip pijamarımı da giyindim Gece aralık kapıdan içeri girdi yatağın üzerine atladı. Işığı kapatıp Gece ile birlikte yatağa yattım.

⋆⋅☆⋅⋆

İlk dersim onbir buçuk daydı. Saat dokuzda ayağa kalktım. Banyoya gidip işlerimi halledip tekrardan odama girdim. Hava kapalıydı yağmur yağabilirdi. Kışa da girecektik. Üzerime bordo, lacivert ve krem renklerinin birleştiği çizgili kazağımı giydim. Kazağın krem renkli yakası ve üzerindeki yatay çizgileri hoşuma gidiyordu. Altına koyu mavi, bol paçalı kot pantolonumu giydim. Üzerime siyah deri ceketimi aldım. Ceket bel kısmında bittiği için pantolonumla güzel duruyordu. Boynuma da kazağımla aynı tonlarda olan bordo şalımı doladım. Son olarak krem-beyaz renkli spor ayakkabılarımı giydim. Aynada kendime baktığımda kombinimi beğenmiştim. Bugünlük böyle iyiydi.

Saçımı taramış, kahküllerimi düzelttim çok hafifde bir makyajda yaptım. Çantama tablet, küçük boy defter, kalem kutu, kulaklığım, cüzdanım, yağmur yağarsa diye de şemsiye koydum. Yatağımı topladım, Gecenin mama ve suyunu da koymayı unutmadım. Aç değildim ama acıkırım diye kendime meyve tabağı yaptım saklama kabına koyup çantama attım. Bir tanede muz alıp soydum. Her şey tamamdı. Son kontrollerinde yaptım. Muzumu yiyerek evden çıktım. Benim çıkmam ile karşı kapıda açılmıştı. Hilalde okula gidiyordu. Beni gördüğünde gülümsedi.” Günaydın Burçin.” Dedi Hilal.

“ Günaydın Hilal. Okula gidiyorsun sende değil mi?” Diye sordum. Evin anahtarını çantama attım.” Evet bende okula gidiyorum.” Çantamdan arabanın anahtarını çıkardım.” İyi hadi benimle gel sende.” Birlikte asansöre ilerledik.” Teşekkür ederim Burçin.” dedi Hilal. “ Teşekkür etmene gerek yok sonuçta biz arkadaşız değil mi?” Dedim.” Herhalde arkadaşız.” Dedi Hilal. Asansör durduğunda birlikte apartmandan çıktık. Çocuklar annelerin elini tutarak okullarına gidiyorlardı. Birlikte benim arabaya ilerledik. Arabayı açıp bindik. Okula giderken Hilal ile ilk dersimizin ne olduğunu, nasıl geçeceğini konuştuk. Okula geldiğimizde arabayı park ettim. Hilal ile birlikte mimarlık fakültesine ilerledik.

İlk dersimizin olduğu sınıfı aradığımızda fakülte’nin içi baya kalabalıktı. Çok garip erkekler, kızlar da vardı. Grup kızlardan bir tanesi anormal seslerle birbirini kucaklıyordu. Hilal ile onlara garip garip bakıp önümüze döndük. Sınıfı bulduğumuz da orta sıralara girdik.

Yavaş yavaş sınıf doluyordu. Sınıfa girenleri tek tek inceledim hepside ayrı ayrı garipti. Bir tane erkek öğrencinin kolları, boynu dövme ile kaplıydı. Kulağında küpe vardı. Başka bir kıza baktığımda kısacık bir etek, bol bir kazak vardı. Eteği yukarı doğru katlamıştı bu yüzdende etek kalçasının altında bitiyordu. Çantamdan tableti çıkardım dersin başlamasını bekledik. Hoca sınıfa girmiş,masasına oturdu. Birşeyler yapıp derse başladı. Hocayı dikkatli dinliyor, gerekli şeyleri not ediyorum.

Ders bittiğinde herkes teker teker sınıftan çıktı. Hilal ile birlikte okula yakın kafeye gittik. Sıcak kahveler alıp boş masaya oturduk. “ Abim dün akşam eve çok geç saatte geldi.” Dedi Hilal. Bakışlarımı ellerimin arasındaki kahveye odaklandım. “ Evet dün akşam Doruk abi bendeydi.” Dedim.

“ Yani bende dediğim misafir ettim ondan.” Dedim kendimi açıkladım ki yanlış anlamasın diye. Hilal “ anladım.” Dedi. “ Ne yaptınız abim ile dün?” Diye soruverdi Hilal.

“ Hiç birşey yapmadık sohbet muhabbet ettik.” Diye bildim. Hilal ile muhabbet ederek kahvemizi içtik. Dersimizin başlamasına az vakit kalmıştı. Hilal ile birlikte derslerimizi girdik. Okul bitmişti Hilal ile birlikte arabaya binip eve gittik. O kadar yorgunum ki eve gittiğim gibi uyudum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

30okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18