23. bölüm · Işıklar Söndüğünde
SOOOON
23. BÖLÜM: ÖZEL BÖLÜM (EPI LOG)
ÜÇ YIL SONRA
"Alaz! O dosyayı oraya bırak ve hemen o küçük yaramazı yakala!"
Holdingin en üst katındaki devasa yönetim odasında, üç yıl öncesinin o buz gibi resmiyetinden eser kalmamıştı. Masanın üzerinde yine milyarlık projelerin çizimleri duruyordu ama bu kez o çizimlerin hemen yanında, renkli boya kalemleri ve küçük bir oyuncak araba vardı.
"Patron sensin ama sahadaki komutan benim Dora," dedi Alaz, o meşhur karizmatik tebessümüyle.
Siyah takım elbisesinin ceketini fırlatmış, gömleğinin kollarını kıvırmıştı. Yerde, henüz iki yaşını yeni basmış, tıpkı babasının kopyası olan siyah gözlü oğlumuz Eren’i kovalıyordu. Eren şen kahkahalar atarak Alaz’ın bacaklarının arasından kaçmaya çalışıyor, Alaz ise onu tek hamlede kucağına alıp havaya kaldırıyordu.
"Yakalandın küçük Karadağ!" dedi Alaz, Eren’in boynunu öpücüklere boğarken. Eren’in neşeli çığlıkları odadaki camlarda yankılandı.
Gözlerimi bu iki adama bakarken alamıyordum. Bir zamanlar "dünyanın en soğuk, en kibirli adamı" dediğim Alaz Karadağ, şimdi oğluna masallar anlatan, onunla yerde yuvarlanan inanılmaz bir babaya dönüşmüştü.
Ayağa kalkıp yanlarına gittim. Alaz bir koluyla Eren’i tutarken, diğer kolunu belime dolayarak beni kendine çekti. Yanağıma derin, yakıcı bir öpücük kondurdu.
"Yoruldu mu benim güzel karım?" diye fısıldadı kulağıma.
"Şirket birleşmesini yönetmek kolay da..." dedim gülümsayarak, elimi Eren’in yumuşak saçlarında gezdirirken. "...iki Karadağ ile birden baş etmek beni biraz zorluyor."
Alaz gözlerini kısıp o tehlikeli, baştan çıkarıcı bakışını attı. "Öyle mi? Ama sanırım bu duruma alışsan iyi edeceksin partnerim."
Kaşlarımı kaldırdım. "O ne demek?"
Alaz Eren’i yavaşça yere bıraktı ve oyuncaklarıyla oynaması için onu yumuşak halıya yönlendirdi. Ardından iki elini de belime koyup beni tamamen kendine sabitledi. Bakışlarında aylar öncesinden tanıdığım o devasa heyecan ve aşk ateşini gördüm.
"Sabah doktordan gelen tahlil sonuçlarını bilgisayarında açık unutmuşsun Dora Karadağ..." dedi, sesi pürüzlü bir fısıltıya dönerken.
Kalbim aniden hızla çarpmaya başladı. Elim refleks olarak henüz çok yeni olan karnıma gitti. "Sen... Sen baktın mı?"
Alaz eğilip alnını alnıma dayadı. Gözlerinden tek bir damla gurur yaşı süzüldü.
"Baktım," dedi titreyen bir sesle. "Ailemiz bir kişi daha büyüyor, değil mi? Bir Karadağ daha geliyor."
"Evet..." dedim gözlerim dolarak. "Bir bebeğimiz daha oluyor Alaz."
Alaz beni belimden tutup havada döndürdü. Sevinci, gururu ve aşka olan o sonsuz teslimiyeti odayı doldurdu. Beni yere indirdiğinde dudakları dudaklarımla buluştu. Bu öpücükte; sahte bir sözleşmeyle başlayan nefretimiz, fırtınalı kavgalarımız, birbirimiz için göze aldığımız tehlikeler ve kurduğumuz bu muazzam yuva vardı.
Ayrıldığımızda Eren yanımıza gelip ikimizin de bacaklarına sarıldı. Alaz dizlerinin üzerine çöküp ikimizi de kollarıyla sarıp sarmaladı.
"Sana bir gün cehenneme hoş geldin demiştim Dora..." dedi Alaz, gözlerimin içine sonsuz bir aşkla bakarak. "...ama sen benim hayatımı cennete çevirdin."
Gülümsedim ve elini sımsıkı tuttum.
"Biz birbirimizin cennetiyiz Alaz. Sonsuza kadar."
- SON -
