1. bölüm · Işıklar Söndüğünde

1. Bölüm EŞİK

Gülçin

Hayatta nefret etmek için birini tanımak zorunda değildiniz. Bazen sadece bir isim, bir soyisim ve o ismin arkasında duran kibir de yeterliydi.
Sabahtan beri masamda duran dosyaya bakıyordum. Üzerinde büyük harflerle onun adı yazıyordu.
Şehrin en büyük projelerinden biri için aylardır gece gündüz çalışıyordum. Bütün planlarım hazırdı, ekibim tamamdı ve kazanacağımdan adim gibi emindim. Ta ki babam odama girip o malum haberi verene kadar: Diğer şirket de ihaleye giriyordu. Ve projenin başına, yurt dışından yeni dönen "kusursuz Veliaht"larını getirmişlerdi.
Telefonum çaldığında ekrandaki ismi görünce derin bir nefes aldım. Asistanımdı.
"Söyle Cansu, iyi bir haber olsun lütfen."
"Efendim..." Cansu'nun sesi hafifçe titriyordu. "İhale salonunun önündeyiz. Karşı taraf da geldi."
"Geldiler mi?" Kolumdaki saate baktım. Daha yarım saat vardı. "Nasıl biriler?"
"Şey... Açıkçası efendim, adam tam bir felaket."
Kaşlarımı çattım. "Nasıl yani?"
"Çok kendinden emin," diye fısıldadı Cansu, sanki duymasından korkar gibi. "Kapıdan girdiği an bütün gazeteciler etrafını sardı. Basına verdiği tek demeç ne oldu biliyor musunuz? 'Rakiplerimin zaman kaybetmemesini tavsiye ederim, sonuç zaten belli.' dedikten sonra içeri geçti."
Elimdeki kalemi hırsla masaya bıraktım. Kalbim öfkeyle hızlı hızlı çarpmaya başladı.
Henüz yüzünü bile görmemiştim. Sesini duymamıştım. Ama o tek bir cümleyle hayatımda en çok nefret ettiğim insan olmayı başarmıştı.
Ayağa kalktım, ceketimi giydim ve çantamı aldım. Aynadaki yansımama bakıp duruşumu dikleştirdim.
"Sonuç belli öyle mi?" diye mırıldandım kendi kendime. "Göreceğiz bakalım."
İhale salonuna doğru yola çıkarken, birazdan hayatımı altüst edecek o adamla tanışacağımdan tamamen habersizdim.