4. bölüm · isfad||one shot🌴

spor odası🏹

beyzus 🌟

fadime sabah söve söve uyandı, lisede son senesiydi her sabah erkenden uyanmak zorunda kaldığı için nefret ediyordu okuldan. zaten lise bitsin üniversiteye gitmeyecekti, planı abisinin şirketinde işe başlamaktı.
kalkıp kahvaltıya indi, abisiyle gezep oturmuş yiyolardı.
—sağ olun ya beni de beklemişsiniz.—kızım uyandırdık uyandırdık uyanmadın napalım.—siz beni sevmiyosunuz ya.—çok seviyoruz abim.
fadime kahvaltısını bitirip odasına çıktı, hazırlanmaya başlamıştı. gömleğiyle eteğini giydikten sonra makyaj masasına oturdu. aklında lise 2'den beri hoşlandığı ismail furtuna vardı.
aynı sınıftalardı ismaille, bayadır da hoşlanıyordu. ama ilgisini çekmek için ekstra çabaya girmiyordu. uğraşamazdı hiçbir erkekle.
hafif makyaj yaptıktan sonra arabasının anahtarını alıp çıktı odadan. aşağı indikten sonra son kez boy aynasına baktı, kravatını da düzeltip salonda oturan abilerinin yanına gitti. ikisine de bir öpücük kondurup çıktı evden.
arabasına bindi, yarım saat uzaklıkta olan merkezdeki lisesin doğru sürmeye başladı. taşköprüden geçerken ismailin arabasını gördü, ismail kornaya basıp selam verdi. fadime de karşılık olarak selam verdi. iso öne geçtiğinde fadime sinirlenip gaza bastı, aralarında yarış başlamıştı. ta ki trafiğe çıkana kadar, sonra yan yana gitmeye başladılar.
okula vardıklarında arabalarını park edip indiler. birlikte okula girmişlerdi.
—iyi araba sürüyosun koçari kızı.—senin için aynısını diyemicem furtuna uşağı.—dedirtiriz.—sanmam.—bugün öğle arasında, spor odasında.—tamam.
iso uzaklaştı kızdan, merdivenleri hızla çıkıp uzaklaştı. o sırada fadimenin en yakın arkadaşı aleyna geldi.
—kolay gelsin fadime koçari.—niçin?—isoyla çok samimisiniz bakıyorum da.—yine spor odasına çağırıyor.—en son öpüşmüştünüz, bugün vermezsin inşallah.—aleynaaa! sus kız, ne vermesi?—çocuk senden hoşlanıyo mu bilmiyoruz ama iki haftada bir spor odasındasınız.—of aleyna nolcak?—bişey olcağından değil öyle söyleyim dedim.—deme.
aleyna güldü. iso fadimeyi spor odasına çağırıyordu 12nin başından beri. ilk gittiklerinde normal konuşmuşlardı sadece, ikinci gittiklerinde öpüşmüşlerdi. şimdi neden çağırdığını bilmiyordu fadime. isoyla o oda dışında pek konuşmuyorlardı hatta nerdeyse hiç konuşmuyorlardı. yine de memnundu fadime.
derse girdiklerinde iso en arkada uyuyordu, ilk ders coğrafyaydı. hocayı hiç sevmezlerdi ama fadime yine de dinlerdi. okumayı düşünmese de başarılı bir öğrenci olmak isterdi öğretmenleri çok uyarmıştı fadimeyi ama o yine de okumak istemiyordu.
beş ders öyle böyle geçmişti, aleyna sürekli fadimeye bulaşıyordu. fadimeyse zaman bir an önce geçsin diye dua ediyordu. öğle zili çaldığında gözleri isoyu buldu, sınıftan çıkıyordu. arkasına dönüp fadimeye göz kırptı, kalbi pırpırdı fadimenin.
sınıftan çıktılar, iso spor odasının anahtarını alıp geçmişti odaya. fadime de kapıyı yavaşça açtı, iso yerde oturmuş bekliyordu. fadime gelince ayaklandı, fadime kapıyı kapatıp kitledi. bi süre sessizlik oluştu ortamda.
ikisi de yere oturmuştu, iso kızı izliyordu. fadime de gözlerini kaçırıp duruyordu, utanmıştı.
—başbaşayken pek de utangaçsın.—başbaşa değilken değil miyim?—sabah arabada iyi değilsin derken pek özgüvenliydin hm?—hala derim, değilsin.
iso sırıttı,
—başka konularda iyiyimdir ama.—nasıl konularda?
iso elini kızın çenesine attı, dudaklarını izliyordu. fadime oğlanı yakalarından çekip yapıştı dudaklarına. dizlerinin üstüne oturmuştu, iso bağdaş kurmuştu. kızı belinden iyice kendine çekti, sonra da kucağına oturttu. öpüşleri hırslıydı fadimenin hızlıydı. isonun kucağında kımıldayıp duruyordu.
iso durdurmak için elini kızın bacağına koydu, fadime çorabının üstünden bile hissediyordu oğlanın sıcaklığını. içi ısınmıştı fadimenin. isonun eli yavaş yavaş yukarı çıkıyordu. eteğin sınırına geldiğinde elini kızın kalçasına götürdü, elini eteğin içine sokup kızın kalçasını sıkmaya başladı. fadime inledi, sonra da tırnaklarını oğlanın ensesine götürdü. iso ayrıldı kızın dudaklarından.
—dur bakalım vahşi, şu gömleği çıkarayım sırtıma yap. iz görünmesin.—tamam.
iso gömleğin bikaç düğmesini açıp tekte çıkardı. sonra hızla kızın dudağına geri yapıştı. fadime isonun sırtını boydan boya çiziyordu. iso elini fadimenin bacaklarının arasına soktu. kızın iç bacağında gezindiriyordu ellerini, fadime sırtındaki sertliği arttırdı. hem huylanıyordu hem de hoşuna gidiyordu.
iso elini fadimenin kadınlığına sürdüğünde oğlanın ağzına inledi fadime, iso sırıttı hoşuna gitmişti. yavaş hareketlerle okşuyordu fadimeyi, ikisi de bulundukları konumdan memnundu. öpüşmeleri iyice derinleşmişken anahtar yuvasına bir anahtar sokulma sesi geldi. arkada anahtar olduğundan kapı açılmamıştı ama gelen kişi okul müdürüydü.
—kim var içerde? çık çabuk buraya nasıl girdin?
iso anahtarı güvenlik görevlisinden alıyordu, tanıdık bi abiydi. fadime oğlanın dudaklarından ayrıldı, gözleriyle konuşuyordu. iso kızı sakinleştirmeye çalıştı. çözecekti bu meseleyi. yerden kalkıp kapının önüne geçti.
—hocam ben top almaya gelmiştim, içerde kaldım. sabahtan beri birini bekliyordum ben de.—ismail sen miydin oğlum? dur ben tamirciyi çağırıp geliyorum sakin ol.—tamam hocam bekliyorum.
hocanın uzaklaştığını anlayınca fadimeyi çıkardı.
—sakin ol, bişey olmayacak. görüşürüz.—tamam, görüşürüz.
fadime hızla uzaklaşıp sınıfa girdi, aleyna en önde test çözüyordu. fadimenin girdiğini görünce ayaklandı.
—sus aleyna dışarı çıkalım öyle.—naptınız oha terlemişsin.—sus dedim.
fadime aleynayı hızla sınıftan çıkardı. spor odasının önünden geçerken hocayla konuşan ismaili gördü. rahat bi nefes alıp bahçeye çıktı.
—ee anlatsana hadi kızım.—tamam anlatıyorum, öpüştük bi de.—ne bi de?—bana dokundu.—nası dokundu?—kucağına çıktım o da kalçama falan dokundu ben de onun sırtını çizdim baya bi. sonra da müdür geldi. iso beni çıkarttı hemen öyle kaldık.—oha amınakoyim, abarttın iyice.—ne var ya? sen abarttın.—resmen fbsiniz şuan.—ıy hayır, değiliz.—git konuş şu çocukla.—tamam sus.
kapıdan çıkan isoyu görünce sustu aleyna. o sırada fadimenin telefonuna bir mesaj geldi.
iso: haftaya pazartesi, bu sefer arkadaki boş evde.
fadime gülümsedi, gidecekti.

fadime sabah söve söve uyandı, lisede son senesiydi her sabah erkenden uyanmak zorunda kaldığı için nefret ediyordu okuldan. zaten lise bitsin üniversiteye gitmeyecekti, planı abisinin şirketinde işe başlamaktı.
kalkıp kahvaltıya indi, abisiyle gezep oturmuş yiyolardı.
—sağ olun ya beni de beklemişsiniz.—kızım uyandırdık uyandırdık uyanmadın napalım.—siz beni sevmiyosunuz ya.—çok seviyoruz abim.
fadime kahvaltısını bitirip odasına çıktı, hazırlanmaya başlamıştı. gömleğiyle eteğini giydikten sonra makyaj masasına oturdu. aklında lise 2'den beri hoşlandığı ismail furtuna vardı.
aynı sınıftalardı ismaille, bayadır da hoşlanıyordu. ama ilgisini çekmek için ekstra çabaya girmiyordu. uğraşamazdı hiçbir erkekle.
hafif makyaj yaptıktan sonra arabasının anahtarını alıp çıktı odadan. aşağı indikten sonra son kez boy aynasına baktı, kravatını da düzeltip salonda oturan abilerinin yanına gitti. ikisine de bir öpücük kondurup çıktı evden.
arabasına bindi, yarım saat uzaklıkta olan merkezdeki lisesin doğru sürmeye başladı. taşköprüden geçerken ismailin arabasını gördü, ismail kornaya basıp selam verdi. fadime de karşılık olarak selam verdi. iso öne geçtiğinde fadime sinirlenip gaza bastı, aralarında yarış başlamıştı. ta ki trafiğe çıkana kadar, sonra yan yana gitmeye başladılar.
okula vardıklarında arabalarını park edip indiler. birlikte okula girmişlerdi.
—iyi araba sürüyosun koçari kızı.—senin için aynısını diyemicem furtuna uşağı.—dedirtiriz.—sanmam.—bugün öğle arasında, spor odasında.—tamam.
iso uzaklaştı kızdan, merdivenleri hızla çıkıp uzaklaştı. o sırada fadimenin en yakın arkadaşı aleyna geldi.
—kolay gelsin fadime koçari.—niçin?—isoyla çok samimisiniz bakıyorum da.—yine spor odasına çağırıyor.—en son öpüşmüştünüz, bugün vermezsin inşallah.—aleynaaa! sus kız, ne vermesi?—çocuk senden hoşlanıyo mu bilmiyoruz ama iki haftada bir spor odasındasınız.—of aleyna nolcak?—bişey olcağından değil öyle söyleyim dedim.—deme.
aleyna güldü. iso fadimeyi spor odasına çağırıyordu 12nin başından beri. ilk gittiklerinde normal konuşmuşlardı sadece, ikinci gittiklerinde öpüşmüşlerdi. şimdi neden çağırdığını bilmiyordu fadime. isoyla o oda dışında pek konuşmuyorlardı hatta nerdeyse hiç konuşmuyorlardı. yine de memnundu fadime.
derse girdiklerinde iso en arkada uyuyordu, ilk ders coğrafyaydı. hocayı hiç sevmezlerdi ama fadime yine de dinlerdi. okumayı düşünmese de başarılı bir öğrenci olmak isterdi öğretmenleri çok uyarmıştı fadimeyi ama o yine de okumak istemiyordu.
beş ders öyle böyle geçmişti, aleyna sürekli fadimeye bulaşıyordu. fadimeyse zaman bir an önce geçsin diye dua ediyordu. öğle zili çaldığında gözleri isoyu buldu, sınıftan çıkıyordu. arkasına dönüp fadimeye göz kırptı, kalbi pırpırdı fadimenin.
sınıftan çıktılar, iso spor odasının anahtarını alıp geçmişti odaya. fadime de kapıyı yavaşça açtı, iso yerde oturmuş bekliyordu. fadime gelince ayaklandı, fadime kapıyı kapatıp kitledi. bi süre sessizlik oluştu ortamda.
ikisi de yere oturmuştu, iso kızı izliyordu. fadime de gözlerini kaçırıp duruyordu, utanmıştı.
—başbaşayken pek de utangaçsın.—başbaşa değilken değil miyim?—sabah arabada iyi değilsin derken pek özgüvenliydin hm?—hala derim, değilsin.
iso sırıttı,
—başka konularda iyiyimdir ama.—nasıl konularda?
iso elini kızın çenesine attı, dudaklarını izliyordu. fadime oğlanı yakalarından çekip yapıştı dudaklarına. dizlerinin üstüne oturmuştu, iso bağdaş kurmuştu. kızı belinden iyice kendine çekti, sonra da kucağına oturttu. öpüşleri hırslıydı fadimenin hızlıydı. isonun kucağında kımıldayıp duruyordu.
iso durdurmak için elini kızın bacağına koydu, fadime çorabının üstünden bile hissediyordu oğlanın sıcaklığını. içi ısınmıştı fadimenin. isonun eli yavaş yavaş yukarı çıkıyordu. eteğin sınırına geldiğinde elini kızın kalçasına götürdü, elini eteğin içine sokup kızın kalçasını sıkmaya başladı. fadime inledi, sonra da tırnaklarını oğlanın ensesine götürdü. iso ayrıldı kızın dudaklarından.
—dur bakalım vahşi, şu gömleği çıkarayım sırtıma yap. iz görünmesin.—tamam.
iso gömleğin bikaç düğmesini açıp tekte çıkardı. sonra hızla kızın dudağına geri yapıştı. fadime isonun sırtını boydan boya çiziyordu. iso elini fadimenin bacaklarının arasına soktu. kızın iç bacağında gezindiriyordu ellerini, fadime sırtındaki sertliği arttırdı. hem huylanıyordu hem de hoşuna gidiyordu.
iso elini fadimenin kadınlığına sürdüğünde oğlanın ağzına inledi fadime, iso sırıttı hoşuna gitmişti. yavaş hareketlerle okşuyordu fadimeyi, ikisi de bulundukları konumdan memnundu. öpüşmeleri iyice derinleşmişken anahtar yuvasına bir anahtar sokulma sesi geldi. arkada anahtar olduğundan kapı açılmamıştı ama gelen kişi okul müdürüydü.
—kim var içerde? çık çabuk buraya nasıl girdin?
iso anahtarı güvenlik görevlisinden alıyordu, tanıdık bi abiydi. fadime oğlanın dudaklarından ayrıldı, gözleriyle konuşuyordu. iso kızı sakinleştirmeye çalıştı. çözecekti bu meseleyi. yerden kalkıp kapının önüne geçti.
—hocam ben top almaya gelmiştim, içerde kaldım. sabahtan beri birini bekliyordum ben de.—ismail sen miydin oğlum? dur ben tamirciyi çağırıp geliyorum sakin ol.—tamam hocam bekliyorum.
hocanın uzaklaştığını anlayınca fadimeyi çıkardı.
—sakin ol, bişey olmayacak. görüşürüz.—tamam, görüşürüz.
fadime hızla uzaklaşıp sınıfa girdi, aleyna en önde test çözüyordu. fadimenin girdiğini görünce ayaklandı.
—sus aleyna dışarı çıkalım öyle.—naptınız oha terlemişsin.—sus dedim.
fadime aleynayı hızla sınıftan çıkardı. spor odasının önünden geçerken hocayla konuşan ismaili gördü. rahat bi nefes alıp bahçeye çıktı.
—ee anlatsana hadi kızım.—tamam anlatıyorum, öpüştük bi de.—ne bi de?—bana dokundu.—nası dokundu?—kucağına çıktım o da kalçama falan dokundu ben de onun sırtını çizdim baya bi. sonra da müdür geldi. iso beni çıkarttı hemen öyle kaldık.—oha amınakoyim, abarttın iyice.—ne var ya? sen abarttın.—resmen fbsiniz şuan.—ıy hayır, değiliz.—git konuş şu çocukla.—tamam sus.
kapıdan çıkan isoyu görünce sustu aleyna. o sırada fadimenin telefonuna bir mesaj geldi.
iso: haftaya pazartesi, bu sefer arkadaki boş evde.
fadime gülümsedi, gidecekti.