4. bölüm / 8
İnsan Kendini Ne Zaman Tanır?İnsan Kendisiyle Ne Zaman Yüzleşir?
Bölümler 8Şu an: İnsan Kendisiyle Ne Zaman Yüzleşir?
- 1 Önsöz193 kelime
- 2 Ben Dediğin Kim?1.020 kelime
- 3 İnsan Neden Kendinden Kaçar?711 kelime
- 4 İnsan Kendisiyle Ne Zaman Yüzleşir?470 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Kendin Sandığın Kişi Kimdi?578 kelime
- 6 Kendini Oluşturan Ne? (1. Parça)786 kelime
- 7 Kendini Oluşturan Ne? (2. Parça)778 kelime
- 8 Bu Benim Düşüncem Mi?592 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayatının büyük bölümünü cevap arayarak geçirir. Daha iyi bir okul, daha iyi bir iş, daha sağlam ilişkiler, daha mutlu bir gelecek… İlginç olan şudur: Çoğu zaman peşinden koştuğumuz şey, gerçekten ihtiyacımız olan şey değildir. İnsanın en büyük eksikliği her zaman dışarıda bulunmaz. Eksik olan, yıllardır kendine yöneltmediği tek bir sorudur.
Bir gün gelir ve hiçbir şey eskisi kadar oyalamaz. Eskiden heyecan veren şeyler sıradanlaşır, kalabalıklar eskisi kadar iyi hissettirmez, başarılar bile beklenen boşluğu doldurmaz. İşte birçok insan bunu hayatındaki bir sorun sanır. Oysa bu, ilk kez gerçekten kendine yaklaşmaya başlamasının işaretidir.
Yüzleşmek, her zaman güçlü insanların yaptığı bir şey değildir. Tam tersine, çoğu zaman yeterince yorulduğunda yüzleşir. Sürekli açıklama üretmekten, kendini haklı çıkarmaktan, başkalarının beklentilerine göre yaşamaktan yorulduğunda… Artık kaçacak gücü kalmadığında yüzleşir. En zor olan da budur. Çünkü insan, başkalarına anlattığı hikayelerden önce kendisine anlattığı hikâyeleri bırakmak zorundadır. “Ben zaten böyleyim.”, “Artık değişemem.”, “Sorun bende değil.”, “Bir gün her şey düzelecek.”. Bunlar bazen gerçek değildir; yalnızca uzun süre tekrar edildiği için gerçek gibi hissedilir.
Aslında kendimizi en çok, alıştığımız halimiz yüzünden tanıyamıyoruz. İnsan aynı düşünceleri yıllarca düşündüğünde onları seçtiğini zanneder. Aynı davranışları tekrar ettiğinde bunun karakteri olduğuna inanır. Oysaki alışkanlık ile kişilik aynı şey değildir. Birini yıllarca sürdürmek, onun sana ait olduğu anlamına gelmez.
Dışarıdan gelen her ses zamanla azalır. Alkışlar diner, eleştiriler unutulur, övgüler etkisini kaybeder. Ancak insanın kendi içinde kurduğu cümleler kolay kolay susmaz. Bir başkasının sana söylediği tek bir söz birkaç gün aklında kalabilir, kendine söylediğin bir cümleyi ise yıllarca taşıyabilirsin. Bu yüzden başkasının sana söylediği sözü kendine söylememelisin. İnsanın en büyük hesaplaşması başkalarıyla değil, kendi zihninde kurduğu mahkemeyledir.
Yüzleşme bazen büyük bir olayla başlamaz. Tek bir cümleyle, beklenmedik bir sessizlikte ya da sıradan bir günün ortasında gerçekleşebilir. Bir sabah aynaya bakarken, eski bir fotoğrafı incelerken ya da yıllardır ilk kez hiçbir yere yetişmeye çalışmazken… Bazen hayatının yönünü değiştiren düşünceyi en sıradan anda fark eder. O andan sonra her şey hemen düzelmez. Hatta bir süre daha karmaşık hissedilebilir. Gerçeği görmek, onu değiştirmekten daha kolaydır. Bir odanın karanlık olduğunu fark etmekle ışığı yakmak aynı şey değildir. Fakat ışığı yakabilmek için önce karanlığı kabul etmek gerekir.
Kendinle yüzleştiğinde kusursuz biri olmazsın. Sadece mazeretlerin azalır. Suçu sürekli koşullara, insanlara ya da şansa bırakmayı bırakırsın. Hayatının tamamını kontrol edemezsin ama kendi seçimlerinin sorumluluğunu taşımaya başlarsın. İşte gerçek değişim de tam burada başlar. İnsanın hayatındaki en önemli dönüm noktası, artık kim olmak istediğini değil, kim gibi yaşamaktan vazgeçtiğini farkettiği andır. İlerlemek yeni bir kimlik inşa etmekle değil, sana hiç ait olmamış yükleri tek tek omuzlarından indirmekle mümkündür.
Kendini tanımak, bütün cevaplara ulaşmak değildir. Kendine dürüst olabilecek kadar cesur hale gelmektir. İnsan bunu başardığında hala korkuları olur, hala hata yapar, hala bazı şeyleri bilemez. Ama artık kendi hayatını başkasının sesiyle değil, kendi farkındalığıyla yaşamaya başlar. Gerçek yüzleşme tam olarak budur: Kendinden saklanacak hiçbir yerin kalmadığını kabul etmek ve buna rağmen kendinden vazgeçmemek.
Bölüm etkileşimi
