14. bölüm · İMZA KRİZİ

11. Bölüm

Ydzs Vaveyla

- Kararını verdin mi?

- Verdim.

- Ne yapacaksın?

- Nakil aldıracağım

~~

Barın okuldan duygusuz görünmeye çalışarak çantasıyla ayrıldı.

2 GÜN SONRA

Barın neden iki gün boyunca yoktu?

Umursamamaya çalışmak daha zordu sanırım.

Akşama doğru Zeynep teyze eve gelmişti, ona Barın konusunu açmamaya çalışıyordum ama çok merak ediyordum. Zeynep teyze bir anda annemle konuşurken "Bizim Barın'da nakil aldırdı." dedi. Kaşlarımı çattım, kendimi tutamadan sordum "Neden?" dedim. Zeynep teyze bana dönüp gülümsedi "Bilmem, kendiside böyle uygun gördü." dedi.

Dudaklarımı birbirine bastırdım, "Anladım." dedim sessizce. Bir kaç dakika sonra dayanamayıp salondak çıkıp odama gittim. Zeynep ve Buse'nin olduğu gruba "Barın nakil aldırmış." yazdım. Beş dakika olmadan cevaplar gelmeye başladı:

Buse- Oha be! nedenmiş?

Zeynep- Neden olacak, çok belli değil mi?

İlkim- Kesin son kavgamızdan sonra oldu, çok mu ağır konuştum?

Buse- Suçlama artık kendini, sinirlendiğin için konuştun.

Zeynep- Buse haklı ayrıca onunda neler dediğini hatırla.

İlkim- Bir daha görüşemez miyiz?

Zeynep- Zeynep teyzenin çocuğu değil mi? illa denk gelirsiniz sokaklarda falan.

Buse- Aynen öylede neden böyle bir şey sordun?

Zeynep- Neden mi? Buse onlar birbirinin kaderi bence.

Buse- Senin kaderinde İlkim'in abisi bence.

Zeynep- O ne alaka birden?

Buse- Aynen öyle, kader nereden çıktı ya? Barın'ın yaptıklarından sonra onlar birbirinin kaderi falan değil.

İlkim- Pişman olmuş ama.

Buse- Aşkım sen bilirsin ama beni biliyorsun erkeklere aşırı güvenemiyorum. Artık nasipte varsa karşılaşırsınız zaten.

Zeynep- Bencede! onunla karşılaşmak için bir şeyler yapma, nasipte yoksa çıkmaz sokakta bile karşılaşmazsınız.

İlkim- Neyse ben uyuyayım kızlar, sabah görüşürüz.

Zeynep- Bayy

Buse- Görüşürüzzz

~~

Gerçekten nasip diye bir şey varmış, o günden sonra ne yapsamda karşılaşamadık.

~

- Kızım, bu yemeği Zeynep teyzenlere götürür müsün?

- Tamamdırr!

Hızlıca hazırlanıp Zeynep teyzelere yola çıktım, yol boyu "İnşallah Barın'ı görürüm." diye dua ettim. Ne yazık ki kapıyı açan Zeynep teyze oldu: "Sağol kızım."

Zeynep teyze tam kapıyı kapatacakken elimle kapıyı tuttum, Zeynep teyze şaşkınlıkla kapıyı geri açınca "Barın içerde mi?" diye sordum, gözlerimle içerde Barın'ı aramaya çalıştım. "Hayır kızım, dışarıda arkadaşları ile buluşacaktı."

Bir anlık hayal kırıklığı ile elimi kapıdan geri çektim, "Peki Zeynep teyze, görüşmek üzere." dedim. Zeynep teyzede gülümseyerek başını salladı.

Kendi kendime yolda yürürken "Of neredesin Barın?" diye içimden geçiriyordum. Barın arkadaşları ile nereye giderdi diye düşünürken aklıma evin aşağısındaki park aklıma geldi. Hızlıca yolumu değiştirip parka yürümeye başladım.

Parka geldiğimde bir kaç çocuktan başka hiç kimse yoktu, oradan bir çocuğu tutup "Burada hiç arkadaş grubu var mıydı?" diye sordum. Çocuk "Evet abla ama kısa süre önce gittiler." dedi. Elimle çocuğun başını okşadım "Teşekkür ederim, sen oyununa dönebilirsin." dedim.

Parktan sonra gidecek yer olmadığından mecburen eve geri döndüm, "Pislik Barın." diye söylenmeye başladım.

Eve dönüp odamın kapısını kapattım. Yatağa uzanıp kulaklığımı taktım. Dışarıda gökyüzü yavaşça kararıyor, rüzgar pencerenin tülünü hafifçe havalandırıyordu.

Kulaklığımdaki şarkı kısık sesle çalarken gökyüzünün o alacakaranlık halini izledim. "Pislik Barın..." diye fısıldadım tekrar. Ama bu sefer sesim öfkeli değil, çaresiz çıkmıştı. Beni en zayıf yerimden vurup gitmişti işte.

Ertesi sabah okula gittiğimde sınıfın havası buz gibiydi. Barın’ın bomboş kalan sırasına bakmamak için kendimle savaştım durdum. Buse yanıma oturup elimi sıktı. "Bakma oraya," dedi alçak bir sesle. "Gitti işte. Kendine yeni bir sayfa açtı, sen de açacaksın."

"Bakmıyorum zaten," dedim gururumu siper ederek.
Ama öyle olmadı.

Teneffüs çalar çalmaz Bora sıramın önünde bitti.
Elinin altındaki meyve suyunu pipetiyle gürültülü bir şekilde içerken bana baktı. "Ne o İlkim?" dedi alaycı bir sırıtışla. "Mahallenin koruyucu meleği nakil aldırınca yalnız mı kaldın?"

Buse beni görmek için sınıfıma gelmişti ki Bora'yı duydu. "Sana ne lan Bora? İşine baksana sen!"

Bora istifini bozmadı, doğrudan gözlerimin içine baktı. "Duydum ki Barın Batı Lisesi'ne geçmiş. Vay be... Yılların 'sarsılmaz' Barın'ı bir kızın iki lafıyla okul değiştirdi demek. Çok mu üzerine gittin çocuğun?"

"Bora, kaşınma!" diye araya girdi Arda, kapıdan içeri girerken. "Bas git sırana."

Bora pişkince güldü, bana doğru hafifçe eğilip fısıldadı: "Yakında mahalleden de taşınırsa şaşırma. Ama merak etme, arkada bıraktıklarına sahip çıkacak birileri her zaman bulunur."

İçimdeki öfke o kadar büyüdü ki sıradan nasıl kalktığımı bilmeden Bora'nın tam karşısına dikildim. "Bora belanı benden bulma, Barın ile aramdaki şeyler seni ilgilendirmiyor" dedim. Bora tekrar güldü "Tüylerim ürperdi, karşımda Barın konuşuyor sandım. Üzüm üzüme baka baka kararır derler ya."

Gözlerimi devirdim ve istemezce sırıttım "Bora senin işin gücün yok mu? Tek ugraştığın şey Barın ve benim aramda dönen şeyler. Anladık hayatın sıkıcı ve başkalarının hayatına yapışmak istiyorsun ama o yapışacağın hayat benim hayatım olmasın."

Bora kaşlarını çattı "Senin ve Barın arasındaki olanlar beni gram ilgilendirmiyor." dedi. "Hiç öyle görünmüyor ama." dedim alaycı bir ses tonuyla. Bora bu sefer yerinde durdu çok bir şey diyemeden "Bu ego sana fazla." dedi ve sınıftan çıktı.

Buse yanıma yaklaştı "Boş boş konuşuyor boşver." dedi. "Umursamıyorum onu zaten." dedim sessizce, "Tek umursadığım Barın'ın nakil aldırması." diye devam ettim. Buse yanıma oturdu, "Bir şey aklıma geldi, aslında söylemek istemiyorum ama..."

Başımı Buse'ye çevirdim "Ne oldu?" diye sordum. "Bora Barın'ın lisesini söyledi... Batın Lisesi."

"Evet ama ne yapacağım ki?" diye sordum. Buse, söyleyip söylememekte tereddüt ediyordu. "Merak ediyorum." dedim.

"Yarın okulu asıp Batın Lisesinin çıkışına gitsek? Belki bir konuşma şansınız olur." dedi.

Buse'nin cümlesi bir anda beni düşündürttü, "Ya benime görüşmek istemezse?" diye sordum. Buse "O zaman tamamen unutmaya çalışırsın." dedi. Biz Buse ile konuşurken Zeynep'te sınıftan içeri girdi. "Naber kızlar?" dedi. Buse hızlıca olanları döktü, Zeynep şaşkınlıkla "Ay bir sakin." dedi.

Bir süre sonra..

Zeynep gülümseyerek "O zaman yarın üçümüz okulu asalım." dedi. Buse'de göz kırparak "Aynen öyle." dedi.

Bir anda duraksadım, duraksayınca Buse'ler "Ne oldu?" diye sordu. Ayağa fırladım: "Ne giyeceğim!"

Zeynep'te ayağa kalktı "Merak etme karar veririz ama bence Barın senin doğal halini seviyor." dedi. Buse'de ayağa kalktı "Zeynep haklı."

"O zaman çıkışta direkt benim evime gidiyoruz, bu gece bizdesiniz." dedim. Buse kabul etti ama Zeynep "Abin evde mi?" diye sordu. Gülümsedim "Evet." dedim. Buse bir anda "Oo, İlkim'in abisini merak etmeler falan?" dedi.

Zeynep kıpkırmızı olmaya başladı, "Tamam ya itiraf ediyorum, birazcık beğeniyor olabilirim." dedi.

Hafifçe gülerek "Abimde seni beğeniyor merak etme." dedim.

Okul çıkışı hepimiz bizim evdeydik, ilk başta annemin hazırladığı yemeği beraber yedikten sonra odama geçtik.

Havadan sudan konuşarak bir günü atlattık. Sabah hızlıca aşırı abartmadan giyindim, makyajımıda tamamladıktan sonra evden çıktık.

Gideceğimiz yer Batın Lisesiydi. Çıkış saati gelene dek Buse Zeynep ve ben oralarda buralarda dolaştık. Çıkış zamanı sonunda geldiğinde heyecandan uçacak gibiydim.

Çıkış zili çalmaya başladı ve öğrenciler okuldan çıkmaya başladı. Gözlerimle tek bir kişiyi arıyordum.

Sonunda duvara yaşlanmış birini gördüm, evet o Barın'dı. Gözlerimiz bir birini bulduğunda sanki içimdeki tüm dertler sökülüp atılmıştı.

BÖLÜM SONU.