4. bölüm · İmkansız aşk

4

Çiçek 𐙚

Melis
Bugün Asel gelmemişti okula ve Tuna hoca ödevleri kontrol ediyordu.
Defterleri toplarken benimkinde durdu.
Sayfaları çevirdiğini gördüm.
Uzun sürdü.
“Melis.” dedi.Sesini yükseltmedi ama sınıf sustu.
“Ders bitince odama gel.”İçimden of çektim. Zaten belliydi.

Odada kapı kapanır kapanmaz defteri masaya koydu.
“Bu ne?” dedi.Açtı.
“Bu defter neden boş?”Omuz silktim.
“Yapamadım.”
“Bu cevap değil.” dedi.“Denememişsin bile.” Mal mı bu?
Gözlerimi devirdim. “Deneyince oluyor mu hocam? Olmuyor işte.”
Sesini yükseltti. “Olmuyor diye defteri boş mu bırakıyorsun?”
“Evet.” dedim.
Bir süre sustu.
“Çıkabilirsin bir daha bu defteri boş bırakma.” dedi sakince.
Kapıyı açtım. Çıkarken arkasına bakmadım.
Koridorda yürürken hâlâ sinirliydim.
Ama bilmiyordum…
Kapı kapandıktan sonra güldüğünü.

*
Yemekhanede gürültü vardı. Bir erkekle konuşuyordum ismi Ali'ydi. Çok iyi bir çocuktu aynı siniftan değildik.
Ben konuşuyordum, o gülüyordu.
Ta ki başımı kaldırana kadar.
Tuna Hoca kapının oradaydı.
Bakmıyordu gibi yapıyordu ama bakıyordu.

Ders bitince hocamı duydum.
“Melis. Odama gel.”
Kapıyı kapattım.
Bu sefer defter falan yoktu.
“Yemekhanede kimdi o çocuk?” dedi.
Kaşlarımı kaldırdım.
“Arkadaşım.”
“Arkadaşın?” dedi, sesi sertleşti.
“Sevgili yapma. Anneni ararım.”
Bir an dona kaldım.
“Ne sevgilisi hocam?” dedim sinirle.“Arkadaşım dedim.”
“Erkekle arkadaş olmaz.” dedi net bir şekilde. “Kızlarla takıl.”
İçimde bir şey koptu.
“Tamam.”
Ama öyle bir tamam değildi.
Kızgın bir tamamdı.
'Beni uyarma hakkınız yok.' demek istedim.
Demediğim her şey boğazımda kaldı.
“Çıkabilirsin.” dedi.
Kapıyı sert kapattım.
Koridorda yürürken yüzüm yanıyordu.
Niye bu kadar sinirlendiğini anlamıyordum.
Niye benimle ilgilendiğini de.
O da bilmiyordu.

*
Bugün okula Asel şükür ki gelmişti. Yemekhanede yemek yiyerek konuşuyorduk.
"Bende ödev yazmamıştım iyiki gelmedim" dediğinde göz devirdim.
"Yapamadım diyorum bide beni odasına çağırıp azarlıyor sevmedim şu hocayı" dedim.
"Bence diğer hocalara göre en iyisi bu. Üstelik çok genç ve enerjili" dediğinde başımı iki yana salladım.
"Beni resmen tehdit ediyor" dedim iç çekerek. Asel hemen gözlerini kısıp bana yaklaştı. "Ne yaptı?" Diye fısıldadı.
"Dün Ali diye biriyle tanıştım. Başka siniftan biri. İşte beni odasına çağırdı diyor ki!" Aklıma gelince sinirlendim.
"Yemekhanede kimdi o çocuk" diyerek Hocanı taklit etdim. Asel bu halime gülmemek için kendini zor tutuyordu.
"Arkadaşım diyorum.Bana diyor erkek kızın arkadaşı olmaz kızlarla takıl. Sanki kendisi çok biliyor! Kendiside kız hocalarla takılmasın o zaman!" Sona doğru biraz sesim yükselmişti. Asel kaşları çatık bakıyordu bana. Ben niye yükseldim şimdi? Kıskanmış mıydım? Yok canım saçmalama sadece sinirlendik.

"Her kızlar erkeklerle konuşuyor arkadaş oluyor. Tuna hocada bir şey demiyor sana gelince sorun mu etdi " dedi şaşkınlıkla.
"He ya bende işte onu diyorum. Sanki beni azarlamak için bir şeyler arıyor! Sürekli odasına gidiyorum bıktım aynı odasını görmekten. Bari bahçede konuşalım" dedim ters ters.
"Sencede garip değil mi?" Dediğinde kaşlarımı çatdım.
"Ne?" Yavaşca yaklaşıp fısıldadı.
"Herkesi sorun etmeyip seni sorun etmesi. Yani bir erkekle arkadaş olmana izin vermiyor. Kıskanıyor olabilir mi?" Diyince nefesimi tutdum. Yok canım...
Aklıma merdivenlerden düşünce ağladım diye bana sarıldığı anlar geldi. Kalbim hızlandı.
"Annem sevgili izin vermiyor diye öyle demiştir" dedim. Umarım öyledir yani.
"Ama daha önce sevgilin olmasına izin vermişti." Dediğinde yüzümü buruşturdum.
"O şerefsiz aldattığı için bir daha olmasın istiyor " dedim ama Aselin arkama şok içinde baktığını gördüm. Bende arkamı dönüp baktım. Dönmez olaydım.
Evet Tuna hocam yemekhanede kahvesini yudumlayarak bizi izliyordu. Ben arkamı dönünce göz göze geldik. Kaşlarımı çatdım oda alayla güldü.

Göz devirip önüme döndüm.
"Bu salak beni izliyor erkeklerle konuşmayalım diye " dedim ama Asel beni dinlemiyordu. Yavaşca yaklaşıp fısıldadı.
"Ama yakışıklı değil mi?" Dedi sessizce. Hayretle baktım.
"Yok artık hocaya mı yürüyorsun sen" göz devirdi.
"Yok kızım ben o kadarda mal değili- ne gördüyse bu sefer ağzı açık şok içinde baktı.
"Sende her gördüğünü abartıyorsu- arkamı dönünce bende sustum. Evet sevgili matematik Tuna hocamız... Türk hocamız Eda'yla konuşuyordu!
"Bu hocada herkesle cilveli cilveli konuşuyor " diye fısıldadım. Sinir oluyordum. Konuşmalarına değil Eda'nın cilveli gibi yapmasına.
"Ee zaten bi kaç gündür konuşuyorlar galiba sevgililer " tepkisiz kaldım.
"Yok canım ne sevgilisi Tuna hocamız çok böyük saçmalama. Flört gibi bir şeydir yada Eda hocamız kendisini bir şey sanıyo" o sırada Türk hocamız elini kaldırıp matematik hocamızın saçlarını karıştırdı.
"Kusacağım sanırım " yüzümü buruşturarak önüme döndüm.

"Niye bence çok yakışıyorlar " dedi Asel.
"Ne alakası var Asel?!" Diye çıkıştım. Asel bana afallayarak bakıyordu.
"Bunlar ders öğretmeye gelmiş sevgili yapmaya değil!" Bu kısmı yalnışlıkla yüksek sesle söylemiştim... Hay benim çenemi! Melis sakin arkana bakma!
Baktım. Evet herkesin bakışları bizim üzerimizdeydi. Tuna hocamızda dahil.
Boku yedin kızım!
Öskürerek boğazımı temizledim. Asel'e baktığımda 'salak mısın cemile ' bakışı atıyordu. Oflayarak herkese döndüm.
"Kusura bakmayın" dedim yapmacık gülüşle.
"Kitap okuyoruzda biz romantik kitaplar... İşte orda biri sevgili olunca ben sevmedim tabiki..." Ne saçmalıyordum ben? Romantik kitapda sevgili olunur zaten değil mi?
"Bu kadar sinirleniyorsan okuma ödümüz koptuya " dedi bir kız.
"Harbi bende bir öğretmene aşık olmuş da kızıyor sandım" dedi bir erkek.
Tuna hocama baktım. Kolları ğöğsünde 'Allah bana sabır versin' der gibi yukarıya bakıyordu.

10 dakika sonra.
"Sana birini sevmeyeceksin demedim mi?" Evet matematik yani Tuna mal hocam beni azarlıyordu. O 10 dakika önce durduk yere yükselmem yüzünden.
"Sevmiyorum ya! Ne saçmalıyorsunuz be? Kitap dedim değil mi? Sağır mısınız?" Kaşlarını çatdı.
"Bunu yalan söylediğini ikimizde çok iyi biliyoruz" dedi bakışları çok korkunçtu... "O Ali bir kızla konuştuğu için kıskanıp bağırdın" Ali mi? Kızla mı konuşmuş? Harbi mi? Benim niye haberim yok?
"Ne alaka? Onun kızla konuştuğunu bile görmedim ben!" Diye tersledim.
"O dedikodu yaptığınız kişi kimdi peki?" Dedi.
"Siz!" Diye bağırdım. Sonra söylediğim şeyin farkına varınca gözlerimi kapatdım. Kahretsin! Resmen onu kıskandığımı söylemiştim!
Utanç içinde başımı eğdim. " Yani... Havadan sudan bahsettik sizden" başımı kaldırdım. Şaşkınlıkla bana bakıyordu. Şaşkın hali komik olduğu için gülmeme sebep oldu. Hemen kendimi toparlayıp yutkundum.
"Öyle yani.." dedim ve gözlerimi kaçırdım.
"Yani..." Hala şaşkın haldeyken konuştu." Kıskandığın kişi ben miyim?" Dedi imalı imalı. Yüzüne şok içinde baktım.
"Ne alaka?!"
" 'sevgili yapmaya değil ders öğretmeye gelmişler ' diyen sen değil misin?" Cevap vermedim. Sırıtdı.
"İşte sensin " gözlerimi böyütdüm.
"Ben onu mu dedim salak!" Diye yükseldim. Kaşlarını çatınca hoca olduğunu hatırladım. "Şey yani ben dedim ki... Yani Asel sizi biriyle shipleyince ben imkansız bunlar hoca falan dedim. Ders öğretmeye gelmişler aşk yaşamaya değil dedim" kaşlarını çatıp ' öylemi' der gibi baktı.

"Hala hocalarla düzgün konuşmuyorsun" dedi göz devirerek. "Ağzının ayarı bozulmuş iyice" What?
"Sizde öğrencinizle düzgün konuşmuyorsunuz." Dedim. "Öğretmenler öğrencilere kibar konuşur siz kabasınız. Herkese değil bana karşı." Alayla güldü.
"Neden acaba?" Bir adım attı. "Sen benimle düzgün konuşmadığın için olabilir mi? " Yüzlerimiz yakın olunca nefesimi tutdum.
"Arkamdan konuşmuşsun arkadaşınla" ben ona bön bön bakarken o devam etti.
"Ve beni kıskanmışsın" WTF??!
"Yok öyle bir şey " dedim hemen. O tam ağzına açaçakken geri çekildim.
"Derse yetişmem gerek." Diyerek hemen kapıya koştum. Kahretsin kıskandığımı anlamıştı... Bir süre uzak dursam iyi olurdu.

*
Ne düşünüyorsunuz? Sizce Melis Tuna hocasını mı seviyor yoksa sevmiyor sadece kıskanıyor mu?