10. bölüm · İmkansız aşk
10
Ve yine Tuna hocamın odasındaydım. Neden diye sormayın delireceğim.
Tam ağzını açaçaktı ki ondan önce davrandım.
"Sevgilim değil! Hayır değil arkadaşım o!" Diye yükseldim. Yeter yani abi!
"Emin misin" diyerek gözlerini kıstı.
"Yahu arkadaşım olamaz mı??" Biri bana şunun hocam olduğunu anlatsın! İnanamıyorum! "Siz abim misiniz? Size ne?" Dedim göz devirerek. Allahtan yalnız değildik. Arkadaşı Yiğit buradaydı. Ama oda hiç yardımcı olmuyordu! Hiç bir şey olmamış gibi bizi izleyip kahvesini yudumluyordu.
"Burada fazla yakın olmak yasak. En fazla 3 cm mesafa koy arana" derin bir nefes verdim.
"Annem arkadaşa izin veriyorsa siz karışamazsınız! Her seferinde arkadaşımı sevgilin mi diye sormaya kalkma salak!" Kaşlarını çatdı.
"Ne dedin?"salak mı dedim? Yok canım...
Yutkundum. "Yok bir şey"
"Hala saygısızsın"
"50 kere demeyin şunu!"
"Yani bunun farkındasın?"
"Neden acaba? 50 kere dediğiniz için olabilir mi?"
"Bana saygısızsın."
"Çünki hocam gibi davranmıyorsun"
"Nasil davranıyorum?"
"Küçük çocuğu azarlayan bir abi gibi" dedim ters ters.
"Yeter artık kesin şunu başım ağrıdı" dedi Yiğit. Bakışlarımız ona döndü.
"Arkadaşın neden böyle?" Dedim sinirle.
"Melis!" Umursamadım hocamı.
"Galiba kıskançlıktan deliye döndüğü için böyle..." Dedi Yiğit. Sessizlik çöktü aramıza. Ben bir şey demeden Yiğit'e boş boş bakarken, Tuna hocam ters ters bakıyordu.
"Burası okul!" Diye bağırdı Yiğit'e. Tekrar bana döndü.
"Aynı şeyi tartışmak istemiyorum! Sevgilim değil dedim bitdi ben gidiyorum."gidecektim ki kolumdan yakaladı. Şaşırdım. Ne yapıyordu o?
"Ben git demedim" deyince ağlamak istedim.
"Hoşlandığım biri yok! Sevdiğim biri yok! Aşık olduğum yok! Sevgilim yok! Sadece arkadaş var! A-R-K-A-D-A-Ş!" Yiğit khaha atdı.
"Çok fenasın Melis. Kardeşim sanada Allah sabır versin" dedi. Niye ona sabır veriyorlar?
"Asıl bana Allah sabır versin" diye homurdandım. Yiğit gülerken Tuna hocam bana ters bakıyordu. Dayanamayıp yükseldim.
"Ne?" Dedim.
"Matematik ödevi yazdın mı?" Ağzım açık kaldı. "Ve eğer yazmadıysan annen gelecek. Yalnız sana değil herkese öyle" Bu nasil Rehber hocam? Değiştirme şansım var mı? Lütfen var deyin!
"Tamam bırak kolumu" O an Yiğit'in bize imalı imalı baktığını fark etdim. Tuna hocam farkında değildi ama ben görmüştüm. Kaşlarım çatık ona bakarken sırıttı.
"Tamam kardeşim bırak işte gitsin zilde çaldı zaten" şükürler olsun ağzına açıp konuştu.
"Umarım ödevini yapmışsındır" diyerek elini kolumdan şükür ki çekti.
Son ders.
Evet matematik hocası gelecekti. Ve ben buradan hemen kaçmak istiyordum. Neden diye sormayın matematik zor işte nasil yapayım? Ödev tabiki yapmadım olur mu hiç öyle? Yanımdakı Asel'e baktım. Derin düşüncelere dalmıştı. Dayanamayıp ona seslendim.
"Asel" dediğimde yerinden sıçradı.
"Efendim?" Dedi. "Ne oldu nereye dalıp gitdin?"
"Hiç" bence hiç değildi...
"Hadi ama? Arkadaşın değil miyim?" Güldü.
"Arkadaşım ve kardeşimsin" dediğinde bende güldüm.
"O zaman anlat" söylemek ve söylememek arasında kararsız kalmıştı. Önce sinifa göz ucuyla baktı. Herkes sessizce bir biriyle konuşuyordu.
Tekrar bana döndü. Ne yaptığını anlamadığım için bön bön baktım. Yavaşca bana yaklaşıp kısık sesle konuştu.
"Sanırım ben Yiğit denen birine aşık oldum.." diyince şok içinde "NE?!" Diye yükseldim. Demez olaydım.
Hepsinin garip bakışları üzerimizdeydi. Yutkundum.
"Matematik ödevi varmışda haberim yoktu ondan şok oldum.." Herkes göz devirirken Rüzgar güldü.
"Başın belada şu an " diyerek gülmeye devam etti. Ofladım. Sonra Asel'i hatırlayıp tekrar ona döndüm.
"Sen ciddi misin?" Daha onu göreli 5 hafta olmuştu nereye uçtu bu?
"Sanırım dedim!" Diyince kaşlarımı çatdım.
"5 haftadır konuşuyoruz yemekhanede. Sen demek ki bu yüzden utanıp,çekinip hiç konuşmuyordun?" Dediğimde başını salladı.
"E açılsana" ona sanki ben 'bugün hiç yemek yemedim ' demişim gibi bana bakıyordu. Yani 'sen GERİZEKALISIN' der gibi bakıyordu.
"Salak mısın?" Dedi ters ters.
"Niye salak oluyormuşum?"
"Öyle kolay mı gerizekalı?"
"Evet?" Derin bir nefes verdi.
"Sende gerçekten birine aşık olduğunda soracağım sana bu soruyu" yüzümü ekşittim.
"Zaten vardı değil mi?"
"Gerçek aşk diyorum" haklıydı ben hiç aşık olmadım. Heyacanlandım ama kalbim hızlanmadı.
"Anca rüyanda görürsün çünki ben kimseyi sevmem" beni takmıyordu bile. Kendi kendine 'aynen aynen ' diye mırıldanıyordu. Bu haline göz devirip önüme döndüm. Ve sonunda Tuna hocamız geldi.
"Evet çocuklar ben şimdi herkesin defterlerine bakacağım. Yazmayan 0 alacak, defteri olmayansa annesi gelecek ona şikayet edeceğim" KAHRETSİN! DEFTERİM BURADA DEĞİL Mİ?
Hemen elime çantamı alıp karıştırmaya başladım. Defteri bulamayınca hayal kırıklığıyla defterime baktım. Hoca şu anda bize yaklaşmıştı. Asel'in defterini kontrol ediyordu.
"Birini yalnış yazmışsın ama yinede iyi gidiyorsun" diyerek defteri ona verdikten sonra işte o an geldi.. Gözleri gözlerimle buluştu.
"Defter?" İsmim nerede?
Bir şey demeden gözlerine baktım. Ciddi miydi annemi çağırmakta? Saçları kıvırcıktı. Kumral olmak ona çok yakışıyordu. Heleki kehribar gözleri... Ama ben sarışındım. Asel koluma vurunca kendime geldim. Tekrar hocama baktım. Bakışları yüzümün her yerinde geziniyordu. Yutkundum. Siniftasınız herkes bakıyor Melis toparla kendini!
"Şey defterim yok .. evde unutmuşum" dediğimde alayla güldü.
"Güzel. Peki yazmış mıydın ödevi?" Başımı iki yana salladım. Sinirlendiği gözlerinden belliydi. Gözleri sinirle bana bakıyordu.
"Hiç bir zaman akıllanmayacaksın." Diyerek geri çekilip yerine gitdi. Bu cümle kalbimi acıtdı... Normalde kimseyi takmayan ben, hocamın dediği şeye kalbim paramparça olmuştu. Gözlerine hayal kırıklığıyla bakarken o bana sinirle bakıyordu. Yerine geçmiş olabilirdi ama gözleri hala bendeydi.
Kendime gelmeye çalıştım. Kalbimin acısını unutmaya çalıştım ama acıtıyordu. O sözler çok ağırdı hemde çok...
"İyi misin? Gözlerin doldu " diyen Asel'le şok yaşadım. Ağlıyor muydum lan ben? Ellerimi gözlerime götürdüm. Elime değen ıslaklıkla ağladığımı anladım. Ama Asel bunu sessizce söylememişti. Sessiz söylemek istesede başaramamıştı. Herkesin gözleri bendeydi. Rüzgar tam önümde olduğu için bunu duyar duymaz arkasını dönüp bana şok içinde bakmıştı.
"İyi misin Melis?"Ve hocada duydu. Hemen bakışları bana çevrildi. Ağladığımı görünce önce kaşlarını çatdı. Sonra konuşmaya başladı.
"Tamam bu seferlik annene bir şey söylemeyeceğim" ağladığımın sebepi annemden korkmam sanıyordu. Ama öyle değildi...
"Biz tuvalete gidelim hocam Melis iyi değil " Asel dediğinde Tuna hocam sessizce başını salladı. Asel beni kolumdan tutup kendisiyle birlikte benide götürdü. Tuna hocamın yanından geçerken gözlerimin dolu olmasını umursamayıp Hocama baktım. Oda aynı şekilde gözlerime bakıyordu. Sanki içi acıyarak bakıyordu bana.
Bir şey söylemek istiyordu ama söyleyemiyordu bakışlarından belliydi.
Gözlerimi ondan çekip burnumu çektim. Ve Asel'le birlikte kapıdan çıktık.
*
Sizce Melis neden ağladı? Neden kalbi kırıldı?
