8. bölüm · İki göz renk farkı
......
BÖLÜM 8: GÖLGELERİN İÇİNDE
Gece yarısı olmuştu. Olivia, gözündeki o rahatsız edici lenslerle yatakta uzanmış, tavanı izliyordu. Livay’ın az önceki "Sana aşık oldum" sözleri kulaklarında yankılansa da, kalbindeki o kırılma sesi hepsinden daha baskındı. Artık sadece bir "denek" olmadığını kanıtlamak zorundaydı.
Sessizce yaktan kalktı. Livay’ın yan odadan gelen düzenli nefes alışlarını dinledi; uyuduğundan emin olmalıydı. Parmak uçlarında yürüyerek salona geçti. O tozlu dosya hâlâ yerdeki masanın kalıntıları arasındaydı. Dosyayı hızla kaptı ve mutfaktaki sönük ışığın altında sayfaları çevirmeye başladı.
Olivia: (Kendi kendine fısıldayarak) "Deney aşaması 3... Enerji dengesizliği... Taşıyıcının duygusal tepkimeleri gücü tetikler."
Sayfaların arasında bir not kağıdı düştü. Üzerinde Livay’ın el yazısıyla yazılmış bir not vardı: "Olivia’nın durumu kötüleşiyor. Eğer gücü tamamen uyanırsa, babamın planladığı 'Yıkım Projesi' başlayacak. Onu durduracak tek şey benim kanım."
Olivia’nın kanı dondu. Livay sadece onu korumuyor, aynı zamanda onun bir "yıkım projesi" olduğunu biliyordu. Tam o sırada arkasında bir soğukluk hissetti.
Livay: "Hâlâ o dosyayı okuyorsun..."
Olivia hızla arkasına döndü. Livay kapı eşiğinde, kollarını göğsünde kavuşturmuş ona bakıyordu. Ama bu sefer gözlerinde acıma değil, tuhaf bir kararlılık vardı.
Olivia: "Yıkım projesi mi? Ben bir silah mıyım Livay? Senin kanın beni nasıl durdurabilir?"
Livay: "Babamın yaptığı deneylerde ben 'dengeleyici' olarak yetiştirildim Olivia. Senin enerjin ateş ve buzsa, benim kanım o fırtınayı dindirecek tek panzehir. Biz birbirimize mahkûmuz. Ama babam bunu sadece seni kontrol etmek için istiyor."
Tam o sırada evin dışında bir motor sesi duyuldu. Işıklar camdan içeri sızdı. Livay aniden Olivia’nın ağzını kapattı ve onu yere yatırdı.
Livay: (Fısıltıyla) "Geldiler... Lenslerini sakın çıkarma. Nefes bile alma."
Dışarıdan ağır bot sesleri gelmeye başladı. Kapı sertçe vuruldu. Livay belindeki silahı çıkardı ve emniyetini açtı. Olivia ise ellerine baktı; parmak uçlarından sızan o hafif dumanı durduramıyordu. Korku, gücünü tetikliyor, gücü ise yerlerini belli ediyordu.
Olivia: "Kaçamayacağız, değil mi?" dedi titreyen bir sesle.
Livay: Olivia’nın gözlerine baktı, lenslerin arkasındaki o gerçek renkleri görebiliyordu. "Kaçmayacağız Olivia. Savaşacağız. Ama şimdi değil."
Livay evin arka tarafındaki gizli bölmeyi açtı. Olivia’yı oraya doğru itti. O sırada kapı büyük bir gürültüyle kırıldı. İçeriye giren maskeli adamlar odayı yaylım ateşine tuttu. Livay, Olivia’nın üzerine kapandı; kurşunlar etraftaki mobilyaları paramparça ediyordu.
Bölüm biterken, Olivia’nın yeşil gözünden bir yaş süzüldü ve düştüğü yerdeki tahta zemin aniden alev aldı. Olivia artık sadece korkan bir kız değildi; o, Livay’ın bile durduramayacağı bir felaketin başlangıcıydı.
