6. bölüm / 6
𝐁𝐞𝐧𝐞𝐚𝐭𝐡 𝐭𝐡𝐞 𝐋𝐢𝐞𝐬(𝐘𝐚𝐥𝐚𝐧𝐥𝐚𝐫ı𝐧 𝐀𝐫𝐝ı𝐧𝐝𝐚)6.Bölüm
Bölümler 6Şu an: 6.Bölüm
- 1 1.Bölüm388 kelime
- 2 2.Bölüm424 kelime
- 3 3.Bölüm566 kelime
- 4 4.Bölüm652 kelime
- 5 5.Bölüm471 kelime
- 6 6.Bölüm747 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Babam çok uzatmadan önündeki fotoğrafı önüme itti ve anlamsız bakışlarıma karşın anlatmaya başladı.
- "Yarın sen ve Nathan özel bir müzayedeye katılacaksınız."
Önümdeki fotoğrafı işaret ederek devam etti.
- "Bu adam bizim eskiden ortak projemizde çalışan biriydi. Ondan şüphelendik bu yüzden o müzayedede adamın yakınlarında durmanız, kimlerle görüştüğüne dikkat etmeniz ve farklı bir durum sezdiğinizde dikkatle dinlemeniz gerekiyor. Tabii dikkat çekmeden."
Nathan babamın cümlelerinden sonra başıyla onaylıyor ve pürdikkat dinliyordu.
...
- "Peki planın tamamı bittiyse müsaadenizle artık ben gideyim."dedi Nathan.
Böyle konuşunca çok ilginç geliyordu.Bu kibarlık nerden geldi bir anda. Kesin babası düzgün davranması için on ton laf yapmıştır yoksa imkansız falan.
- " Tabii müsade senin. İyi günler Nathan."
Nathan ben orada hiç var olmamışım gibi ne selam vermişti ne de veda etmişti. Açıkçası bu bana komik geliyordu.
Ben de çalışma odasından çıktığım gibi odama gittim ve kendimi yatağa attım.
...
Müzayede saati yaklaşınca hazırlanmaya başladım. Siyah uzun zarif bir elbise ve ona uyumlu bir çift eldiven giymiştim. Saçlarım hafif dalgalı ama düzenliydi. Makyajımı da nude tonlarında bir ruj ve gözlerimin öne çıktığı bir makyajla tamamladım. Son olarak amber kokulu parfümümü de sıktım.
Evet yine Nathan'ı bekliyordum ve neredeyse 10 dakikadır yoktu. Sonunda kapının çalmasıyla kapıya yöneldim. Nathan'ın üzerindeki siyah takım ona her zamankinden daha farklı bir hava katmıştı.
- "Sonunda."
Sessiz kaldı ve hiçbir şey söylemedi. Sadece binmem için arabanın kapısını açtı ve bindikten sonra kendi sürücü koltuğuna geçti. Yol boyunca neredeyse hiç konuşmadık. Vardığımızda Nathan kapımı açtı ve inmemi bekledi. Açıkçası bunu beklemiyordum. Arabadan indikten sonra Nathan kolunu uzattığında suratına bakakaldım.
- "Buna gerek var mı?"
- "Evet. Etrafına bir göz gezdir."
Gerçekten çoğu kişi çiftler halinde gelmişti ve çoğu kol kola girip içeri giriyordu.
Büyük kapıdan girip koridorda yürümeye başladık. Yerdeki kırmızı halıdan tablolardaki altın kırmızı tonlarındaki desenlere kadar kırmızıyla kaplıydı. Çok boğucu gelmişti. Salona girdiğimizde ise kesinlikle koridora nazaran daha ferahtı. Duvarlar, masalar sandalyeler genel olarak beyaz tonlarındaydı küçük kırmızı şamdanlar koridordaki kırmızı dekorlarla uyumlu olsun diye konulmuş gibiydi. İçerisi oldukça genişti muhtemelen birkaç saat içinde odanın her santimetrekaresine insan düşecekti.
Nathan dikkatle etrafına bakarken gittiği yere kolumu sıkıca çekiştirerek beni de götürüyordu. Sürekli olarak etrafındaki insanları inceliyor ve aradığımız adamı bulmaya çalışıyordu.
- "Nathan."
Hala etrafına bakınırken 'hm"diye bir ses çıkardı.
-"Ortam daha da kalabalıklaşmadan bir masaya oturmalıyız."
- "Adamın yakınına oturmalıyız. O yüzden önce onun gelmesini bekliyeceğiz."
- "Eğer şimdi oturmazsak birazdan hiçbir yere oturamayacağız."
Dedim her saniye kapıdan girip bir masaya geçen insanlara bakarken. Nathan ise hala etrafına bakınıyordu.
- "Nathan."
- "Anlamıyor musun? Adamı bekleyeceğiz."
- "Etrafına bak Nathan her yer dolmaya başlıyor."
Gözlerini devirdi.
- "Sırf topukluların zorluk çıkartıyor diye bu kadar naz yapıyorsan gidip bir yere oturabilirsin."
Kolumu kolundan çektim ve kollarımı birbirine doladım.
- "Böyle bir şikayette bulunmadım ve naz yapmadım. Uyduruk düşüncelerini içinde saklayama devam edip işimiz dışında bir yorum yapmazsak bu günü daha iyi atlatabiliriz bence."
Nathan suratına saçma bir gülümseme yerleştirdi.
- "Seninle geçirdiğim günün iyi olma ihtimali var mı ki?"
Sanki ben onunla bu akşamı geçirmeye çok meraklıydım. Suratında tüm elimin izi çıkacak kadar sert bir tokat atmayı öyle çok istiyordum ki. Tabi bu salon bunun için uygun değildi. O aptalın sözlerine daha fazla sinir olmamak için gidip gözüme kestirdiğim bir masaya oturdum.
On beş yirmi dakika gibi bir müddet geçtikten sonra adam geldi ve birkaç kişiyle selamlaşıp benim masamdan iki masa ötedeki bir masaya oturdu. Yanında zümrüt yeşili, saten, uzun elbise giyen bir kadın da vardı. Muhtemelen ona eşlik ediyordu. Kadın çok sevecen görünüyordu belki onla kısa bir sohbet etme fırsatı bulabilirdim. Bu düşünceyi aklımın bir kenarına not ederken Nathan benim masama doğru geldi.
- "Daha yakın olmalıyız."
- "Buraya oturmasaydım şuan daha uzakta olacaktık."
Dedim buradan çok daha ilerde duran boş masayı kafamla işaret ederek.
- "Ne dememi bekliyorsun? Aferin falan mı?"
- "Senden aferin bekleyecek değilim.
Nathan konuşmak için ağzını açtığı sırada salonun ortasında müzayedeyi başlatacağını duyuran adamla ağzını geri kapatıp önüne döndü.
Müzayede başladığında insanlar sunucuyu pürdikkat dinliyordu. Çok kısa bir süre içinde ilk sunulan eser hızlıca satılmıştı. Ardından bir iki eser daha. Gerçekten bu kadar sıkıcı mı geçecekti?
Neyse ki küçük bir ara verildiğinde salonun balkonuna çıkmaya karar verdim en azından hava almak ve tabii bunun Nathan'dan uzak bir yerde olması kesinlikle daha iyiydi.
Balkona çıktığımda hava o kadar iyi gelmişti ki sanki biri beni saatlerce boğmuş ardından hava maskesi takmış ve daha iyi nefes almamı sağlamış gibiydi. Derin derin nefes aldıktan sonra gökyüzünün ne kadar güzel göründüğünü fark ettim. Havada hiç bulut yoktu bu yüzden yıldızlar net olarak görülebiliyordu.
- "Çok güzel değil mi?"
Bölüm etkileşimi
