4. bölüm / 6
𝐁𝐞𝐧𝐞𝐚𝐭𝐡 𝐭𝐡𝐞 𝐋𝐢𝐞𝐬(𝐘𝐚𝐥𝐚𝐧𝐥𝐚𝐫ı𝐧 𝐀𝐫𝐝ı𝐧𝐝𝐚)4.Bölüm
Bölümler 6Şu an: 4.Bölüm
- 1 1.Bölüm388 kelime
- 2 2.Bölüm424 kelime
- 3 3.Bölüm566 kelime
- 4 4.Bölüm652 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.Bölüm471 kelime
- 6 6.Bölüm747 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arabadan indiğimizde doğrudan Victor'un ofisine gittik. Nathan kısaca etrafa göz atarken, bende bilgisayarın başına geçtim ve açılmasını bekledim.
- "Dosya'nın ne zaman kopyalandığına da bak."
Sanki ben bilmiyorum da bana akıl vermeye çalışıyordu. Ona kısa bir bakış atıp dosyanın kopyalanma tarihine baktım. Telefonumu çıkarıp fotoğrafını çektim. Sırada hangi USB üzerinden kopyalandığına bakmak vardı. USB giriş kayıtlarına baktığımda üç tane USB giriş kaydı vardı. Nathanla kısa bir an göz göze geldik.
- "Hangisi?"
Diye mırıldandı Nathan. Bir süre bilgisayardaki USB'leri inceledik. Fotoğraflarını çektim. O sırada galeride dosyanın tarihi olan fotoğrafa elim çarptı. USB kayıtlarıyla dosyanın kopyalanma tarihini inceledim.
- "Bu."
Nathan telefonumdaki tarihi ve bilgisayardaki USB'leri inceledikten sonra onaylarcasına başını hafifçe salladı.
- "Olabilir, tarihleri yakın ama kesin bu diyemeyiz."
Hak vermiştim. İki USB giriş kaydı birbirine yakındı ancak diğeri daha önceydi bu yüzden ona ihtimal vermedik ve eledik.
- "Kime ait olabilir?"
Dedim düşüncelerimi dışa vurur gibi.
- "Bilmiyorum ama bulacağım."
Ona ters ters baktığımda, 'ne' der gibi başını salladı.
- "Ha, yani bulacağız demek istedim."
Dedi ve o geniş sırıtışını suratına yerleştirdi. Bilgisayarı kapattım ve çıkışa doğru ilerledik o sırada karşımızdan sarı saçlarını tepeden topuz yapmış, kahverengi kalem etekli takımıyla kendinden emin ama bir o kadar da yavaş yürüyen orta yaşlarda bir kadın geçti. Dikkati bizim üzerimizdeydi, anlamsızdı belkide öylesine bakmıştı ama yine de rahatsız hissetmiştim. Ofisten çıkıp tekrar arabaya bindiğimizde Nathan'a döndüm.
- "O kadın sanada biraz tuhaf gelmedi mi?"
Nathan anlamayarak kaşlarını kaldırdı.
- "Hangi kadın?"
- "Sarı saçları tepeden topuz olan. Kahverengi takımı vardı."
Hatırlamaya çalışır gibi uzaklara baktı bir süre. Nathan ses vermeyince dikkat etmediğini anladım.
- "Gerçekten etrafına bakmıyor musun?"
- "Etrafımdaki kadınları tek tek incelemek gibi bir alışkanlığım yok."
- "Ben kadını incelemiyordum ki..."
Nathan kısa bir kahkaha attığında suratının ortasına yumruğumu geçirmek istedim.
- "Saçlarının topuzundan takımına kadar hatırlıyorsun ama?"
- "Bize çok dikkatli bakıyordu dikkatimi çeken şey buydu sadece."
- "Bana bakıyordur."
dedi kendinden emin bir şekilde.
- "Tabii kesin öyledir."
Dedim gözlerimi devirirken. Egosu da onla beraber yerin dibine batsa bugün en mutlu günüm olurdu.
...
Eve gelmemin üstünden birkaç saat geçtiğinde Clara ve ben odamda sohbet etmeye başlamıştık konu görevin nasıl geçtiğiyle ilgiliydi.
- "Ona tüm bu süreç boyunca katlanacak olmam o kadar zor ki. Her konuştuğunda suratına bir tane yapıştırmak istiyorum."
Clara gülmeye başladı.
- "Ne gülüyorsun?"
- "Komik çünkü."
- "Hayır, cidden diyorum aşırı katlanılmaz ve aptal."
- "Gıcık olduğuna ikna oldum ayrıca egoist de."
Nathan hakkında konuşmamız bittikten sonra beraber bir öğle yemeği yemiştik. Ardından Clara'yla beraber araba yarışına gitmeye karar verdik çok ani bir plandı ama izlemeyi çok seviyordum bu yüzden hayır diyemezdim.
...
Bir kaç saat sonra kendimizi yarış pistinin girişinde bulduk. En sevdiğim modelleri gördükçe daha da heyecanlandım. Gördüğüm arabayla gözlerimi kocaman açtım.
- "Parlak mor kaplamalı BMW M4 G82 mi?"
Clara tepkime gülerek konuştu.
- "Evet eğer hayal gördüğünü sanıyorsan seni çimdikleyebilirim."
- "Hayır lütfen çimdikleme."
Güldü. Ben de arabanın olduğu yere doğru yürümeye başladım.
- "Lilian nereye?"
- "Daha yakından bakmaya."
Clara hızıma yetişmeye çalışarak arkamdan geldi.
İşte arabanın dibindeydim. O kadar güzeldi ki her yerini inceledim. Tekerlekleri, ön farları... Muhteşemdi. Bu arabaya binmek isterdim diye içimden geçirdim.
- "Beğendin mi?"
Aniden arkamdan gelen sesle hafifçe irkildim. Arkamda kumral saçlı yeşil, gözlü bir adam duruyordu.
- "Korkutmak istememiştim."
- "Ha, yok sorun değil. Sadece biraz dalmışım." Dedim gülerek.
- "Beğendin sanırım."
- "Evet çok güzel gerçekten."
- "Belki bir gün bir tur atmak istersin?"
- "Arabanın sahibini tanıyor musun?"
Adam gülerek yanıt verdi.
- "Arabanın sahibi benim."
- "Ah, öyle mi? Biraz göz koymuş gibi oldum sanırım kusura bakmayın."
- "Hiç problem değil. Eskiden ben de aynı hayranlığı yaşardım. Şimdi ise ben buradayım."
Dedi eliyle pisti göstererek.
- "Gerçekten arabana binebilir miyim?"
- "Binebilirsin. Tabii kaçırmamak şartıyla"
Hafifçe güldüm.
- "Adın ne bu arada?"
- "Lilian Whitmore"
- "Lilian. Güzel isim."
- "Teşekkürler. Seninki?"
- "Logan. Logan Carter."
Yarış yaklaşık yarım saat sonra başlayacaktı bu yüzden o piste indi. Bende seyirci topluluğun arasındaydım.
Bölüm etkileşimi
