20. bölüm / 17
Hüma kuşu gerçek ailem17.bölüm
Bölümler 17Şu an: 17.bölüm
- 1 Davet1.725 kelime
- 2 DNA testi878 kelime
- 3 Veda1.444 kelime
- 4 Fahişe2.195 kelime
- 5 Hastane1.712 kelime
- 6 Ateş buğra özaslan1.685 kelime
- 7 Plan başlasın1.465 kelime
- 8 Mektup1.194 kelime
- 9 Felaket1.320 kelime
- 10 Zarf1.320 kelime
- 11 11.bölüm4.457 kelime
- 12 Gerçekler3.787 kelime
- 13 13.bölüm2.539 kelime
- 14 14.bölüm1.460 kelime
- 15 15.bölüm959 kelime
- 16 16.bölüm1.189 kelime
- 17 17.bölüm1.818 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
kutay pars yelkenli: erdem gündoğdu 29 yaşında ABÖ hizmetçilerinden biri ama bir yanlışlık var kendisi bize teslim oldu ama ağızını bıçak açmıyor
Siz: yarın uğrayacağım
kutay pars yelkenli: ne işin var
Siz: gece taburcu oldu onun yanında olacağım komutanım
Kutay pars yelkenli: tamam
Baran telefonu cebine attı ve otoparka doğru ilerledi arabasını hastanenin önüne getirdi ve tekrar içeri girdi odaya girdiğinde cebinde ki mektupun ağırlığını taşıyordu bunu diğerleriyle konuşması gerekiyordu
İçeri girdiğinde uraz ve Berrin hanım gecenin yanındaydı yavaş yavaş yürüyordu gece 2 saat sürse bile onu beklerdi herkes
🥀
Uzun uğraşlar sonucu alp göktu sarp ve gece göktunun arabasında eve doğru gidiyordu gecenin elinde dostayevski den sefiller kitabı vardı bunu kafasını dağıtmak için alp vermişti
Ve işe de yarıyordu hayal dünyasına kapılmıştı ve alp ile sarpın onu izlediğinden habersizdi
Radyoda kısık sesde “ayrılık” şarkısı çalıyordur
Fikrimden geceler yata bilmirem
Bu fikri başımda ata bilmirem
Neyleyim ki sene çata bilmirem..
Araba durduğunda gece başını kaldırdı kitabın kapağını kapattığında hala kitabın büyüsündeydi
İlk sarp indi ardından da kendisi ardından yavaş yavaş herkez geldi -baran da dahil sonuçta çocukluğu burada geçmişti ve Berrin hanım ile Aslan bey baranı seve seve ağırlardılar-
Herkes geceden gözlerini ayırmıyordu bir şey olacak korkusu dört bir yanını sarmıştı
Kapıya geldiklerini zili çaldılar hizmetçi elif kapıyı açtı “hoşgeldiniz” dedi ve gitti herkez salona geçerken gece Berrin hanımın kolundan tuttu hastanede yanından ayırmadığı defteri açıp ‘beni uyutur musun’ yazıp berrin hanıma verdi
Sessizlik
Berrin hanımın içine boğazına kadar yükselen bir yumru oturdu
“Uyuturum annem sen iste yeter ki” dedi çatallaşmış sesi ile
Berrin hanım ve gece salona girdiklerinde Berrin hanım “biz odamızdayız aslan” dedi Aslan bey başını salladı geceye baktı “kızım bie şeye ihtiyacın olursa burdayız” dedi
Gece başını salladı ve annesi ile birlikte odasına çıktılar -ona hala yabancı gelen odaya- içeri girdiklerinde oda gece kokuyordu
Oda Yasmin kokuyordu
Oda baranın kız kardeşi kokuyordu
Oda Berrin hanımın çocuğu.. kızı kokuyordu
Gece yavaşça yatağa oturdu ona yabancı gelen yatağa Berrin hanım ise hemen yanına oturdu
Aralarında sessizlik oluştuğunda Berrin hanım kızının saçlarını yavaş yavaş okşuyordu
“Annem” diye söze başladı “iyi misin annem” dedi gözleri dolmuştu gecenin yaşadığı şeyler onu da geceyi de sarsmıştı
Gece ise annesinin kokusunu solumak için ona yavaşça sarıldı ilk tepki gelmedi korku gece yanlış bie şey yapmıştı
Ya onu döverse
Ya yine zincirlerse
Ya yine karanlıkta bırakırsa
Ama olmadı Berrin hanım kızınım zayıflamış bedenine sıkıca sarıldı
Gece derin bie nefes verdi anne kokusu daha geçen baba kokusunu almıştı şimdi ise anne kokusy
Anne kokusu veya baba kokusu nasıldı bilmiyordu tek bildiği anne kokusu kesinlikle buydu bu kadar saf ve temiz
🥀
Bir süre sessiz geçmişti ta ki Berrin hanım “hadi sen biraz dinlen” diyene kadar gece yine yanlız kaldı
Düşünceleriyle baş başa kaldığında yine ve yine ateş buğra özaslan geldi aklına
Ne olacaktı
Nasıl yapacaktı
Kurtulması gerekti
Peki ya baran
Ya masumsa dedi içinden
Ya değilse dedi kalbinin derinliklerinden gelen ses
Ona güvenmiyordum dedi
Ona kendinden çok güveniyorsun dedi yine iç sesi
zorlukla ayağa kalktı ve yavaş adımlarla çalışma masasına oturdu rahminde ki dikişler gerildi ama umursamadı
kağıt aldı ve çizmeye başladı
[Görsel: https://media.kitappad.com/user-file/432512/img/foto-v3-1792240578-74a4547b3a040349.jpg]
[Görsel: https://media.kitappad.com/user-file/432512/img/foto-v3-1792240585-48c8dfa47f93701a.jpg]
BİRAZDA GECEDEN DEVAM EDELİM
elim ağrıyana dek çizdim bu bendim işte yıprattığım ben.. eski ben
ilk çizdiğim ABÖdı aynı oydu resmin sağ üst köşesine ABÖ yazdım ve bıraktım ardından defteri ve kağıdı aldım
kapıya doğru ilerledim yavaşça kimse yoktu merdivenden inerken “nereye böyle” arkamı döndüm
Baran Karahan
gözlerimi kapattım üstüne atlayıp saçını başını yolmayacaktım hayır
ona son kez bakıp dikkatlice merdivenleri indim mutfağa girdiğimde masada oturan sarp ve uraz gördüm beni görünce telaşla ayağa fırladılar
“gece bir şey mi oldu” diyen urazı
“bir şey mi oldu iyi misin” diyen ise sarptı
başımı iyiyim anlamında salladım
hayır değilsin ölüyorsun..
buzdolabını açtım göz gezdirdiğimde gözlerim sandiviçde durdu aldım ve dışarıya adımladım arkamda 3 göz vardı ama umursamadım
yağmur yağıyordu
bir kitapda okumuştum iyi biri ölünce yağmur yağıyormuş
ıslanmamı umursamadan üstü kapalı sallanan sandalyeye oturdum yağan yağmuru izliyor ara ara sandiviçi yiyiordum
düşündüm..
hayatımı baştan sona gözlerimin önünden geçti
nesrinin ve Fatih’in nefreti
yağışın tacizi
DNA testi
abiler
boranın lafları
intihar
kaçırılmam
rahmimin alınması
gerçekler
baranın ihaneti
ölümle burun buruna gelmem
kalbimin durması
konuşamamam
eğer karıştırılmış olmasaydım bütün bunlar başıma gelmezdi
istemeden gözümden yaş aktı sildim hızla artık gücüm kalmamıştı ölmek istiyordum
o kadar incilmiştim ki
hele baran..
onu o kadar seviyordum ki ona güveniyordum ama bi anda hayatımı mahveden kişi olduğu aklıma geliyordu
ne yapacaktım ben
baranı affedecek miydim
affetmeyecek miydim
baranla anılarım geldi bu sefer
ilk ona sarılmıştım
ilk ona abi demiştim
ilk onu sevmiştim
ilk ona güvenmiştim
ve ilk ihanetimi ondan yemiştim
o benim için herşeyi yapardı bende öyle
büyük bir çıkmazdaydım
intihar mı edecektim
baranı affedecek miydim
Ateş buğra geri gelecek miydi
şu an ne yapmalıydım
şu an ölmeliyiz
ah! beynimde ki ses
neden.. neden şu an
daha fazla yaşayamayız görmüyor musun ne haldeyiz
“gece kuşu” gelen sesle irkildim başımı kaldırdım parsdı “korkma benim”dedi yatıştırıcı sesi ile
“oturabilir miyim” dediğinde şaşırdım başımı salladım biraz mesafe bırakarak oturdu
konuşmadı
sessizce yağmuru dinledik bir süre
“nasıl hissediyorsun”dedi düşündüm nasıl hissediyordum
‘içimde büyük bir ateş var ama aynı zamanda o kadar durgunum ki’
yazdım ve defteri uzattım okudu “demek tıp oynuyoruz” diyerek kalemi elimden aldı ve yazdı
‘içine atma biz varız anlat dağıt gitsin ama atma içine’
okuduğumda istemsizce gülümsedim yıllar sonra barandan sonra ilk defa sevildiğim bir aile
ama o ailede 1 kişi fazlaydı
ben
‘içime atıyorum eğer atmazsam size ve kendime zarar veriyorum baksan pars Berrin hanımın haline’
okudu gülümsedi
‘demek ki kalbinin derinliklerinde hala bir umut var bak birilerini düşünüyorsun’
‘benim kalbim mi var ki derinlikleri olsun benim kalbim ve ruhum o depoda kilitli kaldı’
‘peki ya anahtar kimde’
‘bilmiyorum’
‘anahtar sensin gece kendini sev bütün olayları unut ve kendini sev sev ki kalbin de ruhunda geri gelsin ‘
‘kendimi nasıl sevebilirim taciz edilmiş biri bedenini nasıl sever pars Bozok?’
‘peki kendini sevme ama biz seni seviyoruz bunu bil olur mu’
‘biliyorum’
‘o zaman baranla konuş onunda diyecekleri var’
‘onunla konuşamam ben!’
‘peki eski gece olsa buna ne derdi’
‘eski gece artık yok öldü ve öldüren kişi de ateş buğra’
yüzü sertleşti ateş buğranın ismi geçtiği için belkide dediğim şey için bilinmez
‘ateş buğdayı heryerde arıyoruz gece bulacağız’
başımı iki yana salladım
‘onu asla bulamazsınız o gözünüzün önüne saklanır ama siz onu göremezsiniz’
‘yanılıyorsun’
‘bunu onun yanında 3 yılımı geçirerek söylüyorum pars’
yutkundu
‘yinede bulacağız’
‘umuyorum’
daha da konuşmadık sessiz kaldık ve ben sessiz kaldıkça susdukça beynimde bir şeylerin sanki büyüdüğünü hissediyordum
bedenimde birşeyler oluyordu sanki
gözlerim yavaşça kapandı derin bir iç çektim sandiviçin son lokmasını aldım peçeteyi buruşturdum ve içeri girdim mutfağa geçtim peçeteti çöpe attım
evde kimse yoktu
neden?
salona doğru ilerledim göktu baran boran alp oturuyordu herkez kimse konuşmuyordu herkez kendi karanlığına çekilmişti
bütün bakışlar beni buldu göktu “mağarandan çıkmana sevindim havuç kafa” dedi alayla
göktu ve boranın ortasına oturdum boranın gözlerinde farklı şeyler görüyordum sanki..sanki beni anlıyor gibiydi
göktunun koluna girdim ve başımı omuzuna yasladım kedi gibi sırnaştım ona
kolunu uzattı ve beni sarıp sarmaladı
baranın gözlerini hissediyordum üstümde
ama uykum geliyordu gözlerimi barana çevirdim göktuyu gözhapesine almıştı
gözleri beni bulduğunda yutkundu göz bebekleri titredi
benim ise gözlerim kaymıştı bile..
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Göktu hümanın ah! size söylemeyi unuttum öyle değil mi nesrin ve Fatih’in koyduğu isim geceydi Bozok ailesinin koyduğu isim ise hümaydı hüma kuşuydu..
göktu hümanın uyuduğunu anlayınca tam onu odasına götürecekken baran “dur” sesi kısıkça “yüzüne bile doğru düzgün bakamıyorum bırakta bari uyuyor iken izleyeyim” dediğinde göktu gülümsedi
boran ise hümadan gelen Yasmin kokusuna takılmıştı “aynı annem gibi kokuyor” dediğinde göktu başını salladı
anneleride Yasmin kokuyordu..
Baran ayağa kalktı ve onun için gece olan kişinin önünde eğildi yüzüne düşen bir kaç tutamı yavaşça itti ve çillerini ortaya serdi
alt dudağı titredi baranın ne yapmıştı geçmişte geçmişin yükünü taşıyordu
içi titredi gözleri doldu başını eğdi gözlerini kapattı 2 tutam gözyaşı yavaşça süzüldü gözlerinden
“odasına götür üşümesin” dedi sesi ağlamaktan titriyordu göktu birşey yapmadı başını salladı geceti kucağına aldı ve gitti
salonda boran ve baran kalmıştı
Boran hastanede ki tumrupu unutmuyordu ama şu an farklıydı elini dostça omuzuna koydu baranın “affedecek oda zamanla anlayacak baran şu an iyi değil sadece” dediğinde baran hak verdi ama yapamıyordu işte
yıllardır tanıyordu geceyi ve şimdi bi anda ellerinden kayıp gitmişti
başını kaldırdı kıpkırmızı olmuş gözlerle borana baktı “ben ne yaptım boran geçmiş o kadar ağır geliyor ki” dedi ayağa kalktı ve kendisini boranın yanına attı
“diğerlerini de çağır önemli bir şey konuşacağım demiralpin çalışma odasına geçin” dedi boran kaşlarını çattı
“bir şey mi oldu”
“oldu şimdi git diğerlerini çağır”
boran girdiğinde baran hıçkırarak ağlamak istedi bir çocuk gibi bende ama olmadı
🥀
herkez demiralpin çalışma odasında toplanmıştı ve herkes soru işaretleriyle bakıyordu barana
baran ise gözyaşlarını silmiş dimdik duruyordu
“gecenin hastaneden çıkacağı gün ateş buğra özaslanın adamlarından biri bana bi mektup verdi” dediğinde Alp sinirlen dişlerini sıktı “hayısitetaiz piç” dedi dişlerinin arasından
sarp önünde ki sandalyeye tekme attı sinirle “yine mi lan yine mi” dedi sinirle
“devamı da var” diyerek zarfı açtı ve ilk göktuya gerdi herkez sırayla okudu
mektupu hatırlatma
beynin senin bu kadar baran Karahan
kardeşin dediğin kızı kandırmak bu kadar kolaydı işte oyun bitti artık gerçekler o küçük fareyi fazla seviyorsun ama şimdi onu dört bir yandan kolla hatta kollayın o abileride babası da ama bilin ki bu hikayenin sonu kötü bitecek sizin kazanmanıza izin yok buradan çıkışda yok soyunuzu kurutacağım bu sözümü unutma son nefesinizi verirken hatırlatacağım:)
“sikicem sikicem yeter lan bu ne böyle onun ben “ diyen urazdı normal bie hayat istiyordu kardeşi ile geçirdiği normal bir gün
“ne yapacağız” dedi göktu düşünceli görünüyordu “geceyi ne pahasına olursa olsun koruyacağız” dedi boran
“eğer bir kardeş acısı daha yaşamak istemiyorsak onu koruyacağız” dedi boran (borandan beklenmedik hareketler)
“şimdi herkez odalarına geçsin düzgün kafa ile düşünürüz herşeyi” dedi demiralp
🥀
herkez odasına geçmişti baran dışında göktu baranın yanın gelmişti ama baran yanlız kalmak istiyorum demişti zorlamada göktu ve gitti
salonda oturmuş hayatını yaşadıklarını düşünüyordu baran
Ateş buğra ile aynı kanı taşımak o kadar iğrendirici geliyordu ki ona sırf bu yüzden ölebilirdi
gece..
gecesi..
onun gecesi..
gecesi ondan nefret ediyordu gece olmadan ay bir hiçti gece olmadan baran bir hiçti..
telefonunu çıkardı galeriden bulduğu gecenin fotoğraflarına uzun uzun baktı nede güzeldi o zamanlar
şimdi ise ölü gibiydi
fotoğraflara bakarken Berrin hanımın ne ara geldiğini ve ne ara yanına oturduğunu fark etmemişti bile
“özlüyorsun” gelen ses ile irkilerek Berrin hanıma baktı “Berrin teyze” dedi gülümsedi Berrin hanım
baran ise başını geri attı “o kadar özlüyorum ki artık dayanacak gücüm kalmadı” dedi sesi titriyordu bir damla gözyaşı aktı gitti ve devamı geldi
Berrin hanım baranın başını dizine koydu baran o idi cüssesi ile koltuğa sığamasa bile bir çocuk gibi yattı berin hanımın dizine
sanki oyun oynarken yere düşüp annesinin dizinde ağlayan çocuklar gibi hüngür hüngür ağladı
Berrin hanım sessizce baranın saçlarını okşadı barana bir anne gibi davrandı
hiç göremediği annesi gibi..
baran o gece içi dışın çıkana dek ağladı Berrin hanım sessizce ağlayışını dinledi ve saçlarını okşadı
yaeın sabah hiç bie şey olmamış gibi dimdik görünecekti içi paramparçaydı ama dışı hiç bir şeyi belli etmiyordu
Bölüm etkileşimi
