9. bölüm · HERŞEY ÇOKTAN BITTİ
BU KADAR MI?
8. Bölüm
Sınıfın içindeki hava değişmişti.
Bunu biri söylemese de hepimiz hissediyorduk. Nefes almak zor değildi ama nefeslerimiz sanki bize ait değildi. Çok dikkatli alıyor, çok dikkatli veriyorduk.
Zeynep kapının önünden ayrılmadı.
“Kilit hâlâ kapalı,” dedi. “Ama biri dışarıda.”
“Nasıl anladın?” diye sordum.
“Adımlar var,” dedi. “Düzgün değil. Koşmuyorlar.”
Esil kulak kabarttı.
“Evet,” dedi. “Ama öğretmen adımı gibi değil.”
Bu detay hepimizi gerdi.
Lavin pencerenin önünden çekildi.
“Cam titriyor,” dedi.
Baktım. Gerçekten de cam çok hafif titreşiyordu. Rüzgâr yoktu.
Esmanur ellerini kucağında birleştirmişti.
“Ben dua ediyorum,” dedi. “Sessizce. Kızmayın.”
“Kimse kızmaz,” dedi Esma.
Esma bu sefer defterini açmıştı. Ama yazmıyordu. Sanki bir şey hesaplıyormuş gibi boş sayfaya bakıyordu.
Büşra bir sıraya çıktı, oradan sınıfa baktı.
“Hiç böyle bir sessizlik yaşamamıştım,” dedi.
“Normalde biri mutlaka saçma bir şey yapar.”
Kimse gülmedi.
Bir çıtırtı sesi geldi.
Hepimiz aynı anda duvara döndük.
Bu sefer hayal değildi.
Pencerenin yanındaki çizgi, biraz daha uzamıştı.
“Bu normal değil,” dedi Esil.
“Binalar böyle davranmaz.”
Zeynep bize döndü.
“Bakın,” dedi net bir sesle, “panik yok. Ama bir şey olursa hepimiz aynı yerde kalacağız.”
“Niye?” diye sordu Büşra.
“Dağılmak daha tehlikeli,” dedi Zeynep. “Birbirimizi kaybederiz.”
Bu cümle çok basitti ama doğruydu.
Lavin aniden konuştu:
“Rüyamda burada ışıklar sönmüştü.”
Tam o anda…
ışıklar bir anlık gitti.
Sınıf karardı.
Kalbim boğazıma geldi.
Ama hemen geri geldi.
Kimse konuşmadı.
Esmanur titreyerek ayağa kalktı.
“Ben… ben kapının açılmasını istemiyorum,” dedi.
“Neden?” diye sordum.
Çünkü,” dedi, “açılırsa herkes kaçacak. Biz kalacağız.”
Bu cümle sınıfın ortasına düştü.
“Ne demek o?” dedi Büşra.
Esmanur gözlerini Lavin’e çevirdi.
“Bilmiyorum,” dedi. “Ama böyle hissediyorum.”
Bir süre sonra çok derin, alttan gelen bir uğultu başladı.
Bu sefer kısa değildi.
Bu sefer herkes hissetti.
Sıralar hafifçe sallandı.
Camlar ince ince ses çıkardı.
“Bu…” dedim.
“Evet,” dedi Esma. “Bu deprem.”
Ama yıkım yoktu.
Sadece bir uyarı gibiydi.
Zeynep sesini yükseltti.
“Herkes ortaya. Birbirimize yakın.”
Birlikte durduk. Omuz omuza.
Kalbimin atışını duyabiliyordum. Sadece benimkini değil.
Sarsıntı durdu.
Ama dururken bile…
okulun hazırlık yaptığını hissettik.
Kapının arkasından bir şey düştü.
Metal bir ses.
Biri bağırdı. Uzaktan. Çok uzaktan.
Lavin fısıldadı:
“Bir sonraki güçlü.”
Kimse ona karşı çıkmadı.
Çünkü artık hepimiz biliyorduk:
Bu bina henüz bitirmemişti.
