4. bölüm / 6
Hatırla3. Bölüm Tanıdık
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm Tanıdık
Mira Özbek
Garip, sanki ilaçla uyumuşum gibi değil de, sıradan bir günün sabahına yüzüme çarpan güneşle ışıklarıyla uyanmışım gibi zinde ve sıradan hissediyordum. Ancak ne yazık ki güzel bir Pazar sabahına uyanmamıştım hastanedeydim ve açıkçası kramplarımdan artık bıkmıştım, yaralarımın çoğu geçmişti aynaya günlerdir bakmadığım için emin değildim ama büyük ihtimalle ilk halimden eser yoktu yine de sol bacağımdaki yara hala kapanmamıştı.
Gözlerimi hafifçe araladığımda “uyandı “ diye çığlık atan tiz bir kız sesiyle irkildim. Refleksle başımı çevirdiğimde karşımda tahminen 1.70 boylarında, uzun turuncu saçları olan, mavi gözlü, beyaz tenindeki çillerle oldukça çocuksu ama güzel görünen bir kız vardı yine de saf güzelliği yüzündeki derin hüzünü gizleyemiyordu.
Bir anda panikleyerek “Özür dilerim gerçekten çok çok üzgünüm be-ben sen bi anda uyanınca bilirsin bi anda uyanınca…” hırıltılı ve yorgun bir sesle kıkırdadım. “Sorun değil” O sırada bir kafamda bir şimşek çaktı.
Engel olamadığım bir şekilde aptal bir şekilde gülümsedim.”Yasemin” diye sevinçle fısıldadım, “Buraya gel” daha 10 saniye önce utançtan yerin dibine giren kızın şimdi yüzünde yeniden güller açıyordu, hızlıca kalkıp koşarak yanıma geldi ve nefesim kesilen kadar sıkıca sarıldı. Yaklaşık beş saniye boyunca beni sıktıktan sonra sonunda ayrıldığında “ Yalnız mı geldin diğerleri iyi mi?” diye korkuyla sordum.
Güldü “ hayır, hayır kızlar da burada Asena ve Tamay kahve almaya gittiler Ceren de serumunun bittiğini haber vermek için yaklaşık 5 dakika önce…“ lafı kapının açılma sesiyle bölündü Tamay, “Miroşşş” diyerek hızlı adımlarla yanıma yürüdü ve sıcak bir şekilde sarıldı Asena, gülümsedi ve “Uyanmışsın özlettin kendini” diyerek yanımdaki koltuğu beni görecek şekilde çevirdi. “Doktor, en fazla üç gün sonra çıkabileceğini söyledi diye müjdeli haberi verdi.
Hafifçe tebessüm ettim. Dışarıdan ona bakan biri siyah-beyaz ya da başka bir deyişle oreo saçlarıyla, bembeyaz teniyle, kum saati fiziğiyle, soğukkanlı, güzel ve havalı bir kız görürdü ama o bizimle birlikteyken oldukça sempatik birine dönüşürdü.
Geçen yıl ona uygun bir zamanda bunun nedenini sormuştum o da, “Eski okulumda herkesle samimiydim ve onlar için kolay lokmaydım. Lise mezuniyetime sadece 2 hafta kalmışken, o zamanki erkek arkadaşım beni terk etmişti ve ben ağlayarak bunu o dönemde yakın arkadaşım sandığım ve henüz 1 hafta önce tanıştığım bir arkadaş grubuna anlattım. Onlar ise beni teselli etmek yerine “Sana kim, niye baksın? O çocuğa ayrılmasını biz söyledik, daha en başından beri planı seni bu gece terk etmekti.”Diyerek gülüp ben ağlarken yüzüme bakıp beni aşağıladılar o gece onlar baloda eğlenirken ben bütün geceyi ağlayarak geçirdim. Üniversiteye geçeceğim yaz tatilinin dönüşünde artık bambaşka biriydim. Bir süre çok içime kapanıktım ama siz onlar gibi değilsiniz beni gerçekten ben olduğum için seviyorsunuz.” diye cevap vermişti ve buruk bir şekilde gülümsemişti.
Gerçekten bu hale gelmesinin hikayesi oldukça üzücüydü ama o bundan memnun olduğunu eğer lisede bunları yaşamasaydı üniversitede kalbinin daha da çok kırılacağını kırılacağına inanıyordu. Haksız da sayılmazdı.
Gerçeklerle yüzleşmek bir insanın alabileceği en iyi ama en acı eğitimdi.
O an omzumda bir el hissettim, refleksle dönüp baktığımda Tamay’ın bana gülümsediğini gördüm.”Daldın gittin yine kızım, biz seni ziyarete gelelim sen oh ne ala memleket” dedi sırıtmama engel olamadım. O… hep beni gülümsetirdi.
Güldüm, “Hala aynısın” dudaklarından eğlenen bir kıkırdama peyda oldu.”Benim dilimden o kadar çabuk kurtulamazsın. Gülümsememe engel olamadan “çok özlemişim” diye fısıldadım. Özlemle “Ben de” diyerek sarıldı “Ben de Mira” Yasemin kadar sıkmaya korktuğu belli oluyordu, normalde daha sıkı sarılırdı ama bu sefer bırak sıkmayı, kolları değmiyordu bile ancak, içtenliğini ve samimiliğini hissetmemek mümkün değildi.
…
“Evet Yasemin.” dedim bıkkın bir sesle. “Ben iyiyim.” Bunu son yarım saate hiç yoksa 20. Kez söylemiştim. Cevap alamayacağımı bile bile Asena’ya dönüp sesimi sevimli bir çocuk tonunda tutmaya çalışarak “Artık Ceren’in sadece hemşireye haber vermesinin neden 45 dakika sürdüğünü öğrenebilir miyim?” Diye sordum. Tahminlerim tabii ki yanıltmadı. Asena işaret parmağını dudağımın üzerine koydu ve “ a a a aaa…” diyerek susturdu. Asena’nın Tamay’a attığı göz ucu bakıştan sonra “Bu arada sen yokken neler oldu okulda bir bilsen…” diye başladı Tamay, konuyu değiştirmeye çalışıyorlardı. Zorlamanın manası yoktu. Onları tanıyordum. Evet, belki onlar benim hayatımın son 3 ayına yabancıydı ama onlar hala ne olursa olsun bakışlarından ne düşündüklerini anlayabileceğim o insanlardı.
…
Ne kadar süre geçmişti, Yasemin kaç dakikadır ağlıyordu, Asena soğukkanlılığını nasıl bu kadar iyi koruyordu, Ceren neredeydi? Hiçbir fikrim yoktu bilmek de istemiyordum neredeyse 2 saattir aynı döngüde yaşıyordum ve hiçbir sonuç alamamıştım. Odada bir mesaj sesi yanlıklandı, Tamay telefonu kaptığı gibi dışarı çıktı ve kapının ardından tuvalete gidiyorum diye seslendi, hafifçe tek kaşımı kaldırdım. “Garip” diye söylendim.
Kapı çaldı “girebilirsiiin” diye bağıdım bıkkın bir sesle. O an günlerdir yattığım o bembeyaz oda “İyi ki doğdun Miraaaa, iyi ki doğdun Miraaaa”Sesleri yankılandı yoğun bir şaşkınlıkla başımı çevirdiğimde Yasemin ve Tamay 32 diş gülümsüyordu. Ceren’i saatlerdir ilk defa görüyordum, ama yüzünde yorgun ama oldukça mutlu görünüyordu. Asena o kadar olmasa da gururla elindeki çilekli beyaz çikolatalı pastaya bakıyordu. Beyaz çikolatalı ve çilekli tam olarak sevdiğim çeşit özel olarak yapmış olmalılardı. Yakınlarımızdaki hiçbir pastanede bu model yoktu. “Nereden buldunuz bu modeli?” diye fısıldadım sesim titriyordu, ağladığımı farkettim. Ceren gururlu bir sesle “satın aldığımı kim söyledi?” Tabii ya satın almamıştı saatlerdir bu pastayı yapmaya çalışıyordu. Göz ucuyla televizyonun kenarına baktım bugün 8 Mart’tı, yani doğum günüm.
Hastanede kaldığım süre boyunca zaman algım şaşmıştı. Bırak hangi gün olduğunu hangi ayda olduğumuzu bile şuan öğreniyordum. Gözlerim dolmuştu. Te-teşekkür ederim diye mırıldandım. Yanıma getirilen mumları üfledim ve Ceren’in yaptığı o süslemeleri erimiş, görüntüsü rezalet pastanın tadına baktım. Tadının nasıl olduğunu dahil inanın bilmiyorum. Çok mutluydum. Kapı yine çaldı, gözlerindeki yaşları serçe parmaklarımla silerken “Girin” diye seslendim. Aslı hanım, içeri girdi, yanında ilk kez gördüğüm iki hemşire daha vardı rengarenk balonlar tutuyorlardı.
Hayatımın en garip, ama en güzel kutlamalarından biriydi.
…
Kızlar gideli çok olmuştu, kutlama çoktan bitmişti. Ceren, göz ucuyla sürekli beni kontrol ederek, kafasını dağıtması için onu zorladığım şekilde kitap okuyordu. Kapı 3 kez tıklatıldı “gir” diye seslendi Ceren. Gıcırtılar eşliğinde açılan kapıdan kumral, dalgalı saçlarıyla, kahve gözlü, genel standartlara göre etkileyici sayılabilecek bir çocuk başını uzattı ve “Selam” dedi utangaç bir sesle.
Ceren, bir anda hiddetlenip ayağa fırladı. “Ne yüzle…” diye bağırdı, o kadar yüksek sesle bağırmıştı ki sesi çatlamıştı “Hangi yüzle buraya geldin!” Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum bu çocuğu ilk kez görüyordum hafızamı zorladım ama hiçbir şey yoktu. Giyimi kuşamı düzgündü üstünde kahverengi bir kapüşonlu vardı altında da lacivert bir kot elinde ise beyaz zambaklardan oluşan bir buket çiçek. Tıpkı sevdiğim gibi beyaz zambak almıştı, bir saniye ne tıpkı sevdiğim gibi mi? En sevdiğim çiçeği bilmesinin ihtimali yoktu. Kesinlikle tesadüf olmalıydı, bunu bilmesine imkan yoktu büyük ihtimalle çiçekçiye girmiş ve ilk karşısına çıkan Pek belalı bir tip gibi durmuyordu, tıpkı bizim gibi kariyer derdine düşmüş, gelecek kaygısıyla ezilmiş sıradan bir üniversiteliydi işte. “Ceren n’oluyo bu çocuk kim?” dedim bu halde, her yerim yaralıyken olabilecek en sinirli ve yüksek sesimle.
Ceren nefretini olabildiğince azaltmaya çalışarak bana döndü ve derin bir nefes aldı “Mira…” dedi. “Bunu sana bu dönemde moralin bozulmasın diye henüz söylemedim Ama…” bir anda içimi derin bir öfke kapladı “ama ne, ama ne Ceren! Bu çocuk sadece beni görmek isteyen bir üniversiteli!” Ceren’in gözleri doldu “Siz kavga etmiştiniz” diye haykırdı. Kulaklarım çınlıyordu ben bu çocuğu tanımıyordum bile, bırak kavgayı adını dahi bilmediğim üniversiteli bir çocukla nasıl bir bağım olabilirdi ki? “Burada ne oluyor diye bağırdım. Adını bilmediğim utangaç çocuk suçlu bir ifadeyle beni izliyordu ve Ceren’e yalvaran gözlerle bakıyordu. Ceren olabildiğince sakinleşmeye çalışarak bana döndü, ama pek başarılı olduğu söylenemezdi, hala kıpkırmızıydı.”Mira o senin eski sevgilin.”
Evet sonunda 3. Bölüm sizlerle başlarının biraz lise kurgusu havası verdiğini biliyorum ama umarım bölüm sonu size yeniden ilk bölümlerdeki gerilimi verebilmiştir.
Kitabımı okuyan, destek veren, takip eden herkese çok teşekkür ederim sayenizde bir hafta gibi kısa bir sürede en fazla 20-30 kişi okur dediğim kurgu 160 beğeniye ulaştı ve bu gerçekten çok anlamlı!
UMARIM BEĞENMiŞSİNİZDİR İYİ OKUMALAR!💕
Bölüm etkileşimi
