Hatırla kitap kapağı

2. bölüm / 6

Hatırla

1. Bölüm Unutmak

Vaveyla Yazarı: Eylül Gönül

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm Unutmak

Mira Özbek

Gözlerimi açtığımda bembeyaz bir odadaydım. Üstümde açık mavi bir pike vardı ve anlam veremediğim sürekli bipleyen bir makine vardı. O an sanki vücudumda binlerce küçük iğne varmış ve hepsi aynı anda derime saplanıyormuşçasına deli gibi bir acı hisettim.
İçeriye kahverengi saçlı güler yüzlü bir kadın girdi. “Uyanmışsın” dedi neşeyle. “Ben Aslı, senin hemşirenim.” Başım dönüyordu. Doğru mu duymuştum? hemşire, hastane odası, başımın üstünde kesintisiz ses çıkaran cihaz. Neler oluyordu, en son ne yaşamıştım, ben neden buradaydım? Bir an durdum ben neden hiçbir şey hatırlamıyordum ki?
Dayanamayıp ne oluyor diye çığlık attım. Ayağa kalkıp gidiyorum diye bağırdım kalkmamla düşmem de bir oldu. Az önce adının Aslı olduğunu öğrendiğim sempatik kadın beni düştüğüm yerden kaldırmak için yanıma koştu ve “Sakin ol yaklaşık üç haftadır buradasın, motor kazası geçirdin, doktor son anılarının bir bölümünü unutabileceğini söyledi ama öncesi seninle kalıcak merak etme unutmayacaksın” diye açıklama yaptı bir yandan da beni kaldırıp yatağa oturtmaya çalışıyordu. Durumun sandığın kadar ağır değil, doktorun tahminen son 3-4 aydaki anılarının silinebileceğini söylemişti birkaç hafta eksik ya da birkaç hafta fazla olabilir zamanla anıların geri gelecektir bir şeye ihtiyacın olursa beni çağırabilirsin iyi istirahatler.” diyerek beni odada yanlız bıraktı.
Hemşire odadan çıktıktan sonra bir süre tavanı izleyip yaşadıklarımı sorguladım. Tam 4 ay, hayatımdan 4 ayım eksikti. Aslı Hanım’ın söylediği gibi zamanla geri gelicek olsa bile bu süre zarfında nasıl uyum sağlayacağımı bilmiyordum. Dostlarım, akrabalarım, sevdiklerim vardı. Acaba değişmişler miydi, daha da önemlisi acaba ben değişmiş miydim?
Eski hayatımı hatırlamaya çalıştım. Yüzümde engel olamadığım buruk bir gülümseme oluştu arkadaşlarımı özlemiştim, kim bilir ne hale gelmişlerdir. Ailemi özlemiştim, babamın işi nedeniyle yurtdışında yaşıyorlardı uzun süredir onları görmemiştim, onları özlemiştim. Buraya gelemeyeceklerini biliyordum. Ablamın da babamın da orada oturmuş bir düzeni vardı, annem ise ev işleri ile ilgileniyordu.Boş hayallere kapılmak sadece gereksiz bir umut getirirdi. Gözlerimi dikip öylece tavanı izledim.
Ne kadar süre geçtiğini bilmiyorum belki bir saat, belki de birkaç dakika. Ama bir süre sonra gözlerimin ağırlaştığını hissettim ve kendimi uyku ilaçları eşliğinde derin bir uykunun kollarına bıraktım. …
Uyandığımda yanımdaki koltukta mental açıdan dibe vurmuş olduğu her halinden belli olan bir kız oturuyordu. Birkaç saniye kızın yüzüne baktıktan sonra “Ceren“ diye güçsüz ve hırıltılı sesimle yorgun kıza seslendim, onu gördüğüme sevinmiştim.Yattığım yerden hızlı bir şekilde öne atılmaya çalıştım.Göğsümün üstüne koyduğu eliyle beni hafifçe bastırarak kalkmamı engelledi ve yorgun ama uyandığım için mutlu olduğu her halinden belli olan bir sesle sen kendini yormamalısın diye fısıldadı.
Karşı gelmek için halim yoktu, yerime yattım ve yanımda oturan belli ki günlerdir uyumamış olan ama buna rağmen benim gözümde hala melek gibi görünen kızı inceledim. Zihnimde son bir ayım bulanık olabilirdi ama onun o bakımlı ve güzel halini asla unutamazdım.Her gece üşenmeden cilt bakımı yapar, sabahları aynanın karşısında neredeyse bir saat vakit geçirirdi. Yanından aynası, tarağı, acil durumlar için hayati önem taşıdığını iddia ettiği mini makyaj çantasını eksik etmezdi.
Şimdi ise karşımda bambaşka bir Ceren vardı. Normalde ışık saçan masmavi gözleri ağlamaktan ve uykusuzluktan kan çanağına dönmüştü. Sapsarı saçları günlerdir tarak girmemişçesine dağılmış, ve belirgin şekilde kilo vermişti.Sanki ten rengi griye dönmüştü. Başka bir deyişle ruhu çekilmiş gibiydi.
-Ceren…-Efendim aşkım?
Sesi titriyordu, gözleri hala dolu doluydu ama ağlamamak ve bana üzgün olduğunu belli edip beni üzmemek için kendini zor tutuyordu.
-Ne oldu bana?-Sen…
Duraksadı, onu teşvik etmem gerektiğini fark ettim.
-Evet ben? -Sen… sen bir kaza geçirdin. -Kaza mı, ne kazası? -Bir motor kazası. -motor kazası mı ?-Evet.
Devam etmesi için başımı hafifçe sallayıp gözlerimi kırptım.
-Bana lütfen bütün hikayeyi anlat Ceren. Ben neden buradayım?
-O gece benim başım ağrıyordu Sude ağrı kesici almaya gidecekti ama hava kararmıştı o saatte Sude tek gitmesin diye sen de onunla gitmek istedin.Eczaneye vardığınızda doğal olarak tek bir ilaç için iki kişi motordan inmek istememişsiniz bu yüzden Sude’yi eczanenin önünde bırakmışsın ve sen de eczanenin etrafında tur atacağını söylemişsin. Sude’nin işi on dakikada bitmiş, ama seni görememiş sen yaklaşık yirmi dakika gelmeyince meraklanmış ve civarda seni bulmak için dolaşmaya başlamış.O sırada polis sirenleri duyulmuş.
-Ne sireni ya polis niçin oradaymış?
-Senin kaza yapıp bu hale geldiğin gece sizin ilaç aldığınız eczaneden birkaç sokak ötede bir banka soygunu yapılmış, ancak soyguncu kaçmış polisler zaten civardaymış Sude seni aramış ana bulamamış o da senin gecenin o saatinde sokakta durmaktan korkarak ev-eve gelmiş olabileceğini düşünüp ge-geri dönmüş ancak yürüdüğü için eve gelmesi on beş dakikadan daha uzun sürmüş.Eve geldiğinde a-ağlıyordu o bişey diyemedi zaten konuşabilecek durumda da değildi sakinleşmesi yaklaşık on dakika sürdü. Ağlarken çıkardığı seslerden senin k-kayıp olduğunu anladım.
Durdu, dakikalardır döktüğü gözyaşlarını elinin tersiyle sildi ve ağlaması daha da kuvvetlendi sakinleşmek için olsa gerek uzandı ve küçük pet şişeden bir yudum su içti.Ağlaması tam olarak geçmemişti ama yine de anlatmak için kendini zorluyordu titreyen elimi zorlanarak kaldırdım ve dizine koydum.
-Kötü hissediyorsan şimdi anlatmak zorunda değilsin.
Aslında nasıl buruya geldiğimi, niye burada olduğumu ve daha bir ton sorunun cevabını hala deli gibi merak ediyordum ama kız zaten bitik durumdaydı. Kendini daha fazla yormamalıydı. Derin bir nefes alıp devam etti.
-Yaklaşık iki-üç dakika sonra telefonum çaldı yabancı bir numaraydı biliyorsun normalde hemen engellerim ama içimden bir ses açmamı söyledi.Telefonun karşısından dümdüz işinden bezmiş, yorgun bir ses “Yakınınız Mira Özbek kanlar içinde bulundu.Motor kazası yapmış. Az önce ambulansla hastaneye kaldırıldı” dedi sanki çok normal bir şeymiş gibi. Sude ve ben evden nasıl fırladık bilmiyorum bile geldiğimizde ilk iki gün yoğun bakımdaydın o sırada hayatımın en zor saniyelerini yaşamış olabilirim Mira, çok korktum.
Dedi ve ağlaması daha da şiddetlendi artık başka bir şey duymaya ihtiyacım yoktu yeterli cevabı almıştım onu da daha fazla yormak istemiyordum. Gözyaşlarını silip serumun bitmiş ben hemşireyi çağırayım diyerek odadan çıktı. Hemşire geldiğinde “dinlenmelisin serumuna uyku ilacı koydum” diye açıklama yaptı ve serumu takıp gitti. Üstüme bir ağırlık çökmeye başladı yorgun ve mayışmış bir sesle “Ceren” diye fısıldadım devam etmemi söyler gibi bana baktı. “Sude nerede?” Tadının kaçtığı belli oluyordu dişlerinin arasından önemli bir işi çıktı tarzı birşeyler geveledi. Uyumamak için gözlerimle mücadele ederken bile kızgın olduğunu fark etmemem imkansızdı. Dahasını sormak istedim ama artık çok yorgundum gözlerimle verdiğim savaşı kaybettim ve aklımdaki sorularla boğuşacağım uzun bir uykunun mahkumu oldum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

124okunma 35beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.