Hata kitap kapağı

3. bölüm / 5

Hata

3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Vanessa Kızı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3. Bölüm

Sığınağın önüne geldiğimizde ortamın rengi zaten belli olmuştu. Kapıda iki tane siyah, camları filmli devasa cip duruyordu. Başlarında da üvey pederin jilet gibi takım elbise giymiş, kulaklıklı lavukları dikiliyordu. Savaş belindeki sustalıya elini götürdü, Enes’le Umut da arkamızda duruşlarını dikleştirdi.

"Mevzu var beyler," diye mırıldandı Umut, sesi heyecanlı çıkmıştı serserinin.

"Sakin olun amına koyayım," dedim, ağzımın kenarındaki sigarayı yere fırlatıp postalımla ezerken. "Yürüyün bakalım, ne istiyormuş bizim ihtiyar."

İçeri girdiğimizde üvey peder masanın başında oturmuş, elindeki tesbihi çeviriyordu. Selim de hemen arkasında, dün gecenin hırsıyla bana ters ters bakıyordu. Ben ne yaptım? Her zamanki gibi. Ortamda sanki bir mafya babası değil de alelade bir herif oturuyormuş gibi gittim, tam karşısındaki tekli koltuğa adeta yayılarak oturdum. Bacak bacak üstüne atıp cebimden yeni bir sigara çıkardım.

"Kartal!" diye kükredi üvey peder, elindeki tesbihi masaya sertçe bırakarak. "Bu ne rahatlık? Karşında kim var senin?"

Çakmağı çaktım, sigaramı yaktım. Dumanı tam onun suratına doğru üflerken yüzümde en ufak bir endişe bile yoktu. "Kim varmış?" dedim, sesim o kadar rahattı ki herif öfkeden kıpkırmızı oldu. "Satın aldığın çocuklardan biri var karşında. Sadede gel, sabah sabah kafam zaten dolu."

"Ağzını topla dedim sana!" diye bağırdı. Sonra arkasındaki dört iri yarı korumaya döndü. "Alın şunu, arabaya atın. Sınırını bilsin artık."

Üvey pederin emriyle dört koruma birden üzerime doğru yürümeye başladı. Enes ve Savaş öne fırlayacak gibi oldu ama elimi hafifçe kaldırıp onları durdurdum. Koltuktan yavaşça doğruldum. Acele etmeden, üzerimdeki siyah hırkayı düzelttim.

Sonra o dört herife öyle bir baktım ki...

Gözlerimi kıstım, içimdeki o sinir hastası canavarı serbest bıraktım. Bakışlarımda ne korku vardı ne de şüphe. Sadece katıksız bir nefret ve 'eğer bana dokunursanız burayı dördünüze de mezar ederim' diyen o delilik vardı. Ağzımın içinden, "Sülalesini sikeceğim ilk dokunın, deneyin bakalım," diye fısıldadım.

O koca koca adamlar, benim o tek bir bakışımla oldukları yerde çakılı kaldılar. Birbirlerine baktılar, yutkundular. Korkularından neredeyse yerin dibine gireceklerdi. Benim kolayca deliren, gözü döndüğünde dünyayı yakacak bir psikopat olduğumu çok iyi biliyorlardı. Tek bir adım bile atamadılar. Beni tutmaya hiçbirinin götü yetmedi.

Üvey peder adamlarının bu korkaklığını görünce masaya bir yumruk daha indirdi. "Ulan orospu çocukları, dört kişi bir velete diş geçiremediniz!" diye bağırdı.

Ben o sırada cebimdeki ellerimi bile çıkarmamıştım. Rahatlığımı bozmadan üvey pedere baktım. "Boşuna adamlarına sövme ihtiyar. Beni buradaki hiç kimse tutamaz, biliyorsun."

Adam derin bir nefes aldı. Öfkesi aniden yerini garip, buz gibi bir tiksintiye bıraktı. Ayağa kalktı, masanın üzerinden bir dosya alıp önüme fırlattı.

"Zaten benim de seni daha fazla tutmaya niyetim yok," dedi sesi buz gibi çıkarak. "Sen benim oğlum değilsin Kartal. Hiçbir zaman da olmadın."

"Çok şükür amına koyayım," diye yapıştırdım cevabı anında. "Sanki ben senin o leş genlerini taşımak istiyordum."

Sözümü hiç umursamadı. Gözlerimin içine bakarak o bombayı patlattı. "Gerçek ailen seni arıyor. Yıllardır peşindelermiş, sonunda izini bulmuşlar. DNA testi yapacağız. Şimdi o arabaya bineceksin ve hastaneye, oraya gidiyoruz."

Duyduğum şeyle içimdeki o sinir hastalığı bir anlığına duruldu. Kafamdaki alkolün, uyuşturucunun dumanı tamamen dağıldı. Gerçek aile... Sabah yolda karşıma çıkan o kır saçlı adamın bakışları bir an gözümün önüne geldi. Enes arkamdan yavaşça omzuma dokundu. "Kartal..." diye fısıldadı.

Kafamı salladım. Üvey pedere son bir kez baktım. "Gidelim bakalım," dedim sigaramdan son bir nefes çekip izmariti onun o pahalı halısının üzerinde ezerken. "Neymiş bu hata, görelim."

...

Bizim çocuklara döndüm. Enes’le Savaş hemen yanıma yanaştı. Umut da arkadan "Biz de geliyoruz lan," diye homurdandı. Üvey pederin korumaları benden yedikleri o bakıştan sonra zaten tek bir kelime bile edememişlerdi. Önümüzden çekildiler. Bizim serserilerle birlikte dışarıdaki o cipin arkasına kurulduk. Kafam hâlâ dumanlıydı ama içimdeki o tuhaf his hastaneye yaklaştıkça daha da büyüyordu. Ne bileyim, sarsıcı bir şeyler olacaktı, hissediyordum.

Hastanenin o steril, iğrenç ilaç kokan koridoruna girdiğimizde üvey peder önden yürüyordu. Özel bir kata çıktık. Koridorun sonundaki bekleme alanına geldiğimizde adımlarım kendiliğinden yavaşladı.

Oradalardı.

Sabah caddenin köşesinde sertçe çarpıştığım o kır saçlı adam, bir bankta oturmuş kafasını ellerinin arasına almıştı. Beni koridorda yürürken görünce kafasını hızla kaldırdı. Göz göze geldik.

Yanılmamıştım amına koyayım. Gözleri, bakışları, o yüzündeki bıkkın ifade benimkinin aynısıydı. Adam ayağa kalktığında, arkasında dikilen üç tane lavuk da hareketlendi.

Üçü de erkekti. Ve yalan yok, üçü de benden büyüktü. Tam yaşlarını bilmiyordum, o an oturup hesaplayacak halim de yoktu zaten ama en büyükleri rahat yirmi yedi, yirmi sekiz falan gösteriyordu. Takım elbiseli, sert bakışlı, iri yarı bir herifti. Ortancaları yirmi dört yaşlarında, daha sportif ama yine de soğuk bakışlı biriydi. En küçükleri ise yirmi bir yaşlarında falan duruyordu, gözlerinde garip bir şaşkınlık ve merakla bana bakıyordu.

Üçü de birbirine benziyordu ve en çok da o yaşlı adama... Yani bana.

"Sonunda geldin," dedi yaşlı adam. Sesi sabah sokağın ortasında duyduğum fısıltıdan daha gür, ama derinden sarsılmış gibi çıkmıştı.

"Sabah sabah önüne baksaydın daha erken gelirdim ihtiyar," dedim, dudaklarımın kenarını hafifçe kıvırarak. Sanki komik bir şeymiş gibi göz kırptım.

Her zamanki rahatlığımdan ödün vermiyordum. Arkamda duran Enes hafifçe kolumu dürttü ama umursamadım. Kimdi lan bunlar? Karşımda kim oturursa otursun, benim eyvallahım olmazdı.

En büyük abi öne doğru bir adım attı. Yüzü buz gibiydi. "Düzgün konuş," dedi sert bir sesle. "Karşındaki adam senin baban." Hayatlarında muhtemelen böyle bir arsızlıkla, böyle bir sokak serserisiyle hiç karşılaşmamışlardı.

"Siktir git oradan," dedim hiç düşünmeden. Sesim koridorda yankılandı. "Benim bir tane üvey babam var, o da zaten beni parayla satın almış bir şerefsiz. Siz kimsiniz amına koyayım, nereden çıktınız? Hem benim new babam olduğu ne malum? Belki oğlu değilim."

Üvey peder araya girdi, sahte bir öksürükle dosyaları hemşireye uzattı. "Laf dalaşını bırakın da testi yapın. Benim de bu veletten kurtulmaya niyetim var zaten."

O sırada odadan beyaz önlüklü bir doktor çıktı. "Evet, DNA eşleşmesi için kan örneği almamız gerekiyor. Kartal Bey ve siz, lütfen içeri geçin," dedi.

Yaşlı adam, yani o öz baba dedikleri herif, gözlerini benden ayırmadan içeri yürüdü. Arkasından o üç büyük abi de sırayla girdi. Ben de ellerimi hırkamın cebine sokup arkalarından yürüdüm. İçerideki sandalyelere yan yana dizildiler. Hepsinin gözü bendeydi. Sanki laboratuvardaki bir denekmişim gibi beni inceliyorlardı.

Hemşire kolları sıvamamı söylediğinde hiç itiraz etmedim. On üç yaşımdan beri kollarıma, damarlarıma neler girdiğini bilseler burayı başıma yıkarlardı herhalde. Kolumu uzattım, iğne damarıma girerken gözümü bile kırpmadım. Alkolün ve uyuşturucunun uyuşturduğu kanım o küçük tüpün içine dolarken sırayla o adamlardan da kan aldılar.

En küçük abi, o yirmi bir yaşlarında duran lavuk, kan verilirken bana bakıp yutkundu. "Adın ne?" diye sordu sessizce.

"Kartal," dedim, yüzüne bile bakmadan. "Ama sizin taktığınız o ikinci ismi şimdiden söyleyeyim, o ismi ağzına alanın dilini koparırım."

Büyük abi ters bir nefes verdi ama yaşlı adam elini kaldırıp onu susturdu. Kan tüpleri masanın üzerine dizildiğinde doktor tüpleri aldı. "Sonuçlar birkaç saate çıkar," dedi.

Odadan çıktığımızda bizim çete kapıda bekliyordu. Savaş sırtını duvara yaslamış, Umut elindeki plastik bardakla oynuyordu. Onların yanına geçtim. Karşı tarafta ise o yaşlı adam ve üç tane devasa abi duruyordu. Aramızda sadece birkaç metrelik bir koridor vardı ama sanki iki farklı dünya karşı karşıya gelmiş gibiydi.

Kanı vermiştik.

Şimdi ne bok olacağını görme zamanıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18