Hata kitap kapağı

2. bölüm / 5

Hata

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Vanessa Kızı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2. Bölüm

Ertesi sabah gözlerimi açtığımda kafamın içinde sanki bir ton tuğla kırılıyordu. Dün geceden kalan ucuz alkol ve o lanet uyuşturucu, beynimin hücrelerini tek tek kemirmişti. Doğrulup yatakta oturdum. Odanın içi leş gibi sigara ve alkol kokuyordu.

Yerde, yatağın kenarında bizimkiler çuval gibi serilmiş yatıyorlardı. Savaş koltuğa ters uzanmış, ağzı açık horluyordu. Enes battaniyeyi kafasına kadar çekmiş, dünyadan kopmuştu. Umut ise halının üzerinde, elinde hâlâ boş bir bira şişesiyle uyuyakalmıştı. Gerizekalılar.

Kafamı dinlemem lazımdı. Bu odadaki dumanaltı hava da, çocukların horultusu da şu an beynimi tırmalıyordu. Üzerimdeki siyah hırkayı çekip ceplerini kontrol ettim. Paket yerindeydi. Çakmak da tamam. Bizimkileri uyandırmadan, parmak uçlarımda yürüyerek kapıyı açtım ve kendimi dışarı attım.

Dışarısı buz gibiydi. Sabahın körü olduğu için sokaklar bomboştu. Paketten bir sigara çıkarıp dudaklarımın arasına sıkıştırdım. Çakmağı çakarken rüzgar izin vermedi, ağzımın içinden okkalı bir küfür savurup arkamı döndüm ve sigarayı ateşledim. Derin bir nefes çekip dumanı soğuk havaya bıraktım.

Kafamdaki o sesler, dün geceki gizemli telefon... Hepsi beynimin içinde dönüp duruyordu. "Gerçek aileni bulduk" demişti herifin teki. Siktirsinler oradan. Benim bu hayatta çetemden başka kimsem yoktu.

Ellerimi hırkanın cebine sokup kaldırımda öylesine, önüme bakarak yürümeye başladım. Dudaklarımın arasındaki sigara yavaş yavaş eriyordu. Gözlerim duman yüzünden hafifçe kısıktı. Tam caddenin köşesini dönecekken, karşımdan gelen gölgeyi fark etmedim.

Omuz omuza sertçe çarpıştık. Çarpışmanın etkisiyle sendeledim, ağzımdaki sigara kaldırıma düşüp kıvılcımlar saçarak söndü.

"Önüne baksana amına koyayım!" diye yükseldim aniden. İçimdeki o dinmeyen öfke hemen gün yüzüne çıkmıştı. Kafamı hırsla kaldırıp çarpıştığım adama baktım. Küfürü uzatacaktım ama kelimeler boğazımda düğümlendi, kaldım.

Karşımda kır saçlı, ellili yaşlarında bir adam duruyordu. Üzerinde koyu renk, kaliteli ama hırpalanmış bir kaban vardı. Asıl tuhaf olan o değildi. Asıl tuhaf olan, adamın yüzüydü.

Gözleri... Benim gözlerimin aynısıydı. Bakışlarındaki o yeryüzünden nefret eden, her şeye meydan okuyan o karanlık ifade, aynaya baktığımda gördüğüm şeyin tıpatıp aynısıydı. Hatta burnunun üzerindeki o hafif eğrilik bile benimkiyle birebir uyuşuyordu. Sanki otuz sene sonraki halim karşıma dikilmiş, bana bakıyordu. Onun da dudaklarının arasında benimki gibi bir sigara duruyordu.

Adam da benim gibi kalakalmıştı. Gözlerini benden ayıramıyordu. Bakışları yüzümde, saçlarımda, ellerimde gezindi. Göğsümün sıkıştığını hissettim. İçimde, tam şuramda, adını koyamadığım tuhaf ve çok ağır bir bağ peydah oldu o saniyede. Kanım çekildi sanki. Bu adam, sıradan biri olamazdı. Hücrelerime kadar hissettim bunu.

Adam tam ağzını açıp bir şey söyleyecek gibi oldu. "Sen..." diye fısıldadı sesi pürüzlüydü, tıpkı benimki gibi.

Korktum lan. Hayatımda ilk defa ne olduğunu bilmediğim bir histen korktum. Kafamı hemen iki yana salladım. Dudaklarımı sıkıca birbirine bastırıp adamın yanından sıyrıldım.

"Siktir git işine," diye mırıldandım aceleyle, sesim titremesin diye kasarak.

Arkamı bile dönmeden yürüyüşümü hızlandırdım. Adımlarım neredeyse koşmaya dönecekti. Kalbim göğüs kafesimi yıkacak gibi çarpıyordu. Arkamda o adamın bakışlarını, o tanıdık ağırlığı hissetmeye devam ettim ama durmadım. Yoluma gittim. Kafam şimdi dünden daha milyon kat daha karışıktı.

...

Arkamı bile dönmeden yürüyüşümü hızlandırdım. Adımlarım neredeyse koşmaya dönecekti. Kalbim göğüs kafesimi yıkacak gibi çarpıyordu. Arkamda o adamın bakışlarını, o tanıdık ağırlığı hissetmeye devam ettim ama durmadım. Yoluma gittim. Kafam şimdi dünden daha milyon kat daha karışıktı.

Sokağın sonuna geldiğimde durdum. Ciğerlerim patlayacak gibi nefes alıyordum ama bu koştuğum için değildi.

O adamın gözleri... Siktir et, düşünmeyecektim.

Cebimden yeni bir sigara çıkarıp dudaklarımın arasına koydum. Ateşledim. Ayaklarımı sığınağa doğru değil, şehrin diğer ucuna, o sessiz tepeye doğru çevirdim.

Oraya gidiyordum. Ne zaman kafamın içi böyle çorba olsa, ayaklarım beni hep aynı yere götürürdü.

Yaklaşık kırk dakika yürüdüm. Yol boyunca ne sigara bitti ağzımda ne de kafamdaki o anlamsız ağırlık geçti. Sonunda mezarlığın demir kapısından içeri girdim. Burası sabahın bu saatinde o kadar sessizdi ki, sadece kuru yaprakların altında ezilen adımlarımın sesi duyuluyordu. Tanıdık patikalardan geçip o küçük, mermer mezarın başında durdum.

Yağmur.

Savaş’ın kız kardeşi. Bizim de kız kardeşimiz sayılırıdı. Dokuz yaşındaydı daha. Küçücüktü. Mezarı temizdi, Savaş her hafta gelir buradaki otları tek tek elleriyle temizlerdi. Mermerin üzerindeki o küçük yazıya baktım uzun uzun.

Dokuz yaşında bir çocuk neden ölürdü ki?

Üstelik ufacık, abuk subuk bir mahalle kavgası yüzünden. Bizim o serseri, sokak kavgalarından biri işte. Kurşunun nereden geldiği bile belli değildi. Serserinin teki silahı ateşlemiş, o kör kurşun gitmiş sokakta oyun oynayan o suçsuz günahsız sabiyi bulmuştu.

Al sana hayat.

Al sana dünya.

Bu muydu lan adalet?

Yeryüzü dedikleri bu leş yer, dokuz yaşındaki bir çocuğun canını koruyamayacak kadar acımasızdı işte. Bu yüzden nefret ediyordum buradan.

Cebimden paketi çıkarıp mezar taşının üzerine bıraktım. Ağlamıyordum. Gözümden tek bir damla yaş bile akmıyordu. Hatta sinirlenmiyordum bile. İçimde ne öfke vardı ne de başka bir şey. Sadece... Anlayamadığım bir his vardı. Göğsümün tam ortasında koca bir taş oturmuş gibiydi ama ne olduğunu kendim de bilmiyordum. İçim bomboştu sanki.

"Yine benden önce gelmişsin amına koyayım," dedi arkamdan gelen bir ses.

Kafamı çevirmedim. Sesinden anladım, Savaş’tı. Adımlarını duymamıştım bile. Yanıma gelip durdu. Gözleri kardeşinin mezarındaydı. Yüzü çökmüştü, saçları darmadağındı. Sığınakta bıraktığım o şakacı, gevşek çocuk gitmiş, yerine içi paramparça olmuş bir abi gelmişti.

Cebinden çakmağını çıkarıp mezarın üzerindeki paketten bir sigara aldı, yaktı. "Umut’la Enes hâlâ zıbarıyor," dedi, sesi çatallı çıkmıştı. "Seni odada göremeyince buraya geleceğini tahmin ettim."

"Kafam şişti," dedim sadece. Az konuşuyordum, çünkü konuşacak bir şey yoktu.

Savaş sigarasından derin bir nefes çekti, dumanı mezarın üzerine doğru bıraktı. "Oğlum bazen düşünüyorum da..." dedi, gözleri mermer taşındaki o küçük isimde çakılı kalmıştı. "O gün o kavgaya girmeseydik, o herifleri o mahalleye sokmasaydık, Yağmur şimdi kaç yaşında olacaktı biliyor musun? On üç. Sırf ufacık bir kavga yüzünden gitti lan kız. Adaletini sikeyim böyle dünyanın."

Sessiz kaldım. Haklıydı. Bu dünyanın adaleti yoktu. Ama içimdeki o garip, ne olduğunu bilmediğim his beni susturuyordu. Savaş’ın omzuna elimi koydum, hafifçe sıktım. Ağzımdan tek bir kelime bile çıkmadı.

Savaş bana baktı, gözleri dolmuştu ama o da ağlamamak için dişlerini sıkıyordu. "Neyse," dedi yutkunarak. "Kalkalım hadi. Enes’le Umut uyanmıştır. Üvey pederin adamları da sığınağın etrafında dolanmaya başlamış, Enes mesaj attı. Aşağıda seni bekliyorlarmış."

Kafamı salladım. "Gidelim," dedim.

Mezarlığa son bir kez baktım. İçimdeki o çözemediğim, ne olduğunu çözemediğim hissi de orada bırakmak ister gibi arkamı döndüm. Ama o his benimle geliyordu. Hem Yağmur'un o haksız ölümü, hem de yolda karşıma çıkan o kır saçlı adamın gözleri... Hepsi üst üste biniyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18