1. bölüm / 5
Hata1. Bölüm
Bölümler 5Şu an: 1. Bölüm
- 1 1. Bölüm800 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm995 kelime
- 3 3. Bölüm1.132 kelime
- 4 4. Bölüm1.137 kelime
- 5 5. Bölüm1.182 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir ölümünle bir doğumun aynı saat, aynı dakika, aynı saniyede olması kadar acımasızdı bu hayat.
Bir döngüydü ama acımasız bir döngüydü.
Yeryüzünde geçirdiğim on yedi senenin özeti tam olarak buydu işte. Saçmalık. Başka hiçbir şey değil. On üç yaşımdan beri ciğerlerime çektiğim o uyuşturucu dumanı olmasa, bu hayatın kahrı zaten çekilmezdi.
Kafayı bulmadığım tek bir gün bile yoktu. Ya sigara elimde bitiyordu ya alkol şişesi.
Yalan yok, kafam güzelken dünya bana daha katlanılabilir geliyordu.
Bizim yıkık dökük sığınağın tavanına doğru sigara dumanını üflerken, masadaki ucuz bira şişesini kafama diktim. O sırada odanın köşesinden bir kahkaha patladı.
"Oğlum Savaş, yemin ediyorum tam bir salaksın lan." diye bağırdı Enes. Elindeki cips paketini yatağın üzerine fırlatmıştı. "Kız sana 'Gözlerin çok güzel' diyor, sen gidip 'Gözlerim değil, arkamdaki çete sağlam' diyorsun. Lan böyle romantizm mi olur ayı?"
Savaş oturduğu sandalyeyi geriye doğru tekmeleyip dikleşti. "Ne var oğlum?" dedi sırıtarak. "Yalan mı? Kız bizim muhiti sordu, ben de bizim çocukları saydım. Hem Kartal’ın adını duyunca kızın rengi attı, görmedin mi?"
Enes gözlerini devirdi. "Kız senden etkilenecekti, sen kızı mafya babasıyla tehdit etmiş gibi oldun geri zekalı."
Umut araya girdi. Yüzünde her zamanki o gevşek, dalgacı gülümsemesi vardı. "Bence Savaş haklı beyler. Kızın gözü korksun ki Savaş’ı aldatmaya kalkmasın. Yoksa biliyor başına gelecekleri." Sonra bana döndü. "Değil mi lan Kartal? Yaz yaz bitmedi şu sigaranın dumanı. Ne düşünüyorsun yine karalar bağlamış gibi?"
Gözlerimi masadaki boş şişelerden ayırmadım. Sigaradan derin bir nefes alıp dumanı Umut’un suratına doğru üfledim.
"Boş yapmayın," dedim sesimi bile yükseltmeden. Sesim aldığım maddelerden ve sigaradan dolayı boru gibi çıkıyordu. "Sikeceğim kızınızı da muhitini de şimdi. Kafa kalmadı zaten, susun."
"Aha, reis konuştu," dedi Savaş gülerek. Hemen masanın üzerindeki bira şişelerinden birini kapıp bana doğru uzattı.
"Al yakışıklım, bir tane daha cila yap. Ama bak çok içme, üvey pederin adamları her an damlayabilir. Biliyorsun adamın gözü üzerinde."
Üvey peder lafını duymam yetti. İçimdeki o tanıdık öfke anında parladı. Gözlerimi Savaş’a diktim.
"O piçin adını benim yanımda anma demedim mi ben sana?" dedim, sesim bu sefer daha sertti. "Onun da, onun bana verdiği o lanet ismin de... Sülalesini sikeyim onun."
Odada kısa bir sessizlik oldu. Çocuklar benim bu konularda ne kadar tehlikeli olabileceğimi iyi bilirlerdi. Adam beni parayla satın almış, şiddetle büyütmüştü. Küçüklükten beri canımı okumuştu o herif.
Onun arkası, gücü, parası umurumda bile değildi.
Ben sadece bu üç herife güveniyordum, gerisi benim için çöptü.
Enes ortalığı yumuşatmak için hemen araya girdi. "Tamam lan, sakin. Gece gece germeyelim ortamı. Umut, aç oğlum ordan bir müzik de keyfimiz yerine gelsin."
Umut hemen telefonuna sarıldı. "Hemen kankama en damarından bir şey açıyorum."
"Damar açma lan!" diye çıkıştı Savaş. "Zaten Kartal’ın kafası bin milyon, iyice efkara bağlayıp hepimizi dövecek şimdi."
"Harbiden," dedi Enes, Savaş’ın kafasına arkadan hafifçe vurarak. "Aç şöyle hareketli bir şey de iki sallanalım."
Umut hareketli bir şarkı açıp yatağın üzerinde zıplamaya başladığında Savaş da ona katıldı. İkisi odanın ortasında saçma sapan dans figürleri sergilerken Enes bana bakıp güldü. Ben de sigaramı küllükte ezip hafifçe sırıttım. Bu gerizekalılar olmasa yeryüzü gerçekten çekilmez bir yerdi.
Tam o sırada odanın kapısı sertçe çalındı, hatta neredeyse kırılacak gibi vuruldu.
Umut müziği hemen susturdu. Hepimizin gözü kapıya döndü. Savaş belindeki sustalıyı arkasına sakladı. Enes oturuşunu dikleştirdi.
Kapı açıldı ve içeri üvey babamın en güvendiği adamlarından biri olan o kasıntı herif, koruma bozuntusu Selim girdi. Üzerindeki jilet gibi takım elbiseyle bizim bu dumanaltı, pis odaya hiç uymuyordu. Burnunu kırıştırarak içeri baktı.
"Kartal," dedi resmi bir ses tonuyla. "Baban aşağıda seni bekliyor. Önemli misafirleri var. Yanında durmanı istiyor, arkasını kollayacakmışsın."
Yavaşça oturduğum masadan destek alarak ayağa kalktım. Kafam hafifçe arkaya doğru gitti, alkolün etkisi kendini hissettiriyordu ama bilincim yerindeydi. Selim’e doğru yürüdüm, tam dibinde durdum. Boyum ondan uzundu, yukarıdan aşağıya doğru tiksinerek baktım yüzüne.
"O babana söyle," dedim, sesim buz gibiydi. "Ben onun köpeği değilim. Ne zaman canı istese ayağına çağıramaz beni. Siktir git şimdi odamdan."
Selim’in yüzü kasıldı. "Kartal, biliyorsun babanın şakası yok. Aşağı inmezsen burayı dağıtır."
Arkadan Savaş’ın sustalısının açılma sesi geldi. Çat diye bir ses yankılandı odada. Enes ve Umut da ayağa kalkmıştı.
"Duymadın mı lan yarmayı?" dedi Savaş öne doğru bir adım atarak. "Siktir git diyor işte reis. Zorlama istersen."
Selim odadaki dört öfkeli ve kafası dumanlı genci görünce yutkundu. Geri adım atmak zorunda kaldı. "Ben iletirim," deyip kapıyı kapatarak çıktı.
O çıktıktan sonra Enes derin bir nefes verdi. "Oğlum bu herif cidden başımıza bela açacak. Adamın yeraltı dünyasında yürüyen ordusu var lan."
Yerdeki alkol şişesini elime aldım, kapıya doğru baktım. "Fark etmez," dedim ağzımın içinden küfür ederek. "Geleceği varsa göreceği de var."
Tam o sırada cebimdeki telefon titremeye başladı. Yabancı bir numaraydı. Alkolün ve uyuşturucunun verdiği o umursamazlıkla yeşil tuşa basıp kulağıma götürdüm.
"Ne var amına koyayım, kimsin?" diye böldüm sessizliği.
Karşı taraftan gelen ses çok sakindi, ama söylediği şey odadaki tüm dumanı, kafamdaki tüm alkolü anında yok etti.
"Kartal... Gerçek aileni bulduk. Sandığın gibi kimsesiz değilsin."
Bölüm etkileşimi
