3. bölüm · GÜNEŞİ BEKLERKEN

2. KUMDA İZLER

Ardenis ❄️

Beğenip, yorum yapmayı unutmayın, olur mu?💕

_______________________________________________________

Bölüm 2; Kumda İzler🌌

"Başkalarına gülsem de;
Senden uzakta kalsam da,
Sevmediğini bilsem de,
Ben yine sana vurgunum.."

- Sabahattin Ali

-----

Karşımdaki duran Arya gülümsedi. Kocaman bir gülümsemeydi. Emre geldi diye miydi yani? Acaba nereden tanışıyorlardı..?

"Emre!" Dedi Arya sesini biraz yükselterek. Gözlerim istemsizce açıldı. "Sende mi buradaydın?" Diye sordu. Sanırım artık arkamı dönmeliydim. Ve döndüm. Tam arkamdaydı. Başını salladığını gördüm belli belirsiz. "Feyza ile tanışıyor musunuz?" Diye sordu bu kez. Emre yeniden başını salladı fakat bu kez bakışlarını bana çevirdi. "Çok eskiden beri.." bakışlarımı kaçırdım. "Tanıyoruz birbirimizi." Diye tamamladı.

"Ne güzel."

Dudaklarımı birbirine bastırdım. Başımı kaldırırken bakışlarımız birbirine değince yutkundum.

Bir süre daha yüzdükten sonra çıkmıştık denizden. Annemlerin yanına ilerlerken nedense Emre de yanımızdaydı. Ben önden hızlı adımlarla ilerlerken Arya ve Emre arkamdan yürüyor, sohbet ediyorlardı. Annemin yanına oturdum. "Emre, oğlum?" Dedi annem. Şaşkınlıkla ona baktım. Emre'ye döndüm. O ise yüzündeki tebessüm ile anneme bakıyordu. "Sen ne arıyorsun buralarda? Hangi rüzgar attı?" Diye devam etti. "Bizim yazlık var ya burada. Babamın işleri olunca gelelim, vakit geçirelim dedik annemle," annemin gözü açıldı resmen. "Annen de mi geldi?" Emre başını salladı. "Ne iyi etmişsiniz. Hem Feyza da geldi, aranız açılmıştı biraz, kaynaşırsınız." Gözlerimi açıp anneme döndüm. Omzumu onunkine değdirdim ama umrunda olmadı.

"Biz istedik bir göz Allah verdi iki göz." Deyince kaşlarımı çattım. İma ile, "o ne demek acaba anneciğim?" Diye sordum. Ama beni asla görmüyordu. Sanki yabancı çocuk Emre değil de benim.

O sırada Arya konuştu. "Emre," dediğinde Emre ona döndü. "Bugün bizimkiler ile toplanalım hem Feyza da gelsin, tanışırlar." Emre gülümseyerek bana döndü. Bakışlarımı ona çevirdim. "Olur." Dedi bana bakmaya devam ederken. "Gelirsin, değil mi?" Cevap veremedim. O sırada tabii ki de annem, "Gelsin, gelsin. Gidersin değil mi kızım?" Derin bir nefes alırken gözlerimi devirdim.

Ya anne, birde Emre'ye 'elini bırakma olur mu?' diye sor istersen! Bebek miyim yahu ben? Dilim yok mu, cevap veremiyor muyum?

"Giderim anne, tamam giderim." Ardından Emre'ye gözlerimi kırptım. Arya'ya döndüm. "Gelirim. Ne zaman çıkarsınız?" Arya gülümsedi. "Emre'yle ben sana telefon numaralarımızı verelim, çıkarken birimiz ararız zaten, olur mu?" Yutkunurken başımı salladım. "Tamam, olur." Derken hafifçe gülümsedim. Numaraları telefonuma kaydederken düşünüyordum hâlâ. Yaşadığım tesadüsleri, ya da tesadüf hissi veren o gerçekleri. Hepsinin bir amacı varmış gibi gelmiyor değildi ama sanırım çok düşünmek iyi bir seçim olmayacaktı.

Karşımda duran çocukluk arkadaşım, beni en iyi tanıyan insanlardan biri olan bir adamdı. Kehribar rengi gözleri gözlerime denk düştüğünde gözümde heyecandan dolayı beliren parıltıyı görmemesini, hissetmemesini diledim. Derin bir soluk aldığımı anlamasın, duymasın istedim.

Fark etmesini istediğim tek şey göz göze geldiğimizde yüzümde ona karşı oluşan minik tebessümdü.

🌊

Çok geçmeden eve geçmiştik. Annem de hemen yemek yapmaya girişmişti. Yemeğimi yedikten sonra odama geçmiştim. Şimdi de odamda oturmuş, kitap okuyordum. Okul varken de kitap okuyordum fakat çok değil. Çünkü ders çalışmaya ağırlık veriyor, kitaplarımı biraz arka planda bırakıyordum. O yüzden şimdi kitap okumak inanılmaz mutlu ediyordu beni.

Baş ucumdaki komodinde şarja takılı olan telefonum yüksek sesli müzik ile aniden çalmaya başlayınca olduğum yerde sıçradım adeta. Elimdeki kitabı bıraktım ve telefonumu elime aldım. Arayan Arya'ydı. Saate baktım. Akşam olmuş, hava yavaş yavaş kararmıştı. Derin bir nefes alıp telefonu kulağıma götürdüm. "Alo?" Dediğimde neşe dolu sesi kulaklarıma doldu. "Feyza!" Gülümsedim kendi kendime. "Efendim?" Diye cevap verdim. "Ne zaman müsaitsin? Hava karardı artık. Çıkalım, ister misin?" İki üç saniye düşündüm. "Tamam, olur. Ben hazırlanıp seni tekrar ararım." dedim. "Tamam. Ben seni almaya gelirim, gideriz beraber." Gülümsedim ve sanki beni görüyormuş gibi başımı salladım. "Peki, görüşürüz." Konuşurken ayağa kalkmış, dolabımı açmıştım. "Görüşürüz!!" Dedi yine müthiş bir neşe içinde. Gülümsedim.

İçindeki hayat enerjisi beni de mutlu ediyordu. Sesini duymam yetiyor, yüzüme gülümseme yerleşiyordu. Aslında bu yüzden de Arya ile konuşurken artık biraz daha rahat olduğumu fark etmiştim.

Telefonu kapattıktan sonra dolabımdan kıyafetlerimi çıkardım. Ama ondan önce odamın kapısını açıp, "Anne! Ben dışarı çıkacağım Arya ile." Diye seslendim. "Tamam canım!" Diye seslendi benim gibi. Odama yeniden girerek yatağımın üzerinde duran kıyafetlerime baktım. Geceleri buralar soğuk ve rüzgarlı olurdu. Bu yüzden kesinlikle ince de olsa bir ceket giymeliydim. Bu yüzden dolabımda olan ince hırkalarımdan birini aldım. Altıma pembe çizgili bir poplin pantolon, üzerime ise beyaz basic croptop bir atlet giymiştim. Hemen aynamın karşısına geçip yıldızlı kolyemi taktım. Küpelerim ve bilekliğimde yıldızlıydı. Ardından saçımı perçemlerim önde olacak şekilde at kuyruğu yaptım. Kendime baktım. Güzel görünüyordum sanırım. Saçlarım denizden çıktığından beri dalgalıydı. Ama güzel görünüyordu yine de. Beyaz, düz tabanlı bir sandalet giydim. Telefonumu aldım ve yeniden Arya'yı aradım.

"Efendim?" Diye yanıtladı. "Ben hazırım." Diyerek hemen konuya girdim. "Tamam ben zaten çıktım evden. Geliyorum." Gülümsedim. "Tamam, görüşürüz." Dedim. "Görüşürüz!" Diyerek her zamanki neşesi ile kapattı telefonu. Odamdan çıkıp aşağı indim. "Anne," dediğimde salonda oturan ve televizyon izleyen annem bana döndü. "Ben çıkacağım şimdi." Diyerek haber verdim. "Tamam canım, dikkat edin." Gülümsedim ve başımı salladım.

Evden çıktım. Kapının önünde beklemeye başladım. Serin esen rüzgar perçemlerimi geriye savuruyordu. Denize uzak olmayan evimiz sayesinde esinti daha fazlaydı ve deniz kokusunu evimize kadar getiriyordu.

Başımı yukarı kaldırıp yıldızlar ve ay ile süslenmiş gece manzarasını izlemeye başladım. Severdim yıldızları, ayı. Çok güzel parlıyorlardı.

Kendimi bildim bileli geceyi, ayı ve yıldızları severdim. Küçükken abimle onlara hikeyeler uydururduk. Ay ve Gecenin hikayesi abimden dinlemeyi sevdiğim tek hikayeydi. Çünkü her tekrar ettiğimizde farklı bir sonları oluyordu.

İlkokul zamanlarımızda ise Emre ile akşamları, balkonda geceyi izler kendimizi ay ve yıldızların yerine koyardık. Konuşur, konuşurduk. Daha çok eğlendiğim, huzur bulduğum başka zamanlar yoktu.

Ablam eskiden beridir Çalışkan ve meşgul biriydi. Ama iyi bir abla olduğu kesindi. Sadece bizim gibi hayalci değildi, gerçeklerin peşinden giderdi. Küçüklüğümden beri bir arkadaşı vardı ve onu da çok severdim. Büyüdükçe izleri yok olmuştu onun da..

Bu anıları unutmasamda izleri siliniyor gibi hissediyordum. Daha az yer etmeye başlıyordu. Eskiden en değerli anlarım olsa da zamanla değer verdiğim şeylerin sayısı azalmıştı. Bu yüzden kolay arkadaş edinen biri değildim. Çünkü değer vermek benim için zordu.

"Feyza!" Gülümsedim duyduğum sese karşılık. Düşüncelerinden kurtulabilmiştim sonunda. Ardından bakışlarımı gökyüzünden çekip Arya'ya döndüm. Güzel ve tatlı yüzüne karşı bir kez daha gülümsedim. Bana el salladığını gördüm. Yanıma gelip önce beni süzdü. "Çok güzelsin." Dedi hızlıca. "Hadi gidelim, bizimkiler bekliyor olmalı." Ellerini neşe ile birbirine çarptı. Güldüm bu neşesine karşılık. Genelde ne bu kadar sıcakkanlı ne de bu kadar neşeli bir insandım. Ama beni mutlu eden şeyler karşısında savunmasızdım kesinlikle.

"Tamam, gidelim." Dedim. Koluma girmişti o sırada. Rüzgar yüzüme vuruyordu, kollarıma vurunca hem huylanıyor hem de biraz üşüyordum ama güzel hissettiriyordu.

"Ben sana bizimkiler dediğim kişilerden bahsedeyim istersen?" Dedi. Düşündüm. Sessiz şekilde, hiç konuşmadan yürümek rahatsız etmezdi ama sohbet etmek daha cazip bir seçenek gibi gelmişti. Başımı salladım. "Kaç kişisiniz?" Diye sorarak başladım. Güldü bu soruma. "Beş ama seninle beraber altı kişiyiz." Dedi.

Oha!

Ne çabuk aranıza aldınız siz beni?

"Ben, Emre, Bade, Hüseyin ve Alper." Başımı salladım tamam anlamında. "Biz normalde de geceleri sahilde toplanıp sohbet ederiz." Dedi. Ne güzel. Ben galiba biraz asosyal biri olduğumdan böyle arkadaş gruplarına hiç dahil olamamıştım. Dahil olma şansı elde etmemiştim. Ama şimdi bir şansım vardı. Gülümsedim bu düşüncelerime. Arya başını hafifçe eğmiş bana bakıyordu boyu benden birazcık kısa olmasına rağmen. Uzun boylu oluşumu seviyordum. Havalı hissettiriyordu.

"Seni onlarla tanıştırınca eminim iyi anlaşacaksınız. Bundan sonra hep beraber olacağız, hazır olmalısın." Gülümsedim. Sanırım gerçekten bir şansım vardı. "Umarım dediğin gibi olur." Demekle yetindim.

Yol boyunca anlatıp durmuştu. Sanırım insanlarla konuşmayı, onlara birşeyler anlatmayı seviyordu. Zaten çok neşeli biriydi ve sosyal olduğu her halinden belli oluyordu. İnsanlarla ilişkisinin iyi olduğunu anlayabiliyordum. Sevmiştim onu. En başta çok tatlı bir kızdı. Hem dış görünüş olarak hemde konuştuğum kadarıyla anladığım buydu. İyi bir insan olduğu annelerimizin arkadaşlığından belliydi. Arya sevilmeye layık bir insandı ve ben onu sevmiştim. Arkadaş olarak kabul ediyordum bu saatten sonra.

Sahil kenarına vardığımızda sahilde görünen zaten sadece dört kişi vardı. Küçük bir ateş yakmış etrafına oturmuşlardı. Göz gezdirirken Emre'yi de görünce emin oldum. Arya hızlı adımlarla onların olduğu yere ilerlerken bende onun gibi hızlı şekilde peşinden ilerliyordum.

Yanlarına vardığımda önce öylece ayakta dikildim. Ayakta dikilen birini görünce hepsi başını yukarı doğru yani bana çevirdi ve hepsinin gözü benim üzerimde durdu. Emre başını kaldırıp beni gördüğü an gülümsedi. İstemsizce bana da bulaştı bu gülümseme. "Hoşgeldin." Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Hoşbuldum." Dedim karşılık olarak. Ardından bakışlarımı tamamen Emre'ye odaklamamaya çalıştım. "Selam bu arada herkese."

Nasıl da sosyal bir insanım ama? Nasıl güzel konuşma becerilerimi belli ediyorum, hepiniz gördünüz mü?

İçlerinden yüzü biraz daha yuvarlak olan kumral saçlı kahverengi gözlü bir çocuk gülümsedi. "Selam." Dedi. "Alper ben, hoşgeldin." Bu bir. diye geçirdim içimden. Arya o sırada pıtı pıtı Alper'in yanındaki boş yere doğru ilerliyordu. Gülümsedim. Ayakta kalmıştım. "Merhaba, Bade bende." Dedi Alper'in hemen sol tarafında oturan kız. Güzel ve olgun görünen bir yüzü vardı. Açık kumral saçlara, açık bir tene sahipti. Gözleri de tıpkı saçları gibi kahverengiydi. Gülümsedim ona da. Bu iki, diye devam ettirdim içimden. Bade'nin hemen yanında oturan çocuk bana döndü başını kaldırıp. "Selam. Hüseyin ben." Biraz daha soğuk gibiydi. Alper'e göre daha koyu kahverengi saçlara, daha koyu gözlere sahipti. Ayrıca yüzü de yuvarlak değildi. Ama yakışıklı olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Daha az samimi şekilde gülümsedim ona da. Bu üç.

Emre başını yeniden yerden kaldırdı. Bana yeniden gülümsedi. Bu kez gözlüğünü takmıştı ve onu daha da yakışıklı gösteriyordu sanki. Gülünce yanaklarında minik çukurlar oluşuyordu. Gülümsedim bende. Ona yine gülümsedim. "Emre bende." Güldüm. "Memnun oldum, Feyza ben. Hoşbuldum." Diyerek hepsine karşılık vermiş oldum. Hepsi başını salladı. Boş yer aramaya başladı gözlerim. Tek boş yere takılı kaldı. Tam karşımda, Arya ve Emre'nin ortasında bir boşluk oluşmuştu. Birkaç hızlı adımda oraya vardım ve oturdum.

"Nereden geliyorsun?" Diye sordu Bade. Başımı ateşten kaldırıp hemen karşımda oturan Bade'ye çevirdim. "İzmir." Dedim. "Annem burada ama ben İzmirde okuduğum için oradayım." Kaşları şaşırmış gibi havaya kalktı. "Tek mi yaşıyorsun?" Alper'in merak dolu ses tonu ile gülümsedim. "Hayır." Dedim. "Bir abim, bir de ablam var. Onlarla beraber yaşıyorum." Arya gülümsüyordu. "Kaç yaşındasın?" Hüseyin'in sesi ile bu sefer ona döndü bakışlarım. "On yedi." Dedim. Yabancılara karşı mı böyleydi, normal hali miydi anlamamıştım ama bende istemeden biraz daha soğuk şekilde cevap vermiştim. "Şubatta on sekiz olacağım. Siz?" Dedim hepsini kastederek. "On sekiz." Diye cevapladı sorumu Emre. Bu ortamda ona imalı bir bakış atmak istememiştim ama yandan bakış atabilmiştim. O ise gülümsüyordu.

Bir süre geçtikten sonra kendimi yalnızca ateşi izlerken bulmuştum. Zaman geçtikçe herkes konuşmayı bırakmış, ateşi izlemeye koyulmuştu. Bu sessiz anlarda fark etmiştim ki Arya, Alper ile sevgiliydi. Şuan da da başını onun omzuna yaslamış duruyordu. Tıpkı onlar gibi Bade ve Hüseyin de birlikteydi. Hüseyin kolunu Bade'nin omzuna dolamış, onu göğsüne çekmişti. Arya'nın bakışları arada bana çarpıyordu. Bende ona hafif tebessüm ile karşılık veriyordum.

Ne zaman arkadaş olduklarını çok merak ediyordum. Tanıştığım bütün bu insanlar Arya gibi değildi. Çok daha soğuk gibi gelmişlerdi. Ya da bana karşıydı bu tavır. Doğal olarak. Tanımadıkları, ilk defa gördükleri biriydim. Dışarıdan görünen izlenimim çok mu kötüydü, soğuktu? Sevgisiz, sert birine mi benziyordum? Bu beni üzerdi. Hiçbir zaman insanların gözünde kötü biri olmak istememiştim.

Ateşi izlemeye devam ederken birinin koluma dokunmasıyla irkilerek başımı kaldırdım. İrkilmeme sebep olan kişi Emre'ydi. Ona baktım. Başımı iki yana salladım sorarcasına. "Dalmışsın." Diye fısıldadı. Anlam veremeyerek boş bakışlar attım ona. Güldü. Güzel güldü. "Sıkıldın mı?" Derin bir nefes aldım. Diğerlerine çevirdim bakışlarımı. Bade ile Hüseyin ayrı bir dünyada gibi sohbet ediyor, gülüşüyorlardı. Arya'nın gözleri kapanmıştı, Alper de başını onunkine yaslamıştı.

Yeniden Emre'ye döndüm ve başımı salladım. Tekrar gülümsedi. Ardından ayağa kalktı. Üzerini silkelerken ona baktım anlamayarak. Diğerlerine baktım. Hiç birinin umurunda gibi görünmüyordu. Emre'ye döndüğümde bana uzattığı elini gördüm. "Gel hadi." Diye fısıldadı. Kaşlarımı çattım. Gözlerini kırptı. Bakışlarım tekrar bana uzattığı eline döndü. Tutmak istesemde ihtiyacım yokmuş gibi yaparak ayağa kalktım.

Gözlerime bakması bile yetiyordu. Beni tanıması mutlu ediyordu. Beni değerli hissettiren nadir insanlardan olduğu için hayranlık duyuyordum aslında Emre'ye karşı. Ve bu hayranlıktan doğan sevgimi belli etmek beni rahatlatıyordu.

Gülerek gözlerini devirdiğini gördüm. "Ayıp. Kaç yıllık arkadaşınım o kadar." Güldüm bende. "Kendim kalkabiliyorum Emre." Başını omzuna yatırdı. "Öyle olsun." Kıkırdadım. O sırada elinin at kuyruğuma ilerlediğini gördüm. Saçımı yüzüme savurdu. Gıcıklık olsun diye yaptığını biliyordum. "Ya-" der demez hızla omzuna vurdum. "Oha! Elin niye bu kadar ağır senin?" Dedi. "Sen unutmuşsun hep böyleydi." Yüzümde gurur dolu bir sırıtış vardı. "Peki, tatlı kız." Dedi yanağıma yavaşça şaplak atarken. Ona tekrar sinir dolu yüz ifademi gösterdim. Son kelimesi midemi bulandırmıştı sadece. İltifat sevmeyen, üstüne alınmayan ve hiç karşılık veremeyen bir insandım, sadece tiksiniyordum.

Kumsaldan çıkıp sahil yolunda yürümeye başlamıştık. "Nasıl gidiyor?" Diye sordu. Güldüm. "Herşey yolunda sanırım.." diye yanıtladım. "Senin?" O da güldü tıpkı benim gibi. "Benimde yolunda.. sanırım." Başımı salladım. "Nasıl tanıştınız?" Diye sordum kendimi tutamadan. Kaşlarını çatarak bana döndüğünden emindim ama başımı kaldırmadım. "Kiminle?" Alt dudağımı dişlerim arasına aldım. Kemirirken durdum. "Onlar ile." Ardından başımı kaldırdım. Gülümsedi. Bu, bakışlarımın istemsizce yumuşamasına neden olmuştu. "Buraya yaklaşık üç ya da dört yıldır her yaz geliyorum. Onlarla da burada tanıştık." Diye cevap verdi. Benim buraya uğramadığım bu sürede o yaz aylarını burada, arkadaşları ile geçirmişti. Buruk bir tebessüm oluştu yüzümde. "Güzel. Sevindim." Dedim ama mırıltı şeklinde çıkan sesimi duyduğundan emin değildim.

Sahil yolunun neredeyse yarısını esir alan mükemmel mısır kokusu ile gözlerim kocaman açıldı ve etrafta mısırcı aramaya başladım. Elimi saran sıcaklık hissedince kocaman açılan gözler ile ellerime baktım. Avucunu saran bir el vardı. Bakışlarımı yukarı kaldırdım ve bana gülen gözler ile bakan Emre'yi gördüm. Kaşlarım çatılmıştı sorar gibi. O ise gülümsüyordu. "Hâlâ çok seviyorsun değil mi?" Diye sordu. "Ne yapıyorsun sen, Emre?" sorusuna soru ile karşılık verirken bir yandan elimi ondan kurtarmaya çalışıyordum. "Mısır alayım ister misin?" Bütün sakinliği ile elimi tutmaya devam ediyordu. Durdum. Gözlerim parlamıştı resmen. Heyecanla başımı salladım. "Olur, isterim." Dedim. Gülümsemesi genişledi. Ardından hızla ilerlemeye başladı. Beni de elimden tutarak peşinden sürüklüyordu.

Mükemmel kokan bir mısır tezgahı karşımıza çıkmıştı bile. Gerçi kokusu her yeri sarmıştı. Koşmaya başladım. Tezgahın önünde birkaç kisi vardı. "Emre, koş!" Diye seslendim. Koşarken arada arkama bakıp onu kontrol ediyordum. "Koşsana! Bitecek yoksa Emre!" Dediğimde güldüğünü duyup ona döndüm. "Sakin ol," dedi. "İki kişi mısır alınca bitmez, merak etme." Dedi. "Ama bizde iki kişiyiz!" Dedim bu kez. "Tamam, ben yemeyeyim," kaşlarımı çattım. "O zaman bir tane almış oluruz." Göz devirdim. "Dalga geçiyorsun!" Güldü. "Ama sakin ol diyorum ya sana." Derin nefes verdim. "Tamam, sakinim." Dedikten sonra önüme döndüm. "Hadi gidelim."

Ben bir köşede oturmuş, ayaklarımı sallayıp yere vurarak mısırımı beklerken Emre sesli fakat yavaş adımlarla yanıma geliyordu. Başımı kaldırıp ona bakınca gülümsedim. Yanıma otururken elindeki mısırlardan birini bana uzattı. Parlayan gözler ile mısırı elinden aldım. Ardından hemen bir ısırık aldım. Mükemmeldi her zamanki gibi. "Afiyet olsun." Emre'nin sözlerine yalnızca başımı sallayarak karşılık verdim. Mısırımı yemek dışında birşeyle uğraşmak istemiyordum şu anda. "Özlemiş misin?" Dedi. Ona döndüm. Ağzındaki lokmayı yuttuktan sonra, "Anlamadım?" Gülümsedi. "Küçükken annemler alıyordu ya, beraber yiyorduk.." düşündüm. Evet, öyleydi. Yüzümde tebessüm oluştu. Başımı salladım. "Özlemişim.." dedim. "Sen?" Başını salladı bir ısırık alırken. "Özlemişim." Gözleri gözlerimdeydi. Gülümseyerek mısırımı yemeye koyuldum.

"Emre," diye seslendim. Merakım üstün gelmişti. Sormak gerekenleri sormalıydım. Bana döndü. "Efendim?" Diye yanıtladı. "Merak ettiğim birkaç küçük şey var da," başını salladı. "Sorabilir miyim?" Gülümsedi. "Sorabilirsin, dinliyorum." Gülümsedim. "Arkadaşların ile tanıştım.. genel olarak iyi insanlara benziyorlar," diye başladım. Başını sallayarak karşılık verdi. "Beni çok sevmediler mi, anlamadım. Mesela Hüseyin soğuktu biraz. Normalde de öyle mi?" Gülümsemesi genişledi. "Hayır, değil. Tam tersidir hatta." Kaşlarımı çattım. "Ama sorun Bade aslında. O biraz kıskandı seni." Yüzümü buruşturdum. "Neden? Ne alaka?" Bana bakınca gözlerimiz buluştu. "Çok alaka arkadaşım." Dedi. "Arya sen gelmeden haber verdi herkese. Fotoğraflarını gösterdi, çok güzel olduğunu söyledi haklı olarak." Bakışlarımı kaçırdım. "Bu durum Bade'nin hoşuna gitmedi sanırım. Hüseyin de ona kul köle olduğu için, Bade için sorun, onun için de sorun." Kaşlarım havalandı. "Ben Bade için sorun muyum?"

Ay götüm!

Başını salladı. Ardından kulağıma eğilip fısıldadı. "Biraz gıcık bir insan olduğu net bir gerçek." Güldüm. "Neyse," dedim. "Bence de, boşver sen yani."

"Feyza! Emre! Ne yapıyorsunuz siz burada?" Gözlerim kocaman açılarak sesin geldiği yöne döndü. Sesi tanımamak imkansız hâle gelmişti neredeyse. "Kaçaklar sizi!" Arya'nın sözlerine yüzümü buruşturdum. Emre ise elindeki mısırı gösterdi. "Mısır yiyorduk.." dedi. Alper'in ufak çaplı kahkahasını dinledik. "Neden yanımızda değilsiniz?" Dedi Arya ellerini beline yerleştirerek. "Biraz dolaşmak istedik, olamaz mı? Uzun zaman oldu biz görüşmeyeli." Diye söze hızla girdi Emre. Gülümsedim. Arya bana baktı ifademi sorgular şekilde. Başımı salladım. "Siz nereye peki?" Diye sormadan edemedim. "Bade ile Hüseyin sıkıldıklarını söyleyip gittiler," diye başladı Alper. "Beni de annem çağırdı." Diye devam etti Arya. "Alperle beraber gidiyoruz o yüzden, gelmek ister misin bizimle?" Düşündüm. Ardından cebimden telefonumu çıkarıp saate baktım. Geç olmuştu ve annem hâlâ beni aramamıştı. Ben şok!

Ağzımı açıp birşey söyleyeceğim sırada, "Yok, siz gidin. Biz beraber gideriz ben bırakırım onu." Kaşlarımı hafifçe çatarak Emre'ye döndüm. O da bana döndü. Göz kırptı gülümseyerek. Ardından çaresizce Arya'ya döndüm. Arya ise bana ima ile gülümsüyordu. "İyi peki, gidelim biz." Derken sesi yine ima doluydu. "İyi geceler." Gülümsedim. "İyi geceler."

"Gidelim mi?" Başımı salladım.

"Olur."

BÖLÜM SONU🌊

Bir bölümü daha bitirdik canlarım. Umarım keyifli bir bölüm olmuştur ve sevmişsinizdir. Yorum yapın, beğenin, oy verin oldu mu? Sizi seviyroum. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Öptüm. 💕✨🙃