2. bölüm · GÜNEŞİ BEKLERKEN
1. SAKLI YAZ
Selam! Eğer bunu okuyorsanız çok teşekkür ederim.
Güneşi Beklerken şuanda Watpadde de yayında fakat Vaveyla karşıma çok fazla çıkmaya başladı ve bende buraya da yüklemek istedim.
Umarım beğenirsiniz. Bölümleri haftada bir atmayı düşünüyorum. Eğer burada okumaya başladıysanız ve Wattpad kullanıyorsanız bana oradan da destek olun. Keyifle okuyun, beğenin, yorum yapın. Teşekkür ederim!!!
_____________________________________________________________
` Bölüm 1; Saklı Yaz🌅
Yağmur olsan binlerce damla arasından bulur tutardım seni, çünkü korkarım, toprak aldığını vermiyor geri..
Cemal Süreya
------
Yakamir'in taş sokakları, çocukluğumla geleceğimin sessiz çatışmasına tanık oluyordu. Her adımım, yıllardır hatırladığım o eski evlerin renkli çatılarından yansıyan güneşle birleşiyor, içimde hem huzur hem hafif bir hüzün bırakıyordu. Denizin tuzlu kokusu, rüzgârın yüzüme değen serinliği ve uzakta hafifçe çarpan dalgaların sesi… Hepsi bana yazın, değişimin ve küçük sürprizlerin habercisi olduğunu fısıldıyordu.
Küçük bir kafeden gelen kahve kokusu, sahilde sallanan kayıklar, iskeleye vurmuş güneşin parıltısı… Tüm bunlar, Yakamir’i sadece bir kasaba değil, sanki kendi hikâyemin bir parçası hâline getiriyordu. İçimdeki yalnızlık, burada farklı bir şekle bürünüyordu; alışık olduğum mesafeli duruşumun yerine merak ve biraz da heyecan gelmişti.
Adımlarımı yavaşlattım ve bir an durup etrafa baktım. Her köşe, her taş bana çocukluğumu hatırlatıyor; ama aynı zamanda gelecekte yaşanacak olanların, belki de bu yazın getireceği sürprizlerin ipuçlarını taşıyordu. Ve o an fark ettim ki… bu yaz, Yakamir’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı..
"Feyza!" İsmimi haykıran ses ile etrafı incelemeye son verdim. Önüme döndüğümde yüzündeki gülümseme ve heyecanla bana bakan annemi gördüm. Gülümsedim. Her zamanki gibi genç görünüyordu ve çok güzeldi. Birkaç adımda yanıma ulaşıp hızlıca boynuma sarıldı. "Selam." Dedim sadece. Annem geri çekilip omuzlarından tuttu. Bana bakarken iyice gülümsedi. "Hoşgeldin." Dediğinde başımı salladım. "Hoşbuldum, anne." Sırtımdaki çantam ve minik valizim dışında eşya getirmemiştim. Annem koluma girdi. Valizimi ise diğer eli ile sürüklemeye başladı. "Gel, gidelim. Yakamir seni özledi, eh yani bende. " Dedi gülerek. Bende gülümsedim. "Bende burayı özledim, eh tabi seni de. Hem.. hiç değişmemiş buralar.." Dedim. Başını salladı annem.
Yazlık evimizin bahçesine girdik. Önce durup eve baktım. Hâlâ aynıydı. Gülümsedim. "Gel hadi. İçeri girelim." Dedi annem hafifçe sırtıma vurarak. Başımı sallayıp ilerledim. Annem valizimi içeri götürürken ben girip evin kapısını kapattım. "Acıkmışsındır. Ne yapayım sana? Ne istersin?" Diye sordu annem. Ona döndüm. "Aç değilim anne, yorma kendini." Dedim. "Olmaz öyle şey. Canın ne çekiyorsa söyle, yapayım ben sana." Gülümsedim. Başımı hafifçe eğdim. "Havuçlu kek yapar mısın?" Diye sorduğumda gülümsedi. "Yaparım tabii." Dedi neşeyle. Gülümsedim.
"Ben odama çıkayım bir. Kitaplarımı özledim." Başını salladı. Merdivenler yardımı ile üst kata çıktım ve biraz ileride solda olan odama girdim. Odam sanki ortadan ikiye ayrılıyordu. Bir kısmı kitap rafları ve çalışma masamdan oluşuyordu, diğer kısımda ise yatağım, yatağımın yanında bulunan komodin ve minik makyaj masası vardı.
Önce kitaplarımın doldurduğu rafa doğru ilerledim ve kitaplarıma baktım. Onlar en değerli seylerimdi. Kendi paramı kazanıyordum ben. Kitaplarım ile video çekiyordum. Onlarla ilgili detayları paylaşıyor, editler yapıyordum. Bu sayede birçok takipçi kazanmıştım. Ve şimdi de paramı kazanıyordum. Kendi evimde de bir oda dolusu kitabım vardı, burada da odamdaki raflar kitap doluydu. Hepsini kendi paramla almıştım. Yıllar içinde oluşmuştu o oda. Bu raf.
Gülümsedim. Elimi kitaplardan gezdirdim. Ardından yatağıma oturdum. Pencereden dışarı baktım. Sahil buradan görünüyordu. Yatağımın hemen yanındaki komodinime baktım. İki çekmecesi vardı. İlk çekmeceyi açıp içine baktım. İçinde tokalarım vardı. Ve kitaplarımın kutularından çıkan defterler vardı. Çekmeceyi kapatıp diğerini açtım. Bir fotoğraf vardı. Kaşlarım çatıldı. Arkasında bir tarih vardı.
15 Eylül 2014 / Pazartesi
Bir okul sırasıydı. Yanımda bir erkek çocuk vardı. O bana bakmıştı, ben ise kameraya gülümsüyordum. İlkokula başladığım ilk gündü. Ve büyük ihtimalle annem çekmişti bu fotoğrafı. Gülümsedim. Kağıdın arkasında birşey daha yazıyordu.
Feyza ve Emre
Emre.
Yabancı değildi. İlkokulda, ortaokulda sınıf arkadaşımdı kendisi. Lise de aynı lisede okuyorduk ama sınıfı farklıydı. Onuncu sınıfta sınıfları karıştırmışlardı ve bu yüzden onu bir süredir görmüyordum.
Fotoğrafı tekrar çekmeceye koydum. Yataktan kalktım ve tekrar aşağı indim. Annem keki yapmaya başlamıştı. Onu görünce gülümsedim. "Anne," başını kaldırıp bana baktı. "Ben bir kasabayı dolaşsam olur mu?" Diye sordum. Gülümsedi. "Olur tabii, git, gez. O sırada ben keki yaparım gelince yersin, olur mu?" Başımı salladım. "Görüşürüz. Geç kalmam." Diyerek kapıdan çıktım.
Buranın havası her zaman bana iyi gelirdi. Şimdi yüzüme hafifçe hafif duran ve saçlarımı uçuşturan bir rüzgar vardı. Yürürken etrafıma baktıkça gülümsüyordum. Çünkü her yer hâlâ aynıydı ve hiç değişmemişti. Sahilin, denizin kokusunu olduğum yerden bile alabiliyordum. Dükkanlar vardı yan tarafımda. Takı dükkanları, bakkal, fırın, kıyafet dükkanları, Deniz malzemelerin satan dükkanlar vardı her tarafta.
Yürümeye devam ederken, "Kız, Feyza?" Diye bir ses duymam ile başımı yukarı kaldırdım. Yabancı bir yüz değildi gördüğüm. Kasabanın yerlisi Meryem teyzeydi. Gülümsedim. Ellerimi belime yerleştirip, "Buyurun, benim?" Dedim ima ile. Ardından gülümsedim. "Gelmişsin." Dedi sorar gibi. Başımı sallarken gözlerimi kırptım. "Geldim." Dedim. "Bir süre buradayım." Gülümsedi. "İyi bari, şükür bunca sene sonra yüzünü gördük." Dediğinde başımı eğdim. "Görmeyince iyice büyümüş güzelleşmişsin.." gülümsedim. "Teşekkür ederim." Diyebildim yalnızca.
Daha fazla konuşmadan, hızlı adımlarla oradan uzaklaşmıştım. Doğrusu yürüdükçe acıktığımı hissetmeye başlamıştım. Bir de önünden geçtiğim fırından mis gibi kokular gelince karnım guruldamıştı. İstemsizce içeri adımladım. "Kolay gelsin." Dedim. Fırıncı abi kafasını kaldırıp bana baktı. Yüzüne bir tebessüm yerleşti. "Sağol kızım. Hoşgeldin." Başımı eğdim. "Hoşbuldum. Valla mis gibi koktu, dayanamadım girdim içeri." Dedim. Tebessümü büyüdü. "Ben iki tane boyoz alsam olur mu?" Dedim. "Tabi, vereyim hemen." Abi tezgahın önünde bulunan sıcak boyozlardan ikisini alıp kağıda sardı. Ardından küçük bir poşete koyup bana verdi. Çantamdan cüzdanımı çıkarırken abi eli ile beni durdurdu. Şaşkınlık ile ona bakarken, "Dur kızım," dedi. "Bu sefer benden olsun, afiyetle ye olur mu?" Gülümsedim ve başımı eğdim. "Teşekkür ederim." Dedim. "Hayırlı işler abi.." diyerek çıktım fırından.
Bu kasabayı bu yüzden seviyordum. Bana bu yüzden iyi geliyor, huzur veriyordu. Her nereye gidersem gideyim, hangi dükkana uğrarsam uğrayayım içerden yüzümden gülümseme eksik şekilde çıkmıyordum. Bu kasaba yüzümdeki tebessümün en büyük sebebiydi.
Sahil yolundaki banklardan birine oturdum. Ve poşetimin içinden hala sıcak olan boyozu çıkardım. Ağzıma götürüp bir ısırık aldığımda gerçekten acıkmış olduğumu fark ettim. Boyozumu yerken bile etrafı izlemekten alıkoyamıyordum kendimi.
Etrafa bakarken gördüğüm yüz lokmamın boğazımda kalmasını sağlamıştı. Öksürük krizine girmiştim bir anda. Şükür lokmamı sağ şekilde yuttum ve öksürüğüme son verdim.
"Feyza?" Dedi karşımdaki ses. Birkez daha yutkunup ona baktım. Birkaç saniye boş boş göz kırpıştırdım önce. Fakat aklıma gelince, "Emre?" Diye mırıldandım. Kaşlarımı çatmıştı, benim ise kaşlarım havaya kalkmıştı. Yüzünde minik bir meraklı tebessüm oluştu. Aynı anda,
Ne işin var senin burada?" Diye sorduk. Gülüşümü engelleyemedim. "Önce senin cevap vermeni istiyorum." Dedim hemen toparlayarak. Etrafına baktı. "Yazlığa geldim..?" Dedi sorar gibi. "Ha, peki." Dedim önüme dönerek.
Yanıma oturduğunu fark ettim. "Sen cevap vermeyeceksin sanırım..?" Dediğinde güldüm ama utanmıştım. Kendimi çok salak hissettim bir an için. "Küçüklüğümden beri her yaz gelirdim normalde buraya. Annemde burada yaşıyor. Ama birkaç senedir gelemiyordum. Burası ikinci evim gibi." Diyerek açıkladım. Başını salladı. Ardından ayağa kalktı. "Afiyet olsun sana," derken güldü. Ona baktım. Kınayıcı bir bakıştı. Sonuçta gülmüştü bana. Komik mi görünüyordum? "Ben gideyim. Sonra görüşürüz." Diyerek ayrıldı.
Sonra görüşürüz müydük? Neden? Neden görüşecekmişiz acaba? Bir daha nerede görüşecektik sanki? Bu çocuk da abartıyor, diye düşünmeden edemiyordum.
Kendi düşüncelerime göz devirip ayağa kalktım. Elimdeki poşeti en yakın çöp kutusuna bırakıp eve doğru adımladım.
Kapının ziline basmamdan birkaç saniye sonra annem açtı kapıyı. Beni görünce yüzünde koca bir gülümseme yer edindi. Onun gülümsemesi bana da bulaştı ve tebessüm ettim. İçeri girdiğimde mükemmel bir kek kokusu her yeri sarmıştı.
"Çok güzel kokuyor.." diye mırıldandı. "Yersin değil mi?" Diye sordu annem. Heyecanla başımı salladım. Annem mutfağa ilerlerken onun peşine takıldım. Kekten bir dilim kesip tabağa koydu. Mis gibi kokuyu bir kez daha içime çektim. Tabağı seri şekilde alıp minik masaya oturdum ve keki yemeye koyuldum. "Ellerine sağlık, annem. Harika olmuş!" Dedim lokmamı hızlıca yutarak. "Afiyet olsun birtanem. İstediğin kadar ye." Gülümsedim. Tabağımı hızlıca bitirip kalktım.
"Anne," dediğimde kafasını kaldırıp bana baktı. "Ben odamda biraz uyuyacağım. Birşey olursa uyandırırsın zaten." Dedim. Annem tebessüm etti. "Tamam canım, sen dinlen." Dedi. Gülümseyip odama ilerledim.
🌊
Uyandığımda akşam güneşi odama vuruyordu. Gözlerimi araladım. Ardından yatağımda doğruldum. Açık penceremden içeri giren serin rüzgar tenime değiyor, saçlarımı geriye atıyordu. Kendi kendime gülümsedim çünkü huzurlu hissediyordum. Burada olmam gerekiyordu ve ben buradaydım.
Yatağımdan kalkıp odadan çıktım ve aşağıya, yani salona indim. Annem telefonla konuşuyordu. Karşısındaki koltuğa oturduğumda beni ancak fark etmişti. Yüzünde yine her zamanki tebessümü oluştu. Bende gülümsedim.
"Tamam canım," dedi annem telefonla konuşurken. "Aa, güzel olur. Feyza da gelir hem. Tamam canım, aynen." Kaşlarımı çattım. Nereye gidecektim? Kiminle? "Görüşürüz, canım." Diyerek konuşmasına son verdi ve telefonu kapattı. Kaşlarımı çatarak ona baktım. "Anne?" Dedim. "Nereye gidiyoruz?" Gülümsedi. "Sahile." Dedi. "Denize girersin belki, iyi gelir sana." Duyunca gülümsedim. "Tamam, olur." Dedim. "Peki kiminle?" Diye sordum. "Bir arkadaşım var. Kızı ile sahile gidecekmiş beni de çağırdı. Gideriz beraber." Diye yanıtladı sorumu. "Hem kızı seninle yaşıt. Tanışırsınız olmaz mı?" Başımı salladım. "Olur anneciğim. Tanışırız." Dedim. "Git hazırlan istersen," kaşlarım havaya kalktı. "Hemen mi?" Başını salladı. "Akşam güneşi daha var ya, akşam gidelim, sahil güzel oluyor bu saatlerde." Kaşlarım indi. "Tamam o zaman." Diyerek yeniden yerimden kalkıp odama ilerledim.
Minik valizimi açtım ama deniz için pek birşey getirmemiştim. Odamdaki gardrobumu açtım. Evet. Burada vardı. Sarı renkli minik çiçek desenli bikini takımı aldım. Üzerine giymek için beyaz bir srapplez üst birde kot şort aldım.
Giyindikten sonra saçlarımı biraz dağınık bir şekilde açık bıraktım . Yüzüme güneş kremi sürerken annem kapıyı çaldıktan sonra içeri girdi. Ona baktım. "Hazır mısın?" Diye sordu. "Evet." Dedim başımı sallarken. Kremin kapağını kapatıp masama bıraktım. Ardından yataktan kalktım. Yatağımın sandalye olarak kullanıyordum. "Ben çantamı alayım sen aşağı in." Dedi. Başımı salladım. "Sonra da çıkarız, tamam mı?" Göz kırptım cevap olarak.
Odamdan çıkarken çantamı aldım. Onun içinde telefonum falan vardı işte. Annemin dedigini yapıp aşağı indim. Çok geçmeden o da merdivenlerden indi. "Çıkalım." Başımı salladım ve kapıyı açtım. Önce o çıktı ardından bende çıkıp kapıyı kapattım. "Kilitleyecek misin?" Diye sordum. Bana döndü. "Neden kilitleyeyim?" Gülümsedim. Buradaki kuralları unutmuştum. "Peki." Dedim gülümsemeye devam ederken.
Sahile ilerlerken denizin tuzlu ve serin kokusu burnuma doluyordu. Etraf ışıl ışıldı her zamanki gibi. Taşlı yollar adımımı her attığımda beni selamlıyor gibi hissediyordum. Yüzümdeki gülümsemeyi hiçbir şekilde silemiyordum.
Yolda giderken yüzüme vuran her zamanki serin rüzgar saçlarımı uçuruyordu. Yüzüme gelen saçlarımı geriye atarken ayağım yoldaki taşlardan birine takıldığında neredeyse düşüyordum. Ama neyseki düşmeyerek, rezil olmaktan son anda kurtulmuştum.
Arkama baktığımda annem yürümeye devam ediyordu umursamaz şekilde. O bile fark etmesiyle kimse görmemiştir diye düşünerek yürümeye devam ettim ama aynı şeyin bir kez daha yaşanmaması için gözüm sürekli yerdeki taşlara kayıyordu. Böyle giderse de birine çarpıp yeri boylayacak, beş kat daha fazla rezillik çıkmış olacaktı! Bu da havamı tıpkı bir balon gibi söndürürdü..
Kumsala vardığımızda annem önce durdu. Ardından yüzündeki kocaman gülümseme ile el salladı. El salladığı tarafa baktım. Bir kadın vardı ve serdiği örtü üzerinde oturmuştu. Başındaki mükemmel şapkası, gözlükleri ile ikon gibi görünüyordu. Yüzümdeki gülümsemeyi saklayamadım. Ardından annemin peşinden ilerlemeye başladım.
Karşımdaki kadın güzel bir kadındı. Sapsarı saçları kesinlikle doğaldı. Gözüne taktığı güneş gözlüğünü çıkarınca elaya yakın açık kahverengi gözlerini gördüm. Gerçekten güzel bir kadındı. Annem ile sarıldılar önce. Ardından kadın bana döndü. "Annen fotoğraflarını göstermişti ama bu kadar güzel olduğunu görememişim demek ki.." deyince mahcup şekilde gülümsedim. "Teşekkür ederim. Sizde çok güzelsiniz." Diyerek itiraf ettim. Gülümsedi.
Annemler ile otururken örtünün üzerindeki atıştırmalıklardan yiyor, kulağıma taktığım kulaklık ile müzik dinliyordum. Çok fazla şarkı dinleyen ve söyleyen bir insandım. Hatta geçen sene müzik öğretmenim sayesinde okulda yapılan büyük konserde şarkı söylemiştim.
İnsan öyle boş bi' eve ait hisseder mi?
Aklım dolu, kalbim alacaklı şişe dibi.
Dizlerim üşümeden yakardım eskileri,
Bi' sana kıyamam..
Kulağımda çalan şarkıyı seviyor, bir süredir dinliyordum. Tam gözlerimi kapatıp şarkıya odaklanırken annemin sesi buna engel olmuştu. Kulaklığımı çıkarıp ona baktım. "Efendim anne?" Dedim. "Denize girmek istemez misin, canım?" Diye sorduğunda bakışlarımı denize çevirdim. Gülümsedim ama.. çok da hevesli değildim yani.
Benden cevap gelmeyince annem birşey demedi. O sırada kumsalda, olduğumuz yere adeta koşarak gelen bir kız gördüm. Karşımdaki kadın kızı görünce gülümsedi. "Hah, Arya'm da geldi işte." Deyince bakışlarımı kıza çevirdim. Tıpkı kadın gibi sarı saçlara sahipti ama gözleri maviydi ve adeta parlıyordu. İsminin Arya olduğunu anında öğrenmiştim. Demek ki annemin bahsettiği yaşıtım olan kız buydu. Kız bana bakınca ister istemez tebessüm ettim. Hemen soğuk bir görüntü vermek istemedim. "Kızım, Arya ile tanışın, yaşıtsınız zaten, iyi anlaşırsınız." Dedi annem. Başımı salladım çünkü.. çünkü başka ne yapabilirdim ki?
"Merhaba!" Dedi kız neşe ile. Bakışlarım anında ona döndü. Elini uzatmıştı. "Arya ben." Dediğinde uzattığı elini tutup sıktım. "Feyza." Yeterliydi. "Memnun oldum Feyza." Dediğinde dudaklarımı birbirine bastirip hafifçe tebessüm ettim ve başımı salladım. "Bende, Arya." Diye karşılık verdim. Tuttuğu elimi bırakmadan, "Denize girelim mi?" Diye sordu. Afallamış gibi görünmemin sebebi afallamış olmamdı. Benden cevabı alamayan Arya ayağa kalktı elimi tutarken. Başını omzuna yatırıp bana bakmaya devam etti. Bakışlarım onu takip etti. Başımı salladım. "Gel." Dedi beni kolumdan tutup çekiştirirken.
Denize yakın olan kısımda giyinme kabini vardı. Hızla girip üzerimdeki şortu çıkardım ardından üzerime giydiğim straplez üstü de çıkardım ve bikini takımım ile kabinden çıktım. Kabinin başında beni bekleyen Arya benden önce giyinmişti. Onu görünce istemsizce gülümsedim. Kızın güzelliği karşısında mahcubiyetten gülmek zorunda kalıyordum. Beni görünce o da gülümsedi. Onun üzerinde de tozpembe bir bikini takımı vardı.
Birlikte denize ilerledik. Boyu benden birkaç santim kısaydı. Sohbet arasında benden bir yaş büyük ve reşit olduğunu öğrenmiştim. Üniversite sınavında istediği puanı alamadığı için bu yaz tatil yapmaya karar vermiş. Normalde babası ile kalıyormuş ama tatile annesinin yanına gelmiş. Evet, birkaç dakikada bu detayları öğrenmiştim.
Arya elimi tutup denize koşmaya başlayınca şaşkınlıkla gözlerim irileşti ama Arya sayesinde kendimi suda bulmuştum. Afallamam onu güldürmüştü. Kendimi hemen toparladım ve onunla birlikte güldüm. Bana su atmaya başlayınca sinirlenip bende onu su attım. Ama kız suratına dalga yemiş gibi sırılsıklam olmuştu. Gülümsedim. İyi birine benziyordu.
Birlikte beraber yüzmek eğlenceliydi. O da eğleniyordu. Yani.. en azından öyle görünüyordu. "Güzel hissettiriyor mu?" Diye sordu sesini yükselterek. Ona döndüm. Bana su atmaya yeniden başladı. Bende ona attım tabikii.. "Kesinlikle!" Diye bağırdım bende onun gibi. Güldü yeniden. Bu kız gerçekten çok güzeldi ve tatlıydı. Gülerken ona hayran kalmamak imkansızdı.
Bende onun gibi gülerken gülüşüm, arkamdan bir ses duymam ile hızla ve sertçe kesildi. Olduğum yerde durdum.
"Selam." Dedi önce Emre'nin tok sesi. Arkamdaydı ve ben hiçbir şekilde ona dönmüyordum. Ama yüzündeki gülümsemeyi net şekilde gözümün önüne getirebiliyordum. Ki o da güldüğünü daha rahat anlayayım diye yeniden konuştu:
"Sonra görüşürüz derken bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim."
Bölüm Sonu!
İlk bölümü nasıl buldunuz?
Umarım karakterler hoşunuza gitmiştir!
Yorumlarınızı çok merak ediyorum. Umarım beğenmişsinizdir!
💙☀️
____
Wattpadde kitabın playlisti ve kalan detaylar var, kullananlar oradan da bakabilirler. Destek olmayı unutmayın lütfen! 🤍
