GÖREV VE AŞK kitap kapağı

2. bölüm / 6

GÖREV VE AŞK

BÖLÜM 2 Gece Toplantısı

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 2 Gece Toplantısı

Akşam saat sekizi geçtiğinde hâlâ ofisimdeydim.

Masamın üzerinde duran dosyaya bakıyordum ama tek bir satır bile okumuyordum.

Aklım depoda bulduğum fotoğraftaydı.

Zeynep.

Tek başına.

Bir kafeden çıkarken çekilmiş sıradan bir fotoğraf.

Sıradan görünüyordu.

Ama o fotoğrafın orada bulunması sıradan değildi.

Bir insanın fotoğrafını gizli bir depoda saklamak için bir sebep gerekir.

Hele ki o insan, şirket sahibinin kızıysa...

Çekmecemi açıp kahverengi zarfı tekrar çıkardım.

Fotoğrafları masanın üzerine dizdim.

Kenan.

Arslan.

Murat.

Ve Zeynep.

Dördünün aynı dosyada bulunması tesadüf olamazdı.

Telefonumu elime aldım.

Fotoğrafı tekrar inceledim.

Zeynep'in üzerinde açık renk bir kaban vardı. Saçları omuzlarına düşüyordu. Fotoğrafın çekildiği yer belli belirsiz seçiliyordu.

Arka planda küçük bir tabela vardı.

Yaklaştırdım.

Mimoza.

Bir kafe.

İstanbul'un Avrupa yakasında.

Fotoğrafın tarihine baktım.

Üç ay önce.

Aynı gün Murat'ın Arslan Lojistik'in sahibiyle görüştüğü tarih.

Bu artık tesadüf sınırlarını aşmıştı.

Telefonumu masaya bıraktım.

Tam o sırada kapı çaldı.

"Gel."

Kapı açıldı.

Murat.

"Kenan Bey hazır."

Ayağa kalktım.

Murat'ın yüzüne baktım.

Normal görünüyordu.

Fazlasıyla normal.

"Toplantı nerede?"

"Şirket dışında."

"Adres?"

"Ben söyleyeceğim."

Başımı salladım.

Ceketimi aldım.

Murat kapıya yöneldi.

Ben de arkasından çıktım.

Koridorda yürürken gözlerim onun ellerindeydi.

İnsanların yüzlerine bakarak yalan söyleyip söylemediklerini anlamaya çalışmak kolaydı.

Eller ise daha zordu.

Murat'ın sağ eli sürekli cebine gidiyordu.

Bir şey taşıyor olabilir miydi?

Yoksa ben artık her hareketin altında bir anlam arayacak kadar şüpheci mi olmuştum?

Asansöre bindik.

Murat düğmeye bastı.

Aşağı inerken ikimiz de konuşmadık.

Asansörün aynasında göz göze geldik.

Murat gülümsedi.

"Bugün biraz dalgınsın."

"Yoğun bir gün."

"Zor bir iş mi?"

"Her işin zoru var."

Başını salladı.

"Doğru."

Sonra tekrar önüne döndü.

Ben de sustum.

Ama artık emindim.

Bu adamın benden sakladığı bir şey vardı.

---

Şirketten çıktığımızda hava kararmıştı.

Murat siyah araca bindi.

Ben sürücü koltuğuna geçtim.

"Adres?"

"Boğaz tarafına."

"Tam olarak?"

"Yolda söyleyeceğim."

Motoru çalıştırdım.

Aracı yola çıkardım.

Yaklaşık on dakika boyunca hiçbirimiz konuşmadık.

Sonunda Murat telefonundan bir adres açtı.

"Buraya."

Ekrana baktım.

Şehrin daha sakin, daha korunaklı bölgelerinden birindeydik.

"Özel bir ev mi?"

"Evet."

"Kim yaşıyor?"

Murat bana baktı.

"Bu gece çok soru soruyorsun."

Gözlerimi yoldan ayırmadım.

"İşimin bir parçası."

"Her şeyi bilmek zorunda değilsin."

"Ben de zaten her şeyi sormuyorum."

Murat sustu.

Birkaç dakika sonra büyük demir kapıların önünde durduk.

Kapılar açıldı.

İçeri girdik.

Büyük bir villa.

Dışarıdan bakıldığında bir iş adamının özel davet verebileceği türden bir yerdi.

Ama çevredeki güvenlik...

Fazlaydı.

En az altı kişi vardı.

Silah taşıdıkları belli oluyordu.

Arabadan indim.

Murat yanıma geldi.

"Kenan Bey içeride."

"Başka kim var?"

"Senin bilmen gereken kişiler."

Gülümsedim.

"Bugün herkes aynı şeyi söylüyor."

Murat cevap vermedi.

İçeri girdik.

Salonda dört kişi vardı.

Kenan pencerenin önünde duruyordu.

Yanında tanımadığım iki adam.

Ve...

Zeynep.

Onu gördüğüm anda adımlarım yavaşladı.

Üzerinde siyah, zarif bir elbise vardı. Saçları açık bırakılmıştı.

Ama bu kez yüzünde sabahki rahat ifade yoktu.

Gergindi.

Beni görünce gözleri doğrudan bana döndü.

Bir şey söylemedi.

Ben de söylemedim.

Kenan yanımıza geldi.

"Alparslan."

"Efendim."

Sonra Zeynep'e baktı.

"Senin burada ne işin var?"

Zeynep babasına döndü.

"Sen çağırdın."

"Ben mi?"

"Evet."

Kenan'ın yüzündeki şaşkınlık gerçek gibiydi.

Ama ben onun gerçek şaşkınlığını daha önce görmüştüm.

Bu o değildi.

Bir şey saklıyordu.

Zeynep bana baktı.

"Babam seni gönderecek sanıyordum."

"Ben de."

Kenan araya girdi.

"Bu gece herkes burada olacak."

İki adamdan biri ayağa kalktı.

"Başlayalım mı?"

Kenan başını salladı.

Masaya geçtik.

Ben Zeynep'in karşısındaki sandalyeye oturdum.

Masadaki dosyalardan birinin üzerinde yine aynı isim vardı:

Arslan Lojistik.

Dosyayı açtım.

Kenan konuşmaya başladı.

"Yarın gece sevkiyat var."

Bir an durdu.

"Bu sevkiyatın sorunsuz tamamlanmasını istiyorum."

"Ne taşınıyor?"

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Kenan bana baktı.

Sonra dosyayı kapattı.

"Bunu bilmen gerekmiyor."

İçimden küfrettim.

Ama yüzüme yansıtmadım.

Tam o sırada Zeynep konuştu.

"Ben neden buradayım?"

Kenan ona döndü.

"Çünkü artık bazı şeyleri bilmenin zamanı geldi."

Zeynep'in yüzündeki ifade değişti.

"Ne gibi şeyleri?"

Kenan cevap vermedi.

Bunun yerine bana baktı.

"Alparslan, bu gece Zeynep seninle gelecek."

Sandalyemde hafifçe geriye yaslandım.

"Ne?"

Zeynep de aynı anda konuştu.

"Ne?"

Kenan sakinliğini koruyordu.

"Yarınki sevkiyatla ilgili bazı belgeler Zeynep'te."

Zeynep'in yüzü bembeyaz oldu.

"Bende belge falan yok."

Kenan'ın bakışları sertleşti.

"Var."

"Hayır."

"Zeynep."

"Babam, gerçekten bilmiyorum."

İlk kez onun sesinde korku duydum.

Kenan masaya doğru eğildi.

"Çantandaki dosyayı çıkar."

Zeynep birkaç saniye hareket etmedi.

Sonra yavaşça çantasını açtı.

İçinden siyah bir dosya çıkardı.

Masaya bıraktı.

Ben dosyaya baktım.

Dosyanın üzerinde tek bir kelime vardı:

KARAHAN.

Zeynep'in gözleri bana döndü.

Sanki ilk kez gerçekten yardım istiyordu.

Ve o an anladım.

Bu gece artık sadece bir operasyon değildi.

Zeynep'in hayatı da bu işin içindeydi.

Dosyayı açtım.

İlk sayfayı gördüğümde nefesim kesildi.

Çünkü sayfanın altında benim gerçek ismim yazıyordu.

ALPARSLAN DEMİR.

Kanım çekildi.

Biri gerçek kimliğimi biliyordu.

Ve o dosya...

Zeynep'in çantasından çıkmıştı.

Dosyaya baktığım anda dünyadaki bütün sesler bir anlığına kesildi.

Sayfanın üzerinde adım yazıyordu.

ALPARSLAN DEMİR.

Gerçek adım.

Altında doğum tarihim, görev bilgilerim ve yıllardır kimseyle paylaşmadığım bazı kişisel bilgiler vardı.

Gözlerimi sayfadan kaldırmadım.

Çünkü kaldırırsam yüzümdeki şaşkınlığın herkes tarafından görüleceğini biliyordum.

Benim gerçek kimliğimi bilen insan sayısı çok azdı.

Kenan'ın bilmesi mümkün değildi.

Murat'ın bilmesi mümkün değildi.

Zeynep'in ise...

Hiçbir şekilde mümkün olmaması gerekiyordu.

Sayfayı yavaşça çevirdim.

İkinci sayfada fotoğrafım vardı.

Polis akademisinden mezun olduğum gün çekilmiş eski bir fotoğraf.

Üzerimde üniforma vardı.

Fotoğrafın yanında başka bilgiler yer alıyordu.

Görev geçmişim.

Kullandığım bazı sahte kimlikler.

Hatta operasyonla ilgili bazı ayrıntılar.

Birinin dosyaya erişimi vardı.

Ve bu biri yalnızca benim kimliğimi öğrenmekle kalmamıştı.

Operasyonun tamamını biliyordu.

Dosyayı kapattım.

Kenan bana bakıyordu.

"Bir sorun mu var?"

Sesindeki sakinlik dikkatimi çekti.

"Yok."

Dosyayı ona doğru ittim.

"Bu dosya nedir?"

Kenan dosyaya bakmadı bile.

"Sen açtın."

"İçinde benim bilgilerim var."

"Fark ettim."

İçimdeki öfke yükseldi.

Ama belli etmedim.

"Bu bilgiler nereden geldi?"

Kenan birkaç saniye sustu.

Sonra arkasına yaslandı.

"Belki de sana kim olduğunu hatırlatmak için koyduk."

"Ben kim olduğumu biliyorum."

"Gerçekten mi?"

Bu kez gözlerini üzerime dikti.

O cümle bir tehdit gibi havada kaldı.

Zeynep ikimize bakıyordu.

Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Ben hiçbir şey anlamıyorum."

Kenan kızına döndü.

"Sen anlamak zorunda değilsin."

"Babam, az önce bana dosya verdin ve şimdi Alparslan'ın adını gördüğün hâlde sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun."

Kenan'ın yüzü sertleşti.

"Zeynep."

"Hayır."

Ayağa kalktı.

"Ben burada neden olduğumu bilmek istiyorum."

Kenan da ayağa kalktı.

"Çünkü artık çocuk değilsin."

Zeynep'in gözleri doldu.

Ama ağlamadı.

"Ben senden hiçbir zaman çocuk muamelesi istemedim."

Odada ağır bir sessizlik oluştu.

Ben ikisini izlerken başka bir şey düşünüyordum.

Dosya.

Dosyayı kim hazırlamıştı?

Ve neden Zeynep'in çantasındaydı?

Zeynep'in dosyadan haberi olmadığı açıktı.

Bunu yüzünden okuyabiliyordum.

Ama bu, onun tamamen masum olduğu anlamına gelmiyordu.

Belki de biri onu kullanıyordu.

Belki de Zeynep'in haberi olmadan çantasına bırakılmıştı.

Belki...

Telefonum cebimde titreşti.

Çıkarmadım.

Tekrar titreşti.

Bu kez çıkardım.

Ekranda bilinmeyen numara vardı.

Bir mesaj.

"Dosyayı kapat. Yoksa Zeynep ölür."

Bir an nefesim kesildi.

Gözlerimi Zeynep'e çevirdim.

O hâlâ babasıyla tartışıyordu.

Mesajı tekrar okudum.

Sonra ekranı kapattım.

Bu artık bir operasyon değildi.

Bir tehdit vardı.

Ve tehdit doğrudan Zeynep'e yönelikti.

Telefonu cebime koydum.

Kenan bana döndü.

"Bir sorun mu var?"

"Yok."

Bu kez yalan söylemek daha zor geldi.

Çünkü odadaki herkesin bir sırrı vardı.

Benimki en büyüğüydü.

---

Toplantı yarım saat sonra sona erdi.

Kenan diğer adamlarla birlikte ayrı bir odaya geçti.

Murat peşlerinden gitti.

Ben ise salonda kaldım.

Zeynep pencerenin önünde duruyordu.

Birkaç saniye onu izledim.

Sonra yanına gittim.

"İyi misin?"

Bana dönmedi.

"Hayır."

İlk kez sesindeki sertlik yoktu.

"Babam son zamanlarda çok değişti."

"Nasıl?"

"Eskiden bana her şeyi anlatırdı."

"Şimdi?"

"Şimdi hiçbir şey anlatmıyor."

Camdan dışarı baktı.

"Bir şeylerden korkuyor."

"Belki de seni korumaya çalışıyordur."

Zeynep başını çevirdi.

"Sen de mi ona inanıyorsun?"

"Ben kimseye kolay inanmam."

Gülümsedi.

"Senin sorunun bu."

"Benim sorunum mu?"

"Evet."

"Niye?"

"Çünkü sürekli herkesten şüpheleniyorsun."

Bir adım bana yaklaştı.

"Benim hakkımda da şüpheleniyor musun?"

Bu soru beklemediğim kadar doğrudandı.

Gözlerinin içine baktım.

"Bilmem."

"Öğrenmek ister misin?"

Bir an cevap veremedim.

Zeynep'in bakışları değişti.

Sanki aramızdaki mesafeyi fark etmişti.

Ben geri çekildim.

"Buradan gitmemiz gerekiyor."

"Nereye?"

"Babanın söylediği yere."

"Seninle mi?"

"Evet."

"Yalnız mı?"

"Evet."

Zeynep birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

"Tamam."

---

Arabaya bindiğimizde saat 23.18 olmuştu.

Şehir geceye teslim olmuştu.

Sokak lambaları asfaltın üzerine uzun çizgiler bırakıyordu.

Zeynep yanımda sessizce oturuyordu.

Bir süre sonra konuştu.

"Alparslan."

"Evet?"

"Dosyada gördüğüm isim..."

Direksiyonu daha sıkı tuttum.

"Ne olmuş?"

"Senin gerçek adın mı?"

Cevap vermedim.

Zeynep bana baktı.

"Senin adın gerçekten Alparslan Demir mi?"

İçimdeki bütün alarm sistemleri yeniden çalışmaya başladı.

"Zeynep..."

"Ben sana yalan söylemiyorum."

"Ben de sana yalan söylemek istemiyorum."

"Bu cevap değil."

Haklıydı.

Ama gerçek kimliğimi açıklamam mümkün değildi.

"Dosyada gördüğün her şeye inanma."

"Senin hakkında yazan şeyler doğru mu?"

Sessizlik.

"Alparslan."

"Zeynep, bazı soruların cevaplarını şu an vermem mümkün değil."

"Demek ki doğru."

Başımı ona çevirmeden konuşmaya devam ettim.

"Benimle ilgili ne düşündüğün önemli değil."

"Benim için önemli."

Bu kez ona baktım.

Gözleri üzerimdeydi.

"Niye?"

Cevap vermedi.

Birkaç saniye sonra yüzünü cama çevirdi.

"Çünkü sana güvenmek istiyorum."

Bu cümle beklemediğim bir yere dokundu.

Ben yıllardır insanların bana güvenmesini sağlamak için yalan söylüyordum.

İlk kez biri bana gerçekten güvenmek istediğini söylüyordu.

Ve ben ona güvenmemem gerektiğini biliyordum.

---

Yaklaşık yirmi dakika sonra şehir merkezinden uzaklaştık.

Zeynep etrafa baktı.

"Nereye gidiyoruz?"

"Henüz bilmiyorum."

"Nasıl yani?"

"Bir adres aldım."

Telefonumu kontrol ettim.

Konum değişmişti.

Biri bana yeni bir adres göndermişti.

Mesajı açtım.

"Zeynep'i buraya getir."

Altında bir konum vardı.

Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.

"Tek başına gelme."

Zeynep telefonu elimde gördü.

"Kim?"

"Kimse."

"Yine mi yalan?"

"Zeynep..."

"Ben aptal değilim."

Haklıydı.

Arabayı yolun kenarına çektim.

Motoru kapattım.

Zeynep bana döndü.

"Burada ne oluyor?"

Cevap vermeden önce uzun bir nefes aldım.

"Henüz bilmiyorum."

"Sen polissin."

Bu kez gerçekten donup kaldım.

Zeynep gözlerini gözlerime dikti.

"Dosyada gördüm."

Kalbim hızlandı.

"Ne gördün?"

"Polis akademisi fotoğrafını."

Sessizlik.

"Alparslan Demir."

Sesini alçalttı.

"Sen kimsin?"

O an önümde iki seçenek vardı.

Yalan söylemek.

Ya da hayatım boyunca koruduğum sırrı ilk kez birine açmak.

Fakat daha ben karar veremeden arabanın uzağında bir ışık yandı.

Sonra bir araç daha.

Ardından üçüncü.

Üç siyah araç, yolun karşı tarafında durdu.

Zeynep bana baktı.

"Onlar kim?"

Elimi kapı koluna götürdüm.

Gözlerimi araçlardan ayırmadım.

"Arkanı dönme."

"Neden?"

"Çünkü bizi takip etmiş olabilirler."

Zeynep'in nefesi hızlandı.

Ben ise yıllardır ilk kez görev sırasında gerçekten korktuğumu hissettim.

Kendim için değil.

Yanımda oturan kadın için.

Çünkü o gece anlamıştım:

Artık Zeynep sadece soruşturmanın bir parçası değildi.

Benim en büyük zaafım hâline geliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18