SONSUZLUĞUN PRENSİ BÖLÜM-5

Vaveyla Yazarı: Sude .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: SONSUZLUĞUN PRENSİ BÖLÜM-5

Siluet yavaşça yere indi.

Kar taneleri etrafında dönüyor, fakat hiçbirisi ona dokunmadan yere düşüyordu.

Gümüş taçlı adam başını kaldırdı.

Gözleri buz mavisiydi.

Prens, onun yüzünü gördüğü anda geriye doğru bir adım attı.

Çünkü karşısındaki adamın yüzü…

Kendi yüzüne ürkütücü derecede benziyordu.

“Sen kimsin?”

Adam cevap vermedi.

Bakışlarını Leya'ya çevirdi.

“Bunca zaman sonra hâlâ beni hatırlamaman şaşırtıcı.”

Leya'nın gözleri doldu.

“Unutmadım.”

Adam hafifçe gülümsedi.

“Öyleyse korkuyorsun.”

Leya geri çekildi.

Prens onun önüne geçti.

“Bir daha ona yaklaşma.”

Adamın yüzündeki gülümseme büyüdü.

“Onu koruyabileceğini mi sanıyorsun?”

“Evet.”

“Geçmişte de böyle söylemiştin.”

Prens dondu.

“Geçmişte?”

Adam başını eğdi.

“Sen beni hatırlamıyorsun. Ama ben seni hatırlıyorum.”

Varen araya girdi.

“Yeter.”

Sonsuzluğun Prensi ona döndü.

“Sen hâlâ konuşmaya cesaret edebiliyor musun?”

Varen'in yüzü sertleşti.

“Ben yalnızca görevimi yaptım.”

“Görevini mi?”

Adam bir anda Varen'in karşısında belirdi.

“Sen iki çocuğu birbirinden ayırdın.”

Prens şaşkınlıkla Leya'ya baktı.

“Ne çocukları?”

Leya gözlerini kapattı.

“Biz.”

Adam konuşmaya devam etti.

“Sen ve Leya aslında Sloven Şatosu'nun varisleriydiniz.”

Prens nefesini tuttu.

“Ne?”

“Fakat şatonun gerçek gücü iki kişiye birden ait olamazdı.”

Adam elini kaldırdı.

O anda duvardaki eski resimler canlandı.

Prens ve Leya'nın çocukluk görüntüleri yeniden ortaya çıktı.

Ardından görüntü değişti.

Bir savaş…

Yanan bir şato…

Ağlayan Leya…

Ve küçük prensin elinden çekilip götürülmesi…

Prens başını tuttu.

“Hayır…”

Anılar zihnine akın ediyordu.

Sonra bir ses duydu.

Küçük Leya'nın sesi:

**“Beni bırakma!”**

Prens gözlerini açtı.

Leya karşısında ağlıyordu.

“Sen beni bıraktın.”

“Ben bırakmadım.”

“Biliyorum.”

Leya gülümsedi.

“Bizi ayırdılar.”

Tam o anda Sonsuzluğun Prensi elini uzattı.

“Artık seçim zamanı.”

Odanın ortasındaki girdap büyümeye başladı.

“Biriniz kendi dünyasına dönecek.”

Prens Leya'ya baktı.

“Ya diğeri?”

Adam cevap verdi.

“Diğeri sonsuzlukta kalacak.”

Leya sessizce öne çıktı.

“Ben kalacağım.”

Prens ona döndü.

“Ne?”

Leya gözlerini kapattı.

“Bu kez seni bırakmayacağım.”

Fakat Sonsuzluğun Prensi gülümsedi.

“Seçim senin değil.”

Girdap bir anda ikisini içine çekmeye başladı.

Ve kule karanlığa gömüldü.

---

**Bölüm Sonu.**

## 6. BÖLÜM — KAYIP ANILAR

Prens gözlerini açtığında kendisini şatonun bahçesinde buldu.

Ama şato eskisi gibi değildi.

Kar yoktu.

Her yer çiçeklerle doluydu.

Güneş parlıyordu.

“Burası…”

Çocukluğundaki Sloven Şatosu'ydu.

Bir çocuk sesi duyuldu.

“Beni yakalayamazsın!”

Prens arkasını döndü.

Küçük Leya koşarak bahçeden geçiyordu.

Arkasından da kendisinin çocuk hali koşuyordu.

Prens donup kaldı.

“Bu bir anı.”

Leya'nın çocuk hali ağacın arkasına saklandı.

Küçük prens onu buldu.

İkisi gülmeye başladı.

Prens onları izlerken gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Bunu neden hatırlamıyorum?”

Arkasından bir ses geldi.

“Çünkü hatırlamanı istemediler.”

Prens döndü.

Sonsuzluğun Prensi oradaydı.

“Sen kimsin gerçekten?”

Adam birkaç saniye sessiz kaldı.

“Ben senin kaybettiğin tarafınım.”

Prens anlamadı.

“Ne demek bu?”

“Sen dünyaya gönderildiğinde hafızan silindi.”

“Sen de?”

“Ben burada kaldım.”

Prens geriye çekildi.

“Yani…”

“Evet.”

Adam ona yaklaştı.

“Sen ve ben aslında aynı ruhun iki yarısıyız.”

Prens'in yüzü bembeyaz oldu.

“Bu mümkün değil.”

“Bu yüzden yüzlerimiz birbirine benziyor.”

Prens gözlerini kapattı.

O anda başka bir anı gördü.

Leya'nın elinde gümüş bir kolye vardı.

Kolye ona uzatılıyordu.

“Bunu kaybetme.”

Küçük prens kolyeyi aldı.

“Bir gün geri geleceğim.”

Leya gülümsedi.

“Söz mü?”

“Söz.”

Anı bir anda değişti.

Varen onları ayırıyordu.

Ve Leya bağırıyordu:

“GİTME!”

Prens gözlerini açtı.

“Varen bizi neden ayırdı?”

Sonsuzluğun Prensi cevap vermedi.

Çünkü arkalarında Leya belirmişti.

“Çünkü benim yüzümden.”

Prens ona döndü.

“Ne?”

Leya'nın sesi titriyordu.

“Ben Sloven Şatosu'nun gücünü taşıyan kişiyim.”

“Bunun bizim ayrılmamızla ne ilgisi var?”

“Eğer sen burada kalırsan…”

Leya sustu.

“Gücüm seni yok eder.”

Prens başını salladı.

“Buna inanmıyorum.”

Leya ona yaklaştı.

“İnanmak zorundasın.”

Tam o sırada şatonun bütün pencereleri aynı anda karardı.

Sonsuzluğun Prensi başını kaldırdı.

“Artık bizi buldular.”

Prens şaşkınlıkla baktı.

“Kim?”

Cevap karanlığın içinden geldi.

**“Avcılar.”**

---

**Bölüm Sonu.**

## 7. BÖLÜM — GÜMÜŞ KURTLAR

Şatonun kapıları bir anda açıldı.

Dışarıdan yüzlerce gümüş kurt içeri girdi.

Fakat saldırmıyorlardı.

Hepsi Leya'nın etrafında bir çember oluşturdu.

Prens şaşkınlıkla baktı.

“Bunlar seni koruyor.”

Leya başını salladı.

“Onlar beni değil…”

Bir kurda baktı.

“...mührü koruyor.”

Prens anlamadı.

“Ne mührü?”

Leya pelerininin yakasını açtı.

Boynunda gümüş kurt sembolü parlıyordu.

“Bu.”

Prens kolyesini çıkardı.

İki sembol birbirine yaklaştığında ışık saçmaya başladı.

Sonsuzluğun Prensi geriye çekildi.

“Hayır.”

Prens ona baktı.

“Neden korktun?”

“Çünkü o mühür kırılırsa…”

Adam cümlesini tamamlayamadı.

Varen konuştu.

“Dünya ile sonsuzluk birbirine karışır.”

Prens kaşlarını çattı.

“Yani?”

“İki dünya aynı anda var olamaz.”

Leya'nın yüzü gerildi.

“Biri yok olacak.”

Birden dışarıdan çığlıklar duyuldu.

Gümüş kurtlar havaya bakıyordu.

Gökyüzü çatlamaya başlamıştı.

Siyah bir çizgi gökyüzünü ikiye böldü.

Sonsuzluğun Prensi fısıldadı:

“Başladı.”

Prens ona döndü.

“Neyi durdurabiliriz?”

Adam ilk kez çaresiz görünüyordu.

“Hiçbir şeyi.”

Leya ileri çıktı.

“Yanılıyorsun.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.