2. bölüm / 30
GÖLGELERİN PRENS VE PRENSESİSANDIĞIN SIRRI BÖLÜM-2
Bölümler 30Şu an: SANDIĞIN SIRRI BÖLÜM-2
- 1 GÜMÜŞ KURT BÖLÜM-1230 kelime
- 2 SANDIĞIN SIRRI BÖLÜM-2554 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 KUZEY KULESİ BÖLÜM-3627 kelime
- 4 SONSUZLUK KAPISI BÖLÜM-4672 kelime
- 5 SONSUZLUĞUN PRENSİ BÖLÜM-5721 kelime
- 6 KIRILAN MÜHÜR BÖLÜM-6306 kelime
- 7 AVCILARIN SIRRI BÖLÜM-7365 kelime
- 8 İNFERNO'NUN KAPISI BÖLÜM-8369 kelime
- 9 ÖLÜLERİN KRALİÇESİ BÖLÜM-9167 kelime
- 10 İKİ KARDEŞ BÖLÜM-10149 kelime
- 11 SÖZ BÖLÜM-11132 kelime
- 12 SİYAH TAÇ BÖLÜM-12142 kelime
- 13 KALBİN BEDELİ BÖLÜM-13143 kelime
- 14 İKİ DÜNYA BÖLÜM-14125 kelime
- 15 İHANET BÖLÜM-15127 kelime
- 16 SON PLAN BÖLÜM-16133 kelime
- 17 SONSUZLUĞA GİDEN BÖLÜM-17107 kelime
- 18 SONSUZLUK BÖLÜM-18146 kelime
- 19 SONSUZLUĞUN KALBİ BÖLÜM-19134 kelime
- 20 YENİDEN DOĞUŞ BÖLÜM-20215 kelime
- 21 GÖLGELERİN DÖNÜŞÜ BÖLÜM-21178 kelime
- 22 RUHUN İKİ YARISI BÖLÜM-22158 kelime
- 23 ÜÇÜNCÜ GÖLGE BÖLÜM-23155 kelime
- 24 YENİDEN DOĞAN ŞATO BÖLÜM-24107 kelime
- 25 DÜŞMÜŞ KRAL BÖLÜM-25104 kelime
- 26 GEÇMİŞİN SAVAŞI BÖLÜM-2680 kelime
- 27 KAN BAĞI BÖLÜM-27111 kelime
- 28 GÖLGELERİN BİRLEŞMESİ BÖLÜM-2896 kelime
- 29 SON GÖLGE BÖLÜM-29108 kelime
- 30 SONSUZ SÖZ BÖLÜM-30179 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Prens, sandığın kapağını araladığında nefesini tuttu.
İçeride altınlar, mücevherler ya da eski savaş silahları yoktu.
Sadece siyah bir kumaşa sarılmış küçük bir kutu ve kutunun üzerinde duran, yıllar önce şatoda gördüğünü hatırladığı gümüş bir kolye vardı.
Prensin elleri titremeye başladı.
“Bu… imkânsız.”
Kolye, şatonun eski prenseslerinden birine aitti.
Ama o prenses yıllar önce sonsuzluğa gönderilmişti.
Ve kolyenin üzerinde yalnızca bir sembol bulunuyordu:
Bir gümüş kurt.
Prens kolyeyi eline aldığı anda ormanın içinden korkunç bir uğultu yükseldi.
Başını hızla çevirdi.
Az önce kaybolan gümüş kurt, birkaç metre ötede yeniden ortaya çıkmıştı.
Bu kez gözleri gri değil, sanki ay ışığını içine hapsetmiş gibi bembeyazdı.
Prens yavaşça ayağa kalktı.
“Kimsin sen?”
Kurt cevap vermedi.
Sadece başını çevirip ormanın daha karanlık bir bölümüne baktı.
Sonra yeniden prense döndü.
Prens, elindeki kolyeye baktı.
Bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordu.
Tam kolyeyi cebine koyacakken siyah kutunun kendi kendine açıldığını gördü.
Kutunun içinden eski bir kâğıt çıktı.
Prens kâğıdı eline aldı.
Üzerinde yalnızca birkaç cümle vardı.
**“Vakti dolduğunda dönen herkes, geldiği kişi olarak dönmez.”**
Prensin kaşları çatıldı.
Kâğıdın altındaki yazıyı görünce ise olduğu yerde donup kaldı.
Çünkü o yazıyı tanıyordu.
Yıllar önce, şatoda çocukken yanında büyüdüğü prensesin el yazısıydı.
“Prenses…”
Dudaklarından dökülen kelime, karların arasında kayboldu.
Fakat kâğıdın arkasında bir cümle daha vardı.
**“Beni bulmak istiyorsan, şatonun kuzey kulesine gel.”**
Prens birkaç saniye boyunca kâğıda baktı.
Kuzey kulesi…
Yıllardır kimsenin girmesine izin verilmeyen kule.
Efsaneye göre sonsuzluğa gönderilen prens ve prenseslerin son kez görüldüğü yerdi.
Prens sandığı kapattı.
Tam ayağa kalktığı sırada arkasından bir ses duydu.
“Geç kaldın.”
Prens hızla arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Sadece karların üzerinde iki farklı ayak izi vardı.
Biri kendisine aitti.
Diğeri ise…
Bir insana aitti.
Prens elini kılıcının kabzasına götürdü.
“Kim var orada?”
Sessizlik.
Sonra ağaçların arasından kırmızı bir kumaş parçası süzüldü.
Prens kumaşı yerden aldı.
Kırmızı bir pelerinin parçasıydı.
Ve kumaşın üzerinde aynı gümüş kurt sembolü vardı.
Prensin kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Demek gerçekten geri döndün…”
O sırada uzaklardan bir kadın sesi duyuldu.
“Ben geri dönmedim.”
Prens olduğu yerde kaldı.
Ses yeniden duyuldu.
“Beni buraya geri getirdiler.”
Prens, sesin geldiği yöne doğru birkaç adım attı.
Ağaçların arasından beyaz saçları görünen bir kız yavaşça ortaya çıktı.
Üzerinde kırmızı bir pelerin vardı.
Bembeyaz teni ay ışığında neredeyse parlıyordu.
Turuncu gözleri doğrudan prense bakıyordu.
Prens onu gördüğü anda nefesi kesildi.
Çünkü yıllar önce sonsuzluğa gönderilen prensesin yüzünü hatırlıyordu.
Ama karşısındaki kız…
O değildi.
En azından tamamen değildi.
Kız birkaç adım daha attı.
“Beni hatırlıyor musun?”
Prens cevap veremedi.
Kızın bakışları elindeki gümüş kolyeye kaydı.
“Onu buldun.”
Prens kolyeyi sıkıca tuttu.
“Sen kimsin?”
Kız başını hafifçe kaldırdı.
“Bunu sana söylemeden önce bilmen gereken bir şey var.”
“Ne?”
Kızın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Sloven Şatosu artık sandığın gibi bir şato değil.”
Prens şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne demek istiyorsun?”
Kız arkasındaki karanlık ormana baktı.
“Çünkü sonsuzluk kapısı yeniden açıldı.”
Tam o anda şatonun uzaklarından büyük bir çan sesi yükseldi.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez…
Prensin yüzündeki ifade değişti.
“Bu çan…”
Kız gözlerini kapattı.
“Evet.”
Gümüş kurt, ikisinin arasında durdu ve gökyüzüne doğru uzun bir uluma bıraktı.
Kız prense döndü.
“Prens…”
“Ne?”
“Eğer şatoya geri dönersen, bir daha dışarı çıkamayabilirsin.”
Prens gözlerini şatoya çevirdi.
Karların arasında yükselen Sloven Şatosu artık eskisinden çok daha karanlık görünüyordu.
Ve kuzey kulesinin en üst penceresinde…
Bir çift turuncu göz onları izliyordu.
Prens bunu henüz fark etmemişti.
Ama kız fark etmişti.
Ve fısıldadı:
“Bizi çoktan buldular.”
Bölüm etkileşimi
