SANDIĞIN SIRRI BÖLÜM-2

Vaveyla Yazarı: Sude .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: SANDIĞIN SIRRI BÖLÜM-2

Prens, sandığın kapağını araladığında nefesini tuttu.

İçeride altınlar, mücevherler ya da eski savaş silahları yoktu.

Sadece siyah bir kumaşa sarılmış küçük bir kutu ve kutunun üzerinde duran, yıllar önce şatoda gördüğünü hatırladığı gümüş bir kolye vardı.

Prensin elleri titremeye başladı.

“Bu… imkânsız.”

Kolye, şatonun eski prenseslerinden birine aitti.

Ama o prenses yıllar önce sonsuzluğa gönderilmişti.

Ve kolyenin üzerinde yalnızca bir sembol bulunuyordu:

Bir gümüş kurt.

Prens kolyeyi eline aldığı anda ormanın içinden korkunç bir uğultu yükseldi.

Başını hızla çevirdi.

Az önce kaybolan gümüş kurt, birkaç metre ötede yeniden ortaya çıkmıştı.

Bu kez gözleri gri değil, sanki ay ışığını içine hapsetmiş gibi bembeyazdı.

Prens yavaşça ayağa kalktı.

“Kimsin sen?”

Kurt cevap vermedi.

Sadece başını çevirip ormanın daha karanlık bir bölümüne baktı.

Sonra yeniden prense döndü.

Prens, elindeki kolyeye baktı.

Bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordu.

Tam kolyeyi cebine koyacakken siyah kutunun kendi kendine açıldığını gördü.

Kutunun içinden eski bir kâğıt çıktı.

Prens kâğıdı eline aldı.

Üzerinde yalnızca birkaç cümle vardı.

**“Vakti dolduğunda dönen herkes, geldiği kişi olarak dönmez.”**

Prensin kaşları çatıldı.

Kâğıdın altındaki yazıyı görünce ise olduğu yerde donup kaldı.

Çünkü o yazıyı tanıyordu.

Yıllar önce, şatoda çocukken yanında büyüdüğü prensesin el yazısıydı.

“Prenses…”

Dudaklarından dökülen kelime, karların arasında kayboldu.

Fakat kâğıdın arkasında bir cümle daha vardı.

**“Beni bulmak istiyorsan, şatonun kuzey kulesine gel.”**

Prens birkaç saniye boyunca kâğıda baktı.

Kuzey kulesi…

Yıllardır kimsenin girmesine izin verilmeyen kule.

Efsaneye göre sonsuzluğa gönderilen prens ve prenseslerin son kez görüldüğü yerdi.

Prens sandığı kapattı.

Tam ayağa kalktığı sırada arkasından bir ses duydu.

“Geç kaldın.”

Prens hızla arkasını döndü.

Kimse yoktu.

Sadece karların üzerinde iki farklı ayak izi vardı.

Biri kendisine aitti.

Diğeri ise…

Bir insana aitti.

Prens elini kılıcının kabzasına götürdü.

“Kim var orada?”

Sessizlik.

Sonra ağaçların arasından kırmızı bir kumaş parçası süzüldü.

Prens kumaşı yerden aldı.

Kırmızı bir pelerinin parçasıydı.

Ve kumaşın üzerinde aynı gümüş kurt sembolü vardı.

Prensin kalbi hızla çarpmaya başladı.

“Demek gerçekten geri döndün…”

O sırada uzaklardan bir kadın sesi duyuldu.

“Ben geri dönmedim.”

Prens olduğu yerde kaldı.

Ses yeniden duyuldu.

“Beni buraya geri getirdiler.”

Prens, sesin geldiği yöne doğru birkaç adım attı.

Ağaçların arasından beyaz saçları görünen bir kız yavaşça ortaya çıktı.

Üzerinde kırmızı bir pelerin vardı.

Bembeyaz teni ay ışığında neredeyse parlıyordu.

Turuncu gözleri doğrudan prense bakıyordu.

Prens onu gördüğü anda nefesi kesildi.

Çünkü yıllar önce sonsuzluğa gönderilen prensesin yüzünü hatırlıyordu.

Ama karşısındaki kız…

O değildi.

En azından tamamen değildi.

Kız birkaç adım daha attı.

“Beni hatırlıyor musun?”

Prens cevap veremedi.

Kızın bakışları elindeki gümüş kolyeye kaydı.

“Onu buldun.”

Prens kolyeyi sıkıca tuttu.

“Sen kimsin?”

Kız başını hafifçe kaldırdı.

“Bunu sana söylemeden önce bilmen gereken bir şey var.”

“Ne?”

Kızın yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Sloven Şatosu artık sandığın gibi bir şato değil.”

Prens şaşkınlıkla ona baktı.

“Ne demek istiyorsun?”

Kız arkasındaki karanlık ormana baktı.

“Çünkü sonsuzluk kapısı yeniden açıldı.”

Tam o anda şatonun uzaklarından büyük bir çan sesi yükseldi.

Bir kez.

İki kez.

Üç kez…

Prensin yüzündeki ifade değişti.

“Bu çan…”

Kız gözlerini kapattı.

“Evet.”

Gümüş kurt, ikisinin arasında durdu ve gökyüzüne doğru uzun bir uluma bıraktı.

Kız prense döndü.

“Prens…”

“Ne?”

“Eğer şatoya geri dönersen, bir daha dışarı çıkamayabilirsin.”

Prens gözlerini şatoya çevirdi.

Karların arasında yükselen Sloven Şatosu artık eskisinden çok daha karanlık görünüyordu.

Ve kuzey kulesinin en üst penceresinde…

Bir çift turuncu göz onları izliyordu.

Prens bunu henüz fark etmemişti.

Ama kız fark etmişti.

Ve fısıldadı:

“Bizi çoktan buldular.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.